Bölüm 431 : Acı Bana Ustam!

avatar
2059 0

A Will Eternal - Bölüm 431 : Acı Bana Ustam!


Çevirmen : Clumsy 

 

“Sadece ufak hayaletçikler, değil mi? Lord Bai biraz düşününce onları küle döndürecek bir şeyler bulur!” Bai Xiaochun birkaç gününü bu sorunla boğuşarak geçirdi. Başta şeytan kovucu tılsımları kullanmayı düşündü fakat mavi sınavdaki kinci ruh sayısını anımsayınca bu yöntemin pek güvenilir olmadığında karar kıldı.

 

Ayrıca o ruhlarla ilk karşılaşmasında da üzerindeki bolca tılsımın bir faydasını görmemişti.

 

“Tılsımlar işe yaramayacak. O zaman bir tıbbi hap yapmam lazım. Yalnızca o şekilde başaracağım konusunda kendime güvenebilirim…” Bu noktada gözleri beklentiyle ışıldamaya başlamıştı.

 

Biraz düşündükten sonra işe yarayacağından emin olduğu yeni bir formülde karar kıldı. Fazla tıbbi bitki gerekmiyor ve büyük oranda Ruh Akımı Tarikatında çalışmaya başladığı yerçekimi ve tepki güçlerine dayanan bir araç görevi görüyordu.

 

“Tüm kinci ruhları tek noktada toplayacak bir ruh ilacı üretmem gerekiyor…” Açığa çıktığı anda tüm ruhları bir noktada toplayıp olabildiğince hızlı şekilde kaçabilmek istiyordu. Böyle bir hapı üretebilme fikri heyecanını körüklemişti.

 

Kaşları beklentiyle dans eder şekilde mağarada ileri geri yürümeye başlamış, yeni formülünü analiz etmeye devam etmişti. En sonunda uyluğunu tokatladı.

 

“Bu kesinlikle işe yarayacak. Yaptığım yerçekimi ve tepki güçlü küreler kıyafetleri parçalayabiliyor, hatta halüsinasyon dumanı yaratabiliyordu. Bununla kesinlikle ruhları bir araya getirebilirim!” Düşüncelerinde bu noktaya varmış ve kararını vermişti. 

 

Çabucak mağarasından çıkarak İblis Katledenler Salonuna gitti, oradan da bolca tıbbi bitki alarak geri döndü ve inzivaya çekildi.  

 

Üç günün sonunda mağarasını gümbürdemeler doldurdu. Kanlı gözleriyle ürettiği beyaz ruh ilacına baktıktan sonra derin bir nefes alarak yerçekimi ve tepki güçlerine başvurdu, bu güçleri hapa aktarmaya başladı. Onların yetişimini yapması kolay olmamış ama araştırmalara adadığı düzinelerce yılın sonunda zor da olsa onları manipüle edebilir hale gelmişti.

 

Birkaç saatini alsa da tıbbi hapa yerçekimi ve tepki güçlerini eklemeyi başardı, sonra da heyecanlı bir şekilde bakır aynasını çıkarttı.

 

“Sahtekâr Karamahzen, buraya gel!”

 

Sahtekâr Karamahzen ruhu ürpermişti. Aynadan çıkmayı gerçekten istemiyor ama reddetmeye de cesaret edemiyordu. Çığlıklar atmamaya çalışarak açığa çıktı.

 

“Ustam, sen--”

 

Bai Xiaochun o henüz cümlesini bitirememişken araya girdi: “Al şunu!”

 

Ve hapı ezdi.

 

Çıkan patlamayla Bai Xiaochun’un kıyafetleri parça parça oldu ve çırılçıplak bir şekilde kalakaldı. Sahtekâr Karamahzen ise anında çığlığı bastı. Fakat bir an sonra o çığlık bir şaşkınlık ifadesiyle silindi.

 

“Ha? Yaralanmadım! Hahaha! İyiyim!” Sahtekâr Karamahzen hiç etkilenmemişti. Heyecanlı bir şekilde kafasını çevirip Bai Xiaochun’un kanlı gözlerinin azıcık seğirdiğini gördüğündeyse ürperdi ve onun tehlikeli bir ruh halinde olduğuna ikna olarak bir kenara çekildi.

