Bölüm 514 : Ben Bir Subayım, Ahmak!

avatar
1636 0

A Will Eternal - Bölüm 514 : Ben Bir Subayım, Ahmak!


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun’un elliyi aşkın vahşi devin ansızın belirişi karşısında irkilmemesi imkansızdı. Zaten heykelden etkilenmişken bu yeni gelişmeyle gözleri titreşmeye başlamıştı. Ardından yaşlı adamın kendisini nasıl tanıttığını anımsadı ve onun sıradan bir ruh yetişimcisi olmadığını fark etti.

 

Üstelik bu devler de savaşta gördüğü devlerden farklıydı. Orduların devleri sayıca çoktu ve öldürme güdüleri yüksekti fakat onlar görmüş olduğu başıboş ruh yetişimcilerine benziyordu. Organize değillerdi ve birlikte çalışamıyorlardı. Bu elli devin farklı olduğuysa ortadaydı.

 

Tavırları daha soğuktu ve içlerindeki delilik Bai Xiaochun’un gözbebeklerinin kısılmasına yol açacak düzeydeydi. Bu devlerin diğer vahşi yoldaşlarından daha elit olmalarını sağlayan özel bir yetişim pratiği yaptıkları belliydi.

 

Zırhları bile Frijit Abidesi güçlerine karşı koyabilecek derecede sıra dışıydı. Ayrıca formasyonlarının güçleri kaçmakta olan yaşlı adamı rahatlıkla koruyabilecek düzeydeydi. Zirveye ulaşan güç, Nehre Meydan Okuyan Tarikatın formasyon devlerine benzer bir enerji yayıyordu!  

 

Bu da bir Ruhun Başlangıç uzmanına benzer bir güç seviyesiydi!

 

Bai Xiaochun’u en çok endişelendirense birazcık deva seviyesi defans gücü barındıran devasa hayalet heykeliydi. Tüm elit vahşileri Frijit Abidesi gücüyle dondursa bile formasyonun özünü şekillendiren şey bir deva gücüydü.

 

“Yani Yaban Arazilerin gerçek gücü bu mu?” diye düşünüyordu. Yabanilerle gerçekleştirdiği çarpışmalarda onları yavaşça küçümsemeye başlamıştı. Fakat şimdi o hisler siliniyordu.

 

Formasyondaki yaşlı adamın gözleri bir öldürme güdüsüyle ışıldıyordu. “Ne cüretle kimliğimi ifşa ettikten sonra bana saldırırsın! Canına falan mı susadın sen?!” 

 

Bai Xiaochun’un güç gösterisinden biraz etkilenmiş olsa da onu öldürmediği takdirde çaldığı deva yaratığı ruhuyla ilgili düşmanlığın ileride kolay kolay çözüme erişmeyeceğini biliyordu.

 

Bai Xiaochun soğuk bir kahkaha attı. Ve yaşlı adamın gözlerinin içine bakarak yavaşça şöyle dedi: “İnsanlara karşı çeteleşmenin nesi bu kadar etkileyici? Sizde benimle düello yapacak cesaret var mı?!” 

 

Yaşlı yetişimci buna dünyanın en komik şakasını işitmişçesine bir kahkahayla karşılık verdi. Sonra da gözlerinde buz gibi bir öldürme güdüsüyle, “Aptal falan mısın sen? Ne olmuş sana karşı çeteleştiysek? Bu konuda ne yapabilirsin ki?!” dedi.

 

Bu sözlerle Bai Xiaochun’u öldürme emrini vermek için sağ kolunu kaldırdı.

 

Fakat Bai Xiaochun tam da o anda bir kahkaha patlattı, çenesini gururla kaldırdı ve bir yeşim kâğıt çıkartarak parmaklarının arasında ezdi.

 

“İyi. Çeteleşelim madem. Hadi kardeşlerim!”

 

Yaşlı ruh yetişimcisi bu sözler karşısında afallamıştı. Ardından rüzgardaki değişikliği sezerek bakışlarını uzaklara çevirdi.

 

Bir anda düzinelerce ışık huzmesi belli bir noktadan onlara doğru ilerlemeye başladı.

