Bölüm 428 : Beni İkna Etmeye Çalışmayın

avatar
2082 0

A Will Eternal - Bölüm 428 : Beni İkna Etmeye Çalışmayın


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun’un mavi sınavdaki performansını izlemek adına erdem puanı saçan koca bir topluluk oluşmuştu.

 

Onun sonsuz ruh deniziyle çığlık çığlığa yüzleşişini görmek herkesin suratında tuhaf ifadeler doğurmuştu. Bu sınav öncekilerden biraz farklıydı; kişinin ruhların saldırılarına nasıl ve ne kadar uzun süre direneceğiyle alakalıydı.

 

Herkes Bai Xiaochun’un önceki sıra dışı performanslarından ötürü bu sınavı da harika bir yöntemle geçeceğini varsaymıştı. Fakat korkudan tabanları yağladığını görmek önce şok olmalarına, sonra da iç çekip uzaklaşmalarına yol açtı.

 

“Ehh, Bai Xiaochun’un ivmesinin burada sona ermesine şaşmamalı. Sonuçta bu sınav Yaban Arazilerle bağlantılı ve biz çırakları dışarıda olanlara hazırlamak için dizayn edildi. En Büyük Kardeş Zhao Tianjiao bile ilk seferinde sorun yaşamıştı. 1.liğe yerleşmesi sonralarda mümkün oldu.”

 

“Aynen öyle. Bilirsin, duyduklarıma göre mavi sınavdaki tüm ruhlar Yaban Arazilerden getirilmiş…”

 

“Bai Xiaochun’un ilk teşebbüsünde ilk 500e girebilmesi sıra dışı bir durum. Galiba 490larda! Artık ilk 500e girdiği için Salon Seçilmişi değil, Çeyrek Seçilmişi haline geldi! Bu bambaşka bir statü!”

 

Dışarıda tartışmalar alevlenirken Bai Xiaochun da sınav alanının ana kapısındaki bir ışık sütununda belirmişti. Dışarı çıkar çıkmaz kıskançlık ve farklı karmaşık duygularla kendisine bakan çırakları fark etti. Alenen sergilenen bu kıskançlık karşısında birkaç kez gözlerini kırpıştırdıktan sonraysa sakinleşmeye başladı.

 

“Hepsi beni mi izliyormuş?” diye düşünürken heyecanlandı. Sıralamaya baktığında ilk 500deki yıldızını görebilmişti.

 

“Herkesin beni izlemesine şaşmamalı…” diye düşünürken de harikalığı karşısında boğazını temizledi. Ve göğsünü kabartarak olabildiğince Seçilmiş görünmeye çalıştı.

 

“Hepsi beni izliyormuş. Gerçekten çok harikayım. Ai. Dikkat çekmemem lazım. Rehineyim sonuçta.” Bunca ilginin odağı olduğu için kendisini harika hissediyordu ve mavi sınavdaki son anını tamamen unutmuştu. Çenesini kaldırıp kollarını sıvayarak kasıla kasıla uzaklaşmaya başladı.

 

O yürüdükçe ona bakan çırakların gözleri saygıyla ışıldıyordu. Aslında uçup gidebilirdi ama Süperstarlar arasında ilk 500e girmiş bir Seçilmiş olarak bu saygınlığa kibrin yakışmayacağında karar kılmıştı. Bu yüzden olabildiğince çok çırağa kendisiyle tanışma ve resmi selamlarını sunma şansı tanıyacaktı.

 

“Yine büyük resmi görüyorum.” diye düşündü gururla. Herkesin ona yaklaşışı karşısında hiç olmadığı kadar sevinmişti. Yakınındaki çıraklara el sallama fırsatını da kaçırmıyordu.

 

“Selam millet!” Bai Xiaochun gerçekten varlığının zirvesinde olduğunu hissediyordu, canını sıkan tek şeyse burada sadece birkaç yüz kişi oluşuydu.

