Bölüm 497 : Her Şeyini Ortaya Koyuyor!

avatar
1533 0

A Will Eternal - Bölüm 497 : Her Şeyini Ortaya Koyuyor!


Çevirmen : Clumsy 

 

Vahşi dev geri çekilirken Bai Xiaochun’un sağ eli bir büyü hareketiyle kıpırdandı ve düzinelerce uçan kılıç tam hızla devin kaçışını engelledi.

 

Tepki bile veremeyen dev, göz açıp kapayıncaya dek uçan kılıçlar tarafından acınası çığlıkları eşliğinde lime lime edildi.  

 

Öyle çabuk ölmüştü ki bedenen ve ruhen yok olmadan önce kendisini patlatma fırsatı dahi olmamıştı.

 

Bai Xiaochun bir an olsun tereddüt etmedi. O devin işini bitirdikten sonra patlayıcı bir hızla harekete geçerek sıradaki deve hücum etti ve elini sallayarak uçan kılıçlarını ilerletti.

 

Dev kaçınmak istese de Bai Xiaochun çok hızlıydı ve kısacık bir süre içerisinde devin kafası havaya uçmuştu!

 

Bu esnada yaklaşan ve saldırıya hazırlanan devlerin sayısı artmaktaydı.

 

Bai Xiaochun kafasını kaldırırken sağ eliyle uzanarak yere vurdu ve gümbürdeme sesleri eşliğinde kuvvetli bir rüzgâr doğurdu. Ardından vahşilerin asılan suratlarının karşısında inanılmaz bir hız salarak aynı anda onu aşkın devle çarpışmaya başladı.

 

GÜÜÜÜÜÜMMMM!

 

Bu manzara bir bütün halde düşünüldüğünde savaş alanını pek etkilemese de Bai Xiaochun kendi alanında bir ölüm tanrısı gibiydi!

 

Oradaki devler onu durdurmak, hatta yolunu kesmek adına bile hiçbir şey yapamıyordu. Fakat… dev sayısı çok ama çok fazlaydı.

 

Yüzü aşkın devin ölümcül saldırılar salmaya başlaması çok sürmemişti. Bai Xiaochun’un defansı katman katman azalmaya başlıyordu. Yine de gözleri tamamen kan çanağına dönmüştü ve delilikle ışıldamaktaydı.

 

“Ne zorba sürüsü ama! Hepinizin tek bir kişiye karşı birleştiğine inanamıyorum!” Hem gücenmiş hem de öfkelenmiş bir şekilde meteor gibi atılarak devlerden birinin göğsüne atıldı ve devi kontrolsüzce geriye uçurdu. Fakat etrafını çevreleyen yüzü aşkın dev tüm kaçış rotalarını kesmişti. En sonunda çantasını tokatlayarak koca bir avuç dolusu tıbbi hap fırlattı.  

 

Haplar havalanıp patlarken dört bir yanda halüsinasyon dumanı huzmeleri oluştu. Ve dumanın nüfuz ettiği devler çok tuhaf davranışlar sergilemeye başlayarak Bai Xiaochun’a kendilerini aşma fırsatı tanıdı.

 

Ancak bu sırada yüzlerce yeni dev, öldürme içgüdüleriyle dolup taşarak hücuma eklenmişti. Hatta kendilerini patlatma auraları taşıyan birkaç kişi başı çekmekteydi.

 

Bai Xiaochun’un gözleri irileşti. Artık istese de kaçınma şansı kalmamıştı. Eşzamanlı olarak onu aşkın dev patlayarak dört bir yana zehirli kanlarını gönderdi. Bai Xiaochun’un suratı asılmış, defansı büyük oranda dağılmıştı. Buna rağmen biraz momentumla kaçabilmeyi başardı!

 

Ne yazık ki savaş alanı çok büyük ve büyü formasyonu kalkanıyla arasındaki mesafe çok fazlaydı. Kısa bir süre içerisinde kalkana ulaşmasına imkân yoktu, üstelik yüzlerce vahşi dev de onu kuşatmak için atağa kalkmıştı.

