Bölüm 586 : Ölmesini İstiyorum!

avatar
1425 0

A Will Eternal - Bölüm 586 : Ölmesini İstiyorum!


Çevirmen : Clumsy 

 

“Bai Hao birine kazara ateş yaratma yeteneğini sergilemiş ve kıskançlık uyandırmış olmalı. Bu yüzden öldürülmüştür!



“Bahse girerim ölümünden sorumlu kişi o Madam Cai’dir… Ama hala kendimi merak etmekten alamadığım bir şey var. Bai Hao’nun babası bu sıra dışı yeteneğini bilseydi ona aynı şekilde davranır mıydı? Sonuçta her büyücü klanı böyle bir dehayı eşsiz görür!


“Bai Hao… Babana ne kadar yetenekli olduğunu söyledin mi? Söylemediysen bir çıkmaza giriyoruz. Ama notlarına bakılırsa ona gerçeği söylemeyi iple çekiyormuşsun. Hatta ona on beş renkli ateş formülünü vermeyi kafaya koymuşsun…

 

“Eğer babana söylemene rağmen öldürüldüysen mesele daha da karmaşıklaşıyor…” Bai Xiaochun meselenin üzerine düşmek istemiyordu ama yapabileceği başka bir şey yoktu. Düşündükçe kalbinde daha da yoğun bir acı yükseliyordu. Öz babası tarafından fark edilmekten başka bir arzusu olmayan Bai Hao’ya acımadan edemiyordu. En sonunda iç çekti.



“Bai Hao, sana kader izin verirse intikamını alacağımın sözünü vermiştim… Ehh, şu anda ateş yaratma tekniklerine gerçekten ihtiyacım var ve ben başkalarından faydalanan biri değilim. Sen çoktan ölmüş ve yeraltı dünyasına geçmiş olabilirsin ama ben seni çırağım yapmak isterim!


“Daha önce hiç çırağım olmamıştı, o yüzden benim için bir ilk olacaksın. Sanırım bu karmanın eseri. İkimiz yaşam ve ölüm tarafından ayrıldık ama ben yine de senin Ustan olacağım!”
Bir yandan Bai Hao’nun başına gelenlere üzülüyor, bir yandan da onun kimliğini kullanıp araştırmasının izini sürmeye çalışıyordu.



“Bundan böyle çırağımsın ve seni kimin öldürdüğünü mutlaka bulacağım!” Bai Xiaochun’un gözleri bu yeni gelişmeyle birlikte öfkeyle ışıldamış ve Bai Klanı onun gözünde iyice küçülmüştü.


Çenesini kaldırarak soğuk bir şekilde mırıldandı: “Ne kadar dikkat çekersem beni o kadar erken öldürmek isterler!”


Tehlikeye gireceğini bilse de Bai Hao’nun ustası olarak başka seçeneği yoktu. Ayrıca zor durumda kullanabileceği bir kristal ruh istifleyen pagodası vardı.



“Ne baş ağrısı ama. Gösteriş yapmayı seven biri değilim ama işte geldim burada gösteriş yapmaya mahkûm bırakıldım.” deyip kafasını salladı, iç çekti, kulübesinden ayrıldı ve bazı araştırmalar yaptı.



Çok geçmeden Bai Klanı üyelerinin sınavlara katılabileceği bazı noktalar olduğunu öğrendi. Tüm klanlarda bu tarz yerler olurdu, Bai Klanındaysa ruh güçlendirme, ateş yaratma ve ruh ilacı yapma konularında özel sınavlar mevcuttu.



Kişinin sıralamasına bağlı ödüller de söz konusuydu ama Bai Xiaochun bunlara pek dikkat etmemişti. Ömrü boyunca yer aldığı tüm tarikatlarda bu tarz şeylere alışmıştı.



“Ehh,” diye düşündü kafasını sallayarak, “sanırım sıralamalara bir bakmam gerekecek.” Doğrusu Altın Özün büyük çemberindeyken gidip bir sürü Kuruluş Kadrosu velediyle uğraşmak eğlenceli olabilirdi. Heyecan dolu bir şekilde ruh güçlendirme sınavına yöneldi.



