Bölüm 525 : Kibirli Song Que

avatar
1647 0

A Will Eternal - Bölüm 525 : Kibirli Song Que


Çevirmen : Clumsy 

 

“Böyle devam ederse,” diye düşünüyordu Bai Xiaochun, “Bir gün ödülüm gerçek bir deva ruhu olur mu acaba?” Bunun ne korkunç bir anlama geldiğini fark edince bu düşünceleri bir kenara atarak bir daha asla tek başına Büyük Setin dışına çıkmama kararı aldı.

 

“Hmmmph! Dışarı çıkmak zorunda kalırsam da 10,000 adamlık kıtamı yanıma alırım. Yaban Arazilerdeki herhangi birinin beni adamlarım yanımdayken öldürebileceğine inanmıyorum! Tabii ki burada da casuslar olabilir ama Büyük Set Şehrinin ortasındayım canım!” Bu mantıkla biraz rahatlamış olsa da yeterli değildi.

 

“Dur bir saniye. Yetişim basamağım hala çok düşük. Sadece Altın Özün büyük çemberindeyim. İlerlemek istiyorsam en azından tam bir deva yaratığı ruhu setine ihtiyacım olacak. Metal, odun, su, ateş ve toprak…” Çokça savaş kredisi olsa da bir dava yaratığı ruhuyla takas edecek derecede olmadıkları kesindi.

 

Ayrıca deva yaratığı ruhlarından birini takas etmek için de tarikata dönene dek beklemek zorundaydı. Büyük Sette bir deva ruhu çıkarmak fazla riskli olurdu.

 

“Belki yetişimimi arttıramam ama Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniğimde ilerleme kaydedebilirim!” Düşüncelerinde bu noktaya varan Bai Xiaochun bir yeşim kâğıt çıkartıp ihtiyaçlarını listeledikten sonra icabına bakması için Zhao Long’a uzattı.

 

Bir tümgeneral olarak belli ayrıcalıklara sahipti. İzin alma gereği duymadan görev oluşturabilir ve tedarik talebinde bulunabilirdi.  

 

Tabii ki elindeki savaş kredisi çokluğundan ötürü pozisyonundan faydalanmak istememiş ve Zhao Long’a gerekli nesneleri alması için çokça kaynak da sunmuştu.

 

Zhao Long çok geçmeden talep edilen kıymetli materyallerle döndü ve Bai Xiaochun Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniği yetişimi için inzivaya çekileceğini duyurdu.

 

“Bu defa kendimi tutamam. Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniğimi üçüncü seviyenin büyük çemberine ulaştırmalıyım!” Derin bir nefes alarak bir toprak ruhu yumrusu çıkarttı ve ağzına attı. Yumrunun yaşam gücü içerisinde dolanırken de gözlerini kapatarak yetişime daldı.

 

O yaşam gücü hemen hemen aynı saniyede kafasına doğru ısı dalgaları gönderdi ve Ölmeyen Tendonları şekillenmeye başladı.

 

Odaklanmalı, konsantre olmalı ve işini aceleye getirmemeliydi. Neyse ki istediği kıymetli materyalleri rahatlıkla elde edeceği kadar çok kredisi vardı. Vakit geçti. Ve bir yıl geride kaldı.

 

Bu yılın çoğunu sessizce inzivada geçirmiş, nadiren dışarı çıkmıştı. Bu yüzden terfi haberi giderek etkisini yitirmişti.

 

Yarım yılın daha geride kalışıyla bu haber iyice işitilmez oldu. Bir gün inzivadaki Bai Xiaochun’un gözleri açıldı ve içlerinde adeta şimşekler görüldü.

 

Nefes alıp verişini düzenlerken iki elli bir büyü hareketi gerçekleştirerek ellerini önünde salladı ve önündeki tüm kıymetli materyaller toza döndü.

 

Ardından o tozlar ağzına uçtu ve bir anda çekildi.

