Bölüm 454 : Merak Etme, Ben Her Şeyi Halledeceğim

avatar
1933 0

A Will Eternal - Bölüm 454 : Merak Etme, Ben Her Şeyi Halledeceğim


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun ertesi sabah erken saatlerde ana güverteye çıktı. Son günlerde kendisini Zhao Tianjiao’nun Chen Yueshan’I elde etme meselesine tamamen kaptırmıştı.

 

Bu işin verdiği başarı hissinden büyük bir tatmin duyuyordu. Tabii Dao koruyucuları da bu çabaların bir parçası olarak sağlam bir merakla olayların ilerleyişini görmek için güverteye çıkmıştı.

 

O sabah fırtınalı bir hava vardı. Kocaman altın dalgalar ara ara gemiye vuruyor, güverteye altın sular sıçratıyordu.

 

Cennetkarışı Denizi suları sıradan yetişimciler için son derece tehlikeli olabilirdi fakat üst düzey Seçilmişlerin uzun süre dayanması mümkündü.

 

Zhao Tianjiao gibi süperstarlarsa kısa bir süreçte zarar görmezdi. Birazcık su sıçrayışı öyle birinin tenine hiç zarar veremezdi, hatta suya dalmadıkça zarar görmeyeceğini söylemek mümkündü.

 

Vakit ilerlemiş, saat öğlene yaklaşmıştı. Bai Xiaochun’un beklediği bu süreçte dalgalar ve rüzgâr hafiflemeye başlamış, gökte tek bir bulut dahi kalmamıştı.

 

Bai Xiaochun tam gerilmeye başlar ve planı değiştirmeyi düşünürken Zhao Tianjiao en sonunda ortaya çıktı ve ona bakıp gülümsedi. Sonra da ciddi bir surat ifadesi takınarak dalgaların özellikle canlı olduğu kısma doğru özgüvenli bir yürüyüşe başladı ve o noktada durarak bakışlarını 2. güverteye doğru çevirdi.

 

Bai Xiaochun tam ona bazı hatırlatmalarda bulunacakken de Chen Yueshan 2. güvertede hafiften somurtkan bir şekilde yürümeye başladı. Belli ki Zhao Tianjiao’yu her zamanki gibi koridorda görmemek biraz canını sıkmıştı.

 

Açığa çıkıp ana güverteye döndükten sonraysa Zhao Tianjiao’nun tutku dolu gözlerle geminin burnunda olduğunu gördü. Ve ansızın bakışları buluştu.

 

Bai Xiaochun bu noktada Zhao Tianjiao ve Chen Yueshan arasında bir farklılık olduğunu hissedebilmişti.

 

“Bu fırsatı kaçırma!!” diye mırıldanırken sarsılmıştı. Zhao Tianjiao demir sıcakken harekete geçmezse bu zamana kadarki tüm çabaları ziyan olabilirdi. İleride başka planlarla devam etmeleri de mümkündü ama ilk ivmelerine kavuşmaları asla mümkün olmayabilirdi. En kötüsü de rüzgâr ve dalgalardaki ani sakinleşmeydi. Okyanus sularının sıçramayışı Bai Xiaochun’un kalbinin tedirginlikle küt küt atmasına yol açmıştı.

 

Bu gerginliğinde yalnız değildi. Zhao Tianjiao’nun stresi de giderek yükselmekteydi.

 

Bu fırsatın parmaklarının ucundan kaçmakta olduğunu gören Bai Xiaochun dişlerini sıkarak Altın Özünün tüm yetişim basamağı gücüne, Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniğine ve kan qi’sine başvurarak devasa bir kan kılıcı çağırdı!

 

Eşzamanlı olarak harekete geçip tam hızla Zhao Tianjiao’ya doğru atıldı. O havalanırken maddeleşen kan kılıcını da kavradı ve geminin dışındaki sulara doğru savurdu.

 

“Kaçmayı aklından bile geçirme seni tuhaf yaşlı balık!”

 

Kan kılıcı havada çığlıklar atarak ilerledi ve Bai Xiaochun’un tüm gücünü arkasına alarak denizi yarıp geçti, devasa bir dalga doğurdu.

 

O dalga geminin yan tarafına çarparken sayısız damlacığa dönüştü ve bir kısmı Bai Xiaochun’a, kalanlar da Zhao Tianjiao’nun üzerine döküldü.

