Bölüm 386 : Neden Secde Etmiyorsunuz?!

avatar
2231 0

A Will Eternal - Bölüm 386 : Neden Secde Etmiyorsunuz?!


Çevirmen : Clumsy 

 

“Sen… Ben…” Usta Tanrı-Kahin Bai Xiaochun’a bakakalmış, zihni yaşananlara neredeyse inanamayacak şekilde uyuşmuştu. Fakat ne kadar istemese de inanabiliyordu.

 

Şu anda bayılmak üzereydi ve aylar önce Bai Xiaochun’un ruh meskeninden ayrılırken aklında yer eden büyük tutkulardan ve Bai Xiaochun’un ardından seslenişinden başka bir şey düşünemiyordu.

 

O zamanlar doğru kararı verdiğinden tamamıyla emindi. Şimdiyse dünya ona acımasız bir şaka yapmış gibiydi…

 

Bu bilhassa Bai Xiaochun’un ‘senin durumun benimkinden çok daha vahimmiş’ dediği anda gerçek olmuş, bu cümle Usta Tanrı-Kahinin gözlerine yaşlar doldurmuştu.

 

İşte Bai Xiaochun büyülü hazinelerin ışıltılarıyla, yüzünde sağlıklı bir parlaklıkla ve devasa bir timsahı sürerek karşısındaydı. Hiçbir kötülük yaşamamış gibi görünüyor ve bu da Usta Tanrı-Kahinin kalbini yoğun bir adaletsizlik hissiyle dolduruyordu.

 

Bu son aylar onun için çok zor geçmişti. Kehanetlerine çok az kişi inanmış, hatta müşterileriyle bazı tartışmalar yaşamıştı. Başta pek endişelenmemiş olsa da kendisine öfkelenenlerin sayısı artınca doğudan dehşet içerisinde kaçmak zorunda kalmış, en nihayetinde kendisini kuzeyde bularak bir bakıma ayağa kalkmıştı. Ne yazık ki geliri çok düşüktü ve her günü aç şekilde sonlandırmaktaydı. Daha da kötüsü kehanetlerini gerçekleştirecek bir yeri olsun diye yerel çetelere koruma ücreti adı altında belli bir erdem puanı ödemek zorunda kalıyordu.

 

Tüm bunları düşünen Usta Tanrı-Kahin acı bir şekilde gülümsüyordu. Gerçekliği kabullenmek zorunda olduğunu fark ettiğindeyse iç çekerek şöyle dedi: “Gerçekten senin durumun kötü mü sanıyorsun? Son görüşmemizden bu yana kilo bile almışsın sanırım.”

 

Bu sırada Bai Xiaochun üzerinden indiği timsahı ruh yaratığı çantasına tıkıştırdı. Onu turuncu cüppesi ve ışıldayan büyülü nesneleriyle izleyen Usta Tanrı-Kahinin içten içe ah etmeden geçemiyordu. Turuncu cüppeli olmak için 100,000 erdem puanı ödenmesi gerektiğinin bilincindeydi. Ayrıca Bai Xiaochun’unki gibi bir binek de aşağı yukarı aynı miktarı gerektirirdi. Sonuçta Usta Tanrı-Kahinin Ruh Yaratığı Tesisinin önünden kıskanç bir şekilde geçmişliği vardı.

 

“Oh, durumum kötü tabii,” dedi Bai Xiaochun üzülerek, “dur anlatayım. Ai. İki öğündür Kıymetli Yeşim pirinci yiyemedim, koca bir gündür de Yüz Çiçek alkolüm yok. Ayrıca yaklaşık yarım gündür ruh suyunda banyo yapamıyorum. Baksana, azıcık terlemişim bile! Bu kadar fakirleştiğime inanamıyorum!” Söylediği her şey doğruydu. Sonuçta doğudaki yaşamı lüks ve şaşaa içindeydi. Şimdi kuzeye geldiğindeyse her şey farklılaşmış ve buna sinir olmadan edememişti.

