Bölüm 524 : Üçüncü Kıtanın Başına Geçme

avatar
1641 2

A Will Eternal - Bölüm 524 : Üçüncü Kıtanın Başına Geçme


Çevirmen : Clumsy 

 

“Tümgeneral mi?!” Haberlerin Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatında yayılışı herkesi şaşkına çevirmişti. Uzun zaman önce İrade Özünü şekillendirmeyi tamamlamış olan Büyük Şişman Zhang, İblis Katledenler Salonu efendisinin çırağı olmuştu. Ve inziva seansındayen aldığı haberle anında keyiflenmişti.

 

“İyi iş, Xiaochun!!”

 

Bu esnada Büyük Setteki beş lejyon ayaklanmıştı. Az önce Bai Xiaochun’un talebi işitilmiş ama herhangi bir onay verilmemişti. Ama hemen ardından Bai Xiaochun’un tam anlamıyla bir tümgeneral olduğu mesajı duyurulmuştu!!

 

Bai Xiaochun neşe dolu bir şekilde kimlik madalyonuna ve ‘vekil’ kelimesinin tümgenerallik rütbesinin yanından silinişine bakmakla meşguldü. Ardından kendinden son derece memnun şekilde yüksek sesli bir kahkaha patlatarak, “Bundan böyle Bai Xiaochun bir tümgeneral!!” dedi.

 

Chen Hetian, Bai Lin ve diğer generaller şoktaydı. Hepsi birbirine bakarken Bai Lin’in suratında tuhaf bir ifade belirmiş, Chen Hetian ise gözdeki gerçek ruha buruk bir bakış atmıştı.

 

Belli ki bu terfi gerçek gözün Bai Xiaochun’a teşekkür etme şekliydi. Neticede o büyüklükte bir kinci ruh topluluğu gerçek ruh için inanılmaz faydalı olmuştu.

 

Chen Hetian en sonunda iç çekerek bu meseleyle ilgili gereğinden fazla endişelenmemeye karar verdi.

 

“Bai Lin,” dedi, “Bai Xiaochun Deri Yüzücülerden olduğu için senin tümgenerallerinden birini emekli etmeye ne dersin…” Ardından kafasını sallaya sallaya uzaklaştı.

 

Yedi gün hızla geride kaldı. Tüm bu süreçte Büyük Set Şehri Bai Xiaochun’un ruhları teslim edişi ve tümgeneral oluşuyla çalkalanmıştı. Hatta bu hikayelerin yayılışı yedi günden çok daha fazla vakit alacaktı.

 

Çoğu yetişimci olanları kıskansa da kalplerde umut da doğmuş, insanların geleceklerine yönelik beklentileri artmıştı.

 

Bai Xiaochun bu noktada fazlasıyla ünlüydü. İsmi Büyük Set alanındaki üç büyük şehirdeki herkes tarafından biliniyor olmasa da güç sahibi tüm bireyler tarafından işitilmişti.

 

Bu yedi günde bir gelişme daha gerçekleşmişti. Bai Xiaochun’un alayının da dahil olduğu Üçüncü Kıtanın tümgenerali, Bai Lin tarafından Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatına dönmeye ikna edilmişti.

 

Doğrusu tümgeneral Bai Xiaochun’a kızgından ziyade oldukça minnettardı. Çok uzun zamandır Büyük Sette hizmet görüyordu ve tarikata döndüğünde bir Çelik Damarlılar Salonu kıdemlisi olacak, ayrıca elde ettiği tüm savaş kredileri için tarikat tarafından cömert bir şekilde ödüllendirilecekti.

 

Büyük Seti bazı yönlerden özleyecek olsa da tarikata dönmek onun için daha iyi olacaktı. Normal şartlarda tümgeneraller dilediklerinde Büyük Setten ayrılma şansına sahip olmazdı. Dolayısıyla diğer tümgeneraller bu durumu birazcık kıskanmıştı.

