Bölüm 422 : Yüzüyor Mu O?

avatar
2074 0

A Will Eternal - Bölüm 422 : Yüzüyor Mu O?


Çevirmen : Clumsy 

 

Yetişimci, Bai Xiaochun’un halinden son derece memnun şekilde, hafif bir tonla mırıldana mırıldana görkemli lav denizini yüzerek aştığını görmüştü…

 

Şaşkınlık çığlığı alandaki başka çırakların da dönüp olanları izlemesine yol açtı. Madalyondaki görüntüyle sarsılışını, sayısız duyguyla titreşen suratını ve gözlerinin neredeyse yuvalarından çıkacak derecede irileşişini gördükleri adam titreyen elini kaldırarak Bai Xiaochun’u temsil eden yıldızı işaret etti. Ve kuşkuyla titreşen bir sesle şöyle dedi: “O... o yüzüyor!!”

 

Oraya bakanların sayısı daha da artsa da neden bahsedildiğini anlayan pek kişi çıkmamıştı. Meraklı çıraklardan biri lafa girdi: “Ne demek yüzüyor? Kim?”

 

“Bai Xiaochun! Az önce yıldızı yükselen herif. O... o resmen lav denizinde yüzüyor!!” Bu defa bağırışı mutlak bir sessizlikle karşılanmıştı. Algılanamayacak seviyedeki sözlerinin karşılığında pek çok kişinin bakışları Bai Xiaochun’un yıldızına çevrildi.

 

Kimileri bu kışkırtmaya karşı koyamayarak kendi özel komuta madalyonlarını çıkararak olanları bizzat görmek istedi. Bai Xiaochun’un sahiden lavda yüzdüğünü gördüklerindeyse onlar da şaşkınlık çığlıklarına başladı.

 

“Doğruymuş! O... o gerçekten yüzüyor!”

 

“Cennetler! Bu imkânsız! Daha önce lav denizinde yüzen birini hiç görmemiştim!”

 

“Bu nasıl mümkün olabilir? O insan mı yoksa bir yaratık mı?!?!”

 

Bu tarz çığlıklar daha çok kişinin dikkatini çekmişti. Olayların ani değişimi herkesi sarsarken olanları bizzat izlemek adına parayı basarak madalyon alanların sayısı yükseldi. Ardından gelen heyecanlı tepkilerse tüm sınav alanında bir kargaşa doğurdu.

 

“Tam olarak kimin nesi bu Bai Xiaochun?!”

 

Şaşkınlık çığlıkları arasında pek çok yetişimci dostlarına mesaj göndermeye başladı, hatta bazı cömert kişiler başkaları da görebilsin diye madalyonlarından görüntüleri yansıttı. Böylece gelenlerin sayısı arttı, kargaşaysa giderek büyüdü.

 

Aynı şey Gök Çeyreğindeki İblis Katledenler Salonunda da yaşanmaktaydı. Olanların haberini alan Usta Bulut-Daosu kendi komuta madalyonunu çıkartmış ve Bai Xiaochun’un lavda yüzüşünü ağzı açık bir şekilde izlemeye başlamıştı.

 

“Bai Xiaochun!!”

 

Haberler çabucak yayılıyor olsa da Bai Xiaochun ilgi odağı olduğundan tamamen habersizdi. O yüzmeye ve ileride yapacağı gösterişin nasıl da güzel olacağını düşünmeye odaklanmıştı… En nihayetinde karşı kıyıya ulaştı. Sudan çıkıp sıçrayarak üzerindeki lavları silkeledikten sonraysa gururlu bir şekilde yeni bir set kıyafet giyindi.

 

“Banyo yapmayalı bayağı olmuştu.” dedi. “Çok iyi geldi!” Tabii ki dışarıda her hamlesini izleyen koca bir kalabalık olduğundan haberi yoktu…

 

Buna pek çoğu utançtan kızaran ama hiçbiri bir an olsun kafasını çevirmeyen kadın çıraklar da dahildi…

 

Bu esnada Ruh Güçlendirme Salonunda olan Büyük Şişman Zhang çığlıkları işitmiş ve meraklı bir şekilde ne olduğunu sorguladıktan sonra lavdan sıçrayan Bai Xiaochun’un görüntüsüyle karşılaşmıştı…

 

“Xiaochun…” derken ağzı açık kalmıştı.