 

Uçsuz bucaksız bir yaşam gücü içinde patlak vererek doğruca kafasına yönelmişti.

 

Bu noktada kafasındaki Ölmeyen Tendonları yüzde doksanı aşkın oranda tamamlanmış, yalnızca ufacık bir kısım kalmıştı. Önünde büyük bir kuvvetle açması gereken koca bir kapı varmış gibiydi.

 

Bai Xiaochun Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniğinin üçüncü seviyesinde büyük bir ilerleme gerçekleştirmeye odaklanmış haldeyken dışarıda öğlen olmuş, güneş Büyük Seti ışıl ışıl aydınlatıp ısıtmaya başlamıştı.

 

Siyah ışık sütunu uzaklarda hala görünmekteydi. Beş lejyonun yetişimcileri geride kalan bir buçuk yılda bu manzaraya alışmıştı. Pek çok kişi bilgi toplamak için gönderilse de henüz bir neticeye varılamamıştı.

 

Net olan tek şey orada şok edici yaratıkların iskeletleriyle dolu devasa bir kabristan oluşuydu. İçerisi bunun dışında boş görünüyordu.

 

Fakat Yabaniler de Büyük Set kuvvetleri de kabristanın sırlarını çözmeye çalışmayı bırakmış değildi. Hepsi de yeni bir bilgi uğruna durmaksızın mücadele veriyordu. İşte bu yüzden Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatı, süperstarların hep birlikte orayı araştırmaya gitmesini talep etmişti.

 

Böylece yıllar içerisinde farklı noktalara dağılan seçilmişler, Büyük Set Şehrine yönelmeye zorlanmıştı.

 

Bai Xiaochun’un inzivada olduğu bir buçuk yılda pek çok kişi kabristanı incelemek için Büyük Set Şehrine uğramıştı.

 

Bai Xiaochun’a bu emri verebilecek tek oluşumsa Çelik Damarlılar Salonuydu ve doğal olarak onlar da böyle bir emir vermiyordu.

 

An itibariyle Büyük Setin dışında her biri ruh yetişimcisi şeklinde kılık değiştirmiş üç seçilmiş durmaktaydı. Biri güzel bir kadın, biri sıska, orta yaşlı bir Öz Formasyon ortası yetişimcisi, biri de tamamen yaklaşılmaz görünmesini sağlayacak güçte öldürücü auraya sahip güçlü kuvvetli bir genç adamdı.

 

Fakat o genç adamda insanların kendisine güvenmesini ve emirlerine itaat etmekten yana şüphe duymamasını sağlayan bir hava da vardı. Gözleri engin bir soğukluktaydı, kınından çıkarılmış, saldırıya hazır bir kılıçtan farksızdı. İnsanların rahatlıkla kışkırtmaya razı gelmeyeceği biri olduğu ortadaydı.

 

Üzerinde uğursuz görünümlü pek çok yara izi mevcuttu fakat bu izler onu çirkinleştirmek yerine kadınlar için daha da çekici kılıyordu.

 

Bai Xiaochun orada olsaydı genç adamı anında tanırdı. Çünkü o, Song Que’nin ta kendisiydi! 

 

Üç kişilik grup Büyük Seti görebilir hale geldiğinde güzel genç kadın iç çekerek, “Sonunda döndük!” dedi.

 

Orta yaşlı yetişimci de bariz şekilde etkilenmişti. “Kim yolculuğumuzun üç yıl süreceğini düşünebilirdi ki? Kardeş Song, korkarım ki sen olmasaydın çoktan ölmüş ve Yaban Arazilere gömülmüş olurduk.” 

 

Son üç yılda yaşananları asla unutmayacaktı. Başlangıçta grupları on kişiyi aşkındı. Fakat ilk görevlerinde son derece tehlikeli bir noktaya düşmüş ve destek talep edememiş, dışarıdan haber alamamışlardı.