 

Eski tümgeneral gitmeden önce Bai Xiaochun’u ziyaret ederek hem teşekkürlerini sunmuş hem de kullanması adına şahsi kadrosunu Bai Xiaochun’a devretmişti. Bai Xiaochun da adamın içtenliği karşısında bir hayli etkilenmiş ve kadrosuna inanılmaz adil davranacağına defalarca söz vermişti.

 

Yaşlı adamın gidişinin birkaç gün sonrasındaysa Bai Xiaochun’un resmi görevlendirilmesi yapıldı. O artık Deri Yüzücülerin Üçüncü Kıtasının tümgeneraliydi!

 

Bai Xiaochun görevlendirme günü heyecandan tir tir titriyor, bir horoz kibriyle, ışıldayan tümgeneral zırhıyla kışkırtıcı görünüyordu. Zırhı bir büyü formasyonuyla oluşturulmuştu ve aktive edildiğinde tamamıyla bulanıklaşıp çarpıklaşıyor, yoğun ve şok edici bir enerji doğuruyordu.

 

Saçlarının etrafında çılgınca savruluşunun ardından da hatları yeniden belirginleşiyordu. Kendisini iyice inceleyebilmek için bakır aynasını çıkarttı.

 

Uzunca bir müddet bakındıktan sonra kıs kıs gülerek şöyle dedi: “Sen ne dersin, küçük büyülü ayna? Nasıl görünüyorum?” 

 

Sahtekâr Karamahzenin ruhu aynada belirdi ve nefesini tutarken suratına bir şok ifadesi yerleşti.

 

Tabii ki Bai Xiaochun bu tepkiye bayılmıştı.

 

Uzun bir sürenin ardından şaşkınlığından kurtulan Sahtekâr Karamahzen, Bai Xiaochun’u son derece abartılı yollarla övmeye başladı.

 

“Cennetler! Bayım, siz gerçekten etkileyici, yakışıklı, kaygısız ve mükemmel seçilmiş Bai Xiaochun musunuz? Bu imkânsız! Benim kalbimde güneşten de çok ışıldayan saygıdeğer Bai Xiaochun bir albaydı!”

 

Bai Xiaochun bu cümlelerden son derece memnun kalsa da gülümsemesini boş bir surat ifadesinin ardında gizleyerek karşılık verdi: “Tamam tamam, bu kadar iltifat yeter. Gerçekten Bai Xiaochun’u dalkavukluktan hoşlanacak tipte biri mi sanıyorsun? Ben sadece zırh üzerime uydu mu uymadı mı diye fikrini almak istemiştim!” 

 

Sahtekâr Karamahzen içten içe gözlerini devirdi, Bai Xiaochun’un esas isteğinin de iltifatları kestiği takdirde cezalandırılacağının da son derece farkındaydı.

 

“Ben de dalkavukluğu sevmem,” dedi, “Hiç kimse sevmez!” İçten içe küçümseme duysa da bunu belli etmedi. Bunun yerine Bai Xiaochun’u bir tütsülük süre daha övdü ve en sonunda esas soruya geri döndü.

 

“Bu zırh bizzat sizin için yapılmış, değil mi? Mükemmel olmuş! Gerçi söylemem gerekir ki bu kadar kışkırtıcı görünme sebebiniz zırhın kendisi değil, zırhı sizin giyiyor olmanız!” Bai Xiaochun Sahtekâr Karamahzenin bu yalakalıklarına bayılıyor, sözlerini gerçekten takdir ediyordu. En sonunda boğazını temizledi, aynaya birkaç hap fırlattı ve ciddiyetle avlusundan çıktı.

 

Dışarıdaki 10,000 3. Kıta yetişimcisi dikkat kesilmiş vaziyetteydi. Bai Xiaochun açığa çıkar çıkmaz da Zhao Long öne çıkarak bağırdı: “3. Kıta, selam durun!”

 

Bu sözlerin Zhao Long’un ağzından çıkışıyla birlikte 10,000 yetişimci kollarını kavuşturarak iyice eğildi. “Selamlar, Tümgeneral!” 

 

Selamlarını veriş sesleri gök gürültüsü misali kuvvetle yankılanmıştı.

