Bölüm 405 : Terfi...

avatar
2253 0

A Will Eternal - Bölüm 405 : Terfi...


Çevirmen : Clumsy 

 

Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatı kurallarınca terfi sistemi iki türlü işlerdi. Ya çırak gönüllü olarak 1,000,000 erdem puanını teslim eder ya da yeterli erdem puanı toplandığında tarikatın ulu büyü formasyonu bunu tespit ederek kişiyi otomatikman terfi ettirirdi.

 

Bu yöntemle hem bireylerin çok fazla erdem puanı toplamasının önüne geçilir hem de tarikattaki enflasyon kontrol edilirdi. Ayrıca kontrol herhangi bir bireyin değil, tüm çırakların madalyonlarına bağlı olan formasyonun elindeydi, bu yüzden hile yapmak imkansızdı.

 

Tabii ki ikinci yöntem daha nadir görülür ve çok fazla erdem puanı gerektirirdi. Erdem puanı o limiti aştığında kişi karanlık gecedeki bir ışık misali parlar ve anında formasyonun dikkatini çekerdi.

 

Bai Xiaochun bu yöntemi Song Que üzerinde kullanmış, Mavi Ejder Cemiyetinin erdem puanlarının büyük miktarını onun madalyonuna aktarmış ve dışarı çıkar çıkmaz fark edilip sarı cüppeliliğe geçirilmesini garantilemişti.

 

An itibariyle İlahi Gök Cemiyetinin liderleri Bai Xiaochun karşısında öyle bir dehşete düşmüştü ki onu bir an önce şehirden çıkarma kararı alınmıştı.

 

“Tek bir şansımız olacak. Eğer madalyonuna yeterince erdem puanı koyamazsak stratejimiz işe yaramaz ve Patron Mavi Ejder gardını alır. Bu durumda ikinci bir denemede başarılı olmamız çok zor olur.”

 

“Temkinli davranmayın! İlahi Gök Cemiyeti onu göndermenin bedelini karşılayacak! Bu hedefe ulaşma yolunda tüm erdem puanlarımızı harcasak bile değer!” Kararlarını veren topluluk, tarikat formasyonunun belli bir yoğunluğa ulaşması için birkaç gün geçmesini bekledi. Olay gecesi ay gökte yükselmişti ve araziler beyaz ay ışıklarıyla yıkanmaktaydı. Her şey puslu bir hal almış olsa da Gök Şehri gün içerisinde olduğu kadar yoğundu.

 

Batının köşesindeki çölde yer alan Mavi Ejder Cemiyeti tavernası da her zamanki gibi işlemekteydi. Yetişimciler gelip gidiyor, hiç kimse dışarısı karanlık diye mola vermeye razı olmuyordu.

 

Bai Xiaochun tavernadaki masasında, kendisini iki koca yelpazeyle serinleten hizmetlilerin arasında oturuyordu. Bu yelpazeler taverna dışında sergilenecek olsa büyük bir kargaşa doğardı. Erdem puanı olarak değerleri birer güçlü büyülü hazine almaya yeterdi. Fakat Bai Xiaochun’un gözünde sıradan yelpazelerden farkları yoktu.

 

Masa bile 1,000 yıllık maun ağacından yapılıydı. O ağaçtan bir uçan kılıç yapılacak olsaydı sıra dışı bir silah doğabilirdi ama o malzeme bir masaya dönüştürülmüştü…

 

Tabii üzerine dizili türlü türlü yemeklerin fiyatları da astronomikti. Kaseler ve çubuklar bile büyülü özelliklere sahipti.

 

Oda da fazlasıyla cömert şekilde dekore edilmişti, öyle ki içeri giren Ruhun Başlangıcındaki yetişimcileri bile şok etmeye yeterdi.

 

Xu Baocai, Usta Tanrı-Kahin, Büyük Şişman Zhang gönüllerince yiyip içiyor, onlar güle oynaya sohbet ederken Chen Manyao cilveli bir şekilde Xiaochun’un yanında oturuyor, kendine yelpaze sallıyor ve arada bir de konuşmaya katılıyordu.

 

Kıyafetleriyse sonradan görmelerin giymesini bekleyeceğiniz şekilde fazlasıyla lükstü…

 

“Demek ki,” dedi Bai Xiaochun, “o Li Yuansheng’in söylediği hiçbir şeye güvenilmezmiş. Üç gün geçti ama hiç kimse şehri terk edebileceğimi söylemedi.” Bu sözlerden sonra karnını ovuşturarak bir güzel geğirdi.

