Bölüm 501 : Bir Ruhun Başlangıç Uzmanını Mağlup Etmeye Çalışma

avatar
1661 0

A Will Eternal - Bölüm 501 : Bir Ruhun Başlangıç Uzmanını Mağlup Etmeye Çalışma


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun çoktan delirmiş gibi görünüyordu. Pek çok yara almış, gözleri tamamen kanlanmıştı. Arkasındaki zeminde cesetler yığılmış ve önündeki ruh yetişimcileri bütünüyle sarsılmıştı.

 

Onlara kalırsa Bai Xiaochun delirmiş gibi görünüyordu ve yaşama arzusundan yoksundu. Çokça ruh yetişimcisi öldürmüş olabilirdi ama ciddi şekilde yaralı olduğu da barizdi.

 

Yine de bu yaraları hiç umursamadan, “Geberin!!” diye bağırarak ilerliyordu.

 

Ansızın önünde yaşlı bir ruh yetişimcisi belirdi ve çoktan kararma derecesinde çürümüş olan elini uzattı. Yanık kemikten farksız el, Bai Xiaochun’un göğsünü kavramaya çalışıyordu, belli ki kalbini sökmek niyetindeydi.

 

Aynı anda alandaki sekiz farklı yetişimci de ağız, göz, burun ve kulaklarından kanlar gelecek derecede kendilerini tüketti. Ruh güçleri Bai Xiaochun’un frijit qi’si ile çarpışırken de hücuma geçtiler; ivmesini biraz olsun yavaşlatabildikleri takdirde güçlerinin birleşimiyle Bai Xiaochun’u bedenen ve ruhen yok edebilirlerdi.

 

Bai Xiaochun bu tehlike anında uğursuz bir kahkaha atarak yaşlı adamın simsiyah elinin göğsüne çarpmasına izin verdi. Yaşlı adamın gözleri neşeyle ışıldamıştı ve tam kavrama hareketi yapacakken elinin adeta metale değdiğini hissetti. Kalbi küt küt atarak geri çekilmeye yeltendi.

 

Ancak Bai Xiaochun tam da o anda öne atılarak adama kafa attı. Kafası ezilen adam çığlıklar atarak karşılık vermeye çalışsa da Ruhun Başlangıç Benzeri yetişimini bile bastıran frijit qi karşısında bir an içerisinde bedenen ve ruhen ölmüştü.

 

Yaşlı adamın işini bitiren Bai Xiaochun dönerek iki elli bir büyü hareketiyle diğer sekiz ruh yetişimcisiyle çarpışmak adına bir rüzgâr çağırdı.

 

Ağzından kanlar fışkırsa da sekiz düşmana doğru yıldırım hızıyla atılarak göğüslerine şiddetli yumruklar savurdu ve her birini ipi kesilmiş uçurtma misali uçurdu.

 

Tüm bunları tarif etmek zaman almış olsa da yalnızca on nefeslik sürede gerçekleşmişti. Bu sırada en az yüz ruh yetişimcisi ve pek çok vahşi devi öldürmüş, arkasındaki zemin kan ve et parçalarıyla sırılsıklam olmuştu.

 

Bai Xiaochun frijit qi’si silinirken birazcık sendeledi ve beş lejyon yetişimcilerinden birkaçının desteğini aldı. O yetişimcilerin gözleri kıpkırmızıydı; Bai Xiaochun’un cesaretine tanık olmak onları da deliliğe itmiş ve kendilerini onu korumaya adayarak hücum etmelerine yol açmıştı.

 

Bai Xiaochun’un suratı bembeyazdı ve nefes almakta zorlanıyordu. Fakat diğer yetişimcilerin yardımıyla dişlerini sıkarak ağzına bir Tanrısal Eser Hapı atmayı başardı. Sonra da ruhsal enerjisini yenilemek için birkaç şişe ruh alkolü çıkarttı.