 

10,000 kişinin önünde dizilişi karşısında iç çeken Bai Xiaochun’un aklına Büyük Set Şehrine geldiği gün ve sırasıyla teğmen, yüzbaşı ve albay oluşu gelmişti. Şimdiyse zirvedeydi, bir tümgeneral olmuştu.

 

Bir tümgeneral olmak için sarf ettiği eforu düşündükçe iç çekişlerinin ardı arkası kesilmiyordu.

 

En sonunda elini sallayarak, “Peki, hadi biraz yürüyüşe çıkalım.” dedi.

 

Bu emirle birlikte alayındaki bin adam öne çıkıp şahsi korumaları gibi davranırken emri altındaki on albay da ilerleyerek havalandı. Kıtanın kalanı ise kimsenin fazla yaklaşmayacağını garantileyecek ve yolu açacak şekilde yayıldı.

 

Bai Xiaochun sıkı çalışmaları meyve verdiği ve bu kadar etkileyici olabildiği için fazlasıyla heyecanlıydı. Öylesine yavaş ilerliyordu ki herkesin kendisini görebileceğinden emin oluyor, hatta albaylarıyla sohbet ediyordu. Konuşma esnasındaki temkinli halleri de çok hoşuna gidiyordu.

 

Şehirdeki turu pek çok kişinin dikkatini çekmişti. Bunu eskiden de yapardı ama o zamanlar bir albayken şu anda tümgeneraldi.

 

Bai Xiaochun’un Deri Yüzücülerin 3. Kıtasının tümgenerali oluşu Yaban Arazilerde de büyük bir haber değeri taşımıştı. Ona yönelik istihbaratlar son derece önemliydi. Patlayan fırınlarıyla da Ruh Yaklaştırma Haplarıyla da Yabanilere çok zarar vermişti.

 

Bu haberlerin komuta çadırına ulaşışıyla birlikte Sahibe Al-Toprak, raporun bulunduğu kâğıdı parçaladı.

 

“Demek geçen gün yaşanan buymuş.” dedi. “Bai Xiaochun ruhları teslim ederek savaş kredisi almış ve tümgenerallik terfisine hak kazanmış.” Bu esnada kadının önünde Ruhun Başlangıcında yetişim basamağı dalgalanmaları yayan gri cüppeli bir ruh büyücüsü bulunmaktaydı.

 

“Casuslarımızdan aldığımız bilgilere göre,” dedi adam, “olanlar tam olarak bu şekilde. Daha detaylı ifade etmek gerekirse Bai Xiaochun 1,000,000,000u aşkın ruh teslim etmiş…” Ruh büyücüsü bile dile getirdiği sayıya inanamıyor gibiydi.

 

“1,000,000,000…” diye mırıldanan Sahibe Al-Toprağın gözleri soğuk ışıklarla titreşti ve bir an sonra elini salladı. “Bai Xiaochun İnfaz Listesinde beşinci sıraya yerleştirilsin. Kellesinin ödülünü de iki deva yaratığı ruhuna çıkartın!”

 

“Emredersiniz madam!” diyen ruh büyücüsü başını ciddiyetle salladı ve çadırı terk etti.

 

Çok geçmeden Bai Xiaochun’un İnfaz Listesinde beşinci sıraya çıkışı ve başındaki ödülün yükselişi haberleri Büyük Set Şehrine ulaştı. Bunları işitmek Bai Xiaochun’u bir hayli şaşırtmıştı.

 

“Ne acımasızlar…” diye düşünüyordu. Yabanilerin ondan kellesine iki deva yaratığı ruhu ödemeye razı gelecek kadar nefret etmelerini aklı almıyordu.

 

#Tam da beklediğim gibi önce aynadan bir güzel iltifatları aldık, sonra da yürüyüşümüze çıktık. Bizimki sırf kasıla kasıla yürümek için ne emekler verdi yaa, şunun hırsının onda biri bizde olsa ne işler başarırdık kim bilir arkadaşlar 
Eee, bir görevi daha geride bıraktığımıza göre bizi şimdi ne bekliyor? İşte bu sorunun cevabı için okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18433 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37673 Bölüm Sayısı


creator
manga tr