Bölüm 421 : Ne Kadar Da Ilık!

avatar
2044 0

A Will Eternal - Bölüm 421 : Ne Kadar Da Ilık!


Çevirmen : Clumsy 

 

Mücadele eden yaratıkların daha güçlü olanları uzaklaşmayı başarıyor ve aynamsı bir objeye ulaşarak gözden kayboluyordu!

 

Olup bitenlere bakan Bai Xiaochun son günlerde topladığı bilgileri gözden geçirmeye başlamıştı.

 

“Yıldızlı Gök Dao Polarite Süperstarlarının sıralaması renklere göre işliyor, toplam yedi sıra söz konusu. İlki ve en basiti kırmızı. Alev denizini aşman yetiyor. Denizin yüzde otuzunu aşarsan şahsi yıldızın sıralamaya dahil oluyor!

 

“İşin anahtarı ne kadar uzaklaşabildiğinde; aldığın sırayı o belirliyor. Belli bir noktadan sonra sıradaki sınava geçebiliyorsun. Kırmızı sınavın sonuna ulaşanların sayısı çok az…”

 

Hafifçe iç çekerek alev denizine atılan sayısız yaratığı ve acınası çığlıklarla ölüşlerini izledi. An itibariyle Yıldızlı Gök Dao Polarite Süperstarlarına daha bir hayran kalır olmuştu.

 

“İnsanların sıralamalarıyla ilgili bu kadar delirmesine şaşmamalı. Daha önce böyle bir şey görmemiştim. Demek ki ilk seviyeyi geçmek için o yaratıklardan biri olmak gerekiyor!” Bu düşüncelerle çantasına vurarak daha önce erdem puanlarıyla almış olduğu yedi renkli bir yeşim kolye çıkarttı. Bu kolye bizzat Yıldızlı Gök Dao Polarite Süperstarları sınavı için üretilmişti ve onu ezen kişi sınavdan göz açıp kapayıncaya dek, güvenli bir şekilde çıkış yapabiliyordu. Ayrıca kişinin başarılarının da kaydını tutuyordu.

 

Tabii ki yıllar içerisinde kolyeyi yeterince hızlı ezemeyip ölenler de olmuştu.

 

Bai Xiaochun hızlıca kayalığın sınırına yaklaştı. Burada uçmanın yasak olduğu ortadaydı ve tek çaresi sıçrayarak aşağıda uçan yaratıklardan birinin üzerine inmeye çalışmaktı. Bir müddet baktıktan sonra tam da lavın üzerinden çıkmakta olan kan kırmızı bir anakondanın üzerine sıçradı.

 

Üzerine sıçradığı alev anakondası Bai Xiaochun’u sırtından atmaya çalışarak ileri geri sallansa da Xiaochun sağ ayağını bastırarak onu dizginleyecek gücü gönderdi ve gözleri delilikle ışıldayan yılan hızla ilerlemeye başladı.

 

Buradaki tüm yaratıklar son noktaya vardıkları takdirde özgürlüklerine kavuşacaklarının bilincindeydi.

 

Kırmızı sınav onlar için bir hapishaneydi!

 

“Tamamdır, uslu bir yılan ol ve birazcık hızlan bakalım…”

 

Bai Xiaochun gergin bir şekilde alev anakondasının üzerinde ilerliyordu, böylece yarım tütsülük süre geride kalmıştı. İlerlerken fark ettiği üzere aşağıdaki deniz giderek dalgalanıyordu ve burada yalnız değildi. Denizde ilerleyebilmek adına uçuş esnasında binek değiştirmeye çalışan yedi sekiz çırak görmüştü.

 

Hatta iki tanesi açgözlü bakışlarını Bai Xiaochun’un bineğine çevirmişti. Sonuçta o, alev tipi bir yaratığın üzerindeydi ki bu tip yaratıklar diğerlerine nazaran yoğun sıcaklara daha uzun süre dayanırdı.

 

“Bir alev anakondası!”