 

Yaşlı adam soğuk bir kahkaha attı. “Hmph. O kadar da çok kişi yo--” 

 

Lakin daha cümlesini bitiremeden önce farklı bir noktada yeni ışık huzmeleri belirdi. Gümbürtüler yankılanırken kaşla göz arasında düzinelerce ışık huzmesi kör edici hızlarla ilerler olmuştu.

 

Kısacık bir sürede huzme sayısı yüzü aştı!

 

Yaşlı adamın beti benzi atmıştı, nefesi kesilmişti ve titriyordu. Ama işler sona ermiş değildi. Yüzlerce yeni huzmenin belirişiyle yaşlı adamın defansı dahi titreşmeye başlıyordu.

 

Toplam bin kişinin belirişi yaşlı ruh yetişimcisinin suratını kâğıt beyazlığına eriştirmişti. Apaçık gözlerle, olanlara inanamayarak kesik kesik nefesler alıyordu.

 

“Bu... bu imkânsız!!”

 

Bunca insanın neden gizlendiğini de onları neden fark etmediğini de bilmiyordu. En ürperticisiyse istisnasız hepsinin Öz Formasyonda oluşuydu!!

 

Hatta içlerinde kendisiyle aynı yetişimde, yani Öz Formasyonun büyük çemberinde olanlar bile vardı!

 

Bai Xiaochun kendisini son derece havalı ve güçlü hissedip yaşlı adamı göstererek bağırdı: “Kardeşlerim, bu ihtiyarı öldürün!”

 

“Geber!!” diye bağıran bin yetişimci kudretli bir ordu gibi hücuma geçerek kabaran öldürme güdüleriyle birlikte havayı yoğun gümbürdemelerle doldurdu. Bu kişiler gözü pek bir memurun komutasındaki en iyi birliklerdi ve onları görmek ruh yetişimcisinin zihnini bulandırmıştı. Daha da şok edici olansa elli vahşi devin soluksuz kalarak geri çekilmeye başlamasıydı. Onlar bile burada böyle çok yetişimciyle karşılaşmayı beklemiyordu!

 

Yaşlı yetişimci bu grup güçlerini birleştirdiği takdirde bu durumdan asla canlı çıkamayacağını anında anlamıştı.

 

“Kaçın!!” diye bağırdı. Elli vahşi dev anında kapanan ağın dışındaki adamları yakalamak adına ivmelenen büyü formasyonunun tüm gücünü çekti.

 

“Yakalayın onu beyler!” diye kükredi Bai Xiaochun.

 

Formasyon inanılmaz bir hızla ilerliyor olsa da bu kişiler beş lejyon yetişimcileriydi. Üstelik Bai Xiaochun’la bir ölüm kalım sınavından geçmiş ve onun tarafından kurtarılmış olan on bin küsür kişiye dahillerdi. Bu yüzden elli vahşi deve öldürücü bir gaddarlıkla atıldılar.

 

Bin adamının elli deve ölümcül bir güdüyle atılışının görkemli manzarasıyla kanı kaynayan Bai Xiaochun bağırıyordu: “Hah! Ne cüretle benim deva yaratığı ruhumu çalmaya çalışırsın! Daha da kötüsü bana karşı çeteleşecek kadar ileri gittin!” 

 

Elli devin böyle bir saldırıya uzun süre direnmesi imkansızdı. Karşılık veriyor, kükrüyor ama Bai Xiaochun’un iyi eğitimli bin yetişimcisi karşısında çabucak formasyondan ayrılıyordu ki kendi başlarına savunma yapmaları mümkün değildi.

 

Devler göz kamaştırıcı bir şekilde yok edilirken yaşlı ruh yetişimcisi tir tir titriyordu, durumun adaletsizliği karşısında ağlamanın eşiğinde olduğu barizdi.

 

“Seni koca zorba!!” diye bağırırken saçları delice savruluyor, sağ kalan devlerden birkaçı kendisini kurtarmaya çalışıyordu. “İnsanlara karşı çeteleşmenin nesi bu kadar etkileyici? Sizde benimle düello yapacak cesaret var mı?!”

