Bölüm 384 : Entrikalar Ve Oyunlar

avatar
2058 0

A Will Eternal - Bölüm 384 : Entrikalar Ve Oyunlar


Çevirmen : Clumsy

 

“İş birliğiyle ne kastediyorsun?” diyen Bai Xiaochun timsahının üzerinden Zhou Tao’ya bakmaktaydı.

 

Zhou Tao ise Bai Xiaochun’un bineğinden inmemesinden pek hoşnut kalmamasına rağmen bunu ses tonuna yansıtmadan karşılık verdi: “Mütevazı hizmetkarın kıymetli Ultra Açlık Yardım Hapı formülünü satın almak istiyor. Formülü 100,000 erdem puanına satmaya ne dersin Kardeş Bai?”

 

“Satılık değil.” diyen Bai Xiaochun gözlerini devirdi. Sonra da timsahtan indi, kolunu savurdu ve timsahı ruh yaratığı çantasına uçurdu. Tam meskenine girmek üzereyken önü Zhou Tao tarafından kesildi.

 

“Kardeş Bai, formülü satmak istemiyorsan sorun değil. Peki İlahi Gök Cemiyetinin hapının dağıtıcısı olmasına ne dersin?”

 

“Dağıtıcı mı?” diyen Bai Xiaochun bir anlığına Zhou Tao’ya baktı. Doğrusu son günlerde haplarını satma işi biraz sıkıntılı olmaya başlamıştı. Zhou Tao onun adına bu işi yaparsa biraz çabadan kurtulacağı kesindi.

 

“İlahi Gök Cemiyeti tüm Gök Şehrini yönetiyor sayılır.” dedi Zhou Tao bir gülümseme eşliğinde. “Bu yüzden senin Ultra Açlık Yardım Hapını kısacık birkaç ay içerisinde şehrin her köşesine ulaştıracağımıza eminim. O noktada hiçbir angaryayla uğraşmadan sağlam bir kar elde edebiliyor olacaksın.”

 

Bai Xiaochun bir müddet düşündükten sonra Zhou Tao ile detayları konuşmaya başladı. Ve iki saatin sonunda İlahi Gök Cemiyetinin 300 erdem puanına hapları alıp daha pahalıya satmasına ve karın da yarı yarıya bölüşülmesine karar verildi. Bai Xiaochun onlardan faydalanıyor gibi hissetse de Zhou Tao halinden son derece memnun görünüyordu. Gülümseyip bir Dao yemini ettikten ve bir yeşim kağıda kaydettikten sonra da anlaşmanın resmileştirilmesi adına Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatının Adalet Bürosuna gönderdi.

 

Ayrılmadan önce de yeni bir gülümsemeyle şöyle dedi: “Kardeş Bai, şanlı adını öğrenebilir miyim acaba? Artık partner olduğumuza göre seni daha iyi tanımak isterim.”

 

Bai Xiaochun çenesini kaldırıp kolunu sıvadıktan sonra kudretli bir şekilde karşılık verdi: “Bana Simyacı Bai diyebilirsin.”

 

Zhou Tao anlık bir tereddütten sonra gülümseyerek veda etti.

 

Bai Xiaochun sonraki birkaç gününü delice ilaç üreterek geçirdi. Ayrıca günlük üretimini 50 haptan 100e çıkardı.

 

Bu onun limitiydi. Zhou Tao hapları toplamak için geldikçe 30,000 erdem puanını teslim alıyordu. Kardan payı olan ekstra paraysa satışların tamamlanışı sonrasında gelecekti.

 

Yedi gün göz açıp kapayıncaya dek geride kalmış, İlahi Gök Cemiyetinin sıkı çalışmaları sonucunda Ultra Açlık Yardım Hapı doğu kısmında sağlam bir sohbet konusu olmuştu. Herkes ayaklanmış, yetişimciler deliye dönmüştü. Fiyat bir hayli yüksek olsa da pek çok yetişimci ilaca başvuruyordu ve ruh besini satışları düşmeye başlamıştı.

 

Çok geçmeden doğudaki hemen hemen tüm yetişimciler Ultra Açlık Yardım Haplarını konuşur oldu. Ayrıca İlahi Gök Cemiyeti Simyacı Bai’yi de işin içine katmış, sonuç olarak neredeyse herkes hapların Simyacı Bai tarafından üretildiğini, İlahi Gök Cemiyeti yetişimcilerininse sadece satıcı olduğunu öğrenmişti.

