Bölüm 432 : Stres Çilesi

avatar
2092 0

A Will Eternal - Bölüm 432 : Stres Çilesi


Çevirmen : Clumsy 

 

Usta Tanrı-Kahin Bai Xiaochun’un ne kadar gergin olduğunu görüyor ve Büyük Şişman Zhang’ın onun gözündeki önemini biliyordu. Bu yüzden ürpererek yanıtladı: “Büyük Şişman Zhang Öz Formasyona ulaşmaya çalışıyor ve ölümcül bir kriz anında!”

 

Aynı şekilde gergin olan Xu Baocai daha detaylı bir açıklamaya girişti: “Büyük Kardeş Zhang geçen ay Öz Formasyona ulaşmanın eşiğinde olduğunu hissediyordu ve inzivaya çekildi. Usta Tanrı-Kahin ve ben de Dharma koruyucuları olarak mağarasının dışına geçtik. Başta her şey normal görünüyordu ve biz de sadece birkaç ay içerisinde süreci tamamlayacağını varsaymıştık. Ama nedense üçüncü günde aurası güçsüzleşmeye başladı. Şu andaysa çok silik bir düzeyde!!”

 

“Ben de gittim,” dedi Chen Manyao gergince, “ama mağarası sımsıkı mühürlü ve içeri giremiyoruz. Daha büyük bir sorun yaratır diye kapıyı kırıp girmek de istemedik.” Çoktandır grubun bir parçası olduğu için artık kendini onlardan biri olarak görüyordu ve Büyük Şişman Zhang’ın tehlikede olması onu da fazlasıyla germişti.

 

Bu açıklamaları işiten Bai Xiaochun bir an olsun tereddüt etmeden prizmatik bir ışık huzmesi şeklinde, tam hızla Büyük Şişman Zhang’ın ölümsüz mağarasına atıldı.

 

Usta Tanrı-Kahin, Xu Baocai ve Chen Manyao da ellerinden geldiğince takip etti. Bir tütsülük sürenin sonunda mağara önlerinde belirmişti. Bai Xiaochun’un kalbi gerginlikten küt küt atmaktaydı. Büyük Şişman Zhang onun En Büyük Kardeşiydi ve aralarında derin bir bağ vardı. Neticede ikisinin dostluğu Bai Xioachun’un Ruh Akımı Tarikatına katılışına dayanıyordu.

 

Mağaranın önüne, sıkıca mühürlü kapının dışına indiğinde zihni neredeyse boşalmıştı. Çabucak Altın Öz ortasının gücünü alan ilahi hislerini gönderdi. Ve neredeyse aynı saniyede Büyük Şişman Zhang’ın aurasını, ne kadar da güçsüz olduğunu fark etti. Yaşam alevinin sönmenin eşiğinde olduğu barizdi.

 

Öz Formasyona ulaşmak için art arda girişimlerde bulunmuş ama her defasında başarısız oluşu yaşam gücünü heba etmiş gibi görünüyordu.

 

“Bu nasıl yaşanabilir?!” diyen Bai Xiaochun’un gözleri kanlanmıştı. Ellerini yumruğa çevirerek Ölmeyen Uğursuzluğun patlayıcı gücünü ve Frijit Uzmanlığının eşiğindeki frijit qi gücünü göndererek mağaranın kapısını örümcek ağı misali çatlaklarla kapladı ve parçalara ayırdı.

 

Ardından içeri dalarak beti benzi ölü gibi atmış, iskeletten farksız hale gelmiş Büyük Şişman Zhang ile karşılaştı!

 

Etrafı silik bir sisle kuşatılmış, bir kısmı da bedenine çekilip çıkmaya başlamıştı. Bu sırada aurası giderek siliniyor, yerini giderek artan güçte bir ölüm aurası alıyordu. Ölmesine ramak kalmış gibi bir hali vardı.

 

“En Büyük Abi…” diye mırıldanan Bai Xiaochun kalbine en keskin bıçakların saplandığını hissediyordu. Hiç tereddüt etmeden uzanarak sağ elini Büyük Şişman Zhang’ın kafasının üzerine yerleştirdi ve onun titreşen yaşam gücünü yeniden alevlendirme umuduyla kendi yaşam gücünden aktardı.