Çok geçmeden Bai Klanı ruh güçlendirme sıralamasının yer aldığı dikilitaşın önüne ulaştı. Taşın etrafında birkaç ruh güçlendirme atölyesi mevcuttu. Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatı Süperstarlarına kıyasla buradaki liste oldukça kısaydı. Ama Bai Xiaochun’un umurunda değildi. Alandaysa sınava girmek veya izlemek için gelen bir kalabalık bulunuyordu.


“Buraya kimseye zorbalık etmeye gelmedim.” diye düşündü kendi kendine. “Sadece katili çekmeye geldim!” Boğazını temizleyerek etrafa biraz daha baktı ve kendine bir ruh güçlendirme atölyesi seçti.



Kuruluş Kadrosu yetişimcileriyle mücadele edeceği için olacaklar konusunda şüphesi yoktu. Dikilitaş çabucak ışıldamaya başlamış ve Bai Hao’nun ismi listede belirmişti. Başlangıçta ilk 100de bile değildi ama çabucak yükselmeye başladı. Sonra ilk 30a ulaştı, sonra da… 1.liğe dek sıçradı!!



Öyle hızlı yaşanmıştı ki olanları fark edenlerin sayısı bile çok azdı. Ama sonra dikilitaştaki ışık giderek parlaklaşmış ve insanların soluğu kesilmiş, bakışları çevrilmişti.


“Bai Hao... 1. mi oldu?! Yedi kat ruh güçlendirme mi!?!?”



“Cennetler! O... o hız inanılmazdı!!”

 

“Bu Bai Hao... piç oğul değil, değil mi? O nasıl bu kadar hızlı böylesine güçlenebilir ki?!?!”



“Bu nasıl mümkün olabilir!?!? Bai Qi bile Kuruluş Kadrosundayken en fazla altı kat ruh güçlendirme yapabilmişti. Bai Hao’nun yedi kat yaptığına inanamıyorum!!”



Kalabalık bu konuşmalarla çalkalanırken Bai Xiaochun boğazını temizleyerek ruh güçlendirme atölyesinden çıktı. Kendisine çevrilen tüm şaşkın bakışları görmek bir hayli harika hissettirmişti.



“Hmmmphh. Bunu kendim için yapmıyorum. Çırağım dünya çapında hayran olunmanın nasıl bir şey olduğunu hissedebilsin diye buradayım.” Bai Xiaochun Altın Özün büyük çemberindeyken Kuruluş Kadrosundakilerle yarıştığı için utanmayacak kadar fena değildi.


Ama yine de çenesini kaldırmadan edememiş, parmağını şaklatmış ve sıradaki sınava yönelmişti.



Ruh ilacı sınavındakilerin sayısı ruh güçlendirmedekilerden de çoktu. Sonuçta ruh güçlendirme çok zor bir işti. Ona kıyasla ruh ilacı üretimi oldukça kolaydı. Ve Bai Klanı da bir ruh büyücüsü klanı olduğu için bu bağlamda yetenekli oldukları barizdi.


Listedeki birinci isim bir tütsülük sürede tam 27 adet düşük kalite ruh ilacı üretmişti. Bunu gören Bai Xiaochun gaza gelerek hızlıca bir ruh ilacı atölyesi seçti.



Çok geçmeden az önce yaşananlar tekrarlandı ve bir tütsülük sürenin sonunda Bai Hao ismi sıralamada 1.liğe yükseldi!


Üstelik tam 50 adet düşük kalite ruh ilacı üreterek!!



Bu en ufak tabirle şok ediciydi. Kuruluş Kadrosundaki birinin böyle bir şeyi yapması tamamıyla göz alıcıydı ve diğer klan üyeleri bunu görür görmez şaşkınlık nidaları yükselmeye başlamıştı.



“1. sıra... 50 adet!!”



“Bu imkânsız! Bai Hao... Onu tanıyorum! O bir hiç. Nasıl 1.liğe ulaşır ki!?”



“Bir kuş yıllarca şakımayabilir ama şakıdığında şarkısı herkesi şaşırtır derler!!” 