 

Bai Xiaochun bu durumu biraz tuhaf bulsa da isminin yayılmasının önüne geçmiyordu. En nihayetinde Zhou Tao erdem puanı karının payını vermiş, o da on binlerce puana tekabül etmişti. Bu karın daha da artacağını söylediğindeyse Bai Xiaochun’un hiç olmadığı kadar heyecanlanmasına yol açtı.

 

Tabii ki Bai Xiaochun İlahi Gök Cemiyetinin Ultra Açlık Yardım Haplarını aldıktan sonra kendi simyacılarından hiçbir şeyi esirgemeyerek 100 hapı 3,000 hapa dönüştürdüklerinden haberdar değildi. Bu yüzden negatif yan etkiler giderek daha da ekstrem bir hal alıyordu!

 

Bai Xiaochun geçen haftada 700 hap teslim etmişti, satılan miktarsa 20,000i aşkındı. Üstelik bu haplar sadece doğuda değil, batıda, güneyde ve kuzeyde de satılmıştı. Bai Xiaochun’un geçen kısa sürede bunu öğrenmesiyse imkansızdı.

 

Bu sırada Bai Xiaochun 200,000in üzerinde erdem puanı biriktirmişti. Ve en sonunda keyifli bir şekilde 100,000ini turuncu cüppeli olmaya harcadı.

 

Yeni kıyafeti çok rahattı ve savaş yaratığıyla ortalıkta dolanırken kendisini çok havalı hissediyordu. Ultra Açlık Yardım Hapıyla göklerin altında ne var ne yoksa hükmümde ezilebilir diye düşünüyordu. İşte bu tavırla, tüm yaratımları küçümseyerek dolaşırken ani bir çığlık işitti. Şaşkın bir şekilde savaş yaratığının üzerinde ayaklanıp boynunu çevirdiğindeyse eti ufalarak yerde kıvranan bir yetişimciyi fark etti.

 

Henüz tepki verme fırsatı bulamadan aynı sıkıntıyla çığlıklar atarak yere yığılan bir kalabalıkla karşılaştı. Anında gerilmeye başlamıştı.

 

“Neler oluyor? Şehir saldırı altında mı!?” Bu korkuyla hemen yaratığının üzerinde ruh meskenine yöneldi. Yol boyunca düzinelerce insanın yere yığılıp kuruyup kaldığını fark ederek şaşkına döndü. Hatta bir tanesi zamanında hapını almış olan çıraklardandı. Hissettiği tuhaflık hiç olmadığı kadar artmaktaydı.

 

Ne yazık ki bu daha başlangıçtı. Ertesi gün doğuda daha çok insan inanılmaz seviyede bir açlıkla karşılaşmaya başladı. Yüzü aşkın kişi etkilenmiş ve haberler şimdiden deliler gibi yayılmıştı.

 

Henüz hiç kimse ölmese de herkes yaşamsal enerjilerinde bir zarar görmüştü. Bir kısmı kısa bir dinlenmeden sonra toparlanabilecek olsa da diğerlerinin durumu daha ciddiydi.

 

Tabii ki yetişimcilerde bir öfke patlak vermiş ve araştırmalar neticesinde ani açlık ve cılızlık sıkıntısı çeken istisnasız herkesin Ultra Açlık Yardım Hapı tükettiği açığa çıkmıştı.

 

Yaşamsal enerjilerindeki hasarın ne kadar ciddi olduğuysa hiç kimsenin pek ilgisini çekmemişti. Onlara kalırsa bunun önemi yoktu. Belli kişilerin fısıltıları doğrultusunda insanlar suçu çabucak Bai Xiaochun’a atmaya başlamıştı.

 

“Bu Ultra Açlık Yardım Hapları sahte!”

 

“Simyacı Bai bir üçkağıtçı!!”

 

“Lanet olsun! İşler zaten yeterince kötüyken birilerinin bizi dolandırdığına inanamıyorum! Katı kurallar olmasaydı bizzat gidip Simyacı Bai’yi öldürürdüm!!”

 

Bu semptomlara yakalananların sayısı giderek artmaya başlamıştı. Kurbanların arkadaş ve aileleriyle etkilenmemiş diğer yetişimcilerse öfkeden kudurmaktaydı. Tabii ki birileri onları gizliden gizliye teşvik ediyor, kamuoyunu sarsmaya ve doğuda yükselen öfkeyi iyice harmanlamaya çalışıyordu.

