Bölüm 515 : Uslu Bir Çocuk Ol Ve Hapı Al

avatar
1623 0

A Will Eternal - Bölüm 515 : Uslu Bir Çocuk Ol Ve Hapı Al


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun’un kendisine subay deyişini işiten yaşlı adamın gözleri boş bakmaya başlamıştı. Bir an sonraysa zihni bulandı ve yüzü tamamıyla asıldı. Nefes almayı dahi unutmuştu. Önceleri Bai Xiaochun’un nasıl bir anda bin kişi tarafından desteklendiğini aklı almamış ve onun güçlü bir ruh yetişimcisi grubuna dahil olduğunu varsaymıştı.

 

Dev Hayalet Kral önderliğindeki organizasyonu mutsuz etme korkusunun kendisini hayatta tutabileceğini düşünmüştü. Neticede Dev Hayalet Kral, Yaban Arazilerin dört büyük kral ve beş yarı tanrısından biriydi. Bu yüzden onu gücendirmeye razı gelen kişi sayısı çok az olurdu.

 

Ama az önce Bai Xiaochun’un Cennetkarışı arazilerine ait olduğunu öğrenmiş ve bu da gözlerini çaresizlikle doldurmuştu. Fakat bu çaresizliğin yerini kısacık bir sürede zehirli bir nefret aldı. Yine de hiçbir şey yapma fırsatı bulamadan önce Bai Xiaochun tarafından kafasına bir sille yedi.

 

“Neye şaşırdın bu kadar? Ve gözlerindeki o bakış ne anlama geliyor?!” Bai Xiaochun’un adamın tepkisinden pek memnun kalmadığı ortadaydı. Ona kalırsa son derece merhametli davranmıştı; onun yerindeki pek çok kişi yaşlı adamı anında öldürmüş olurdu.

 

Ama o oldukça nazik biriydi. Onu öldürmek yerine Büyük Sete götürecek ve onu savaş kredisi karşılığında sunacaktı. Ancak adam ona pis bir bakış atmaya cüret ediyordu.

 

Yaşlı adam dişlerini sıkıyor, içten içe çaresizliğine lanetler okuyordu. Oracıkta ölmek istemiyorsa bu duruma katlanmak zorundaydı. Sonuçta Dev Hayalet Şehrindeki bağlantıları sayesinde Büyük Set Şehrine teslim edildikten sonra öldürülmemesi mümkündü.

 

Bu düşüncelerle iç çekerek başını eğdi.

 

Bai Xiaochun ise kafasına bir kez daha vurarak kendini beğenmiş bir şekilde, “Evet, evet, böylesi çok daha iyi. Uslu dur bakalım!” dedi.

 

Ve tam son derece kudretli bir figür şeklinde parmağını şaklatıp alayıyla Büyük Sete dönecekken çukurdaki sisten ansızın delici bir çığlık korosu yükseldi.

 

Nedense bu çığlıklar ruhlardan çıkıyormuşçasına tanıdık gelmişti. Ürkerek birkaç adım gerileyen Xiaochun çukurun içine doğru göz attı.

 

Sisle dolu çukur inanılmaz derindi ve dibini görmek imkansızdı. Hatta ilahi hisler bile sonuna ulaşamıyordu.

 

Ama yine de az önce gelen çığlıkların belki de 10,000i aşkın kinci ruha ait olduğu anlaşılabiliyordu.

 

Bai Xiaochun bu manzarayı temkinli bir şekilde ölçüp biçerken alayındaki bazı üyelerin suratlarına kasvetli ifadeler yerleşmişti. Ardından Zhao Long öne çıkarak fısıldadı: “Albayım, burada bir tuhaflık var. Doğal kısıtlama büyüsü gibi bir şey var gibi görünüyor. Muhtemelen bir an önce gitsek iyi ederiz.” 

 

Bai Xiaochun da burada bir tuhaflık olduğunda hemfikirdi. İlk önce dağ çökerek kratere dönüşmüş, ardından da krater çukura dönmüştü. Bir de deva yaratığı ruhu vardı. Tüm bunlar çok kısa bir sürede gerçekleşmişti. Ayrıca Büyük Set de vahşi kabileleri de bu durumu incelemek için kimseyi göndermemişti.