 

Halihazırda incecik kıyafetler giyen Zhao Tianjiao deniz suyuyla sırılsıklam olmuş, kıyafetleri neredeyse transparan bir hal almıştı. Tenine yapışmış olmaları da mükemmel fiziğini ve kabaran kaslarını güvertedeki herkesin görebileceği şekilde açığa çıkartmıştı.

 

Parıl parıl gün ışıkları Zhao Tianjiao’yu altından yapılmış gibi gösteriyordu. Bu şok edici manzara Bai Xiaochun’un da sırılsıklam oluşuyla iyice eşsiz bir hal almıştı.

 

Bai Xiaochun biraz zayıf olsa da yakışıklıydı ve güneşin üzerinde ışıldayışı sayesinde bir ölümsüze benzemişti. Kafasını çevirirken saçları havada savrulmuş, tamamen sıra dışı bir görünüm kazanmıştı.

 

Birbirlerinden tamamen farklı olsalar da Bai Xiaochun da Zhao Tianjiao da sayısız kadının ayılıp bayılabileceği tipte erkeklerdi ve an itibariyle güvertedeki pek çok genç kadın onlara gözlerini dikmişti.

 

Chen Yueshan’ın kalbi Zhao Tianjiao’yu baştan aşağı süzerken küt küt atmaya başlamış, suratı kızarmıştı. Bazı yetişimcilerse kalplerinde yükselen merakla Bai Xiaochun’a bakmaktaydı.

 

Bai Xiaochun hem farklı dünyalara ait bir birey gibi görünüyordu hem de Öz Formasyon sonlarındaki yetişiminin gücüyle Cennetkarışı Denizinde dalgalar doğurabilmesiyle inanılmaz dövüş kabiliyetini sergilemişti.

 

Ansızın insanların akıllarına Bai Xiaochun ve Gongsun Wan’er heykeli arasındaki mücadele gelmiş ve suratlara düşünceli ifadeler yerleşmişti.

 

Bu sırada Chen Yueshan’ın kendisine baktığını ve yanaklarının kızardığını fark eden Zhao Tianjiao’nun kalbi heyecan doldu. Bai Xiaochun’la tanışmadan önce böyle bir şey hiç yaşanmamış ve an itibariyle dile getirmekten başka şansının olmadığı uçsuz bucaksız bir minnettarlıkla dolmuştu. Fakat tam da o anda Bai Xiaochun tarafından kavrandı.

 

“Avantajlıyken bırakman lazım.” diye tısladı. “Sana söylediklerimi unuttun mu? Sabırsız olma!”

 

Zhao Tianjiao başıyla onay verdi ve ikili çabucak arkalarını dönerek ayrıldı. Giderken pek çok kişi onları takip etmiş, ikisinin bir hayli yakın olduğunu görmek de sayısız kalbi sarsmıştı.

 

“Bir sürü kişi Büyük Kardeş Zhao’yla arkadaş olmak istiyor ama o çok mağrur. Ona yaklaşmak mümkün değil. Bai Xiaochun bunu nasıl başarmış?!”

 

“Ayrıca suratındaki ifadeye bakılırsa Bai Xiaochun’a gerçekten güvendiği de ortada…”

 

Bu tarz mırıldanmalar gerçekleşirken Bai Xiaochun Zhao Tianjiao’yu kamarasına sürükledi. Ardından üstlerini değişen ikili konuşmak üzere oturdu. Zhao Tianjiao heyecan doluydu; şu son birkaç günde yaşananlar sükunetini sürdüremeyeceği kadar özel ve önemliydi.

 

“Xiaochun, bu noktada Küçük Kız Kardeş Yueshan’ın benden etkilendiğinden eminim ve ilgisi baştan savma da değil. Peki sıradaki adım nedir?” Bai Xiaochun’a dönük gözlerindeki bakış tam bir samimiyet ve beklenti göstergesiydi.

 

“Merak etme,” dedi Bai Xiaochun özgüvenli bir gülümsemeyle, “ben her şeyi halledeceğim.” Ardından ifadesi ciddileşti. “İlgisini çekmen yalnızca ilk adımdı. Onu kesinlikle sana aşık edeceğiz. Fakat kendine fazla güvenme! İyi bir başlangıç daima mükemmel bir sonucu garanti etmez. Yapılacak pek çok önemli şey var, hedefine ulaşmanı sağlayacak yol da uzun. Buna hazır mısın Büyük Kardeş Zhao?!”

 

“Ne dersen yapacağım, Xiaochun!” diyen Zhao Tianjiao da eşit oranda ciddi görünüyordu.

