Bölüm 380 : Acıktım

avatar
2279 0

A Will Eternal - Bölüm 380 : Acıktım


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun’un bağırışı salonda hiçbir tepki uyandırmamıştı. Usta Tanrı-Kahin ve diğerleri birbirlerine garip bakışlar atıyordu, Bai Xiaochun ise fazlasıyla memnuniyetsizdi. Neticede önemli bir siyasi rehineydi ve bu statüyle hiç olmazsa birazcık saygı görmesi gerektiğini düşünüyordu.

 

“Haksız mıyım millet?!” diyerek öfkeli bakışlarını Büyük Şişman Zhang ve diğerlerine çevirdi. “Hadi ama ben önemli bir siyasi rehineyim!”

 

Büyük Şişman Zhang boğazını temizleyip sağa sola baksa da hiçbir şey söylemedi.

 

“Ah neyse ne. Sanırım bu rehine biraz zor zamanlar geçirecek. Peki millet, şimdi ne yapıyoruz?” dedikten sonra iç çekerek Usta Tanrı-Kahine döndü.

 

“Umm,” Usta Tanrı-Kahin lafa temkinli bir şekilde girmişti, “ehh... belki de bir karar vermeden önce ortalığa baksak iyi olur.” Xu Baocai ve Büyük Şişman Zhang ona katılıyor gibiydi. Chen Manyao hiçbir şey söylememiş, Gongsun Wan’er yüzünde hafif bir gülümsemeyle dikilmekle yetinmişti. Song Que ise her zamanki somurtkanlığındaydı ve Bai Xiaochun’a bakmaya bile niyeti yok gibi görünüyordu.

 

Bai Xiaochun etrafına baktıktan sonra başının ağrımaya başladığını hissetti. Şimdiden bu insanları getirdiğine pişman olmaya başlamıştı. Fakat artık iş işten geçmişti. Bu yüzden Usta Tanrı-Kahinin önerisine uyup şehir sokaklarında yürümeye koyuldu.

 

İlerlemeye devam ettikçe gördüğü kötü muameleyi yavaş yavaş unutuyordu. Çok geçmeden nefessiz kalmaya, şaşkınlık ifadeleri sergilemeye başladı. Bu tepkilerinde yalnız değildi; diğerleri de gördükleri karşısında benzer tepkiler vermekteydi.

 

Neticede Cennetkarışı Nehrinin tüm doğusunun merkezinde ve fazlasıyla kalabalık bir şehirdeydiler. Şehirdeki insanların çoğu Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatı çıraklarıydı, kalanlarsa nesillerdir bu şehirde yaşayan aile ve klan üyeleri…

 

Bai Xiaochun’un fark ettiği en garip şeylerden biri şu ana dek fazla kilolu tek bir kişi dahi görmemiş olmasıydı. Herkes cılız denecek zayıflıktaydı. Hatta kimileri bir deri bir kemikten halliceydi. Üstelik daima aceleleri varmış ve bir saniyeyi bile ziyan etmek istemezmiş gibi bir halleri vardı. Bir başka gariplikse hiçbirinin yetişimiyle ilgili en ufak bir belirti vermiyor oluşuydu. Bai Xiaochun bir Altın Öz yetişimcisi olarak ufak ipuçları toplayabiliyordu fakat diğer yetişimcilerin çoğu etrafına baktığında ölümlüden farksız insanlar görüyordu.

 

Bu konudaki merakını bastıran Bai Xiaochun şehirdeki satılık şeylere odaklandı. Ruh hazinelerinden büyülü nesnelere, antik kitaplara kadar her türlü şey satılıktı. Türlü türlü tıbbi hap da mevcuttu.

 

Bir kısmı yer ve göğün kıymetli materyallerinden yapılı ruh besinleri de bulunuyordu. Diğer ruh besinleriyse farklı türde vahşi yaratıkların etlerinden yapılıydı. Ruh besinlerinin fiyatları astronomikti ve Bai Xiaochun ile yoldaşlarını şaşırtacak şekilde insanlar biraz çekine çekine de olsa o besinleri alıyordu.

 

Ne Bai Xiaochun ne de yoldaşları daha önce böylesine canlı bir şehir görmüştü. Bu yüzden manzara ve sesleri yavaşça sindirerek geziyorlardı.

 

Vakit geçtikçe ikna oldukları bir şey olmuştu… şehirdeki fiyatlar inanılır gibi değildi. Neyse ki Nehre Meydan Okuyan Tarikat Bai Xiaochun’a güzel bir meblağ bırakmıştı fakat hızlı bir hesaplamanın gösterdiği üzere o meblağ bile gerçekten istediği şeyleri almaya yetmeyecekti.

 

Birkaç saatlik turun sonunda tüm grup şok edici bir farkındalık daha yaşadı; nedense hepsi de kurt gibi acıkmıştı!

 

Bu gelişme gözlerinin irileşmesine yol açtı. Neticede Kuruluş Kadrosuna ulaştıktan sonra fiziksel olarak besin tüketme ihtiyacı duyulmaz, ruhsal enerji yeterli olurdu.

 

Ama an itibariyle… hepsinde delice bir açlık hissiyatı doğmuştu.

 

“Neler oluyor? Ben… ben acıktım!” Bai Xiaochun göbeğini ovarak kafası karışık bir şekilde Chen Manyao’ya bakmaktaydı.