 

Olanları hiç kimse tespit edememiş gibiydi.

 

Bai Xiaochun da herkes kadar kasvetli bir ifadeyle başını salladı. Ama çokça ruhla dolu olduğu bariz olan sise baktıkça buradan giderek ne kadar da yazık edeceğim diye düşünmekten kendisini alamıyordu.

 

“Aşağıda bir sürü savaş kredisi var…” diye kendi kendine mırıldandı. Ardından üçüncü gözünü açıp yetişim basamağını yönlendirerek menekşe bir ışık huzmesi çıkardı. Aynı saniyede Cennetkarışı Dharma Gözü sisleri dağıtmaya başladı.

 

Yönteminin işe yaradığını gören Xiaochun biraz daha yetişim basamağı gücü ekleyerek sisin daha da hızlı şekilde dağılmasını sağladı.

 

Olanları gören tek kişi o değildi. Yaşlı ruh yetişimcisi ve alay üyeleri de sislerin dağıldığını görebiliyordu.

 

Çok geçmeden çukurun boşluğu gözler önüne serildi. Dibini görmek hala imkânsız olsa da içlerinde süzülen sayısız ruhu görmek mümkündü!

 

Sırf girişte dahi 100,000i aşkın ruh vardı ve içlerinde çokça Ruhun Başlangıç Aşamasında ruh mevcuttu. O kısımdaki sayıya bakılırsa tüm çukurun ne kadar ruh içerdiğini tahmin etmek kesinlikle mümkün değildi.

 

Hesaplanamaz bir sayı söz konusuydu!

 

Bu manzara Bai Xiaochun’u derinden sarsmış, alayındaki yetişimcilerin gözlerini kocaman etmişti.

 

Öyle çok ruh vardı ki alaydaki herkesin Ruh Yaklaştırma Hapları olsa bile tüm ruhlar saldırıya geçtiği takdirde ölecekleri kesindi. Üstelik bu ruhların yaydığı kin de sıradan ruhların üstündeydi, saldırdıkları takdirde muazzam bir tehlike oluşturacakları barizdi.

 

Bu esnada yaşlı ruh yetişimcisi ruh çukuruna bakakalmıştı, tamamen sarsılmıştı ve kılını dahi kıpırdatası yoktu. O kinci ruhların ne kadar korkunç bir gücü temsil ettiğini ve ilgilerini çektikleri takdirde kendisini yakalayan yetişimcilerden yana endişe duymasına gerek kalmayacağını biliyordu; ruhlar etini anında lime lime eder ve onu tüketerek bedenine sahip olurdu.

 

Büyük Sete götürüldüğü takdirde bir savaş esiri olsa da hayatta kalma ihtimali olurdu. Ama bu ruhlar harekete geçerse kaderinin ölüm olacağı kesindi.

 

Yaban Arazilerin bir ruh yetişimcisi olarak ruhlardan korkmak dışında bir şey yapmaması gerektiğine fazlasıyla aşinaydı.

 

Neyse ki aşağıdaki ruhlar kısmi bir uykudaydı ve çukurdan ayrılmak ilgilerini çekmiyordu. Muhtemelen sinirlendirilmedikleri sürece yerlerinde kalır ve saldırmazlardı.

 

Herkes şok içerisindeydi, Bai Xiaochun’unsa kafatası karıncalanmaktaydı. Ancak o, kinci ruhlara bakarken herkesten farklı bir şey görüyordu. Kocaman bir savaş kredisi yığını!

 

“Bu ruhları yakalayabilseydim hepsini savaş kredisine çevirirdim… Ne çok olduklarına baksanıza! Cennetler! Belki de tümgeneral olmak bir düş değildir!” Dudaklarını heyecanla büzse de biraz tereddütlüydü. Sonuçta buradaki ruh sayısı Ruh Yaklaştırma Haplarına rağmen durumu son derece tehlikeli kılacak düzeydeydi.