 

Bai Xiaochun tatminkâr bir şekilde başını salladı.

 

“Güvenlik hissi hakkında söylediklerimi hatırlıyor musun? Şu anda en önemli şey bu. Büyük Kız Kardeş Yueshan’a o hissi vereceğinden emin olmalısın. O tehlikedeyken kendini onun önüne atacak ve yaralansan bile onu güvende tutacaksın.”

 

Zhao Tianjiao düşünceli bir şekilde kaşlarını çattı. “Güvenlik hissi mi? Küçük Kız Kardeş Yueshan bu yetişime ve statüye sahipken gemide ona kendisini güvensiz hissettirecek pek bir şey yok ki.”

 

Zhao Tianjiao’nun bu beklentisi düşük tavrına öfkelenen Bai Xiaochun masaya tokadını geçirerek devam etti: “Kendisini güvensiz hissettirecek pek bir şey yok mu? O pis şeyi unuttun mu?

 

“Dinle, Büyük Kız Kardeş Yueshan’ın kamara kapısının dışına gizlice bir büyü formasyonu yerleştirebilirsin. Sonra da o pis şey yeniden ortaya çıkınca tuzağa düşer, sen de açığa çıkıp ona saldıran ilk kişi olursun. Hem ne kadar kudretli olduğunu hem de daima Büyük Kız Kardeş Yueshan’ı korumak için yanında olacağını gösterirsin. Böylece o güvenlik hissini elde edeceği kesin.”

 

Zhao Tianjiao’nun bu plandan pek etkilenmediği ortadaydı. “Formasyonu kolaylıkla yerleştirebilirim ama… o pis şey ortaya çıktığında olacakları kontrol edemem. Ya bir daha asla gelmez veya Küçük Kız Kardeş Yueshan’ın kamarasının dışına yaklaşmazsa?”

 

Bai Xiaochun başının ağrıdığını hissediyordu. Son zamanlarda Zhao Tianjiao’nun soğuk ve gururlu olsa da pek esnek olmadığını, olayları tek yönlü düşünmeye meyilli olduğunu öğrenmişti. “Hadi ama aptal olma.” dedi. “Sen tarikatın bir numaralı Seçilmişi değil misin? Hiç sırdaşın yok mu? Onları o pis şey gibi giydir. Sonra da ışıldayan zırhlı yenilmez bir şövalye olarak açığa çıkıp prensesi kurtar.

 

“Ayrıca,” diye devam etti, “en kritik anda doğru şeyi söylemeyi de unutmamalısın. Mesela şöyle de; Küçük Kız Kardeş Yueshan, yanında olduğum sürece hiç kimsenin saçının teline zarar vermesine müsaade etmeyeceğim!”

 

Zhao Tianjiao ilk başta bunu biraz klişe bulmuş ve tereddüt etmişti. Fakat Bai Xiaochun’un muhakemelerine olan güvenini düşününce onay verdi ve bir yeşim kağıt çıkararak takipçilerine bir mesaj gönderdi.

 

Çok geçmeden sekiz takipçisi art arda Bai Xiaochun’un kamarasında belirdi. Her biri kollarını kavuşturarak ikili karşısında eğildi, neden çağrıldıklarını merak ederken saygı dolu bir ifadeye bürünmüşlerdi.

 

“Xiaochun, sence en uygunu hangisi?” diye sordu Zhao Tianjiao.

 

Bai Xiaochun ise gruba baktı ve en nihayetinde gözleri İblis Katledenler Salonunda kendisini gücendirmiş olan ikiliye takıldı. Onlar ürperirken de şöyle dedi: “Bu iki Küçük Kardeş tanıdık geliyor, onlara ne dersin?”

 

İki takipçi çoktan olacaklar karşısında kötü hislere kapılmıştı.

 

 #Hahaha geminin burnundaki sırılsıklam iki yakışıklı canı sıkılanlar için hoş bir manzara olmuştur 
Bu arada şaka maka kızı tavlama yolunda emin adımlarla ilerliyorlar... Tabii adam yakışıklı olmasa bu planın işe yarama ihtimali sıfırdı.
Bizim kaplumbağa da en sonunda şu adamlardan intikam alma fırsatını buldu. Bakalım bu fırsatı nasıl kullanacak ve işler nasıl ilerleyecek, okumaya devam!

#Hepinize iyi bayramlar, mutlu tatiller :) 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18397 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37609 Bölüm Sayısı


creator
manga tr