 

Böylece öfke çabucak öldürme güdüsüne dönüşmüştü ve Bai Xiaochun bir Altın Öz yetişimcisi olsa da burası Nehre Meydan Okuyan Tarikat değildi. Bir yabancı olduğu Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatıydı. Üstelik onu koruyacak hiç kimse yoktu, bu yüzden doğruca kendisine yönelik olan bu öfke içini ölümcül bir kriz hissiyatıyla doldurmaktaydı!

 

Çok geçmeden korkudan aklını yitirme raddesine gelmişti. Neyse ki benzer durumları Ruh ve Kan Akımı Tarikatlarında da yaşamıştı, bu yüzden bir vukuat gerçekleşmeden valizlerini toplayarak gece yarısı sıvıştı.

 

Artık onca erdem puanıyla bir anda alçalmasının İlahi Gök Cemiyetinin oyunu olduğunu anlamıştı.

 

“Lanet olsun sana İlahi Gök Cemiyeti!! Sizi gücendirecek hiçbir şey yapmamıştım!” Bu düşünceyle dişlerini sıkarak karanlığın verdiği korumayla hem kendine çok acıyarak hem de fazlasıyla öfkeli bir şekilde ilerlemeye başladı.

 

Böyle bir meselede kumpasa düşüp oyuncak olmak onurunu kırmış ve gözlerindeki öfke çok geçmeden alevlenmişti. Tabii ki bu durumdan öylece kaçıp kurtulma yoluna gidemezdi. Bu yüzden İlahi Gök Cemiyetinden biriyle yüzlemeye cesaret edemeden yan etkilerden nasibini alan birini buldu ve kendince bazı araştırmalar yaptı. Çok geçmeden gerçeği anlamıştı.

 

“Bu insanların tükettiği Ultra Açlık Yardım Hapı değiştirilmiş. Bunlar benim İlahi Gök Cemiyetine verdiğim haplar değil! Benim haplarımın da kirlilikleri vardı ama yan etkiler yaşamsal enerjideki minik hasarlarla sınırlı olmalıydı. Birazcık istirahatle düzeltilemeyecek bir şey yoktu! Öyle ufak bir şey de acıkmadan ve enerjin tükenmeden geçecek yarım aya değerdi!

 

“Ama İlahi Gök Cemiyeti ruh ilacımı değiştirip çok daha zararlı hale getirmiş. Hatta etkinliği bile azaltılmış!!

 

“Neden böyle bir şey yaptılar ki!?” Dişlerini sıkarak yetişim basamağı gücüne başvurdu ve doğudan kuzeye geçti. Fakat oraya varır varmaz orada da Ultra Açlık Yardım Hapından zarar görenler olduğunu fark etti. İşte o anda yıldırım çarpmışa döndü.

 

“Anlıyorum. İlahi Gök Cemiyeti Gök Şehrinin en güçlü organizasyonu ve çoğu dükkanı kontrol ediyorlar. En büyük karları ruh besinlerinden geliyordu ve Ultra Açlık Yardım Hapı ruh besini endüstrisine büyük bir darbe indirdi!

 

“Bana gelme amaçları birlikte çalışıp hap satmak değil, Ultra Açlık Yardım Hapımın saygınlığını tamamen yok etmekti!!” Anlayışı kuvvetlendikçe öfkesi de artıyordu.

 

“Demek öyle. Bir büyü kullanmadılar, beni pusuya düşürmeyi de denemediler, galibiyeti entrikalarıyla kazandılar! Ehh, o oyunu Bai Xiaochun da oynayabilir! Bekleyin de görün İlahi Gök Cemiyeti. Bekleyin bakalım!!” İşte bu düşüncelerle dişlerini sıkarak kuzeye yerleşti.

 

 #Oo bizimki ilk defa böyle büyük bir oyuna getirildi herhalde. Ünlenmekten ve tanınmaktan çok hoşlanan kahramanımız yeni geldiği ve kimsesiz kaldığı bu tarikatta kötü bir şekilde isim yaptı. Bunun intikamını acı bir şekilde alacak gibi görünüyor. Arkandayız Xiaochun, sen intikama biz de okumaya devam!

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18156 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37432 Bölüm Sayısı


creator
manga tr