Bölüm 420 : Beni Küçümsediniz!

avatar
2090 0

A Will Eternal - Bölüm 420 : Beni Küçümsediniz!


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun’un gözleri kısılmıştı, Usta Bulut-Daosu tarafından oradan çıkartılmasaydı soğuk bakışlarla kendilerini yolcu eden Chen adlı yetişimciyle tartışması an meselesiydi.

 

Akabinde kapı, gürültülü bir çarpma sesiyle arkalarından kapandı. Bir müddet sonraysa mağaradan soğuk bir ses yankılandı: “Bekleyemez misin? Git sınavlara gir o zaman!”

 

“İyi!” diye karşılık verdi Bai Xiaochun öfkeyle. “İlk 1,000e girmenin nesi bu kadar harika ki zaten? Yardım etmek istemiyorsan etme ama bu konuda öküzlük etmene gerek yoktu!!”

 

Usta Bulut-Daosu acı bir gülümseme takınarak Bai Xiaochun’u rahatlatmaya çalıştı. “Sakin ol, Küçük Kardeş Bai.” diyerek başını salladı. “Ai. Bak, ilk 1,000deki herkes Seçilmiş! Onlar ne yapacaklarını söyleyebileceğimiz kişiler değil. Tarikat onlara geleceğin önemli figürleri olarak bakıyor, bilhassa da ilk birkaç 100de olanlara… Örneğin kısa bir süre önce Sima Feiru’nun koca bir yetişim alanına yerleşip içeriye kimseyi sokmadığını işittim. Büyük bir sıkıntı yaratsa da bu konuda hiçbir şey yapılmadı. Hiç kimse onu gücendirmek istemedi.”

 

Bai Xiaochun Sima Feiru ismini işitmişti ve onun 90. sıralarda olduğunu biliyordu. Sıra dışı ve dominant bir Seçilmiş olan bu adam İblis Katledenlerde değil Tarikatın Kutsal Oda Salonundaydı.  

 

Bai Xiaochun üzücü bir şekilde Usta Bulut-Daosu önderliğinde üçüncü ve sonra da dördüncü mağaraya geçirildi…

 

İblis Katledenler Salonunun ilk 1,000deki birkaç düzine yetişimcisinin çoğu inzivada, bir kısmıysa uzaktaydı. Günün ilerlemesine rağmen tek bir Seçilmiş bile Bai Xiaochun ve Usta Bulut-Daosuna karşılık vermemişti. İkili ya reddediliyor ya da görmezden geliniyordu. Seçilmişlerin suratlarında farklı ifadeler belirse de hiçbiri iliklerine dek yayılmış olan kibri gizleyemiyordu. Bai Xiaochun’un bundan daha fazla rahatsız olması mümkün değildi.

 

“Ruh kuyruklu tavuklar kadar kibirliler!” Akşam çökmüştü ve Bai Xiaochun bu incir çekirdeğini doldurmayacak görevin gidişatı karşısında hem öfkeli hem de aşağılanmış hissetmekteydi. Hatta gidip Yıldızlı Gök Dao Polarite Süperstarlarına katılma dürtüsüne bile kapılmıştı.

 

“Küçük Kardeş Bai, ai, bak, gidecek bir yerimiz daha var. Bu kişi diğerlerinden daha mantıklıdır, kesinlikle başarabiliriz!! Sinirlenme. Seçilmişler böyledir işte! Şimdi bulundukları noktaya gelmek için on binlerce kişiyi aştılar. Yaşadıkları tehlikeleri bir düşün! Birazcık gururlu ve kibirli olmaları çok normal…” Usta Bulut-Daosu tüm gününü Bai Xiaochun’u bu şekilde tatlı sözlerle rahatlatmaya çalışarak geçirmişti. Olanlar konusunda biraz utanç duysa da bir yandan da Bai Xiaochun’un her konuda Feng Youde’ye gitmesini küçümsüyordu. Madem gerçek bir yeteneği vardı, o zaman neden milletten yardım dilenmek yerine gidip kendisi mücadele etmiyordu?

 

Bai Xiaochun derin bir nefes alıp depresyonunu bastırarak Usta Bulut-Daosunu son mağaraya doğru takip etti. Görünen o ki bu yetişimci sahiden de daha mantıklıydı. Talebi duyar duymaz gülümseyerek karşılık vermişti.

 

“Ah, basit bir mesele. Daha önce de böyle şeyler yapmıştım. Fakat bir aracılık ücreti keserim. Küçük Kardeş Bai, senin hakkında çok şey işittim, o yüzden yalnızca 1,000,000 erdem puanına senin için bu bitkileri alabilirim!”