 

“Alev tipi yaratıklar burada pek nadir görülmez…” İki yetişimci de yaratığını çalabilme amacıyla kendi bineklerini Bai Xiaochun’un bulunduğu noktaya yöneltmişti.

 

“Ne yapıyorsunuz siz?!” diye bağırdı Bai Xiaochun öfkeyle.

 

İki yetişimci de Öz Formasyon ortalarındaydı. Ve ikisi de hiçbir şey söylemeyip bir müddet baktıktan sonra altlarındaki alev denizine birer saldırı göndererek Xiaochun’a doğru koca bir lav dalgası doğurdu.

 

Bai Xiaochun’un öfkelenmeye ayıracak vakti yoktu. Isı dalgası yaklaşırken küle dönmenin eşiğinde olduğunu fark etti. Çığlıklar atarak kenara çekilse de üzerine bir miktar lav sıçramasından kaçamadı.

 

Fakat bir an sonra çığlık atmayı keserek şaşkın bir şekilde koluna baktı. Kıyafetinde bir iki delik açılmış olsa da teni hiç zarar görmemişti.

 

“Eee?” diye birkaç kez gözlerini kırpıştırırken etrafındaki havayı yeni lav damlaları doldurdu. Bu defa onlardan kaçınmak yerine üzerine inmelerine, kıyafetini yakarak tenine değmelerine izin verdi.

 

Fakat beklediği gibi kavurucu bir acı yerine ılık bir hissiyat tatmaktan öteye gitmedi. Bu noktada gözleri ışıldadı. Ona kötü niyetlerle yaklaşan iki yetişimciyse gözlerine inanamaz haldeydi.

 

“O... o yaralanmadı mı?”

 

“Kendisini koruyan bir çeşit büyülü nesnesi mi var ki? Bekle, bu imkânsız. Sınavda büyülü nesnelere izin verilmiyor!” Onlar şok içerisinde bakakalmışken Bai Xiaochun sağ elini altındaki lava batırarak birkaç defa ileri geri salladı.

 

“Ne kadar da ılık ve güzel…” dedi heyecanla.

 

Bunu gören iki yetişimcinin gözleri yuvalarından fırlamak üzereydi.

 

“İmkânsız!!”

 

“Cennetler! O... o resmen elini lava soktu!!”

 

“Ne oluyor…”

 

Bu sırada daha fazla heyecanlanması mümkün olmayan Bai Xiaochun başını arkaya atarak kükrercesine güldü.

 

“Ne biçim bir lav denizi bu? Korkutucu olması gerekir diye düşünmüştüm!” Halinden son derece memnun olan Bai Xiaochun alev anakondasından inerek lava girdi. Kıyafetleri anında yanıp kül olurken altındaki bedeninde en ufak bir zarar yoktu. Xiaochun durumundan gayet hoşnut görünüyordu.

 

“Fena değil. Hiç fena değil…” derken kendisine saldırmak üzere olan iki yetişimcinin suratlarının bembeyaz kesildiğini gördü. Fakat Xiaochun daha onlara herhangi bir şey yapamamış veya söyleyememişken ikisi de yeşim kolyelerini ezerek alandan silindi.

 

Belli ki Bai Xiaochun’un ölümcül bir saldırıyla intikam almaya çalışmasından korkmuşlardı.

 

“Korkaklar!” diye bağırdı kendini beğenmiş bir şekilde. “Hemen geri dönün! Gelin de lavda biraz eğlenelim…” Bu sözlerin ardından dönerek lavda yüzmeye başladı. Çok geçmeden gözüne diğer yetişimciler takıldı ve onu görenler şok ve şüphe dolu çığlıklar atmaya başladı.

 

“Ne... bu da ne...?”

 

“O... o bir insan mı!?!?”

 

“Cennetler! Gerçekten lavda yüzen biri var! Bu lav metali eritecek sıcaklıkta!!”

 

“O şey insan formunda bir yaratık olabilir mi?!?!”

