Bölüm 460 : Omurgalı

avatar
1964 0

A Will Eternal - Bölüm 460 : Omurgalı


Çevirmen : Clumsy 

 

Deva dönmüştü!

 

“Baba!”

 

“Ustam!” 

 

Zhao Tianjiao ve Chen Yueshan yanlış bir şey yaparken yakalanmışçasına anında geri çekilmişti. Aynı zamanda ikisinin içerisinde de utanç ve tedirginlik yükselmekteydi.

 

Üç gözlü Chen Hetian kasvetli bir ifadeyle Zhao Tianjiao’ya bakıyordu. Arkasındaki beş Ruhun Başlangıç Aşaması yetişimcisiyse bitkinliklerine rağmen muammalı gülümsemeler paylaşıyordu. Zhao Tianjiao ve Chen Yueshan’a bakarken takındıkları tuhaf ifadeleri görmek de mümkündü.

 

Chen Hetian’ın bakışı ve Ruhun Başlangıcındakilerin tuhaf surat ifadelerinin Zhao Tianjiao ve Chen Yueshan’a fark ettirdiği üzere… bu ihtiyarlar az önceki aşk itirafının tamamını işitmişti.

 

Ayrıca gökteki ve denizdeki garip fenomenlerin de Chen Hetian’la bağlantılı olduğu ortadaydı.

 

Yan taraftaki Bai Xiaochun omurgasında bir ürperme hissetmekteydi. Ansızın çok kötü bir hisse kapıldı. Sinsice kaçmayı düşündü ama bunun uygun kaçmayacağında karar kıldı. Bunun yerine farklı bir yöne bakarak manzaraya tesadüfen tanık olan biriymiş gibi davranmayı denedi. Hatta bir ruh alkolü şişesi çıkartarak yavaşça yudumlamaya başladı…

 

Zhao Tianjiao giderek daha da geriliyordu. Hayatta en çok korktuğu kişi Ustasıydı ve an itibariyle hem gerilmiş hem de utanmıştı. Fakat Chen Yueshan aynı durumda değildi. Babasının gelişinin verdiği ilk şoku atlattıktan sonra bir kez daha uzanarak Zhao Tianjiao’nun elini kavradı ve bir milim olsun geri çekilmeyeceğini anlatan bir ifade takınarak kafasını kaldırdı.

 

“En sonunda biraz cesaretini topladın, ha Zhao Tianjiao?” diyen Chen Hetian ise Zhao Tianjiao’ya güzelce bir bakış daha attıktan sonra soğuk bir şekilde homurdanarak Bai Xiaochun’un gizlendiği noktaya döndü.

 

Bakışları Xiaochun’un kalbini bıçak gibi kesiyordu. Bai Xiaochun kısacık bir an düşüncelere daldıktan sonra suratını alkoldenmişçesine kızarttı ve biraz sendeleyerek, “İyi malmış!” dedi.

 

Sağa sola sallandıktan sonra da gerileyerek Chen Hetian’ın görüş alanından çıktı ve aceleyle koridorda koşturmaya başladı.

 

Chen Hetian bir kez daha homurdandı. Fakat Bai Xiaochun’u umursamayarak beş Ruhun Başlangıç Aşaması uzmanıyla birlikte 1. güverteye yöneldi.

 

Bu sırada Zhao Tianjiao ve Chen Yueshan’ın bakışları birbirine çevrildi. Ve Zhao Tianjiao kendisini sakinleşmeye zorladı. Ardından cesaretini toplayarak Ustasına resmi selamlarını sunmaya ve bir açıklama yapmaya gitti; ustasının Chen Yueshan veya Bai Xiaochun hakkında kötü bir düşünceye kapılmasını istemiyordu.

 

Koştura koştura kamarasına dönen Bai Xiaochun’un suratınaysa tedirgin bir ifade yerleşmişti.

 

“Böyle olacağını bilseydim aşk itirafını dün yaptırırdım! Ne tuhaf bir tesadüftü ama. Üç gözlü ihtiyar neden bugün dönmek zorundaydı ki? Zhao Tianjiao’yu kızıyla birleştiren kişinin ben olduğumu öğrenirse benim için gerçek bir felaket olur.” Durum hakkında düşündükçe daha çok geriliyordu. Ancak iç çekerek bu beklenmedik duruma uygun bir plan bulmaktan başka çaresi yoktu.

 

Birkaç gün geçmiş ve Bai Xiaochun hala Zhao Tianjiao’yu görememişti. Fakat Chen Hetian’ın kendisine sorun yaratmaya gelmemesi gerginliğini azaltmıştı. Lakin tam da o sırada Chen Hetian’ın verdiği emir gemide yankılanmaya başladı.