 

“Keşke birkaç yüz kişi daha olsaydı.” diye düşündü. İç çekerek kalabalığın arasında yürüyordu. Bu sırada kalabalığın arasındaki genç bir kadın Bai Xiaochun’un ilerleyişini izlemekteydi.

 

Uzun yeşil cüppeli ve kimsenin yaklaşmak istemeyeceği soğuklukta bir kadındı. Çevresindekileri rahatsız ve tedirgin eden soğuk, uğursuz bir havaya sahipti.

 

Tüm bu süreçte Bai Xiaochun’u yakından izlemiş, az önce gururlu tavırlar takındığında elini ağzına götürerek kıs kıs gülmüştü. Şimdiyse gözlerine çok garip bir ışıltı yerleşmişti.

 

Sınav girişine bakarak mırıldandı: “Bayağı ilginç görünüyorlar.”

 

Bu genç kadın Gongsun Wan’er’den başkası değildi!

 

Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatına varır varmaz Bai Xiaochun’la yollarını ayırmıştı. Gökkuşağının Gök Çeyreğine terfi edeli çok olmuştu ve şu anda yeşil cüppeli bir çıraktı. An itibariyle gözlerine engin bir ışıltı yerleşmişti; Yıldızlı Gök Dao Polarite Süperstarlarıyla yakından ilgilendiği belliydi.

 

Bai Xiaochun ise Sayısız Yıldız Gökkuşağında ilerlerken sürekli boğazını temizliyor, denk geldiği çırakların dikkatini çekmeye çalışıyordu. Gökkuşağının Gök Çeyreğine dönüp ışınlanma portalında belirdiğindeyse onu karşılayan sesleri işitti.

 

“Bu Bai Xiaochun!”

 

“Süperstarlar arasında ilk 490a girdi. Bai Xiaochun!”

 

Işınlanmanın etkilerinin silinişinden sonra dışarıda toplanan, hayranlık ve coşku dolu gözlerle kendisini izleyen kalabalık bir grupla karşılaştı.

 

Bu sözler Bai Xiaochun’u daha da heyecanlandırmıştı. Şu anda kendisini hiç olmadığı kadar Seçilmiş hissediyordu. Belli belirsiz bir gülümsemeyle kalabalığa el sallayarak portaldan çıktı.

 

“Herkese merhaba!

 

“Sıkı çalışmaya devam millet.

 

“Bu benim onurum ve ihtişamım değil Yoldaş Daoistlerim, Gök Çeyreğinin onur ve ihtişamı!”

 

Her el sallayışında daha çok aaah ve ooh sesleri geliyordu. Fakat yakındakileri şaşırtacak şekilde Bai Xiaochun portalın önünde öylece dikiliyordu. Çok geçmeden suratlara tuhaf ifadeler yerleşmişti.

 

“Bai Xiaochun neden gitmiyor?”

 

“Surat ifadesinde de bir tuhaflık var. Neden gördüğüm diğer Seçilmişlerden bu kadar farklı?” Bu suratları gören ve neler olduğunu idrak eden Bai Xiaochun en sonunda son bir el sallayış eşliğinde alandan ayrıldı.

 

Tabii mağarasına dönene dek son derece yavaş hareket etti ve karşılaştığı herkese gülümseyerek başını salladı. Sınavda yaşadıklarına dikkat kesilmiş pek çok kişi olsa da Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatı çok büyüktü ve hala olanları işitmeyen çokça kişi mevcuttu. Bu kişiler Xiaochun’un gülümsemelerine boş bakışlarla karşılık veriyordu.

 

Bai Xiaochun bu durumdan pek hoşnut değildi ve birilerinin kendisiyle ilgili haberleri yaymasını istiyordu. Sonuçta bu kadar saygıdeğer ve harika biriyken kendi kendini övmesi pek uygun olmazdı.

 

“Böyle olmayacak! Bu tarikatta haberler çok yavaş yayılıyor. Sanırım bu işe bir çözüm bulmam lazım.” Mağarasına vardıktan sonra ihtişamı ve bunu daha çok insana nasıl duyuracağıyla ilgili düşünmeye başlamıştı.

