Bölüm 429 : Dağla Kaynaşma

avatar
2047 0

A Will Eternal - Bölüm 429 : Dağla Kaynaşma


Çevirmen : Clumsy 

 

“O mavi sınavdan nefret ettim! Ne yaptığımı bilmiyordum, yoksa Ben, Bai Xiaochun, sadece 490la yetinir miydim?

 

“Kesinlikle yıldızımı yükselteceğim. Mavi kısmı aşıp laciverte gideceğim! Hatta ta mor renge kadar çıkacağım! Bir dahaki seferimi bekleyin de görün!” Sesindeki kararlılık demiri kesebilecek düzeydeydi ve tüm benliğiyle yiğit bir havadaydı.

 

Büyük Şişman Zhang ve Usta Tanrı-Kahin anında sarsılarak uzun bir müddet tuhaf bir şekilde kalakalmıştı.

 

“Cesaretin kırılmasın, Xiaochun.” dedi Büyük Şişman Zhang en sonunda. “Mavi sınavı geçenlerin ardında diğer insanların meydan okuyabilmesi adına bir heykel bıraktığını duydum. Tabii ki bu bir önceki galibin bıraktığı heykeli aşman gerektiği anlamına da geliyor. Ama bir dahaki sınavında sorun yaşamayacak olmalısın. Ardında kesinlikle heykelini bırakacaksın!”

 

“Doğru söylüyor, İkincil Başpapaz. Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatı çok büyük, yani ilk 500e girmek de devasa bir başarı. Bir dahakine daha da büyük bir şey başaracağına eminim!”

 

Onların ikna çabaları altında bakışları yumuşayan Xiaochun’un ifadesindeki pişmanlık ve meydan okuma değişmemişti.

 

Usta Tanrı-Kahin ve Büyük Şişman Zhang ikilisi nasıl bir çıkarım yapacaklarından emin değildi. Bu yüzden bir müddet daha cesaretlendirici konuştular. Lakin Bai Xiaochun buna rağmen pek de keyifli görünmeyince en sonunda kollarını kavuşturarak ayrıldılar.

 

Tabii Bai Xiaochun’un ifadesi onlar gider girmez rahatladı ve kendisiyle son derece gurur duyan bir havaya büründü.

 

“Hahaha! Performansım on numaraydı. Xu Baocai bu defa cidden ekmeğini eline aldı!” Büyük Şişman Zhang ve Usta Tanrı-Kahinin surat ifadelerini anımsamak heyecanını yükseltmişti. Fakat hemen ardından yeni bir ışık huzmesi daha belirdi, sahibi Chen Manyao’dan başkası değildi.

 

Kız yaklaşırken Bai Xiaochun bir kez daha kafasını göğe kaldırdı, ellerini ardında kavuşturdu ve suratına meydan okuyucu bir ifade yerleştirdi. O engin bakış gözlerindeki yerini yeniden alırken kızın ağzını açmasına dahi fırsat vermeden şöyle dedi: “Beni ikna etmeye çalışma! O mavi sınavdan nefret ettim…”

 

Ve Chen Manyao’yu hayrete düşürecek şekilde Usta Tanrı-Kahin ve Büyük Şişman Zhang’a söylediği şeyleri tıpatıp aynı şekilde tekrarladı.

 

Chen Manyao afallamıştı ve Bai Xiaochun’un karşısındaki versiyonunu tanıyamıyor gibi bir hali vardı. “Xiaochun, kendini kötü hissetmene gerek yok…”

 

Takip eden birkaç günde ona resmi bir ziyarete gelen herkes Bai Xiaochun’un bu versiyonunu gördü ve ondan aynı sözleri işitti. Sonuç olarak ona yönelik saygı ve hayranlıkları büyümeye devam etti.

 

Üç günün sonundaysa Sonsuz Yaşam Tavernası meselelerini halleden Xu Baocai Gökkuşağının Gök Çeyreğine terfi etti. İlk işi Bai Xiaochun’un mağarasına gelmek oldu ve ikili uzunca bir toplantı gerçekleştirdi. Ardından operasyon masrafları için bolca erdem puanı talep ederek kendini beğenmişlik ve kibir dolu bir şekilde yola koyuldu.