 

Bai Xiaochun’un gözleri irileşti. 1,000,000 erdem puanı karşılayamayacağı bir meblağ değildi ama istediği yedi renkli sisli deniz otu sadece yirmi otuz bin kadar ederdi. Peki bu herif ondan 1,000,000 mu istiyordu?

 

Bai Xiaochun’un ifadesini gören yetişimci küçümseme ve özgüven karışımı bir gülümseme sundu. “Pahalı mı geldi? Ödemek istemiyor musun? İyi! Yeterince iyiysen Yıldızlı Gök Dao Polarite Süperstarları arasına girmeyi denesene. İlk 1,000e girebilirsen benden yardım istemene gerek kalmaz.”

 

Nefes alışverişini düzenlemeye çalışan Bai Xiaochun topuklarının üzerinde dönerek tek bir kelime etmeden uzaklaştı. Usta Bulut-Daosu da iç çekerek ardından koşturdu. Bai Xiaochun’un öfkeleneceğini düşünerek teselli sözlerini hazırlamıştı. Fakat Bai Xiaochun biraz uzaklaştıktan sonra duraksayarak kendisine döndü.

 

“Bugünkü yardımların için çok teşekkürler, Usta Bulut-Daosu.”

 

Usta Bulut-Daosu anlık bir tereddütten sonra karşılık verdi: “Umm... Küçük Kardeş Bai, dinle, bu işi hala başarabiliriz. Gidip salon efendisiyle konuşalım. O bir Dharmic karar çıkartıp insanları isteseler de istemeseler de sana yardım etmeye zorlayabilir.”

 

Bai Xiaochun Usta Bulut-Daosunun bütün gün gizlemeye çalıştığı küçümseyişini fark etmişti. Bu yüzden dişlerini sıkarak cevap verdi: “Gerek yok!”

 

Usta Bulut-Daosunun gözleri irileşmişti. “Yoksa--”

 

“Sadece ilk 1,000, değil mi? Sınavlara katılacağım!” dedikten sonra kollarını sıvayan Xioachun bir ışık huzmesi şeklinde mağarasına yöneldi.

 

Usta Bulut-Daosu ise gidişini izledi ve bir an sonra hafifçe güldü. “Madem gerekli cesarete sahiptin, neden gidip yardım dilendin ki? Eminim birkaç gün sonra dönüp yine salon efendisinden yardım istersin.”

 

Mağarasına dönen Bai Xiaochun biraz dinlendikten sonra Dao Koruyucularına mesaj gönderdi ve Yıldızlı Gök Dao Polarite Süperstarlarıyla ilgili olabildiğince bilgi toplamalarını rica etti. Ayın geri kalanında her türlü araştırma yapıldı.

 

Ve bir ayın daha geride kalışıyla Bai Xiaochun en sonunda kendisini yeterince hazırlıklı hissedebildi. Dişlerini sıkarak şöyle dedi: “Sadece ilk 1,000, değil mi? Bunun nesi bu kadar özel ki? Geri döndüğümde kesinlikle ilk 1,000de olacağım!”

 

Gözleri ışıldayarak birkaç eşya topladıktan sonra Sayısız Yıldız Gökkuşağına ve Yıldızlı Gök Dao Polarite Süperstarları sınavlarının yapıldığı ışınlanma portalına yöneldi.

 

Sınav alanı Sayısız Yıldız Gökkuşağının yaklaşık yüzde otuzunu kaplıyordu ve giriş her daim tıklım tıklımdı. İnsanlar sürekli sınavlara girmek istiyor ve başarılı olan kişi anında fark edilip kıskançlık hedefi oluyordu.

 

Sınav alanının girişi tam 3,000 metre uzunlukta, tuhaf ışıklar ve muazzam bir baskı saçan büyü sembolleriyle kaplı yeşilimsi siyah, antik bir kapıydı.

 

Kapının iki yanı daha ziyade aslanımsı yaratıkları andıran, tamamen hiddetli ve vahşi görünümlü heykeller tarafından tutuluyordu.

 

Kapıda yalnızca bir çatlak açılmıştı ve bu çatlak uzaktan çok küçük görünse de pek çok yetişimcinin girip çıkmasına yetecek şekilde birkaç metre genişliğe sahipti. Oraya varan Bai Xiaochun bir bulutun üzerinde girişe yönelen yeşil Daoist cüppeli yakışıklı bir genci gördü.

 

Onu gören diğer yetişimcilerse bağırmaya başladı.

 

“Bu Gökkuşağının Yıldızlı Çeyreğinden Zhao Yidong! Büyük Kardeş Zhao!”

