Bölüm 427 : Zorbalar

avatar
2012 0

A Will Eternal - Bölüm 427 : Zorbalar


Çevirmen : Clumsy 

 

Sınavın dışında mutlak bir sessizlik hakimdi ve tüm çırakların gözleri irileşmişti. Çok geçmeden ifadeleri kıskançlık, haset, düşüncelilik, tuhaflık ve kafa karışıklığına çevrilmeye başladı.

 

Bai Xiaochun’un kullandığı yöntem akıl alır gibi değildi ama herkesin inanılmaz zor gördüğü yeşil sınavı geçmesini sağlamıştı. Zihinleri uzun bir süre şaşkınlıkla bulanan insanlar bu sürenin sonunda yeri göğü sarsacak bir kargaşa başlattı.

 

“Sahiden böyle bir yöntem olabilir mi?”

 

“Yok artık! Böyle ilerlemek cidden mümkün müymüş?!?!”

 

“Sınavı geçmek için böyle sapıkça bir yol kullanılabildiğine inanamıyorum!! Ayrıca Zhao Yidong da bariz bir şekilde sınırına ulaşmış olmasına rağmen yöntem değişerek 30 metre daha ilerledi!!”

 

Bu konuşmalar yalnızca Sayısız Yıldız Gökkuşağında değil, tüm gökkuşağı kesitlerinde yankılanmaktaydı. Bai Xiaochun’un yeşil sınavı geçmek için kullanıldığı alışılmadık metot pek çok kişiyi heyecanlandırmıştı.

 

Uzun süredir yeşil sınavda sıkışıp kalan bazı Seçilmişler ilerleme şansları olduğunu fark etmiş ve gözleri ışıldamıştı. O inlemelerle birazcık utanacak olsalar da bu, kabullenebilecekleri bir şeydi!

 

Sonuçta yeşil kısımda bini aşkın yıldız vardı ama mavi kısma geçtikleri anda ilk 500e adım atacaklardı. İlk 1,000le ilk 500 arasındaki farksa inanılmazdı!

 

İlki Salon Seçilmişi, ikincisi Çeyrek Seçilmişi olmayı sağlıyordu!

 

“Şimdi anlıyorum. Sınavın kilit noktası sadece hız ve beden gücü değilmiş. Yetişime yardımcı olmak için de kullanılabiliyormuş!”

 

“Onlar sıradan inlemeler değildi. Nefes alışverişine uydurmuştu. Dikkatli olursan yıldırımın gücüyle bedenindeki kirliliklerden arınabiliyorsun. Beden gücün artabiliyor ve hatta qi geçitlerin bile güçlenebiliyor!!”

 

“Bilirsin, aslında inlemeye de gerek yok. Muhtemelen nefesini düzenlemen yeterli. Başta anlamlı gelmeyebilir ama bu sırrı çözdükten sonra rahatlıkla geçebilirsin!” Çoktandır yeşil sınavda takılmış olan pek çok Seçilmiş ansızın canlanmış ve aceleyle Sayısız Yıldız Gökkuşağı ışınlanma portalına koşturmuş, bir müddet sonra sınav alanına tüm gökkuşağı kesitlerinden insan yağmaya başlamıştı.

 

Tabii ki yeşil sınavın sırrını bilen hiç kimse yok değildi. Fakat tarikatın yarı tanrı başpapazı bu numarayı çözenlerin başkalarına gerçeği açıklamasını yasaklamıştı.

 

Ayrıca sınavı geçmiş olan diğer yüzlerce çırak da Bai Xiaochun kadar özgür ve rahat değildi…

 

En sonunda, Bai Xiaochun sayesinde yeşil sınavın sırrı yayılmaya başlamıştı. Pek yakında o sınavı geçenlerin sayısının artacağını hayal etmek zor olmasa gerekti.

 

“Kesinlikle doğru. Yeşil sınavı geçen diğer kişilerin nefes alışları da hep bir garipti!” Seçilmişler yeşil sınava akın ederken içlerinden biri olan genç bir adam kükrercesine bir kahkahayla girişe atıldı.