Bai Xiaochun bu konuşmaları işittikçe keyiflenmekteydi.



“Hao’er,” diye mırıldandı, “eğer ruhun bu olanları izliyorsa Ustana teşekkür etmene gerek yok. Endişelenme, ben her şeyin icabına bakacağım.” Bu mırıldanıştan sonra ateş yaratma sınavına yöneldi.


Bai Hao isminin ruh güçlendirme sınavındaki yükselişi klanı çabucak etkisi altına almış ve çok geçmeden sohbet konusu olan bu olay doğal olarak Madam Cai’nin kulaklarına da ulaşmıştı.

 

Doğu kesimindeki pagodanın altındaki alan lüks köşklerle doluydu. İçlerinden birinde bulunan Madam Cai bir vazoyu yere fırlatmıştı ve gözleri öldürme güdüsüyle parlamaktaydı. “Öldür onu. Onu öldürmeliyiz!! Yükselmesine izin veremeyiz!!”



Kadının önündeyse ciddi suratlı bir genç adam durmaktaydı. Kıyafetleri onunki kadar lüks, görünümüyse fazlasıyla yakışıklıydı. Bu kişi Bai Hao'nun abisi Bai Qi’den başkası değildi. Vazonun kalıntılarına baktıktan sonra öldürme güdüsü yükselen annesine dönerek, “Anne, lütfen sakin ol. O bir piçten fazlası değil. Onun hakkında bu kadar endişelenmene gerek yok.” dedi.



Madam Cai oğluna tepeden bakarak öfkeli bir şekilde karşılık verdi: “Belki diğer insanlar gerçeği fark etmemiş olabilir ama sen de mi etmedin sahiden? Onun ateş yaratma konusunda ne kadar yetenekli olduğunu görmüyor musun? Eğer baban bu yeteneği öğrenirse senin için büyük bir tehdit oluşur. O çocuğun ölmesi lazım!” 



Madam Cai dişlerini öfkeyle sıkarken Bai Qi kıs kıs güldü. “Abartıyorsun anne. Geçen sefer onu öldürmek için birilerini gönderdin ama planın başarıya ulaşmadı. Peki klan şefi olarak babamın bunu bildiği kesin olsa da sonrasında bir şey söyledi mi? Seni cezalandıracak bir şey yaptı mı?”


Bu sözler karşısında Madam Cai’nin gözleri irileşmişti.


“Anne, gerçekten böyle ufak bir şey karşısında bu hale gelmene gerek yok. Bai Hao ünlenebileceğini düşünüyorsa ben de gidip onu ellerimle doğramayı bilirim.” diyerek kafasını sallayan Bai Qi, rahat bir tavırla arkasını dönerek uzaklaştı.



Madam Cai ise onun gidişinin ardından bir müddet daha düşündü lakin içi rahat etmedi. Sonunda derin bir nefes alıp bir yeşim kağıt çıkartarak mesajını iletti.



“Bu gece ölmesini istiyorum!”



Konutun dışındaki Bai Qi, Bai Hao’nun şu anki konumunu içeren mesajı okumuş, dudakları soğuk bir sırıtışla çarpıklaşmıştı. Onun ateş yaratma sınavında olduğunu öğrenince de suratında bir küçümsemeyle aynı yöne yöneldi.


“Çok yakında ne kadar sıkı çalışırsan çalış ve ne yaparsan yap tek tokadımla hiçe döneceğini öğreneceksin!”

 

#Bu şirret kadın türk dizilerinden fırlamış gibi değil mi? Böyle tiplere ve gereksiz üzücü olaylara hiç tahammül edemem, o yüzden bir an önce şu meselenin sonlanmasını iple çekiyorum. 
Bu arada bizimkinin bir ölüyü çırağı olarak alması birazcık enteresandı. Ama o ölü sayesinde hem bu klandaki deva ruhunu alabilir hem de on beş renkli ateş formülünü elde edebilir. Çırağının intikamını da aldı mı oh mis. E yapılacak işler ortada, öyleyse okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18149 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37427 Bölüm Sayısı


creator
manga tr