Bölüm 444 : Birinci Sıradaki Zhao Tianjiao

avatar
2551 7

A Will Eternal - Bölüm 444 : Birinci Sıradaki Zhao Tianjiao


Çevirmen : Clumsy 

 

İnsanlar antik savaş gemisine çıkmayı sürdürürken az önce ortaya çıkan üç gözlü yaşlı adam deva gökkuşağından silinerek gemide belirdi. Bu defa yalnız da değildi; yanına beş Ruhun Başlangıç Aşaması yetişimcisi eklenmişti.

 

Gemi yelken açmak üzere gibiydi lakin son anda bir ışık huzmesi havayı yarmaya başladı ve yoğun ıslık sesleri doğdu.

 

“Ben, Zhao Tianjiao, böyle büyük bir etkinliğe katılmaz olur muyum hiç!?”

 

Üstü başı yıpranmış, uzun ince, siyah saçlı ve buz soğuğu auralı genç bir adamdı. Üzerinden şok edici yetişim basamağı dalgalanmaları yayılıyordu ve Öz Formasyonun büyük çemberinde olmasına rağmen çok daha güçlü hissettiriyordu. Bir Ruhun Başlangıç uzmanı gibi görünüyordu ve o seviyede olmamasına rağmen yaklaştıkça görülmesini imkânsız kılan bir bulanıklığa çevriliyordu.

 

Doğrusu tam anlamıyla ışınlanma kabiliyeti kullanıyordu. Yalnızca kısa mesafeler arasında ışınlanabiliyor olsa da bir Öz Formasyon yetişimcisi olarak bunu yapabiliyor oluşuyla doğurduğu şok Tanrıtanımazın doğurduğu şoktan çok daha yoğundu.

 

Genç adam kısacık bir sürede gemiye ulaşarak güverteye adımını atmıştı. Fazlasıyla gururlu duruşuyla diğer yetişimcilerden öylesine farklıydı ki yıldızlarla dolu bir alandaki aydan farksızdı!

 

“En Büyük Kardeş!”

 

“Cennetler! En Büyük Kardeş az önce ışınlandı mı?”

 

“Büyük Kardeş Tanrıtanımaz Rüzgâr Atılımı yapmıştı ama En Büyük Kardeş gerçek ışınlanma kullandı!” Kalabalıktaki herkesin gözleri saygı ve hürmet dolu ifadelerle Zhao Tianjiao’ya çevrilmişti.

 

Bai Xiaochun rahatsız bir şekilde, “Hey, ben de ışınlanabiliyorum!” diye kendi kendine homurdandı. Zhao Tianjiao’nun kalabalığın düşündüğü kadar harika olduğundan emin olmasa da yetenekli olduğunu itiraf etmeliydi. Ayrıca ondan gelen şok edici dalgalanmaların Gongsun Wan’er heykelini aştığını da hissedebilmişti.

 

Bu noktada üç gözlü Chen Hetian, Zhao Tianjiao’ya baktı ve yumuşak bakışlarına rağmen keskin sözlerle şöyle dedi: “Peki geç kalıp işleri de geciktirme sebebin nedir acaba?!”

 

Kollarını saygılı bir şekilde kavuşturan Zhao Tianjiao karşılık verdi: “Geçen yıl bir Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatı çırağı kaybolmuştu ve onu arama çabalarım esnasında sorumlu olan üç ucubeyi buldum. Fakat farklı yönlere kaçarak biraz vakit harcattılar.”

 

Bu sözlerin ardından kolunu salladı ve güverteye üç kelle düşürdü.

 

İkisi yaşlı, biri orta yaşlı adamların ölü gözlerinde hayret dolu ifadeler baki kalmıştı. Üzerlerindeki auralarsa üçünün de Ruhun Başlangıcında olduğunu anlatıyordu!

 

Üç kesik kafayı gören çıraklar anında şaşkınlık nidaları atmaya başladı.

 

“Başpapaz Nehirsuyu!”

 

“Aydınlanmış Bilge Başrüzgar!”

 

“Eksantrik Alevbulutu!!”

 

“Üçü de Ruhun Başlangıç uzmanları! Cennetler… En Büyük Kardeş resmen üçünü de öldürmüş!!”

 

“Kesinlikle kendisine En Büyük Kardeş denilmesini hak ediyor!!”