 

“Büyük Kardeş Zhao bu defa kesin ilk 1,000e girecek!!”

 

“Evet, ben de öyle düşünüyorum. Büyük Kardeş Zhao Gökkuşağının Yıldızlı Çeyreğinin bir Seçilmişi ve Deniz Koruyucuları Salonu üyesi. Sınava ilk katılışında ilk 5,000e girdi. İkinci seferinde 3,000, üçüncüdeyse 1,500e ulaştı. Bu onun dördüncü seferi ve bu defa kesinlikle ilk 1,000e gireceğini hissediyorum!”

 

İnsanlar bağırırken yeşil alanda Büyük Kardeş Zhao’yu temsil eden yıldız ışıldayarak daha çok kişinin dikkatini çekmeye başladı.

 

Herkesin ilgisi Zhao Yidong’a yöneliyken Bai Xiaochun da derin bir nefes alarak kapıya yöneldi. Adeta hiç kimse ona dikkat etmiyor, herkes Zhao Yidong’un ilk 1,000e girip girmeyeceğini öğrenmek için bekliyordu.

 

Sınavın en önemli basamakları ilk 10,000, 1,000, 500 ve 100dü. Ayrıca daha yüksek seviyelere ulaşmak inanılmaz ödüller sağlıyordu.

 

Yıldızlı Gök Dao Polarite Süperstarlarında yükselmek bir isim yapma yoluydu. İlk 10,000e girmek büyük bir gurur kaynağıyken gerçek bir Salon Seçilmişi olmak yalnızca ilk 1,000e girmekle mümkün olurdu!

 

Çeyrek Seçilmişi olmak içinse ilk 500e girmek gerekirdi. Ardından ilk 100 gelirdi ve oraya ulaşan kişi Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatının gerçek bir süperstarı olarak görülürdü!

 

“Ben de yapabilirim!” diye düşünen Bai Xiaochun’un gözleri kararlılıkla ışıldıyordu. İblis Katledenler Salonundaki tecrübesi ve etrafındaki tutkulu atmosfer nedeniyle kalbi heyecandan küt küt atmaya başlamıştı. Ansızın aklına Qi Yoğunlaşma günleri ve bitkiler konusunda dikilitaşlarda girdiği sınav geldi.

 

Bu anıyla birlikte göz açıp kapayıncaya dek çatlaktan içeriye girdi. Kulaklarına gümbürdeme sesleri dolarken görüşü sayısız figürün geçişiyle karardı. Her yer bulanıktı, tüm dünya altüst olmuş gibiydi.

 

Bir kuvvet tarafından çekildiğini hissediyor, kapının ışınlama gücü de birleşince adeta inanılmaz bir baskıyla koca bir el tarafından başka bir boyuta sürükleniyordu!

 

Tüm bedeni titriyordu ve yüzündeki kan çekilmişti; ilk defa böyle yoğun bir ışınlanma tecrübe ediyordu. Yetişimi güçlü olmasaydı şimdiye yığılıp kalmış olabilirdi.

 

Aslında bu, sınava katılan herkesin yaşadığı bir durumdu ve bu baskıya katlanamayanlar eleniyordu; sınav bu ışınlanmayla başlıyordu!

 

Etraf netleşirken suratını sıcak bastı ve aldığı kokuyla saçlarım mı yanıyor diye merak etmeye başladı. Çabucak bir iki adım gerileyip etrafa baktığındaysa kıpkırmızı kayalıklarla kaplı bir dünyanın sınırında olduğunu gördü.

 

Kayaların altında göz alabildiğince uzanan bir lav denizi mevcuttu. Alevler köpürüyor, sıvılaşan kayalar beliriyor, dört bir yanda yoğun gümbürdemeler yankılanıyordu.

 

Aynı zamanda sayısız vahşi yaratık da uzaklaşmaya çalışarak kayalarda uçuyordu.

 

Fakat pek çoğu alevlere yakalanıyor ve sonları, deniz tarafından yutulup küle dönmek oluyordu.

 

#Bizimki istediği şeyi başkalarından elde edemedi ve gururu ayaklar altına alındı. E çareyi de süperstar olmakta buldu, ilk bine girmeyi başarırsa istediği otu kendisi alabilecek ve belki de onu bu süreçte çok sağlam kazançlar bekleyecek. Bizimki genelde giriştiği her işten bir fayda elde eder, malum... 
O zaman bakalım bir lav deniziyle başlayan sınavımız nasıl ilerleyecek ve bizleri neler bekliyor, bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18167 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37442 Bölüm Sayısı


creator
manga tr