Bölüm 406 : Gök Çeyreği

avatar
2392 0

A Will Eternal - Bölüm 406 : Gök Çeyreği


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun’a eşlik eden iki çırak da sarı cüppeliydi ve ikisi de yol boyunca bir anlam çıkarmak için birçok kez Bai Xiaochun’u göz ucuyla incelemişti.

 

Neticede varışıyla bayağı büyük bir kargaşa doğurmuştu. Bu iki sarı cüppeli çırak genellikle yeni gelenleri oldukça sert karşılardı ama her nedense Bai Xiaochun’a karşı son derece kibarlardı.

 

“Gökkuşağının Gök Çeyreği On Salona sahip,” diye açıklıyordu biri, “yeni sarı cüppeli olan her çırak birine katılmak zorunda. Seçim süreci her terfide yaşanmıyor, yılda bir kez gruplar halinde gerçekleşiyor.”

 

“Fakat şansın iyiymiş Yoldaş Daoist Bai.” dedi öteki. “Sıradaki Salon Seçme Oturumuna yalnızca dört ay kaldı.” Bu ikili Gökkuşağının Gök Çeyreğinde işlerin nasıl yürüdüğünün yanı sıra Xiaochun’un yeni sorumluluklarını da açıklamaktaydı.

 

“Gökkuşağının Gök Çeyreğinin beş halkaya ayrılmasının ana sebeplerinden biri On Salon. İç halkada tepe lordu yaşar ve çağrılmadıkça hiç kimse oraya gidemez. Diğer alanlarsa On Salon kullanımına göre ayrılır.”

 

Bai Xiaochun son gelişinde sadece bir ziyaretçiydi fakat bu defa iki çırağın bilgileri sayesinde şimdiden Gökkuşağının Gök Çeyreğine yönelik çok daha sağlam bir izlenim edinmişti.

 

Gökkuşağı denilse de tıpkı diğer mekanlar gibi düz bir zemin söz konusuydu. Başlarının üzerinde yedi renkli bir gök mevcuttu, aynı şekilde ayaklarının altındaki toprak da yeşil taşların her şeyi örtüşü yüzünden pek görünmemesine rağmen aynı yedi tonu taşıyordu.  

 

Yedi renkli toprağın görünebildiği yerler belirli noktalarda uzanan ölümlü dağlarından ibaretti. Bai Xiaochun’u en derinden etkileyen şeyse buradaki ruhsal enerjinin narinliğiydi. Şimdiden özümsemenin çok kolay olduğunu ve Gök Şehrindeki gibi korkunç bir enerji tüketimine mahal vermeyeceğini söyleyebiliyordu.

 

Şu anda bulunduğu noktadan, mavi sularla ayrılan yemyeşil dağ ve tepelerden oluşan Cennetkarışı arazilerini görebiliyordu. Göz görebildiğince uzanan altın rengi su Cennetkarışı Nehriydi.

 

Diğer yöndeyse uçsuz bucaksız bir deniz mevcuttu!

 

Bai Xiaochun buraya son gelişinde iç halkaya girmiş ve etrafı pek görememişti. Ama şimdi dış halkadaydı ve denizin altın sularındaki büyüleyici ışıltıları görebiliyordu. Bu ihtişam onu şok etmeye yetmişti.  

 

Ayrıca o denizdeki ruhsal enerjinin kuvveti hayal gücünün ötesinde gibi görünüyor, bu da su yüzeyinde kudretli dalgalar yaratıyor ve sesleri ta gökkuşağına, Bai Xiaochun’un kulaklarına ulaşıyordu.

 

“O Cennetkarışı Denizi mi?” diye mırıldandı sarsılmış bir şekilde.

 

Ona eşlik eden yetişimciler suratlarında beliren gururu gizleyememişti. Sonuçta Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatı çıraklığı görkemli bir pozisyondu. İçlerinden biri gülümsedi.

 

“Evet. Yalnızca sarı cüppeli olanlar burada yaşayıp Cennetkarışı Denizinin büyüleyici manzarasının tadını çıkartabilir!”

 

Deniz, Cennetkarışı arazilerinin merkezini oluşturuyordu ve ruhsal enerji kaynağıydı. Asla ama asla kurumayacak, ebediyete dek dalgalanacaktı!

 

Cennetkarışı Denizine bakan Bai Xiaochun ansızın uçma ve denizi keşfetme dürtüsüyle dolmuştu. Bir an sonraysa derin bir nefes aldı ve bakışlarını şelalenin üzerindeki antik savaş gemisine çevirdi.