 

“En iyisi onları azar azar çekmek ya da gruplara ayırmak…”

 

Kendisini koruyan bir maskesi olsa da güvenliğini tamamen ona emanet edecek kadar rahat değildi. Diğer taraftan buradan uzaklaşmak da büyük bir kayıp olurdu. Biraz daha düşündükten sonra geri çekilerek alayına da aynısını yapmalarını işaret etti.

 

Çukurun ucundan birkaç yüz metre kadar uzaklaşıp nispeten güvenli bir noktaya geldiklerindeyse ışıldayan gözlerle yakalamış olduğu yaşlı ruh yetişimcisine döndü.

 

Yaşlı adam tam da ruh çukurundan uzaklaştık diye rahat bir nefes alırken ansızın Bai Xiaochun’un kendisine baktığını fark etti.

 

Kalbi küt küt atmaya başlamıştı. O Öz Formasyon yetişimcisinin kendisini dahil ettiği planın kesinlikle iyi olamayacağı şeklinde bir hisse kapılmıştı.

 

Fakat o daha ağzını dahi açamadan Bai Xiaochun kıs kıs gülüp bir adım öne çıkarak yaşlı adamın omzunu sıvazladı.

 

“Dinle Yoldaş Daoist, neden benim deva yaratığı ruhumu çalmaya çalıştığın gerçeğini unutmuyoruz? Tek yapman gereken benim için ufacık bir iyilik yapmak. Ne dersin? Hiç zor bir şey değil. Sana bir tıbbi hap vereceğim, sen de o büyük çukura girip hapı ezeceksin. Unutma, hapı yalnızca çukura girdikten sonra ezebilirsin. Tamam mı? Bu kadar basit!” 

 

Ardından son derece hararetli ve umut dolu bakışlarla bir Ruh Yaklaştırma Hapı çıkartarak uzattı.

 

Yaşlı adamın zihni bulanmış, Bai Xiaochun’a bakarken tir tir titremeye başlamıştı. Ağlamasına ramak kalmış bir şekilde, “Oh yüce insan, lütfen beni bağışla. Ben… ben savaş esiri olmaktan yana fazlasıyla mutluyum. Dev Hayalet Şehriyle ilgili bir sürü bilgiye sahibim! Ben… ben çok değerli bir rehineyim!!” dedi.

 

“Biliyorum, biliyorum. Hadi, hadi. Uslu bir çocuk ol ve hapı al.” diyerek boğazını temizleyen Bai Xiaochun adamın elini zorla açarak hapı avcuna yerleştirdi. “Tamamdır, hadi git bakalım.”

 

Mücadeleye başlayan yaşlı adam yüksek sesle, “Hiçbir yere gitmiyorum! Beni öldürsen iyi edersin! Unut gitsin!” dedi.

 

Bai Xiaochun’un hiç memnun olmadığı ortadaydı.

 

“Reddedersen,” dedi öfkeyle, “adamlarıma seni hırpalayıp çukurun içine atmalarını söylerim! Bak, istesen de istemesen de o çukura gireceksin!” Ansızın Bai Xiaochun’un alayındaki yetişimciler yaşlı adama soğuk öldürme güdüleriyle bakmaya başladı.

 

Yaşlı adam hem korkudan titriyor hem de öfkeden kuduruyordu. Fakat seçim şansı olmadığının da farkındaydı. Kendinden isteneni yapmazsa bu cani katilin onu baş aşağı ruh çukuruna atacağı ortadaydı.

 

Çaresizce dişlerini sıkarak hapı tutan avcunu kapattı. Sonra da akışına bırakarak çukura yaklaşmaya başladı.

 

O harekete geçer geçmez Bai Xiaochun ve adamları da 3,000 metre kadar geriledi ve gerekirse tam hızla kaçmaya hazırlandı.

 

Bai Xiaochun en sonunda rahatlamış ve çukura dalmaya hazırlanan yaşlı adama bakabilmişti.

 

#Kratere dönen dağ, çukura dönen krater. İçi de sayılamayacak derecede çok ruhla dolu. Bu iş bizimkine ya bir servet getirecek ya da bir felaket. Hangisi olduğunu hep birlikte göreceğiz.
Öyleyse uslu çocuğumuz hapı ezince neler olacakmış bir bakalım, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18184 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37518 Bölüm Sayısı


creator
manga tr