 

Chen Yueshan’ın gözbebekleri kısılmış lakin bir şey söylememiş, Tanrıtanımaz son derece ciddi bir ifadeye bürünmüş ve ağır ağır nefes almaya başlamıştı.

 

Bai Xiaochun’unsa gözleri irileşmiş, hatta soluğu kesilmişti. Önceden de Zhao Tianjiao’nun harikalığından haberdardı fakat bu noktada ne pahasına olursa olsun kaçınılması gereken biri olduğuna emin olmuştu.

 

Üç kesik kafaya bakarak kendi kendine mırıldandı: “Ah neyse ne. Onun isminin benimkinden birazcık daha iyi olduğunu kabul ederim, o kadarı yeterli!” 

 

Chen Hetian başıyla hafifçe onay verdikten sonra tek kelime daha etmeden arkasına döndü, geminin en yüksek güvertesine yöneldi ve Ruhun Başlangıç uzmanlarını çıraklarla ilgilenmek adına geride bıraktı.

 

Ruhun Başlangıcındakilerden orta yaşlı bir adam ifadesiz bir suratla öne çıkarak şöyle dedi: “Hepiniz Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatının Seçilmişlerisiniz ve bu sınava bir şekilde aşinasınız. Bu yüzden açıklama yaparak vaktimizi ziyan etmeyeceğiz.

 

“Fakat netleştirmem gereken bir şey var. Yolculuğumuz yarım yıl alacak ve bu süreçte süperstarlar arasındaki sıralamanıza uygun olarak yerleşeceksiniz!

 

“İlk 3 kişi 2. güvertede kalacak. Kamaraları şahsi ölümsüz mağaralarınız olarak alabilirsiniz. İlk 4 ila 10 arasındakiler 3. güvertede kalacak, siz de yetişiminizi ilerletebileceğiniz şahsi mağaralara sahip olacaksınız.

 

“11 ila 100 arasındakiler 4. güvertede kalacak. Geri kalan herkesse 5. güvertede!”

 

Bu esnada gemi denizin yüzeyinde yol almaya başlamıştı; dalgaların geminin yanına vuruşunun sesleri işitilmekteydi.

 

Bir de şiddetli bir rüzgâr ve gemiye zarar vermese de dokunduğu yetişimciler için zararlı olabilecek elementler taşıyarak fışkıran deniz suları mevcuttu.  

 

Bai Xiaochun bu konuda biraz gergindi fakat kamaraların sıralamadaki kıdemine göre tayin edildiğini işitir işitmez keyfi yerine gelmişti.

 

“İşte ben de bundan bahsediyordum!” diye düşündü. “Rütbesi yüksek olanlar daha iyi muamele görmeli!” Mağarasının neye benzediğini görmeyi iple çekiyordu.

 

“Bu kimlik madalyonlarını mağaralarınızın anahtarı olarak kullanın. Tamamdır, hepiniz dağılabilirsiniz!” Orta yaşlı Ruhun Başlangıç Aşaması uzmanı bu sözlerin ardından topuklarının üzerinde dönerek diğer uzmanlarla birlikte kamaralarına yerleşip meditasyon yapmak için 1. güverteye geçti.

 

Kıdemli neslin gidişiyle diğer 1,000 küsür yetişimci de dağıldı, belli ki güçlü rüzgarlar ve fışkıran sulardan kaçmaya can atıyorlardı.

 

İlk harekete geçen kişi 2. güverteye yönelen Zhao Tianjiao oldu ve onu Chen Yueshan ile Tanrıtanımaz takip etti. Diğer yetişimciler üçlünün kendilerine has koca bir güverteye gidişini biraz kıskançlıkla izlemişti lakin yapabilecekleri bir şey yoktu.

 

Bai Xiaochun ise hiç rahatsız değildi. Heyecanlı bir şekilde Gongsun Wan’er’in de dahil olduğu ilk 4 ila 10 arasındaki yetişimcilere atanan 3. güverteye ilerlemeye başlamıştı.

 

Diğer yetişimciler de hayal kırıklıkları ve kıskançlıklarıyla birlikte kafalarını kendi alanlarına çevirdi.

 

Bai Xiaochun 3. güverteye beklenti dolu bir şekilde girdi ve tüm güvertenin yenilendiğini, yalnızca yedi kamarayla doldurulduğunu fark etti.