 

Sınav yerindeki Bai Xiaochun arkasındaki uçsuz bucaksız denize bakarak çenesini kaldırdı ve kollarını sıvadı.

 

“Parmağımı tek şaklatışımla, Ben, Bai Xiaochun sınavı küle çevirdim.” deyip iç çekerek yalnız kahraman pozunu verdikten sonra denizden uzaklaşmaya başladı. Bu esnada görüşü bulanıklaştı ve kırmızı sınavdan ayrılarak kendisini sıradaki turuncu sınavda buldu!

 

Bu esnada sözleri, dışarıdaki kargaşayı alevlendirmişti. Pek çok tuhaf ifade görülüyor, hiç kimse düşüncelerini doğru düzgün dile getiremiyordu.

 

“Bir sürpriz at! Kesinlikle bir sürpriz at!”

 

“Sizce bu Bai Xiaochun ne kadar ilerleyecek?”

 

Bu tartışmalar tüm tarikatta yükselirken Bai Xiaochun turuncu sınavda belirdi. Ve kulakları sağır edici gümbürdemelerle dolarken etrafındaki dünya titreşti.

 

İçeri adımını atar atmaz dağı andıran koca bir kaya ansızın inanılmaz bir hızla üzerine düşmeye başlamıştı.

 

Tiz bir çığlık atarak geriledi ve bir an sonra kaya az önce bulunduğu noktaya düşerek her yeri sarstı, hatta dört bir yana yayılan çatlaklar doğurdu. Kalbi küt küt atarken gördüğü manzara karşısında soluğu kesilmişti.

 

Dünya yer ve gök de dahil olmak üzere tamamen griydi. Fakat şok edici olan bu değildi. Dünyanın içerisinde bulunan iki devasa taş golemdi.

 

İkisi de on binlerce metre uzunluktaydı ve her hamleleri yeri göğü sarsan sesler doğurmaktaydı. Bedenleri sayısız kayanın birleşiminden oluşuyor, bu da onları kukla veya heykele benzetiyordu. En korkuncuysa birbirleriyle dövüşmekte olmalarıydı!

 

Bu dövüş esnasındaki kükremeleri gök gürültüsü misaliydi. Her darbe indirişlerinde sayısız taş ve kaya düşüyor, zeminde koca kraterler açılıyordu. Attıkları adımlarsa daha da büyük kraterlerin oluşmasına sebep oluyordu.

 

Yerin sarsılışının yanı sıra güçlü rüzgarlar da doğuruyorlardı. Ayrıca taş ejderler ve mızraklar saldıkları ilahi kabiliyetlerle her yönde kıyamet kopartıyorlardı.

 

Bai Xiaochun’un ifadesi titreşmiş, bedenini güçlü bir kriz hissiyatı teslim almıştı. Tehlikeli elementlerden tedirgin bir şekilde kaçınırken etraftaki diğer yetşimcileri fark etti.

 

Sınavda yer alan diğer çıraklar düşen taşlardan, rüzgarlardan ve ilahi kabiliyetlerden karıncalar misali kaçınıyor, iki golemin dövüştüğü alandan çaresizce geçmeye çalışıyordu.

 

Ne yazık ki bu hiçbir şekilde kolay bir iş değildi… Kale duvarlarının yanışıyla hendeğe düşen balıklar misali çapraz ateşe yakalanıyorlardı. İki devasa golemin dövüşü onlar için ekstrem bir tehlike kaynağıydı.

 

Bai Xiaochun’a kalırsa bu taş golemler Ruhun Başlangıcının ötesindeydi, daha ziyade kendisini Nehre Meydan Okuyan Tarikattan almaya gelen Deva Alemi oğlanı andırıyorlardı. Etrafına şok içerisinde bakan Xiaochun turuncu sınavla ilgili bilgilerinin üstünden geçmeye başladı.