 

Xu Baocai kıs kıs gülerek karşılık verdi: “Bilirsin, İkincil Başpapaz, burada işler bayağı iyi. Hahaha! En iyi şeyleri yiyip içiyor, her şeyin en güzeline sahip oluyoruz. Nehre Meydan Okuyan Tarikatta bile rahatımız böyle yerinde değildi. Gerçi gökkuşağındaki hayatı da gerçekten merak etmeye başladım.”

 

“Bakın!” diye ansızın bağıran Bai Xiaochun Xu Baocai'yi gösterip kolunu Büyük Şişman Zhang’a doladıktan sonra devam etti: “Bu herife bakın! Görüyor musunuz? İşte bu hırstır. Devam et, Xu Baocai, böyle devam et.” Bu sözlerin ardından gürültülü, nahoş bir kahkaha patlattı. “Onu zamanında Fırınlara sokmamamız iyi olmuş. Hadi ama Xu Baocai, burada işler gökkuşağındakinden çok daha iyi! Yalnızca bir aptal terfi etmek ister. Ben ömrümün geri kalanını burada geçireceğim!” Son sözlerini elini sallayarak perçinlemiş, son derece tatminkâr bir hava çizmişti.

 

Karşılığında Usta Tanrı-Kahin ve Büyük Şişman Zhang kahkahalara boğuldu, Xu Baocai ise biraz utanmışa benziyordu. Ancak Bai Xiaochun ona itiraz etme şansı tanımadan elini savuşturarak lafa girdi: “Dinleyin millet-”

 

Tam gökkuşağına yaptığı ziyaretle ilgili böbürlenip oradakilerin ne kadar da soğuk ve mesafeli olduğunu açıklayacakken çantasının titreştiğini fark ederek ifadesi değişti. Ve çantasına vurarak çıkarttığı kimlik madalyonunu ilahi hisleriyle taradı.

 

Şok edici bir şekilde erdem puanı giderek artmaktaydı.

 

“Neler oluyor?” dedi kafası karışık şekilde. Ardından gözleri irileşti, çünkü bakiye kısacık bir sürede 1,000,000u aşmıştı. Çok geçmeden 2,000,000 erdem puanı oldu. Sonra 3,000,000. Sonra da 4,000,000!

 

Dehşet içerisinde çığlıklar atar ve açıklama yapmaya fırsat bulamazken erdem puanlarını çabucak diğerlerine transfer etmeye başladı. Fakat ne yaparsa yapsın yavaş kalıyordu. Erdem puanı bakiyesi göz açıp kapayıncaya dek 5,000,000u aşmıştı.

 

Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatının ulu büyü formasyonunun en hassas ve aktif olduğu vakitler dolunaya denk gelirdi ve bu gece de dışarıdaki ay bir sinyal ateşi gibi ışıl ışıldı. Haliyle formasyonun olanları fark etmesi ve gücünü tavernaya, Bai Xiaochun’un içerisinde bulunduğu odaya yöneltmesi pek vakit almamıştı.

 

Bai Xiaochun, “Hayır!!” diye çığlık attı. Ardından bir ışık huzmesi, Usta Tanrı-Kahin, Büyük Şişman Zhang, Xu Baocai ve Chen Manyao’yu şok edecek ve hiçbirine tepki verme fırsatı tanımayacak şekilde odaya girerek Bai Xiaochun’u kuşattı.

 

Işık tarafından kuşatılan Xiaochun’un bakiyesi çılgınca bir hızla yükselmekteydi. Beklenmedik bir şekilde çoktan 7,000,000u aşmıştı.

 

Bu inanılmaz bakiye formasyonu öfkelendirmiş görünüyordu, çünkü Bai Xiaochun’u asla narin denilemeyecek bir şekilde kavramış ve odadan çekip alarak göğe yükseltmişti.

 

Bai Xiaochun’un çığlıkları dört bir yanda yankılanırken dört Dao Koruyucusu da sarsılmış ama ellerinden hiçbir şey gelmeyecek şekilde dışarıya koşturmuştu.

 

“Gitmek istemiyorum! Burada kalmak istiyorum! Sarı cüppeli olmak istemiyorum! Turuncu cüppeli olmaya daha uygunum…” Bu noktada İlahi Gök Cemiyetinin kumpasının kurbanı olduğu bariz hale gelmişti. Bu kumpasa katılan inanılmaz erdem puanı toplamıysa İlahi Gök Cemiyeti liderlerinin ondan kurtulma konusunda ne kadar kararlı olduğunun göstergesiydi.