 

Usta Tanrı-Kahinin gözleri kararmıştı. ‘Kıymetli Yeşim pirinci’ sözleri bile kalbini ürpertmeye yeterliydi. Öyle bir şeyi yalnızca duymakla yetinmişti, bırakın tatmayı kokusunu bile alabilmiş değildi. İnanılmaz pahalı olduğu için bir gün onu tatma hayaliyle yaşıyordu. Ama Bai Xiaochun tutmuş son iki öğündür ondan yiyemediğini söylüyordu…

 

Bir de ‘Yüz Çiçek alkolü’ vardı. Bu Usta Tanrı-Kahini deliliğe iyice yaklaştırmıştı. Bu şehirde bulunabilecek en pahalı alkollerdendi ve şu anki arkadaşları arasında ondan bir ağız dolusu içebilen bile kıskançlık konusu oluyordu. Ve işte Bai Xiaochun bir gündür ondan içemedim diyordu! Bu da normalde onu her gün içtiğini gösteriyordu…

 

Ruh suyunda yıkanmanın bahsiyse Usta Tanrı-Kahinin gözlerinden yaşlar akmasına yol açmıştı. Bai Xiaochun’un tenine attığı tek bir bakış bile parlak ve ruhsal enerjiyle dolu olduğunu anlamak için yeterliydi. Sebebiyse yetişim basamağı değildi; Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatındaki ruh suyunun özelliğiydi. O su insanın bedenine en hafif tabirle gizemli ve derin bir koruma katmanı sağlıyordu.

 

Fakat bu korumanın bir lüks olduğu kesindi; kişi o suyla yıkanmaya beş gün ara verirse etkisi silinip gidiyordu.

 

Usta Tanrı-Kahinin Bai Xiaochun’a dönük gözlerinde acınası ışıltılar mevcuttu. “İkincil Başpapaz…”

 

“Ah, neyse.” diyen Bai Xiaochun elini konuyu kapatırcasına görkemli bir şekilde salladı. “Seni buraya ben getirdim, değil mi? O yüzden senden ben sorumluyum. Zamanında beni acımasızca terk etmiş olabilirsin ama ben asil ruhlu bir insanım. Bundan sonra benimlesin, tamam mı?” Usta Tanrı-Kahin anında titremeye başlamıştı. Doğrusu Bai Xiaochun kendisini kovmaya çalışsa bile onunla olmaya karar vermiş, ölüme gitse bile Bai Xiaochun’u takip etme yemini etmişti!

 

“Çok teşekkürler İkincil Başpapaz!!” Bayrağını ve masasını heyecanla kaldırışına bakılırsa oraya bir bağlılığı yok gibi görünüyordu. Aceleyle Bai Xiaochun’un peşine takılarak sorusunu yöneltti: “Ee İkincil Başpapaz, nereye gidiyoruz?”

 

Bai Xiaochun bir anlığına tereddüt etse de gerçeği söylemekte karar kıldı. “Ruh Yaratı--”

 

Fakat henüz cümlesini bitirememişken üç ışık huzmesi yaklaştı. Belli ki bu üç kişi Usta Tanrı-Kahinin ayrılmaya kalktığını görmüş ve onu durdurmaya yeltenmişti.

 

Usta Tanrı-Kahinin önüne inenlerden biri Kuruluş Kadrosunun büyük çemberinde orta yaşlı bir adamdı. “Yeni bir müşteri bulduğun için erken mi ayrılıyorsun, Usta Tanrı-Kahin?” dedi. “Peki, hiç değilse gitmeden önce günlük ücretini öde!”

 

Adamın gözleri yıldırım gibi parlıyordu ve tam olarak şişko sayılmasa da hem cılız değildi hem de Bai Xiaochun gibi turuncu cüppeliydi. Gök Şehrinde nispeten rahat bir yaşam sürdüğü ortadaydı.

 

Önce Bai Xiaochun’a, sonra da Usta Tanrı-Kahine bakmış ve suratına sahte bir gülümseme yerleşmişti.

 

Usta Tanrı-Kahinin suratı asıldı. Bu üçlüye yabancı değildi; bu alanı kontrol eden gruba dahillerdi. Onlar ve birkaç düzine yetişimcinin daha oluşturduğu çete, alandaki tüm tezgah sahiplerinden iş yapabilmeleri için koruma adı altında bir ücret alıyordu.

 

Usta Tanrı-Kahin bariz şekilde utanmıştı ve Bai Xiaochun’un kendisini bu durumda görmesini istemediği ortadaydı. Sesini alçaltarak şöyle dedi: “Bugün hiç iş yapmadım. Yarın ödememe ne ders--”

 

Üçlüden kırmızı cüppeli bir çırak Usta Tanrı-Kahinin lafını kesti: “İş yapıp yapmaman umurumuzda değil. Günlük ücret 10 erdem puanı! Bunda anlaşmıştık, o yüzden sökül bakalım!”