 

Onun ardından da düzinelerce Seçilmiş geldi, her biri sınavı geçmek için Bai Xiaochun’un yöntemini kullanmakta kararlıydı!

 

Tabii ki Bai Xiaochun tüm bunlardan habersizdi. Yeşil sınavdan silinir silinmez sıradaki mücadele olan mavi sınava geçmişti!

 

Sınavlar renklere göre ayrılırdı: kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mor. Ve bu yedi farklı sınavın mavi kısmına gelebilenlerin sayısı yaklaşık 500den ibaretti. Yani Bai Xiaochun çoktan ilk 1,000e girmişti!

 

“Ehh, pek de zor olmadı.” diyerek boğazını temizledi ve kollarını sıvadı.

 

Tam sıralamasından emin olmasa da yeşil kısımdaki yıldız sayısını anımsayınca çenesini gururla kaldırarak mavi sınavı içeren boyuta bakmaya başladı. “Aslında ilk 1,000e girmekle yetinecektim. Kim kazara ilk 500e ulaşacağımı düşünürdü ki? Ne baş ağrısı ama…”

 

Gök ve yer de dahil olmak üzere etrafındaki her şey griydi. Sessizliğin hüküm sürdüğü ortamda uğursuz bir hava mevcuttu. Zeminde göz alabildiğince uzanan sıra sıra mezar taşları görülmekteydi.

 

Bai Xiaochun, meşum bir soğukluğun istila ettiği boyuttaki ölüm aurasını anında alabilmişti. Aura öylesine yoğundu ki havayı dalgalandırıp çarpıklaştırıyordu.

 

Etrafına bakarken kalbine bir korku yerleşti. Neticede sessizlik dehşet vericiydi.

 

“Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatı neden böyle ürkütücü bir yer yapmış ki? Ölüm aurası çok güçlü. Burada kesin hayaletler vardır!” Bai Xiaochun ensesindeki tüylerin diken diken olduğunu hissediyor, etrafına bakarken yutkunuyordu. Yavaşça beti benzi atmaya başlamış, aklına Nehre Meydan Okuyan Tarikat başpapazlarını bahsettiği nahoş şey gelince de bir kez daha yutkunmuştu. Hiç tereddüt etmeden şeytani ruhları kovmaya yönelik kâğıt tılsımlarından çıkartarak üzerine yığmaya başladı.

 

“Lanet olasıca Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatı. Bu sınavı nasıl geçeceğim?” Korkusu yoğunlaşırken uzaklardan üzerine kitlenen uğursuz bir bakışı hissetti. Adeta kafasına saplanan bir bıçak gibi hissettirmişti.

 

Aynı anda metalin metale sürtüşünü andıran tiz bir ses çıkarken mezarların birinden intikamcı bir ruh yükseldi. Uzun, ürpertici dili ağzından taşmıştı ve Bai Xiaochun’a diktiği gözleri kinle alevlenmişti. Ardından hızla yaklaşmaya başladı.

 

İnanılmaz hızlı ilerliyordu ve göz açıp kapayıncaya dek tam önünde belirmişti. Soluğu kesilen Bai Xiaochun sağ elini sallayarak Frijit Okulu İrade Gelişim Büyüsünü saldı. Ansızın parmağından çıkan frijit qi ile çarpılan ruh ise acınası bir çığlık eşliğinde parçalara ayrıldı. Fakat yok olmamış; sadece gerilemeye başlamıştı.

 

“Eee? Beklediğim kadar güçlü değildi.” Heyecanlanan Bai Xiaochun tam kovalamaya başlayacakken kaçmakta olan ruhun gözleri ani bir nefretle ışıldadı ve yeri göğü sarsıcı bir çığlık koyuverdi!

 

Çığlık dünyayı doldururken çıkan gümbürdeme sesleri her yeri şiddetle sarstı ve bunu görünür tüm mezarlardan yeni ruhların yükselişi takip etti. Ruh sürüsü havayı dolduruyor, gaddar ve ürpertici görünümlerine eşlik eden varlıklarıyla boyuttaki ölüm aurası hiç olmadığı kadar güçleniyordu.