 

Soluk soluğa kalan Bai Xiaochun ezik hap kalıntılarına baktıktan sonra Sahtekâr Karamahzeni tamamen görmezden gelerek yeni bir set kıyafet giydi ve tekrar hap yapımına koyuldu.

 

Üç gün daha geçti…

 

“Al şunu!” diye bağıran Bai Xiaochun tıbbi hapı ezdi.

 

Bu defa çıkan patlama kıyafetlerini hiçbir şekilde etkilemedi. Fakat patlamanın gücüyle mağaranın duvarına çarptı ve dört bir yana yayılan çatlaklar oluşturdu.

 

Uzunca bir müddet sonra yere düştüğündeyse duvarda insan şekilli bir oyuk bıraktı… Ardından beti benzi atık ama kararlı bir şekilde dişlerini sıkarak yeniden işe koyuldu.

 

Olanları gören Sahtekâr Karamahzenin soluğu kesilmişti.

 

“Ne… ne biçim bir ilaç yapıyor bu?”

 

Dört günün daha geride kalışıyla Bai Xiaochun’un elinde yeni bir tıbbi hap belirdi. Duvara kadar gerilerken gözleri öylesine kanlanmıştı ki neredeyse tamamen kırmızı kesilmişti. Bu defa başarılı olacağından emin bir şekilde hapı ezerek bağırdı: “Tamamdır, al bakalım!”

 

Ancak bu sefer hem kıyafetleri parçalara ayrılmış hem de geri itilmek yerine öne çekilerek tamamen kontrolünden çıkan bedeniyle karşı duvara toslamıştı. Çıkan pat sesiyle birlikte duvarda yeni çatlaklar yayılırken onu izleyen Sahtekâr Karamahzen şiddetle titremekteydi.

 

“O... o hap yapmıyor, kendisini öldürmeye çalışıyor!” Sahtekâr Karamahzen korku ve stresten titriyordu, korkma sebebiyse Bai Xiaochun’un ölmesi değil, hapı kendi üzerinde test edecek olmasıydı. Bai Xiaochun’un planladığı hapta başarılı olduğu takdirde kendisini nasıl bir kaderin bekleyeceğini hayal dahi edemiyordu.

 

Bu noktada Bai Xiaochun küplere binmişti. Duvardan çıkmak için verdiği mücadeleden sonraysa yeniden hap yapmaya başladı. Birkaç günü geride bıraktığında elinde yeni bir ruh ilacı versiyonu mevcuttu. Bu defa  daha önce açmış olduğu deliklerden birine girdi ve o pozisyonun kendisini güvende tutacağını umut etti. Böylece dişlerini sıkarak hapı ezmeye hazırlandı.

 

Kendisini tutamayan Sahtekâr Karamahzen ise sızlanmaya başladı: “Ustam, acı bana!”

 

Bai Xiaochun iç çekerek karşılık verdi: “İnan bana, bu defa işe yarayacak!”

 

Bu sözlerle hapı ezdi. Ansızın kuvvetli bir patlamayla yerçekimi ve tepki güçleri patlak verdi. Bu defa hap gerçekten patlamış ve Bai Xiaochun duvarda gizlenmesine rağmen darbeden etkilenmişti. Hatta tüm mağara ileri geri sallanmıştı.

 

Bulunduğu noktadan fırlayarak yere çakılan Bai Xiaochun uzunca bir müddet yattıktan sonra oturur pozisyona geçti. Ve hemen ardından hayatı buna bağlıymışçasına yeni bir hap yapımına koyuldu.

 

Sahtekâr Karamahzen yığılıp kalacak derecede titremeye başlamıştı ve kendisini bekleyen şeyi merak etmenin önüne geçemiyordu. Gerçek bir işkenceydi; Bai Xiaochun’un hapları ezişiyle gelen her trajik sonuçta dehşeti katlanarak artıyordu.

 

Birkaç gün daha geçmişti ve Bai Xiaochun yeni bir test gerçekleştirmeye hazırdı. Sahtekâr Karamahzen sızlanarak lafa girdi: “Ustam, acı bana lütfen!!”

 

Gerçekten acınmak ve bunu yaşamamak istiyordu. Kafası tahtaya yerleştirilmiş bir idam mahkumuymuş ama balta her defasında kaydırılarak kendisini ıskalıyormuş gibi hissediyordu. Sahiden ıstırap dolu bir histi.