 

Bai Xiaochun’u sürükleyen ışık huzmesi olağan tipinden çok daha büyük ve parlaktı. Bu yüzden gece göğü aydınlanmış, tüm Gök Şehrinin kuşatılışıyla pek çoğu heyecan dolu bir sürü bakışın ilgisi çekilmişti.

 

Fantezi Hapı ve Ultra Açlık Yardım Hapının yan etkilerinden mustarip yetişimcilerin daha mutlu olması imkansızdı. Hatta bir kısmı tezahüratlar eşliğinde çan ve davullarını çıkartmaya başlamıştı.

 

“Şeytan Bai sonunda gidiyor!!”

 

“Cennetlerin gözleri varmış! Patron Mavi Ejder terfi ediyor!”

 

“Hahaha! O pislik Gök Şehrinin bir numaralı kötü adamıydı. Şimdi gidiyor ya, omzumuzdan koca bir dağ kalkmış gibi olacak!!”

 

Şehirdeki tezahüratlar ve Bai Xiaochun’un çığlıkları gecede yankılanıyor, güçlü ışık huzmesi Dao Koruyucularının şaşkın ifadeleri eşliğinde Bai Xiaochun’u Gökkuşağının Gök Çeyreğine taşıyordu.

 

O gökkuşağı kesitinde yeni terfi eden çırakları karşılamakla yükümlü çıraklar karşılama platformunda bekliyordu ve neşe dolu Gök Şehrine bakmak suratlarına inanamaz bir ifade yerleştirmişti. Bir de aşağıdan yükselen sesleri, kalabalığın heyecanını duyabilselerdi kim bilir neler olurdu…

 

Çıraklar birbirlerine garip bakışlar atmaktaydı. Daha önce aşağıdaki şehirde bu tarz bir kargaşaya denk gelmemiş ve yeni bir çırağı karşılayan ışığın böyle büyük ve parlak olduğuna tanık olmamışlardı. Çok geçmeden Bai Xiaochun karşılarına ulaşmıştı…

 

O çırakların soğuk bakışlarını sezen Bai Xiaochun hemen sızlanmaya başladı: “Ben sarı cüppeli bir çırak olmak istemiyorum!”

 

Gözlerinde yaşlar birikirken az önceki rahatlığına ve İlahi Gök Cemiyetinin kullanabileceği taktiklere karşı önlem almaktaki dikkatsizliğine lanetler okuyordu.

 

Kalbinden dökülerek sesine akan keder işiten herkesin canını acıtacak düzeydeydi ve etraftaki çırakların ağzını açık bırakmıştı. Gökkuşağına gelenler genellikle keyiften dört köşe olurdu. İlk defa buraya geldiği için üzülen birine denk geliyorlardı.

 

Bai Xiaochun arka arkaya iç çekerek ve ağlamasına ramak kalmış bir şekilde karşılama platformundan ayrıldı. Etraf güzeldi, güçlü bir ruhsal enerji söz konusuydu, her yerde havuzlar, göletler, hatta ölümsüz dağları mevcuttu. Fakat buradaki herkesin soğukluğuyla ilgisizliği göz önüne alındığında Bai Xiaochun için tavernası çok daha güzel bir yerdi.

 

Yine de kaşlarını çatmış ve durumu kabullenmekten başka bir çaresi olmadığını fark etmişti.

 

En sonunda iç çekerek kendi kendine mırıldandı: “Fazla olağanüstü olamıyorsun işte. Ai. Benim, daima dikkat çekmemek için çabalayan Bai Xiaochun’un, sıradan dünyasından çekip alınarak bir sarı cüppeli yapılacağını hiç düşünemezdim.”

 

#Eveeet, bizimki tam da ömrü boyunca orada kalacağını söylemişken zorla terfi ettirilerek gökkuşağına ulaştı. İlahi Gök Cemiyeti yaptı yapacağını. Şu anda merak ettiğim şeyler Dao Koruyucularının da arkasından gelip gelmeyeceği, İlahi Gök Cemiyetine bir karşılık verip vermeyeceği ve tavernanın ne olacağı... O zaman bakalım bu soruların cevabını alacak mıyız, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18130 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37399 Bölüm Sayısı


creator
manga tr