 

“Aptal falan mısın sen?” diye gururla yanıtlayan Bai Xiaochun yaşlı adamı kendi sözleriyle vuruyordu. “Ne olmuş sana karşı çeteleştiysek? Bu konuda ne yapabilirsin ki?!”

 

Bu sözlerle ölümcül bir kuvvet toplayarak yaşlı adama saldırdı.

 

Çok geçmeden daha acı çığlıklar yankılanmaya başladı.

 

Bu noktada pek çoğu kendini patlatma yoluna gitmiş olan elli dev de ölmüştü. Fakat patlamaların pek bir faydası dokunmamıştı. Buna hazırlıklı olan Bai Xiaochun gücü dağıtmak için Frijit Abidesi gücünü kullanmış, sonucunda tek bir adamı dahi ölmemişti!

 

Aslında adamlarına her şeylerini ortaya koyma, güvenliklerini hiçe sayma izni verseydi elli devden kurtulmaları daha da kolay olabilirdi. Fakat bunu yapmamıştı. Büyük Setten çıkardığı her bir bireyin sağ salim geri dönmesini istiyordu!

 

Son devin de ölüşüyle yaşlı ruh yetişimcisinin üzerindeki devasa heykel, saldırmak adına güçlenmeye başlamıştı.

 

Fakat Bai Xiaochun buna izin verebilir miydi hiç? Yaşlı adamın savaş alanında yalnız kalışını fırsat bilerek çabucak hızlandı, avcunu uzattı ve göz açıp kapayıncaya dek dağ gibi bir kuvvet devasa heykele ulaştı.

 

İşitilen patlamayla birlikte adamın ağzından kanlar sıçradı. Heykelse döne döne alçalmaya başladı, parçalanmanın eşiğinde olduğu ortadaydı.

 

“O heykeli alın!” diye bağırdı yaşlı adamı kovalayan Bai Xiaochun. “Kesinlikle kıymetli bir nesne!”

 

Adamlarının bir kısmı devasa heykeli yakalamak için anında harekete geçti.

 

Bu esnada tüm kinci ruhlar kratere çekilmiş, sis dolu kocaman bir çukur oluşmuştu.

 

Yaşlı adam gökten düşüp kan kusarak o çukurun köşesine indi. Dudaklarından acı bir kahkaha çıkmaktaydı; az önceki saldırı rakibinin ne kadar şaşırtıcı bir güçte olduğunu açık etmişti. Beş yin ve altı yang organı neredeyse tamamen yok olmuştu. Ruh gücü kaos içerisindeydi ve yaşam gücünün alevleri sönmek üzereydi.

 

“Ben Marquis Lan’ın yedinci çırağı, Dev Hayalet Kralın doğrudan astıyım! Nereden geldiğinin önemi yok, beni öldürdüğün takdirde senin de öleceğin kesin!!” Yaşlı adam Bai Xiaochun’u korkutma ümidiyle çaresizce son bir çaba sergilemişti.

 

Fakat bu sözler ağzından dökülür dökülmez Bai Xiaochun önünde belirdi ve boynunu kavradı. Sonra da deva yaratığı ruhunu alarak şöyle dedi: “Dev Hayalet Kralı falan kim takar? Ben bir subayım, ahmak!” Sesinde bariz bir küçümsemeyle yaşlı adama birkaç kısıtlayıcı büyü uyguladıktan sonra da onu alay üyelerine doğru fırlattı. Ve “Onu da yanımızda götürüyoruz!” dedi.

 

#Bizimki kendisine söylenen cümleleri aynen iade ediyor ya çok seviyorum. Ama ben asla yapamazdım çünkü bana söylenen lafı tamamıyla aklımda tutacak kadar iyi bir hafızam yok 
Şaka bir yana deva yaratığı ruhunu aldık, yaşlı adamı da esir olarak paketledik. Hadi kaza bela çıkmadan dönelim artık diyor ve sıradaki bölüme geçiyorum. Orada görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18099 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37357 Bölüm Sayısı


creator
manga tr