 

“İnan bana, bu defa işe yarayacak!” diye bağıran Bai Xiaochun’un hapı ezişiyle yeni bir patlama daha gerçekleşti…

 

Vakit geçti. İki koca ay geride kaldı. Bu süreçte Xiaochun’un mağarası düzenli aralıklarla sarsılmaya devam etmiş, Bai Xiaochun ise muazzam derecede güçlü bedeni sayesinde ağır yaralanmaktan kurtulmuştu.

 

En sonunda, Sahtekâr Karamahzen tam bir çaresizliğe boğulmuşken, çıkan patlamayla yerçekimsel bir kuvvet patlak verdi. Ve Sahtekâr Karamahzen anında yakalanarak hemen hemen aynı saniyede Bai Xiaochun’un avcuna çekildi.

 

“Hahaha! Sonunda başardım!!” diye bağıran Bai Xiaochun yıkık dökük mağarasında dikiliyordu, saçları karman çorman ama ifadesi saf bir heyecan timsaliydi. Geride kalan iki ayda işkence çeken tek kişinin Sahtekâr Karamahzen olmadığı aşikardı.

 

An itibariyle, ezildiğinde yerçekimi ve tepki güçleri salarak yakınlardaki ruhları ezildiği noktaya çeken bir hap üretmiş bulunuyordu.

 

“Buna Ruh Yaklaştırma Hapı diyeceğim!” diyerek başını arkaya attı ve kükrercesine bir kahkaha patlattı. Yorgun olsa da heyecandan delirmiş gibiydi ve biraz dinlendikten sonra tekrar sınava girmek konusunda kararlıydı.

 

“Bu defa o adi hayaletlere kesinlikle günlerini göstereceğim!” Kendisiyle hiç olmadığı kadar gurur duyarak biraz daha Ruh Yaklaştırma Hapı üretmeye ve bağdaş kurarak nefes alma egzersizleri yapmaya koyuldu.

 

Takip eden ayı deliler gibi hap üretmeye harcadı. Her yorulduğunda nefes alma egzersizleri yapıyor, ardından olabildiğince hızlı şekilde yeniden işe koyuluyordu. Vakit ilerlerken hem şok edici bir hap yığını biriktirmiş hem de daimi yorgunluk-toparlama döngüsüyle yetişimi Altın Özün sonlarına giderek yaklaşmıştı!

 

Bir gün ilaç yapımını sonlandırmış şekilde nefes alma evresine geçmek üzereyken kafası ansızın mağaranın dışına çevrildi ve suratına şaşkın bir ifade yerleşti.

 

Çok geçmeden ona doğru uçmakta olan üç ışık huzmesi göründü. Bu huzmeler Usta Tahrı-Kahin, Chen Manyao ve Xu Baocai’ye aitti ve hepsi de son derece gergin görünüyordu.

 

Altın Öz ortalarının zirvesinde olan Bai Xiaochun onların mutsuzluğunu ve bir terslik olduğunu belli bir mesafeden bile çözebilmişti.

 

Gelen üçlü, henüz mağaraya ulaşmadan avazları çıktığınca bağırmaya başladı.

 

“İkincil Başpapaz, Büyük Şişman Zhang’ın başı belada!”

 

“Xiaochun, acele et ve Büyük Şişman Zhang’ı kurtar!!”

 

Bu sözleri işiten Bai Xiaochun’un suratı asılmıştı. Kapıyı hiddetle açarak bir hışımla dışarı çıktı.

 

Ve Usta Tanrı-Kahini omuzlarından yakalayarak bağırdı: “En Büyük Kardeşin nesi var?”

 

#Tabii ki bizimkinin tercihi yine bir hap üretmek oldu. Bu uğurda sahtekarın ruhunu korkudan mahvetse de sonunda başarılı olabildi. Ruh Yaklaştırma Hapımız hazır, yani kahramanımız da yeniden sınavlara girmeye hazır. Ama bölüm sonunda ani bir engelle karşılaştık. Büyük Şişman Zhang'ın başında ciddi bir bela olmalı. En sevdiğim karakterlerden biri olduğu için ona bir şey olması beni çok üzer diyorum ve ne olduğunu öğrenmek için çabucak sıradaki bölüme geçiyorum, orada görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18389 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37597 Bölüm Sayısı


creator
manga tr