 

“Öldün sen, Şeytan Bai!”

 

“Seni yiyeceğim!!” Devler yaklaştıkça daha şiddetli mücadeleler patlak veriyordu. Bai Xiaochun gözlerindeki delilik iyice alevlenmiş bir şekilde büyülü nesnelerinin aşağı yukarı yüzde otuzunu fırlatarak patlatmaya başlamıştı.

 

Bu patlamaların şok edici gücü sayesinde yüzlerce dev ağızlarından fışkıran kanlarla geriye uçuruldu. Fakat Bai Xiaochun henüz kaçma fırsatı bulamamışken yeni devler yaklaşmaya başladı.

 

Şok edici bir şekilde onu sayılarıyla ezmeye çalışır gibi bir halleri vardı.

 

Bu esnada uzaklardaki kabile şeflerinin sırıttığı görülüyordu. Artık beklenmedik bir şey olmadığı müddetçe Bai Xiaochun’un ölmesine kesin gözüyle bakıyorlardı. Yine de şeflerin bir kısmı ona yönelmeye başlamıştı.

 

Diğer şeflerse kalkanın dışına çekilen beş lejyon albaylarıyla mücadele etmeye gidiyordu!

 

Savaş alanı bu şekilde kaosa sürüklendikçe Chen Hetian’ın tedirginliği yükseliyordu. Yabaniler daha önce böyle bir taktiği hiç kullanmamıştı, dolayısıyla beş lejyon gafil avlanmıştı. Ne yazık ki Chen Hetian, kırmızılı kadınla yaptığı çarpışmaya çakılıp kaldığı için durumu değiştirecek bir şey yapamıyordu.

 

Bai Lin ve diğer general ile tümgeneraller de büyü formasyonunun korumasında olmalarına rağmen ruh büyücülerinin ruhlarıyla fazlasıyla tehlikeli ve gaddar bir mücadele gerçekleştiriyordu.

 

Savaşın gidişatı kısacık bir sürede tersine dönmüştü. Kalkan ilerlemeyi sürdürüyor, giderek daha çok yetişimci güvenliğe kavuşuyor olsa da dağılan beş lejyon kuvveti sayısı çok fazlaydı ve onları tehlikeden uzaklaştırmak zorlaşmıştı.

 

Son yaşananlar savaş alanını çabucak bir kan denizine çevirmişti!

 

Bai Xiaochun’un boğazı bağırmaktan şişmiş durumdaydı. Ölümcül kriz hissine tamamen boğulmuş, üstü başı kan ve et parçalarıyla kaplanmıştı. Etrafı tamamıyla çevrildiği için de en sonunda frijit qi kullanarak güvenli bir bölgeye ışınlanma fikrini bir kenara atmıştı.

 

Şu ana kadar etkileyici bir performans sergilemiş olsa da işin doğrusu bu performans çoğunlukla beden gücüne dayalıydı. Neticede Büyük Setin dışındaydı ve burada neredeyse hiç ruhsal güç yoktu. Eğer büyü tekniği kullanırsa kullandığı enerjiyi yenileyemeyecek ve enerjisi çabucak tükenecekti.

 

Bu olduğunda da ölüm köşenin ucunda olacaktı!

 

Bu yüzden ruhsal gücünü yalnızca en kritik anlarda kullanabilirdi. Dişlerini sıkarak bolca büyülü nesneyi daha patlatmakta karar kıldı.

 

Sarsıcı bir patlamayla birlikte daha çok dev ciddi şekilde yaralandı. Fakat kana susamış bir delilikle ışıldayan gözlerle geri çekilmek yerine ilerliyor ve kendilerini patlatıyorlardı.

 

Ölüm davulları gibi gelen patlamaların sonunda Bai Xiaochun’un kalan kalkanlarının sonuncusu da yok edilmişti.