 

Xu Baocai sahiden de bilgi toplama ve dedikodu yayma konusunda eşsiz yöntemlere sahipti ve bu durumda da yeteneklerini olabildiğince kullanıyordu. Onun Bai Xiaochun’un Seçilmiş olması yönündeki hikayeleri yayışıyla Bai Xiaochun hakkında bambaşka hikayeler işitilmeye başlanmıştı. Kimi hikayeler Xiaochun’u övüyor, kimi aşağılıyor ve hikayeler bazı noktalarda çelişiyordu. Fakat bu da konu üzerine konuşanların sayısını arttırıyordu.

 

Çok geçmeden Bai Xiaochun adı tüm Gökkuşağının Gök Şehrinde bilinir olmuştu. Tabii ki Bai Xiaochun da kendi rolünü oynuyordu; her gün çırakların toplandığı yerlere giderek kollarını ardında kavuşturuyor, meydan okuyucu ve düşüncelere dalmış bir havaya bürünüyordu. Gökkuşağının Gök Çeyreği yetişimcileri onu tanımadığı için de onların gözünde kararlılığı ve özgüveni iliklerine dek işlemiş gururlu bir Seçilmiş resmi çiziyordu.

 

Bu sayede pek çok yetişimci onun sınavlara bir sonraki katılışını dört gözle beklemeye başlamıştı.

 

Her gün bunca ilginin odağı olmak Bai Xiaochun’un kalbini neşe dolduruyordu. Tabii ki en başta sınavlara girme sebebi olan yedi renkli sisli deniz otundan alalı da çok olmuştu.

 

Onları halihazırda toparladığı malzemelerle karıştırdıktan sonra da birkaç günlük bir inziva sonucunda benliğini unutmak için tasarladığı hapı üretmişti.

 

Hapın yedi renkli ışıltıları Bai Xiaochun’un gurur dolu gözlerinde yansımaktaydı.

 

“Bu defa kesinlikle Yaşayan Dağ Büyüsünde aydınlanma kazanacağım!” Gaza gelmiş bir şekilde sınavda denk geldiği taş golemleri düşünmüş ve kendisini başarılı olma konusunda iyice özgüvenli hissetmişti. Böylece hapını eline alarak mağarasından çıktı ve Sayısız Yıldız Gökkuşağıyla Sonsuz Dağ Vadisine yöneldi.

 

Vadinin dışına ulaştığında yine bir maymunu andırarak kayasında oturmakta olan Taşdağı gördü.

 

Fakat yetişim basamağını tespit etmekte başarılı olamadı. Ayrıca aurasında da taş golemlere benzer bir şey mevcuttu. Onu bir müddet izledikten sonra kollarını kavuşturarak eğildi. “Bai Xiaochun selamlarını sunar Büyük Kardeş Taşdağ.”

 

Gözlerini açan Taşdağ Bai Xiaochun’a bir müddet baktıktan sonra nadir görülür bir gülümseme sunarak başıyla karşılık verdi. Ardından tek bir söz etmeden elini salladı.

 

Ansızın zemin titredi ve tanıdık taş el uzandı. Ele sıçrayan Bai Xiaochun’un görüşü bulanıklaştı ve ışınlanışının sonunda etrafın yeniden netleşişiyle kendisini sayısız zirvenin dört bir yanda uzandığı o tuhaf dünyada buldu.

 

Bu defa gözleri özgüvenli bir şekilde ışıldıyordu. Hemen geçen seferki rotasını izleyerek taş golemlere oldukça benzeyen dağı buldu ve kafasına yerleşerek bağdaş kurdu.

 

Sonra da üretmiş olduğu hapı çıkarttı, bir anlığına tereddüt etti ve dişlerini sıktı.

 

“Yaşayan Dağ Büyüsünü o miras alanındaki tüm mühürler arasından elde ettim. Yetişimini tamamlayamazsam ziyan edeceğim kesin. Bu defa başarılı olmak zorundayım!” Derin bir nefes alıp kendini unutmak için yarattığı hapa baktı.