 

Bai Xiaochun yerinde kalakalmış, gözleri irileşmiş ve kafatası korkudan karıncalanmıştı.

 

“Ç-çok… çok fazlalar…” Tüm ruhların kendisine baktığını fark ettiğinde tiz çığlıklar atarak gerilemeye başladı. Bu esnada gök gürültüsü misali bir ses havayı doldururken uzaklarda devasa bir hayalet imgesi belirdi.

 

Bu, imparator tacı takan gölgemsi bir ruhtu ve tüm intikamcı ruhların hükümdarı gibi görünüyordu. Öylesine büyüktü ki gökleri omuzlaması mümkünmüş gibiydi. Gözlerinde yeşil alevler titreşiyor, yüzü soğuk bir gülümsemeyle örtülüyor ve elinde muazzam bir üç uçlu mızrak tutuyordu. Sayısız ruhun birleşimini andıran bedendeki suratlar kahkaha ve gözyaşı karışımı ifadelerle çarpıklaşmıştı.

 

“Madem geldin, bir daha gitme…” Bu ses de güler ve ağlar gibi gelen sayısız sesin birleşimiydi. Devasa imparator ruhu bu cümlenin ardından mızrağını sallayarak Bai Xiaochun’a doğrulttu ve çıkan şok edici enerji dalgasıyla tüm ruhların tiz birer çığlık atmasına yol açtı.

 

Akabinde havayı dolduran gümbürdemelerle birlikte sıkıca birleşen ruhlar Bai Xiaochun’a doğru akın etti.

 

İşleri daha da kötüleştirecek şekilde ufukta yeni ruhlar da görünmekteydi. Bai Xiaochun tiz bir çığlık atmadan edememişti; bu ömrü boyunca gördüğü en kalabalık hayalet grubuydu…

 

Dehşete düşmüş bir şekilde dişlerini sıkarak bağırdı: “Üzgünüm ama Lord Bai’nin canı sizinle uğraşmak istemiyor!”

 

Bai Xiaochun hedefi olan ilk 1,000e ulaşmayı başarmıştı. Aksi takdirde işler farklı olabilirdi ama hem mevcut tehlike hem de sınavlara olan ilgisizliği nedeniyle yedi renkli kolyesini çıkarmaktan yana hiç tereddüt etmedi. Tam kolyesini ezecekken imparator ruh uzaklardan küçümseyici bir bakış attı.

 

“Benimle dövüşecek misin, dövüşmeyecek misin?!” dedi gök gürültüsünü andıran, uğursuz bir sesle.

 

Bai Xiaochun’un ifadesi titreşti. Böyle doğrudan meydan okunmuşken gitmek birazcık onur kırıcı olacaktı. “Ben…”

 

Fakat o daha bir şey söyleme fırsatı bulamamışken alandaki ruhlar imparatorun buyruğuyla daha da kuvvetli çığlıklar atmaya başladı!

 

Sesin zihnine bir bıçak misali saplanışı karşısında Xiaochun’un soluğu kesilmişti. İmparatorla tek başına çarpışması gerekseydi bunu yapabilirdi fakat ruh denizinin korkunçluğu ve çarpıcılığı karşısında bu hayaletlerin kendisine zorbalık ettiğini hissetmeden edememişti.

 

“Beni bekleyin, olur mu? Şu anda çok yorgunum. Biraz dinlenince döner ve size haddinizi bildiririm!” Bu sözlerle yeşim kolyesini ezerek sınavdan ışınlandı.

 

#Her sınavdan bir kar elde ederek ve akıl almaz yöntemler kullanarak geçen kahramanımız bu defa behlül kaçar dedi 
Açıkçası onun girdiği her sınavda, yarışmada vs birinci olmasına alıştığım için böyle pat diye gitmesini beklemiyordum. Ama böylesi daha gerçekçi olmuş, koca hayalet/ruh ordusu karşısında kaçmasaydı bizim kahramanımız olmazdı 
O zaman sınavın sonuna geldiğimize göre bizi şimdi neler bekliyormuş bir bakalım, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18119 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37385 Bölüm Sayısı


creator
manga tr