 

“Sorgulanmak adına 1. güverteye çağrılana dek tüm çıraklar kamaralarında kalacak!”

 

Chen Hetian’ın sesi son derece ciddi, hatta öfkeli çıkmıştı. Gemideki tek bir kişi dahi emirlerine itaatsizlik etmeye cesaret edemezdi, haliyle Song Que ve diğer Dao koruyucuları kendilerine tahsis edilen alanlara dönmek zorundaydı.

 

Çok geçmeden Chen Hetian ve Ruhun Başlangıç uzmanları tüm kamaraları tek tek dolaşmaya başladı. Yokluklarında gerçekleşen ölümlerle ilgili bilgilendikleri ve detaylı bir araştırma başlattıkları ortadaydı.

 

Araştırmaları son derece etraflıcaydı. Sıralamalarına bakılmaksızın tüm çıraklar sorgulanıyordu ve çok geçmeden sıra Bai Xiaochun’a gelmişti.

 

Bai Xiaochun gergin bir şekilde 1. güverteye giderek üç gözlü Chen Hetian ve diğer üst düzey uzmanların karşısına çıktı, kollarını kavuşturarak selamını verdi.

 

“Çırak Bai Xiaochun selamlarını sunar, Kıdemliler!”

 

“Bai Xiaochun sen misin?” diyen Chen Hetian’ın gözleri ışıl ışıldı.

 

Bai Xiaochun başını gergin bir şekilde sallayarak onay verdi, gözleri üç gözlü adama kilitliydi.

 

Chen Hetian onu yakından inceledikten sonra soğuk bir şekilde şöyle dedi: “Demek o omurgalı sensin…”

 

Ardından gözlerini kapattı ve sorguyu Ruhun Başlangıç uzmanlarının yapmasına izin verdi. Uzmanlardan biri tüm yanılsamaları delip geçebilecek kapasitede, yıldırım gibi bakışlara sahipti.

 

Bai Xiaochun tüm soruları yanıtlayarak odadan çıkartıldı. Çıktığında alnından terler damlıyor ve iç çekerek şöyle düşünüyordu: “O üç gözlü adam omurgalı derken ne kast etti? Beni övüyor muydu? Yoksa hakaret mi ediyordu? Sadece çırağı ve kızının ömürleri boyunca mutlu olmaları için uğraştığım ortadaydı… Benim için işleri zorlaştırırsa ne yaparım?” Bai Xiaochun bu durumdan pek bir şey anlayamamış ve çokça düşünse de iç çekerek olayı çözme çabalarından vazgeçmeye mecbur kalmıştı.

 

Gemideki tüm çırakların sorgulanması yarım ay sürdü. Lakin Chen Hetian ve ekibi tüm analizlere rağmen bir sonuca varamamıştı.

 

Tabii ki cesetleri de incelemişlerdi ama tek sonuç ifadelerinin kararışı olmuş, elleri boş kalmıştı.

 

Neyse ki Chen Hetian’ın dönüşünden bu yana yeni bir ölüm yaşanmamıştı. Vakit böylece gelip geçti. İki ay daha geride kalmış ve Bai Xiaochun bu süreçte Zhao Tianjiao’yu da Chen Yueshan’ı da hiç görmemişti. Onlara ne olduğuna dair hiçbir fikri yoktu.

 

Yolculuğun altıncı ayına varıldığında ve toprak yeniden ufukta belirdiğindeyse en sonunda ikiliyi görebildi.

 

Zhao Tianjiao’nun yetişimi bu geçen süreçte ilerlemişti. Ana güverteye ışıldayan gözlerle çıkmıştı, aynı şey yanında yürüyen Chen Yueshan için de geçerliydi. Hatta üzerlerinde Ruhun Başlangıcını şekillendirmek için gerekli nesnelere sahip oldukları sürece ilerleyebileceklerini gösteren belli belirsiz bir aura mevcuttu.

 

Pek çok kişi bunu fark ederek kıskanmıştı. Chen Hetian’ın çırağı ve kızı için güzel bir servetle döndüğü aşikardı.

 

Bai Xiaochun Zhao Tianjiao’yu gördüğünde ana güvertede paspas yapmaktaydı. Onu fark eden Zhao Tianjiao aydınlanan ifadesiyle çabucak yaklaştı, Xiaochun’u bir kenara çekti ve eline beyaz bir şişe uzattı.

 

“Yengen ve ben bunu senin için ayırdık. Birazcık gümüş ejder kanı. Bunu tüketirsen yetişimin oldukça ilerler.”