 

“Dağla kaynaşmak için,” diye mırıldandı, “önce kendini, sonra dağı unutmalısın. Uyandığında sen dağ olacaksın, dağ da sen olacak…” Yaşayan Dağ Büyüsünde tarif edilen yöntemler doğrultusunda dağın yapısı hakkında bir aydınlanma kazanmaya ve onunla kaynaşmaya çalıştı. Yirmi otuz kez deneyip bir refleks haline getirdikten sonraysa hapı ağzına atarak yuttu.

 

Midesine ulaşan hap eriyerek bedenini kaplayan ılık bir varlığa dönüştü ve kafasına doğru bir akım doğurdu. Ardından içi gök gürültüsünü andıran gümbürdeme sesleriyle dolmaya başladı. Aynı zamanda zihni bir kaosa sürüklendi ve en nihayetinde tamamen boş bir hal aldı.

 

Zihni boşalsa da az önceki yerinde oturmaya devam ediyor, dağın yapısıyla ilgili aydınlanıp onunla kaynaşmaya çalışmayı sürdürüyordu.

 

Vakit geçip gitti. Üçüncü günün sonunda hala hareketsiz bir şekilde oturmaktaydı. Kendini unutmuştu, zihni tamamen boştu. Hatta üzerinde oturduğu golemi andıran dağı da unutmuştu. Zihni düşüncelerden tamamen yoksun görünüyordu.

 

En nihayetinde, yedinci günde, zihninde bazı basit düşünceler belirdi. Günler ilerledikçe o düşünceler yavaşça birleşti ve taş golemin dış hatlarını oluşturmaya başladı.

 

Bu hatlar, altındaki dağın da sınavdaki taş golemlerin de aynısıydı…

 

Bir yarım ay daha geride kalmış ve Bai Xiaochun hala uyanmamıştı. Zihnindeki taş golem imgesiyse giderek tamamlanıyor, daha canlı bir hal alıyordu.

 

**

 

Bu esnada Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatını tamamıyla sarsan, hatta tarikat liderini bile derinden etkileyen bir şey yaşanmıştı.

 

Gongsun Wan’er... Yıldızlı Gök Dao Polarite Süperstarları sınavına meydan okumuştu!

 

Başlangıçta ona dikkat edenlerin sayısı çok azdı. Fakat yıldızı yükseldikçe sınavları geçmek için kullandığı eşsiz yöntemler fark edilmiş ve ona dikkat kesilenlerin sayısı artmıştı! 

 

Kırmızı sınavda lav denizinde bir ölüm tanrısı olarak tüm yaratıkları katletmiş, denizi cesetlerini kullanarak aşmıştı. Sınavdaki diğer çırakları o ceset köprüsü karşısında tamamıyla şok etmişti!

 

Taş golemlerin çarpıştığı turuncu sınavda tüm çıraklar korkudan sinerken o dümdüz ilerlemiş, sarı sınavda da metalin üzerinde rahat bir edayla aynı şeyi tekrarlamıştı. Yıldırımların olduğu yeşil sınavdaysa olabildiğince yıldırımı ağzı aracılığıyla çekerek köprüyü aşmıştı.

 

En şok edici kısımsa mavi sınav olmuştu, çünkü ortaya çıkışıyla tüm kinci ruhların titreşerek gizlenmesini sağlamıştı. Yalnızca imparator ruh onunla dövüşmek için açığa çıkabilmiş ve onunla mücadeleleri de berabere şekilde sonlanmıştı!

 

Bu yaşananlar tüm tarikatı şok etmişti.

 

Neticede imparator ruhun gücü Ruhun Başlangıcının ilk evrelerine denkti!

 

#Bizimki her zamanki oyunculuklarıyla yetinmeyerek bir güzel dedikodularını yaptırttı, ismini herkese duyurdu. Ai. Kahraman olmak çok zor tabii 
Ve ürettiği hapla işe koyuldu. O aydınlanmasını kazanıp dağla kaynaşırkense 'şekerim' her nedense sınavlara girmiş bulunuyor. Onun bu tarikata neden geldiğini, neyin peşinde olduğunu, bu sınavlarda ne yapmayı amaçladığını da merak ediyorum doğrusu. Neyse, ben yine meraklarımı alıp ilerliyorum, bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18244 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37535 Bölüm Sayısı


creator
manga tr