 

Gemi bu noktadan rahatça görünüyordu. Simsiyahtı, başta yelkenleri olmak üzere ekstrem bir zarar görmüş ve yıpranmıştı. İçerisindeyse korkunç, gölgemsi figürler süzülmekteydi.

 

Bakmakla bile tüyleri diken diken olan Xiaochun çabucak kafasını çevirdi.

 

Yol boyunca gözüne farklı Gökkuşağının Gök Çeyreği çırakları takılmaktaydı. Fakat hepsi sarı cüppeliydi, yeşil veya mavi cüppeli olan yoktu. Ona kalırsa yeşil ve mavi cüppeliler ya çok nadir görülüyor ya da farklı bir alanda yaşıyor olmalıydı.

 

Ayrıca yetişimciler buraya ilk gelişinden anımsadığı gibiydi, hepsi soğuk ve kendi halindeydi. Hiçbiri birbiriyle konuşmuyor, en fazla karşılıklı birer bakışla yetiniliyordu. Bu yüzden Gökkuşağının Gök Çeyreği son derece sessiz bir yerdi.

 

Bai Xiaochun böyle bir sessizliğe alışkın değildi lakin elinden de bir şey gelmezdi. Ona eşlik eden yetişimciler en nihayetinde onu yeni çırakların kayıt yaptırdığı noktaya ulaştırmıştı. Bu noktada komuta madalyonunu teslim etti ve yapılan inceleme sonucunda sarı cüppesini ve bir ölümsüz mağarasının anahtarını aldı. İki çırak bu işin tamamlanışıyla bir iki kelimelik vedalar eşliğinde onu bırakarak uzaklaştı.

 

Etrafına bakan Bai Xiaochun kendisini çok yalnız ve ortama yabancı hissediyordu. Bu şekilde suratını asarak yeşim kağıdındaki haritayı takip etti ve beşinci halkanın en köşesindeki ölümsüz mağarasını buldu.

 

Son derece sıradan bir mağaraydı ve tek güzel yanı pencerenin köşesine geçtiğinde uzaklardaki denizi belli belirsiz seçebiliyor oluşuydu.

 

Mağara nispeten küçük ve alelade olsa da yeni terfi eden çırakların çoğu Gök Şehrindeki standartlarını fazlasıyla aşan bu durum karşısında neşe dolardı.

 

Ama Bai Xiaochun için burası tavernasına kıyasla ahır gibiydi. İç çekip etrafa boş boş baktıktan sonra talihsizliğine boyun eğerek etrafı düzenlemeye koyuldu. Sonra da bağdaş kurarak yetişime başladı.

 

Yetişim seansı ilerledikçe daha da sakinleşiyordu. Buradaki ilerleyişi Gök Şehrindekini aşıyordu ve enerji tüketimi söz konusu değildi. Yemek yemeye ihtiyaç duymama hissiyatı bir kez daha kendisini göstermişti.

 

Aldığı her nefeste içine sonsuz ruhsal enerji çekiyor, bedenini dolduran enerjiler fırıl fırıl dönüyordu. Bai Xiaochun ise kendisini yetişime iyice odaklıyordu.

 

İzleyen on günün çoğunu yetişimle geçirse de etrafını keşfedip tanımaya da vakit ayırmıştı. Karşılaştığı yoldaş çıraklarsa ona çok soğuk davranmış, selam verse dahi yok sayılmıştı.

 

Yine de Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatının gerçek gücünü hızlıca keşfetmişti. Bu on günde fark ettiği üzere Gökkuşağının Gök Çeyreğinde karşılaştığı sarı cüppelilerin hemen hemen hepsi Öz Formasyon yetişimcisiydi!

 

Çok az bir kısmı Kuruluş Kadrosunda olsa da onlar da genellikle Öz Benzerindeydi. Herkesin inanılmaz bir güce sahip oluşu Bai Xiaochun’a büyük bir şok etkisi yaratmıştı.

 

Bu sırada Yaşayan Dağ Büyüsü yetişiminin nerede yapıldığını da sormuş ama Gökkuşağının Gök Çeyreğinde olmadığını öğrenerek hayal kırıklığına uğramıştı. Gerekli nokta gökkuşaklarının ikinci katında, tarikat liderinin mülkündeydi.