 

Chen Hetian ve Ruhun Başlangıç uzmanlarının gümüş ejderin peşine takıldığını anımsayan Bai Xiaochun anında heyecanlanarak hızlıca şişeyi kavradı. Zhao Tianjiao’nun ona hala güvendiğini ve onu sevdiğini görmek içini rahatlatmıştı.

 

“Şimdiden ona yenge dememi mi istiyorsun?” dedi gülümseyerek. “Biliyor mu?”

 

Her şeyin yatıştığını öğrendiğine göre rahat bir nefes alabilirdi. Belli ki üç gözlü ihtiyar ona bela olmayacaktı…

 

Zhao Tianjiao biraz tuhaf bir görünümle boğazını temizleyerek cevap verdi: “Evet, biliyor… Yengen sana içten teşekkürlerini iletmemi istedi.”

 

Ardından Bai Xiaochun’un omzunu kavradı ve surat ifadesi ciddileşti.

 

“Xiaochun, yetişimine odaklanman lazım. Son zamanlarda boşluyor gibisin ve bu kesinlikle doğru bir tavır değil. Yakında kıyıya varacağız ve vardığımızda her şeyin belirleyicisi savaş gücün olacak!

 

“Yaban Araziler hakkında pek bir şey bilmediğini varsayıyorum, o yüzden sana birkaç önemli detayı açıklayayım ki oraya vardığımızda neler olacağını bilesin. Benim bile Ustamdan daha yeni öğrendiğim şeyler var.”

 

Zhao Tianjiao bu sözlerle Bai Xiaochun’u insanlardan uzaklaştırdı, artık insanların yakınlıklarını fark etmesini umursamıyor gibiydi. Sesini alçaltarak devam etti: “Cennetkarışı Denizi Cennetkarışı Aleminin tam ortasında. Oradan dört nehir uzanıyor ve her biri küçük dallara ayrılıyor. Bu bağlamda hepsi bir ağacın dalları gibi. Suya yakın alanlarda ruhsal enerji var ama araziler uçsuz bucaksız, nehirlerin erişebileceğinden çok daha büyük. Bu yüzden ruhsal enerjinin olmadığı çokça arazi var ve onlara da Yaban Araziler diyoruz.

 

“Yaban Araziler yalnızca nehirlerden uzakta değil, dört ana nehir arasında da bulunuyor. Ruhsal enerjisi olmayan bolca yer var. Büyük Setin kurulma sebebi de bu.”

 

Bai Xiaochun’un suratına çok ciddi bir ifade yerleşmişti. Büyük Set olayını çok ciddiye alıyordu, hatta Chen Manyao’ya bu konuda birkaç soru bile sormuştu. Sonuç olarak setin Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatı nazarındaki önemini biliyordu.

 

Bu yüzden bu tarz bilgileri daha önce de işitmiş olmasına rağmen son derece ilgiliydi. Sonuçta bu konu, dikkatli olmazsa ölümüyle sonuçlanacak olan on yıllık bir sınavla bağlantılıydı.

 

“Büyük Set Cennetkarışı Nehrinin ana dallarının güvenle gelişebilmesi için bir çeşit koruma çemberi gibi. Ardında Yabani Arazilerin olduğu bir nevi sınır. Yabani Arazilerse çorak, verimsiz ve daima savaş halinde. Üstelik Yabani Arazilerde sadece kinci ruhlar değil, vahşi devler de var!”

 

“Vahşi devler mi?” dedi Bai Xiaochun. Chen Manyao’yu destekleyen güçlü kuruluşu düşünmeden edememişti.

 

“Ben de onları pek anlamış değilim. Ama o vahşi devler biz yetişimcilerle aşağı yukarı aynı şekilde yetişim yapıyormuş, çoğu da vücut geliştirme alanına yöneliyormuş. Gaddar ve acımasızlarmış, ayrıca ellerine geçirdikleri tüm Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatı çıraklarını diri diri yiyorlarmış!”

 

Bai Xiaochun’un gözleri kocaman açılmış, soluğu kesilmişti.

 

“Diri diri mi yiyorlarmış?!”

 

#Aşk Azizinin büyük operasyonu öyle ya da böyle başarıyla sonuçlandı. Zaten kız başından beri çocuğa aşıkmış, o yüzden bir operasyon olmasa da olurmuş ama neyse 
Bizimki de bu işin meyvesini yedi, çok güçlü bir dost edindi ve ondan da yetişimine yardımcı olacak bir şey aldı. Şimdi de Yabani Araziler hakkında yeni bilgiler ediniyor. Kinci ruhlar yetmezmiş gibi bir de vahşiler çıktı başımıza... Hadi bakalım başka neler öğreneceğiz, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18208 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37530 Bölüm Sayısı


creator
manga tr