 

Usta Tanrı-Kahinin ifadesi gerginlikle titreşti. Bai Xiaochun’un Altın Öz yetişimi sayesinde bu üçlüye bir bakış atmaya bile tenezzül etmeyeceğini biliyordu. Ama onun önünde onurunu yitirmek istemiyordu. Sonuçta yollarını ayıran kendisi olmuştu ve bu durumda onun yardımına ihtiyaç duyarsa çok utanırdı.

 

Dişlerini sıkıp zoraki bir gülümseme takınarak kimlik madalyonunu çıkartmaya yeltendi.

 

Ancak o noktada turuncu cüppeli adam lafa girdi: “Fakat böyle üst sınıf bir müşterin varken korkarım ki 10 erdem puanı yeterli olmayacak. Bir sonraki ayın ücretini peşinen ödemeni isteyeceğiz!”

 

Usta Tanrı-Kahinin gözlerinde bir öfke titreşmeye başlamıştı. “Sizler--”

 

“Dur bakalım, öfkene hakim ol! Sende yeterli miktar yoksa eminim ki yeni müşterin hizmetlerin için bir avans vermekten gocunmaz.” Turuncu cüppeli adam yapmacık gülümsemesiyle Bai Xiaochun’a dönmüştü ve gözleri parlak büyülü hazinelerin üzerindeydi. Yine de açgözlülüğüne rağmen abartmaya cesareti yoktu. Bai Xiaochun’un etkileyici bir dayanağı olduğu kanısındaydı. Fakat birkaç yüz erdem puanı koparmaya çalışmakla aşırıya kaçmazdı.

 

“İkincil başpapaz…” dedi Usta Tanrı-Kahin tereddütle. Lakin Bai Xiaochun elini sallayarak lafını kesti ve gözleri ışıldayarak turuncu cüppeli yetişimciye baktı.

 

“Vay, ne ilginç. Bunu hiç düşünmemiş olduğuma inanamıyorum.” Bai Xiaochun’un bakışları turuncu cüppeli çırağı tedirgin etmiş, kırmızı cüppelilerin suratlarınaysa çok ciddi ifadeler yerleşmişti.

 

“Kuruluş Kadrosu yetişiminizle benden para koparmaya cüret ediyorsunuz, öyle mi?” dedi Bai Xiaochun. “Korkarım ki bu iş yürümez.” Ardından başını arkaya atarak kuvvetli bir kahkaha patlattı. Üç yetişimci bir şeylerin ters olduğunu fark edip Bai Xiaochun’a saldırmaya hazırlanırken Xiaochun elini aniden salladı ve bir rüzgar doğurdu.

 

Göğü gümbürdemeler doldurdu ve üç yetişimci ağızlarından fışkıran kanlarla otuz metre kadar geriledi.

 

“Öz Formasyon!!”

 

Henüz havada dönmeyi kesmeyen üçlü Bai Xiaochun’un yaptığı kavrama hareketiyle rüzgar tarafından sarmalandı ve çekildi. 

 

“Sizin iyi bir lidere ihtiyacınız olduğunu hissediyorum. Ne dersiniz? Bana katılın ve göğün altındaki her şeye hükmedelim!” Bai Xiaochun son derece samimiydi ve ona kalırsa gösterişli sözleri üç adamın kesinlikle dizlerinin üzerine çöküp secde etmesine yol açmalıydı.

 

Üç adam tir tir titriyordu ve ağlamak üzere gibi bir halleri vardı.

 

Usta Tanrı-Kahin bile bir nebze afallamıştı.

 

“Endişelenmeyin. Ben varken size hiçbir şey olmaz. Hadi, hadi. Karargahınıza giden yolu gösterin de gruptaki diğer Yoldaş Daoistlerle tanışabileyim.” Bu noktada timsahını satma planını tamamen bir kenara bırakmıştı. Bu üç yetişimci Bai Xiaochun’a var olduğunu hiç hayal edemediği bir kapı açmıştı…

 

Artık kendisini bekleyen erdem puanlarını görebiliyordu…

 

#Ahahahha, bizimkinin sefalet anlayışı gerçekten çok tatlı. Sabahtan beri içkisini yudumlayamamış, yarım gündür de ruh suyuyla banyo yapamamış... Vay başımıza gelenler... 
Bu arada yine mükemmel şansı iş başında. Tam timsahını satıp ortalama bir hayat sürmeye dönecekken kendisine yeni bir iş buldu. Bir nevi çete liderliği  
Bu yolda bizi ne maceralar bekliyor çok merak ediyorum doğrusu. O zaman okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18129 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37395 Bölüm Sayısı


creator
manga tr