 

Üzerindeki gökkuşaklarına bakarak mırıldandı: “İkinci katta iki gökkuşağı var, soldaki devalara ait, sağdakiyse tarikat liderine ve çeşitli sınavla eğitim alanlarına ait…”

 

Buraya yeni gelmiş oluşu ve herkesin sunduğu soğuk tavırlardan ötürü bilgi alması pek kolay olmuyordu.

 

Sarı cüppeli olduktan sonra Gök Şehrine dönme konusunda belirli kısıtlamalar söz konusuydu. Tabii bu kısıtlamalar Li Yuansheng ve arkadaşları gibilere işlemiyordu ama Bai Xiaochun için şehre dönmek çok karmaşık ve çetin bir sınav olurdu.

 

Yine de yeşim kağıtlar aracılığıyla iletişim kurulabiliyordu ve Usta Tanrı-Kahin ile diğer Dao Koruyucularından haber alması çok sürmemişti. Bai Xiaochun’un gidişinin ardından Mavi Ejder Cemiyetindeki hava son derece kasvetli bir hal almıştı. Fakat kar marjları üzerindeki bazı ayarlamalar neticesinde idare edebilecekleri kesin gibiydi.

 

İlahi Gök Cemiyeti sorun yaratmayı sürdürse de Bai Xiaochun’a yönelik korkuları değişmemişti, bu yüzden fazla ileri gidemiyorlardı. Dao Koruyucularının planıysa tavernayla ilgili birkaç önemli işi hallettikten sonra gökkuşağına terfi etmek için ellerinden geleni yapmaktı.

 

Bu Bai Xiaochun’u çok heyecanlandırmıştı. Dao Koruyucuları olmadan burada çok sıkılıyor, Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniği ve Frijit Okulu İrade Gelişim Büyüsü yetişimleri dışında yapacak pek bir şey bulamıyordu. İşler bir ay kadar böyle gitmişken bir yetişim seansının ortasında ifadesi ansızın titreşti. Elini sallayan Xiaochun’un kapıyı açışıyla da sabah ışıklarıyla yıkanan bir figür kendisini gösterdi.

 

Mağara kapısının açıldığını gören kişi bir an yerinde durdu, düşünceli bir görünüm sonrasında da ileri doğru adımını attı. Yakışıklı ve sert suratı böylece bariz hale geldi.

 

O suratın sahibi Song Que’den başkası değildi!

 

“Que’er!” Bai Xiaochun neşe dolu bir şekilde ayağa fırladı. Fakat aceleyle içeriye çekmeye çalıştığı Song Que soğuk bir homurdanma eşliğinde birkaç adım geriledi ve içeri girmeyi reddetti.

 

“Bai Xiaochun,” dedi duygusuz bir şekilde, “sarı cüppeliliğe geçişimin detayları önemli değil. Önemli olan sana bu konuda borçlu olmam. Muhtemelen yeni olduğun için sana söylenmeyen şeyler vardır, o yüzden iyi dinle!

 

“Birincisi, üç ay içerisinde ikimiz de Salon Seçme Oturumuna katılacağız. Senden önce geldiğim için bu konuda bir iki şey öğrendim. İnsanların daha güvenli olduğu ve daha çok kar sağladığı düşüncesiyle girmeyi arzuladığı bazı salonlar mevcut. Mesela Büyü Teknikleri Salonu, Savunucular Salonu ve Ruh Güçlendirme Salonu. Fakat riskli sayılan ve katılanların ölüm oranının yüksek olduğu salonlar da mevcut. Bunların en kayda değer olanları da Gizli Operasyonlar Salonu ve İblis Katledenler Salonu! Vakti geldiğinde dikkatli ol!

 

“İkincisi, buraya vardığında birinin başına bela olacağı… ya da daha kötüsünü yapacağı haberi yayıldı. Sana öfkeli olabilecek kişileri değerlendir ve tedbirini al!” Song Que bu sözlerin ardından attığı son bir bakışla oradan ayrıldı. Belli ki gelmesinin tek sebebi erdem puanı borcunun karşılığını vermekti.

 

#Gökkuşağına gelen ilk üyemiz Song Que kendisi gibi mesafeli ve güçlü bir ortam bulduğu için keyifli herhalde. O yüzden yaptığı kumpasa rağmen Xiaochun'a borcunu ödeme gereği duymuş. Böylece bizimkine ufak bilgiler sundu. Verdiği bilgilere bakınca bizimki kesin bu kötü olanlardan birine düşer diye düşünüyorum ama göreceğiz.
O zaman salon seçimi ve sonrası için okumaya devam!

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18168 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37467 Bölüm Sayısı


creator
manga tr