 

Bir an sonraysa Büyük Şişman Zhang’ın içerisinde dışsal yaşam gücüne başkaldıran tuhaf bir güç olduğunu fark etti. O güç mutlak bir kararlılıktaydı. Üstelik Büyük Şişman Zhang’ın dantian alanında da küreyi andıran yoğun bir sis bulutu mevcuttu.

 

O sis sık sık bir öz şekli alıyor ve hemen ardından dağılıyordu.

 

Büyük Şişman Zhang’ı çevreleyen sis de aynı gücün eseri olsa gerekti.

 

“Neler oluyor!?” dedi Bai Xiaochun sersemlemiş şekilde. İçerideki itici güç nedeniyle gönderdiği yaşam gücü tamamıyla dağıtılıyordu. Elinden gelen tek şey Büyük Şişman Zhang’ın yaşam gücünün silinişini bir nebze yavaşlatmaktı. Bu hızla giderse canından olmasına yalnızca iki saat kalmış demekti.

 

Bu esnada Usta Tanrı-Kahin ve Chen Manyao da içeri girdi. Ve Büyük Şişman Zhang’ı görmek ikisinin de soluğunu kesti.

 

“Bu nasıl mümkün olabilir?” diyen Usta Tanrı-Kahin şoktaydı. “Büyük Şişman Zhang inzivaya çekileli yalnızca bir ay oldu! Nasıl bu raddeye gelmiş olabilir? On başarısız Öz Formasyon teşebbüsünde bulunmuş gibi görünüyor!!”

 

Chen Manyao sise biraz daha yakından baktıktan sonra ansızın şöyle dedi: “O sis…Büyük Şişman Zhang bir ruh güçlendirici. Acaba… bir İrade Özü şekillendirmeye çalışmış olabilir mi?!”

 

“İrade Özü mü?” Bai Xiaochun’un Chen Manyao’ya bakarken takındığı sert ifadenin sebebi kızın sözleri değil, Büyük Şişman Zhang yüzünden delirmenin eşiğinde olmasıydı.

 

Chen Manyao hemen İrade Özleri hakkında bildiklerini anlatmaya başladı. “Antik çağlarda ruh güçlendiriciler sık sık İrade Özü şekillendirirdi. Fakat özünde çok tehlikeli bir şey, bu yüzden artık neredeyse hiç kimse bunu denemiyor. Yalnızca ruh güçlendirme yeteneklerine tamamıyla güvenen kişiler buna başarıyla teşebbüs edebilir. Özünde hiç yoktan bir şey yaratmak gibi!

 

“Ruh güçlendirici İrade Özünü başarıyla şekillendirirse sonrasında inanılmaz faydasını görür. Ama başarısız olursa öleceğine dair en ufak bir şüphe yok!”

 

Bu açıklamayı işiten Bai Xiaochun’u bir titreme aldı ve Büyük Şişman Zhang’ın içerisindeki siste sezdiği özgüveni fark etti. Suratına pişmanlık dolu bir ifade yerleşmişti.

 

“İrade Özü…” Ruh Akımı Tarikatını ve Büyük Şişman Zhang’ı kırmamak için başarılı olduğuna ikna ettiği o zamanları anımsadı. Büyük Şişman Zhang’ın ruh güçlendirme yolculuğunda seçtiği rota o gün tamamen değişmişti.

 

Bai Xiaochun’un şu anda fark ettiği üzere Büyük Şişman Zhang’ın ruh güçlendirme rotası özgüveniyle yakından ilişkiliydi ve bu özgüven de bizzat Xiaochun tarafından hatırı sayılır şekilde etkilenmişti.

 

“Siz onu olabildiğince yaşam gücüyle besleyin. Ben gidip bir Ruhun Başlangıç Aşaması Daoist efendisi getireceğim!” dedikten sonra Büyük Şişman Zhang’ın sönük aurasına son bir bakış atarak mağaradan bir hışımla çıktı ve İblis Katledenler Salonuna yöneldi.