 

Tüm dünya bir hapishane ve iki taş golem de cezalarının bir parçası olarak mütemadiyen dövüşmeye mahkum birer tutsak gibiydi.

 

Tarikat çıraklarını direkt olarak öldürmeleri yasaktı fakat çarpışmalarının etkileri çırakların ölümüne yol açabilirdi. Bu yüzden bu sınav bir öncekinden çok daha zordu.

 

“Gökkuşağının turuncu kesitinde sadece yirmi otuz bin çırak olmasına şaşmamalı,” diye düşündü Bai Xiaochun, “kırmızı kısımdaysa ne çok kişi vardı… Üstelik bu sınavı aşıp sarı kesite geçebilenler sadece birkaç binden ibaret.” Bu düşüncelerin ardından temkinli bir şekilde, inanılmaz hızına bel bağlayarak ilerlemeye başladı. Kötü bir performans sergilemese de onu izledikleri her saniye için erdem puanı saçan pek çok kişi bu gidişattan yana sıkkındı.

 

“Ne? Kırmızı sınavı resmen yüzerek geçmişti! Turuncu sınavda niye böyle ilerliyor ki?”

 

“Ben de aynı şeyi düşünüyordum. Bu herifi izlemeye daha fazla erdem puanı harcamayacağım. Boş versene!”

 

İnsanlar dışarıda homurdanmakla meşgulken Bai Xiaochun da içeride hızla ilerliyordu. Ansızın üzerine bir taş ejderin yarısını barındıran bir rüzgar çöktü.

 

İfadesi titreşirken kaçınacak vakit olmadığını fark eden Xiaochun’un gözleri soğuk ışıklarla titreşti ve hemen sol ayağını döndürerek ejdere bir tekme savurdu.

 

Taş ejder patlarken rüzgâr ortadan kayboldu. Dişlerini sıkan Bai Xiaochun ileri atıldı ve çıkışa giderek yaklaştı. Fakat belli bir noktada duraksayarak iki muazzam taş goleme döndü, ardından gözleri ışıldamaya başladı.

 

Önceleri iki golem üzerinde pek düşünmemiş olsa da şimdi yaklaşınca ve onlara uzunca bir müddet bakma fırsatı bulunca golemler gözüne tanıdık gelmişti.

 

“Bu iki golem diz çökse ve hareketi kesse… aynı Sonsuz Dağ Vadisinde gördüğüm heykele benzerler!!” Bu düşünceyle iç çekerek devlere baktıkça heykeli görmeye başladığını fark etti. Çok geçmeden onların da Sonsuz Dağ Vadisindeki devle aynı tipte olduklarına emin oldu!

 

“Yaşayan Dağ Büyüsü yetişimi yapmak istiyorsan dağla kaynaşmalı ve onunla ilgili her şeyi anlamalısın. Ruhuyla ilgili aydınlanma kazanmalı ve kendini unutmalısın. İnsandan bir dağ olmalısın. Uyandığında… bir döngüyü tamamlamış olacaksın. İlahi kabiliyet tamamlanacak ve sen de… yaşayan bir dağ olmayı başaracaksın!” Soluk soluğa kalarak savaşan iki taş goleme baktığında ansızın her şey netleşti. Ve önceden kafasını karıştıran alanlar bir anda ortadan kayboldu.

 

Gözleri heyecanla ışıldayarak mırıldandı: “Yaşayan Dağ Büyüsünde... aydınlanma kazanmak için... bundan daha iyi bir yer olamaz!”

 

#Elalem kaçmak için bir taraflarını yırtarken bizimki burada aydınlanma kazanmaya karar vermiş gibi görünüyor. Zaten ilkinde lavda yüzdükten sonra burayı minnoş minnoş geçmesini beklemiyordum, illa bir tuhaflık olması lazımdı. O zaman bakalım sahiden de aydınlanma kazanmaya çalışacak mı ve çalışırsa başarılı olacak mı... Okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18254 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37536 Bölüm Sayısı


creator
manga tr