 

Zırhı çoktandır dayanıyordu ve şu anda o da toza dönmek üzereydi. Son büyülü nesnelerini patlatmak bile kurtulmasına ucu ucuna yetmişti.

 

Arkasında cesetlerden bir yığın birikmişti. Mücadelenin süregeldiği kısacık sürede Bai Xiaochun’un kuvveti ve deliliği yakınlarındaki devleri iliklerine dek sarsmıştı!

 

“Şeytan Bai’nin… tek başına aramızdan onca kişiyi öldürdüğüne inanamıyorum!”

 

“Lanet olsun! Sadece ilaç yapımında şok edici bir yeteneğe sahip değilmiş, savaşta da inanılmazmış! Onu hayatta bırakamayız! Onu mutlaka yemem lazım!”

 

“Şok edici bir defansı olsa da şu anda boşa çıktı. Bugün kesinlikle ölecek!” Devler kükreye kükreye bir kez daha hücuma geçmişti. Grubun içerisinde diğerlerine nazaran daha iri, gaddar ve hızlı üç dev mevcuttu. Dolayısıyla Bai Xiaochun’a ilk yaklaşanlar onlar oldu.

 

Bai Xiaochun’un beti benzi atmıştı, kambur bir şekilde nefes nefese duruyordu. Yaklaşan devlerin sonu gelmiyor, hepsini öldürmesi imkânsız görünüyordu. Kükremelerini işitmek ve havadaki kan kokusunu almak gözlerini kıpkırmızı yapmaktaydı.

 

“Sırf defansım tükendi diye beni öldürebileceğinizi mi sanıyorsunuz?” Ansızın kahkaha atmaya başladı, o kahkahadaki deliliğe az demek mümkün değildi. Artık tedbiri elden bırakmaya karar vermişti. Ölümcül bir durumda olduğu ortadaydı ve her şeyini ortaya koymazsa hayatta kalmasına imkân yoktu.

 

Kahkaha atmaya devam ederek dikleşti ve beden gücünü açığa çıkardı. Ardından her yönde esen bir rüzgar eşliğinde teni tamamıyla altına çevrildi ve arkasında bir Cennetsel Kral imgesi oluştu. Eşzamanlı olarak kol ve bacaklarına da uğursuzluk büyülerini andıran karmaşık büyü sembolleri yerleşti.

 

Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniği tamamıyla kendisini göstermişti!

 

Bu şekilde bir adım öne çıkarak… Dağ Sarsan Darbeyi saldı!

 

Bu ani gelişme o üç devin tepki veremeyeceği kadar hızlı gerçekleşmişti. Bir an sonra ardışık imgelerden bir çizgi şeklinde uzanan Bai Xiaochun en yakın deve ulaştı.

 

Aslında o dev, inanılmaz beden kuvveti sayesinde özgüvenli bir şekilde sırıtıyordu. Ama Bai Xiaochun kendisine ulaşıp çarptığında gözleri irileşti ve daha çığlık bile atamadan... bir pat sesiyle havaya uçuruldu!

 

Kemiklerinin kırılma sesleri işitilmişti, dört bir yana kanlar sıçrıyordu. En sonunda çığlığını attığındaysa daha zemine adımını atamadan bir kan ve et bulutu şeklinde patlayışının sesi işitildi!

 

Bai Xiaochun’un tek bir hamlesi onu bedenen ve ruhen yok etmişti!

 

#Heheeeyt siz ne sandınız bizim Şeytan Bai'mizi beee! Ben bu serilerdeki başrollerimi evlatlarım gibi büyütüyorum valla. Birileri onlara laf sokunca ya da saldırınca karşılığını versinler diye bekliyorum, verince de bir mutlu oluyorum anlamsızca  Zaten karakterlere sempati beslemeden, olanları içselleştirmeden okumanın da bir anlamı yok bence. Neyse siz 'aman bu kız da yine ne çok konuştu, ne saçmaladı' demeden ben susayım da diğer bölüme geçeyim, orada görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18136 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37403 Bölüm Sayısı


creator
manga tr