 

“Xu Baocai’yi sadece bilgi toplasın diye değil, yaysın diye de getirdim. Onu Gök Şehrinde bırakarak çok yazık ediyorum.” Bu düşünceyle Xu Baocai’ye tavernadaki işleri halledip bir an önce yardıma gelmek için terfi etmesini söyleyen bir mesaj gönderdi. 

 

Xu Baocai de sonunda yetenekleri tamamen kullanılabilecek diye havalara uçarak kısa bir müddet düşündükten sonra Bai Xiaochun’u ne kadar önemli olduğu konusunda ikna etmeye çalıştı ve çabucak karşılığını verdi.

 

“İkincil başpapaz, bir fikrim var. Bildiğin gibi bu tarz şeylere son derece alışkınım ve anladığım kadarıyla insanların yakın zamanda resmi selamlar sunmaya geleceğine eminim. Unutma, onlar gelince performansından memnun değilmiş de sınavlara tekrar girmeyi planlıyormuş gibi yapmalısın. Sen böyle yaptıkça gelecekteki potansiyeline inananlar çoğalacaktır. Ve şunu da unutma, gelenlerin önünde gösteriş yapmaya kalkmamalısın.”

 

Xu Baocai’nin mesajını alan Bai Xiaochun bunun harika bir tavsiye olduğuna ikna olmuştu. Bu yüzden bir müddet düşündükten sonra mağarasının kapısını açarak ziyaretçiler gelir mi diye göz kulak olmaya başladı.

 

“Ai, ne baş ağrısı ama. Xu Baocai’nin söylediklerine bakılırsa yakında bana resmi selamlarını sunmaya gelen bir sürü kişi olacaktır.” İç çekerek çantasından büyülü aynasını çıkarttı ve kendisini inceledi. Sonra da aynayı kaldırıp kollarını arkasında kavuşturduktan sonra ciddi, düşünceli bir ifadeye büründü. Hatta göğe bakıp aydınlanma arar gibi bir tavır takındı.

 

Çok geçmeden gökte iki ışık huzmesi belirdi, bu huzmeler Usta Tanrı-Kahin ve Büyük Şişman Zhang’a aitti. Büyük Şişman Zhang, geçen kısa zaman aralığında Kuruluş Kadrosunun büyük çemberine ulaşmış ve oldukça şok edici, belli belirsiz bir sisle çevrelenmişti.

 

Usta Tanrı-Kahin de Öz Formasyonun başlarında, eşit oranda göz kamaştırıcı görünümdeydi. İkisi de Bai Xiaochun’un sergilediği performans karşısında bir hayli sarsılmıştı, zaten Xiaochun'un şu anda mağaranın dışındaki görünümü de sıra dışıydı. Ekstrem derecede kudretli bir havası vardı, bilhassa rüzgarda yavaşça salınan kıyafetleri ve uzun, siyah saçlarıyla… Bir de gözlerindeki derin bakış eklenince ölümlü dünyaya ait olmayan, üstün bir varlık gibi görünüyordu.

 

“İkincil Başpapaz…”

 

“Xiaochun…”

 

Onlar daha selamlarını sunmaktan öteye gidememişken Xiaochun kolunu sıvayarak kararlı ve hoşnutsuz bir ifadeye büründü.

 

Sonra da onlara göz ucuyla bakarak şöyle dedi: “Beni ikna etmeye çalışmayın!”

 

Karşılığında Büyük Şişman Zhang’ın da Usta Tanrı-Kahinin de gözleri irileşti.

 

#İlk 500e bir güzel yerleşen karizmatik, saygılı, halkını selamlamayı seven canımız kahramanımız mağarasına döndü, sevenlerini bekliyor  
Arkadaşlarını 'beni ikna etmeye çalışmayın' diye selamlamasıysa biraz garipti. Tabii tam olarak neden bahsediyormuş onu bir görmek lazım, o zaman bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18149 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37425 Bölüm Sayısı


creator
manga tr