 

Kendisine verilen kimlik madalyonuyla rastgele bir kamara seçerek kendine ayırdı. Ardından kapıyı açtı, içeri adımını attı ve etrafına baktı. Bugüne dek görüp yaptığı her şeye rağmen gözlerini karşılayan manzara dudaklarından bir şaşkınlık nidası kaçırtacak raddedeydi.

 

Kamara devasaydı, iki kenar arası tam 300 metreydi. Ayrıca tek bir kamara da sayılmazdı, yedi oda artı bir hap yapım istasyonundan oluşan bir süitti. Bir insanın ihtiyaç duyabileceği her şeye sahipti ve inanılmaz lükstü.

 

Zemin bir gemiden bekleneceği şekilde ahşap değil, ruhsal güçle dolu yeşil bir kireçtaşındandı. Döşemeler ara ara transparandı ve içlerinde bulutlarla sisler süzülmekteydi. Hem güzel görünüyor hem de yaydıkları ruhsal enerji yetişimde kullanılabiliyordu. Ayrıca kamara hem defansif büyü formasyonları barındırıyordu hem de dışarıda yankılanan gümbürdemelerin işitilmemesi adına ses geçirmezdi.

 

Daha da sıra dışı olansa kamarada işlerden yedi yirmi dört sorumlu altı kukla hizmetli olmasıydı. Kamaranın yan pencerelerinden biri göz kamaştırıcı bir deniz manzarası sunuyor, bir de kişinin arzuladığında temiz hava alabileceği, hatta balık bile tutabileceği bir balkon bulunuyordu.

 

Şu anda öğlen vakti olduğu için dışarıda güneş ışıldıyordu ve Bai Xiaochun dışarı çıkıp güneşin ılıklığını hissetmek şeklinde ani bir dürtüye kapılmıştı.

 

Doğrusu kamara o kadar büyüktü ki içeri yüz kişiyi sığdırsanız yine de yer kalırdı.

 

“Ne lüks ama! Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatının yüksek rütbelilere bu kadar harika davranması… mükemmel!” Derin bir nefes aldıktan sonra kamarada biraz daha turladı ve bağdaş kurarak nefes egzersizlerine başladı.

 

Vakit böylece geçip gitti. Takip eden üç günün sonunda gördüğü muameleden son derece hoşnuttu. Bilhassa her gün kukla hizmetliler tarafından getirilen bolca ruh besini bir harikaydı.

 

Besin miktarı öylesine çoktu ki sıkı çalışmaları sonrasında bile hepsini tüketemiyordu. Buradaki hayatı Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatındakinden bile güzeldi ve her yemekten sonra karnını ovuşturup biraz geğiriyor, sonra da balkondaki divanda uzanıp deniz esintisinin ve güneşin ılıklığının tadını çıkartıyordu.

 

“Ben ilk 10dayım ve hayat harika. Acaba Zhao Tianjiao ve diğerlerinin odaları nasıl? Ne kadar büyükler ki?”

 

Zhao Tianjiao’yu düşünmek aklına Song Que ve diğer Dao koruyucularını getirmişti. O noktada madem odam bu kadar büyük ve boş sayılır, diğerleri de biraz tadını çıkartabilir diye düşündü. Ve aklında bu düşünceyle heyecanlı bir şekilde kamarasından çıkarak 4. güverteye yöneldi.

 

İlk önce 4. güvertedeki kamaralar hakkında bir bilgi edinmeye çalıştı. Sürekli kamaralara girip çıkanlarla karşılaştığı için de bir yanıt alması çok sürmedi.

 

4. güverte 3.ye nazaran çok daha küçüktü ve kamaralar yalnızca otuz kırk metre kadardı. Buna rağmen tüm kamaralar tek kişilikti. 5. güvertedeyse ortalık çok daha sıkış tepişti.

 

 #Biz de yunan adalarına bir gemi turuna katılmıştık, o yüzden şu an bizimkinin nasıl bir keyif yapabildiğini az çok kestirebiliyorum. Ama şimdi ben evde oturup iki büklüm çalışırken onun ılık deniz esintisiyle keyif yapışını anlatmak insanı biraz üzmüyor değil 
Neyse ben sustum, hadi okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 20708 Üye Sayısı
  • 810 Seri Sayısı
  • 40075 Bölüm Sayısı


creator
manga tr