 

Kalabalık bir vahşi ve ruh yetişimcisi grubuyla birlikte tehlikeli bir arazide tuzağa düşmüşlerdi. Biri Büyük Set, biri de Yabani grubu olmasına rağmen başta büyük bir çatışma çıkmamış ama vakit ilerledikçe durum mücadeleye kaymıştı.

 

Güçleri birleştirip durumu kontrol altına alansa Song Que olmuştu. Yabani ve ruh yetişimcilerini kazanarak tüm grubun güçlerini birleştirmesini sağlamış, tuzaktan kurtulmanın bir yolu bulunmuştu.

 

Tabii ki büyük bir faciadan kurtulan iki yoldaşı, Song Que’nin yardımları karşısında saygı ve minnet duymadan edememişti.

 

Genç kadın kıskanç bir bakışla şöyle dedi: “Bu doğru, Büyük Kardeş Song. Tüm bu başarılarınla inanılmaz bir yükseliş elde edeceğin kesin. İleride Yıldızlı Gök Dao Polarite Süperstarları arasında ilk ona girersen şaşırmam. Hatta şu anki gücünle çoktan ilk 10a girecek düzeyde olmalısın.” 

 

Song Que hafifçe gülümsedi ve mütevazı davranmaya tenezzül etmedi. O bile Yaban Arazilerdeki üç acı yılda tamamen farklı birine dönüştüğüne ikna olmuştu.

 

Yetişiminde ilerlemiş, Öz Formasyonun son evresine geçmişti. Ayrıca Kan Akımı Grubunun gizli büyüleri sayesinde Öz Formasyonun büyük çemberindeki bir ruh yetişimcisini öldürebilecek savaş gücüne sahip hale gelmişti.

 

Bu başarı kesinlikle gururlanmaya yeterdi. Büyük Sete ve Dünya Şehrine ulaştığında olacakları hayal edebiliyordu. O noktada seçilmişlerin en iyilerinden olacağından emindi.

 

“Diğerleri iyi bir şans elde etse bile hiç kimse benimle kıyaslanamaz!” Bu kibrinin diğer bir sebebiyse Yaban Arazilerde geçirdiği üç yılda üç yerine yedi görev gerçekleştirmiş oluşuydu. Hepsinde de yetişimci ve Yabanilerle işbirliği yapmış, Yaban Arazi halkıyla değerli bağlantılar sağlamıştı.

 

Henüz bir deva yaratığı ruhu elde etmiş olmasa da 300ü aşkın Ruhun Başlangıç Aşaması ruhu elde etmişti ki her biri hatırı sayılır meblağlara satılırdı.

 

En önemlisi, bir deva yaratığı ruhunun konumuna dair ipuçları toplamıştı. Bundan yoldaşları bile haberdar değildi.

 

Şu anki planı ilk beş yılı görev tamamlayarak geçirip yetişimini yükseltmek, Yaban Arazileri keşfetmekti. Sonraki beş yıldaysa Öz Formasyonun büyük çemberine ulaşacak ve bir deva yaratığı ruhu arayacaktı.

 

“Savaştaki başarılarım ve tamamladığım görevlerle beni aşacak birine denk gelmem bir anka kuşu tüyü bulmak kadar zor olur. Birkaç yıl önce duyduğum kadarıyla Bai Xiaochun Büyük Set Şehrinde bir simyacı olarak tıkılıp kalmış.”

 

#Ah canım yaaa, yine kendisinin çok güçlendiğini Xiaochun'unsa yerinde saydığını sanıyor. Bu çocuk bir türlü neyle karşı karşıya olduğunu anlayamadı, asla kibrini bir kenara atamıyor... 
Belli ki pek yakında bizimkiyle karşılaşacak. Bu defa ağızlar dolusu kan mı kusar, sağda solda bayılıp kalır mı bilemiyorum doğrusu. Öyleyse bakalım neler olacakmış, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18130 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37395 Bölüm Sayısı


creator
manga tr