 

Bu tarz çığlıklar havayı doldururken Bai Xiaochun kendisiyle son derece gurur duyarak rahat rahat yüzüyordu. Hatta arada bir durup diğer yetişimcilere el sallamaya da vakit ayırıyordu. “Neden gelip bana katılmıyorsunuz, sıcacık, çok güzel...”

 

Çok geçmeden lav denizinin yüzde otuzunu yüzmüş ve sıralamaya girmiş oldu. İşte o anda dışarıdaki gökkuşağının kırmızı alanında yeni bir yıldız ışıldadı.

 

Tabii ki kırmızı alan sayısız yıldızla doluydu ve yeni birinin eklenişi çok da inanılmaz bir olay değildi. Fakat yine de her yıldız ilk belirişinde diğerlerine nazaran daha çok parlar ve dikkat çekerek kıskançlık hedefi olurdu.

 

“Hey bakın, yeni bir yıldız! Biri listeye girmiş!”

 

“Bakalım kimmiş. Hmm. Bai Xiaochun mu? Hiç duymamıştım.”

 

Normal şartlarda bu konuda daha çok tartışma dönerdi fakat Zhao Yidong önemli bir girişimde bulunduğu için pek çok kişinin odak noktası onun yıldızıydı.

 

Hatta kimileri içerideki katılımcıları izleyebilecekleri özel tipte komuta madalyonlarına sahipti. Tabii bu madalyonlar fazlasıyla pahalıydı ve hiç kimse onları ilk 1,000e girememiş kişileri izlemekle ziyan etmezdi.

 

Ve Xiaochun’u bu şekilde gözlemlemeyi düşünen olmadığı için dışarıdaki hiç kimse onun lavda yüzdüğünü öğrenememişti.

 

Fakat sınavda olup da onu bizzat görenlerin şaşkınlık çığlıklarının ardı arkası kesilmiyordu.

 

Üstelik Bai Xiaochun yüzme konusunda da bayağı hızlanmış, uçan yaratıkların pek çoğunu geçmişti.

 

Hatta hızlanırken bir yandan da mırıldanmaya başlamıştı. Ne zaman sıcak bassa birazcık frijit qi gönderiyor, böylece mükemmel hissederek denizin kıyısına doğru ilerliyordu.

 

“Bu sınav çok basitmiş.” diye düşünüyor, bir yandan da boğazını temizleyerek lavda yüzdüğünü çok fazla kişi fark edemedi diye hayıflanıyordu.

 

“Dışarı çıktığımda bunu herkese anlatacağım ve kesinlikle acayip harika olduğumu düşünecekler.” Heyecanlı bir şekilde daha da hızlanarak denizin kıyısına yaklaşmaktaydı.

 

Bu esnada dışarıdaki gözlemcilerin birkaçı kırmızı kesitteki yıldızın alışılmadık bir hızla yükseldiğini fark etmişti. Hatta yıldız, gökkuşağının kırmızı kesitinin sınırına ulaşmak üzereydi.

 

“Ne kadar da hızlı! Kim ki bu? Bai Xiaochun mu? Bu ilk defa beliren herif değil miydi?!”

 

“Neler oluyor? Yıldızı gökkuşağında daha yeni belirmişti ama şimdiden kırmızı kesitin sonuna mı geldi?!” Bu noktada özel komuta madalyonu olanlardan biri Bai Xiaochun’un yıldızına odaklanmaya, ne çeşit bir yaratık kullandığını görmeye karar verdi…

 

Ve birkaç nefes sonrasında gözleri çay tabağına döndü. Sonra da ağzı açık kalarak çığlığı bastı: “Nasıl... bu nasıl mümkün olabilir?!?!”

 

#Hahahha, lavda yüzen çılgın kahramanımızla yine harikalar yaratıyoruz arkadaşlar! Yaptığı anormal şeylerin arasına bir de bu eklendi. Onu görenlerin ne düşündüğünü hayal dahi edemiyorum...
Bakalım bu yüzme macerası kazasız belasız sonlanacak mı ve sonrasında ne gelecek, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18182 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37517 Bölüm Sayısı


creator
manga tr