 

Usta Tanrı-Kahin ve Chen Manyao anında yaşam gücü aktarmaya başlarken Xu Baocai de en sonunda gelebilmişti.

 

Kan çanağına dönen gözlerle ilerleyen Bai Xiaochun’un zihni tek bir düşünce dışında bomboştu: Büyük Şişman Zhang’ın ölmesine izin veremezdi!!

 

Tüm Gökkuşağının Gök Çeyreğinde yankılanan ıslık sesiyle birlikte, tam hızla İblis Katledenler Salonu yolunu arşınlıyordu.

 

Salonla Büyük Şişman Zhang’ın ölümsüz mağarası arasında biraz mesafe vardı ve Bai Xiaochun bundan daha gergin olamazdı. Bu yüzden olabildiğince hızlı gidiyor, Dağ Sarsan Darbe salıyor ve sol bacağındaki Ölmeyen Tendonlara başvuruyordu.

 

Çok geçmeden İblis Katledenler Salonuna yaklaşmıştı. Fakat o noktada önü kesilmiş olan beş yetişimciyi fark etti.

 

Önlerini kesenlerse soğuk surat ifadeleri taşıyan, yeşil cüppeli üç çıraktı. Bai Xiaochun’un aceleyle yaklaştıklarını gördüklerinde onun kim olduğunu fark eden biri anlık bir tereddüt sonrasında seslendi.

 

“Hey sen, geride dur! Bu 500 kilometrelik alan Genç Lordun şahsi yetişimi için ayrıldı!”

 

“Evet. Genç Lordumuz Sima Feiru!” Belli ki Sima Feiru adını kullanmanın büyük bir tehdit olacağını düşünmüşlerdi. Sonuçta burayı geçmeye çalışan herkese kurdukları cümle bu olmuştu.

 

Gökkuşağının Gök Çeyreğinde pek çok kişi Sima Feiru’yu tanırdı. Neticede süperstarlar arasında 97. sıradaydı ve ilk 100e giren bir üye olarak fazlasıyla ünlüydü!  

 

Bai Xiaochun başka zaman olsa bu kişilerle asla atışmazdı. Fakat şu anda kalbi Büyük Şişman Zhang meselesi yüzünden alev alev ve sabrı sıfırdı. Sima Feiru’nun burayı kapatmış olması zerre kadar umurunda değildi. Hatta daha ünlü bir Seçilmiş söz konusu olsa bile bu alanın etrafından dolaşmayı seçmezdi!

 

Her nefes önemliydi. Bu yüzden üç yeşil cüppeli çırağı tamamen hiçe sayarak tam hızla ilerlemeye devam etti.

 

Üç çırağın suratları titreşirken bir tanesi lafa girdi: “Ne cüretle--”

 

Fakat o daha cümlesini bitiremeden Bai Xiaochun kükredi: “Defolun!”

 

Ansızın kuvvetli bir rüzgar esti ve üç çırak kulakları sağır edici gümbürdemelerle dolarak karşılaştıkları inanılmaz kuvvetle savrulurken Bai Xiaochun onları aştı, Sima Feiru’nun 500 kilometrelik mühürlü arazisine girdi.

 

O 500 kilometrelik alanda ansızın güçlü bir aura patlak verdi.  

 

“Yetişimimi bölmeye cüret eden de kim!?!?” Yankılanan sesle birlikte salınan büyü tekniğiyle sarnıcın içinden kocaman bir surat belirdi. Bu, öfkeden çarpıklaşan genç bir adamın suratıydı.

 

Ve o adam Sima Feiru’dan başkası değildi!

 

#Büyük Şişmanı kurtarmak için salon efendisine koşan kahramanımız yolda bir süperstar engeline takıldı. Umarım kazasız belasız atlatır da bir yolunu bularak şişmanı kurtarır. Yaşlı Zhou'nun ölümünü hala unutmadım, bir de şişmana bir şey olursa kahrolurum valla... 
O zaman hemencecik sıradaki bölüme geçiyorum, orada görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18389 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37597 Bölüm Sayısı


creator
manga tr