 

Az önce onca hasar almaya razı gelmesinin ana sebebi bel bağlayabileceği Tanrısal Eser Haplarının oluşuydu. Mucizevi hapı ağzına atar atmaz içini bir ısı teslim almış ve göz açıp kapayıncaya dek tüm yaraları iyileşmişti.

 

Bu esnada yetişimciler kalkana doğru ilerlemeyi sürdürüyordu ve aradaki mesafe yalnızca 1,500 metre civarıydı. Yol boyunca başka yetişimciler de olanları fark edip aceleyle onlara katılmış ve sayıları 10,000i aşmıştı.

 

Tabii ki toplanan tek kalabalık grup onlara ait değildi. Her biri formasyonlar halinde kalkana ulaşmaya çalışan yedi sekiz grup daha mevcuttu. Üstelik her biri de güçlü bir figür eşliğinde ilerlemekteydi.

 

Ve tabii ki Bai Xiaochun da o liderlerden biriydi!

 

Fakat diğerlerinden birazcık farklıydı. O kişiler çoktandır prestij ve güç sahibiydi, Bai Xiaochun ise çok kısa bir sürede yaptığı katliamla ünlenmişti!

 

Ölümden hiç korkmuyor gibi görünüyor, yüzlerce ruh yetişimcisi ve vahşi devle bile isteye çarpışıyordu. Bu sayede etrafındaki herkesin takdirini kazanmıştı.

 

Ancak grubu rakipleri öbek öbek atlatır ve kalkana giderek daha da yaklaşırken Ruhun Başlangıcındaki kabile şeflerinden biri, en sonunda bilinmedik bir metotla gözün gönderdiği yıkıcı ışık huzmelerini aşmayı başardı.

 

Başta 30 metre uzunlukta olan dev giderek irileşerek 300 metreyi buldu. Attığı her adımda daha da şok edici bir enerji doğuruyor, dört bir yanda güçlü rüzgarlar estiriyordu.

 

O Bai Xiaochun’a doğru hızla ilerlerken yetişimcilerden alarm çığlıkları yükselmeye başlamıştı.

 

Şefin, “Geberme zamanı, Şeytan Bai!” diye öfke içerisinde bağırırken çıkarttığı ses gök gürültüsü misali yankılandı. Yalnızca sesi bile Bai Xiaochun’u korumacı bir şekilde çevreleyenlerin tir tir titreyerek kan kusması için yeterliydi.

 

Ardından öne atılarak dağı andıran eliyle beş lejyonun yetişimcilerine karşı koyamayacakları bir baskı gönderdi. Şefi durdurmak için yapılabilecek hiçbir şey yok gibiydi.

 

Bir başka yetişimci tarafından desteklenerek orada duran Bai Xiaochun başını kaldırmış, gözbebekleri kısılmıştı.

 

“Ruhun Başlangıcı…”

 

Tereddüt etmeye ayıracak vakit yoktu. Yabanilerin kaçmasına kolay kolay izin vermeyeceğini çoktan anlamıştı, şu ana dek diğer kozlarını tutma sebebi de buydu.

 

Karşısındaki manzara şok edici olsa da beklenmedik olduğu söylenemezdi. Dişlerini sıkarak iki elli bir büyü hareketi gerçekleştirdi ve kabile şefini karşılamak için öne atılarak frijit qi’sini hareketlendirdi, Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniği tamamıyla etkiliydi.

 

İkili göz açıp kapayıncaya dek karşılaştı ve göğü şiddetli bir patlama sesi doldurdu. Ağzından kanlar sıçrayan Bai Xiaochun, Ruhun Başlangıcının baskısının ve kudretinin bile onu yok etmeye başlı başına yetebileceğini hissetmişti!

 

Lakin kabile şefi de bu buluşmadan yara almadan kurtulamamıştı. Ağzından kanlar sızıyordu ve gözlerine inanamayarak birkaç adım gerilemişti.

 

“Senin yetişimin ne seviyede?! Yaralanmadın?!?!” Kabile şefi şaşkınlığına yenik düşerek tek nefeste iki soru yöneltmişti. Gördüğü kadarıyla bu Şeytan Bai kendisine denkti ki bu imkânsız olmalıydı.

 

Bai Xiaochun ağzındaki kanı silerek cevap verdi: “Yetişimim ne seviyede mi? Seni öldürebilecek seviyede!” 

 

Çabucak attığı bir bakışla devasa gözün ışık huzmeleri aracılığıyla diğer kabile şeflerini bir süreliğine engellediğinden emin olmuştu. Ama bu şefin işini çabucak bitiremezse ölmesi yakın demekti.

 

Gözleri titreşerek tedbiri tamamıyla elden bırakmakta karar kıldı. Ve hızlıca bir büyü hareketi gerçekleştirerek ellerini yere indirdi!

 

“Bataklık!!”

 

Ansızın havada dalgalanmalar yayıldı ve su buharları hiç yoktan belirerek tüm alanı kocaman bir bataklığa çevirmeye başladı!

 

Bataklığın belirişiyle kabile şefinin suratı asılmış, derin bir ölümcül kriz hissiyle kalbi küt küt atmaya başlamıştı.

 

“Bu Şeytan Bai bayağı ilginç…” Şefin gözleri öldürme güdüsüyle titreşiyordu; Bai Xiaochun’un bu tekniği tamamlamasına izin veremeyeceğinden emin şekilde bir anda öne atıldı.

 

“Öldün sen!”

 

“Hayır.” diye karşı çıktı Bai Xiaochun. “Asıl sen öldün!” Bu sözler eşliğinde ellerini başının üzerine kaldırdı ve saçlarıyla kanlı kıyafetleri savrulurken dört bir yanı etkileyecek bir enerji doğdu.

 

“... Krallığı!!”

 

GÜÜÜÜÜÜÜMMMMMMMMMM!

 

Araziler titrerken zeminden muazzam bir sivri uç çıktı ve bunu ikinci, sonra da üçüncü takip etti! Ardı ardına üçü de dağlar gibi yükseliyor, savaş alanındaki herkesin gözlerini irileştiriyordu.

 

Bu esnada ileri atılmakta olan kabile şefi o uçlardan biri tarafından bıçaklanmıştı. Ağzından kanlar fışkırırken suratına tam bir şok yerleşmekteydi.

 

O sivri uca bakarken bedenine frijit qi akmaya ve bataklık tarafından çevrelenmeye başladı. Bataklığın şok edici devasalıkta bir yaratık barındırdığını fark edebiliyordu!

 

Ve işler bununla sona ermiş de değildi. Bai Xiaochun kabile şefinin üzerine doğru sıçrayıp kollarını iyice açarak, “Yaşayan Dağ Büyüsü!” diye bağırdı.

 

Göz açıp kapayıncaya dek etrafındaki taşlar şekillendi ve kocaman bir taş goleme dönüştü!

 

O yaşayan dağın gücüyle de kabile şefine çullanarak adamı tam bir gaddarlıkla ezip geçti!

 

“Büyük Kardeş Zhao Ruhun Başlangıç Uzmanlarını yenebiliyorsa Bai Xiaochun da yapabilir!”

 

#Bizimki yine 'seni öldürebilecek seviyede' ve 'asıl sen öldün' cümleleriyle havasını attı. Birkaç bölüm önce güçlendiğinde bir Ruhun Başlangıç uzmanıyla kapışayım demiş, sonra da pişman olmuştu. Bu bölümde o karşılaşmayı görmüş olduk. Gerçi vakti kısıtlı olduğu için bayağı hızlı oldu ama en önemli iki gücünü kullanmamış olsaydı bu kadar kolay başarılı olamazdı herhalde. Hadi okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18130 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37395 Bölüm Sayısı


creator
manga tr