 

Chen Manyao da bariz şekilde afallamıştı. Bir müddet düşündükten sonra bir yeşim kâğıt çıkartarak birine mesaj gönderdi. Bir an sonra da suratına tuhaf bir ifade yerleşti. Yoldaşlarına bakıp tereddüt içerisinde şöyle dedi: “Aranızda… yetişiminin şimdiden ilerlediğini hisseden oldu mu?”

 

Herkes çabucak yetişimini kontrol ettiğinde sonuç tam da Chen Manyao’nun söylediği gibiydi. Büyük ilerlemeler söz konusu olmasa da kanıt ortadaydı; sadece şehre daldıkları için şu ana dek fark edememişlerdi.

 

Chen Manyao açıklamalarını sürdürdü: “Cennetkarışı Denizine çok yakın olduğumuz için ruhsal enerji çok güçlü ve bedenlerimize girdikten sonra beş yin organımızı kaosa sürüklüyor. Yetişimimizi daha hızlı ilerletse de bir yandan da bizi tüketiyor… Bu yüzden acıkıyoruz. Özünde… enerji tüketimi normal besinler tüketmeden yetişim yapamayacağımız ciddiyette.”

 

Chen Manyao durumu açıklamakla meşgulken Bai Xiaochun’un karnı iyice kuvvetli bir şekilde guruldamaya başlamıştı.

 

Konuşma sonlandığındaysa suratı asıldı. Şu hayatta ölümden sonraki en büyük korkusu açlıktı. Kokulu Bulut Tepesinde Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniği yetişimi yaparken neredeyse açlıktan ölecekti. Kuruluş Kadrosuna ulaştıktan sonraysa asla açlık hissetmemişti fakat işte şimdi o his yeniden yükseliyordu.

 

Chen Manyao acı bir gülümsemeyle şöyle dedi: “Üstelik az önce bu konuyu bir… arkadaşıma sordum ve şehirdekilerin enerjilerini yenilemek için her gün bolca besin tüketmesi gerektiği cevabını aldım. Ayrıca bu besinler ruh besini olmak zorunda.”

 

Büyük Şişman Zhang şimdiden fazlasıyla gerilmeye başlamıştı. Tıpkı Bai Xiaochun gibi o da açlıktan ölümün gölgesiymişçesine korkardı. “Yani… yani bu sürekli bir şeyler yemek zorundayız mı demek oluyor?”

 

“Sarı cüppeli olup gökkuşağı alanına geçtiğinde oranın aurası ruhsal enerji tüketimine yardımcı oluyor ve problem kendiliğinden ortadan kalkıyor.” diyen Chen Manyao’nun kaşları da hissettiği açlık yüzünden çatılmaya başlamıştı.

 

Bu sırada Gongsun Wan’er göbeğini ovuşturup dudaklarını yaladı ve kıs kıs gülerek şöyle dedi: “Peki madem, sanırım ben gidip bir şeyler yiyeceğim. Sonra görüşürüz.”

 

Bu sözlerle el sallayarak kalabalığın arasına karıştı.

 

“İkincil başpapaz, ne yapacağız?” diyen Usta Tanrı-Kahin Bai Xiaochun’a bakıyordu. “Ben de acıktım…”

 

Xu Baocai de aynı tepkiyi vermiş, hatta somurtkan Song Que bile en sonunda beklenti dolu bir şekilde Bai Xiaochun’a bakmıştı.

 

Bai Xiaochun tedirgin bir şekilde çantasını karıştırıp dişlerini sıkarak karşılık verdi: “Şimdilik katlanalım. Önce kalacak bir yer bulalım, yemek konusunda sonra endişeleniriz.”

 

Diğerleri de bunun iyi bir fikir olduğunda hemfikirdi. Böylece hepsi açlıklarını geçici olarak rahatlatacak tıbbi haplar atarak kalacak bir yer bulmak adına şehri araştırmaya koyuldu.

 

Çok geçmeden Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatı çıraklarının ölümsüz mağarası alabildiği bir yer bulundu ve Bai Xiaochun’un öğrendiği üzere mağazalar satılık değil kiralıktı. Kira fiyatlarına baktıktan sonraysa soluksuz kalmadan edemedi.

 

“Bu… bu çok pahalı!”

 

Görevli yetişimci turuncu cüppeli bir çıraktı ve yaptığı tek şey ağzını açmadan soğuk bir bakışla karşılık vermekti.

 

Kısa bir sürede anlaşıldığı üzere burada ölümsüz mağaralarını yalnızca çok zengin kişiler karşılayabilirdi. Sıradan halksa ruh meskenlerine yerleşmek durumundaydı. Tabii ki onların fiyatları da çok yüksekti.

 

Pek seçenekleri olmayan Xiaochun ve yoldaşları bulabildikleri en ucuz ruh meskenini kiralamakta karar kıldı. Anahtarlarını alıp meskeni bulduklarındaysa hava çoktan kararmaya başlamıştı.

 

Şehrin doğu alanındaki mesken son derece basitti ve Bai Xiaochun’a gençken yaşadığı köydeki konutunu anımsatmıştı. Fakat ıstırap verici bir şekilde burayı yarım yıllığına kiralamak bile tarikatın verdiği ruh taşlarının yarısına mal olmuştu.

 

Tüm gün bu şekilde ziyan olmuş ve hepsinin açlığı artmaya başlamıştı. Artık karınları sesli bir şekilde gurulduyordu. İç çeken Bai Xiaochun ruh taşı çantasını Usta Tanrı-Kahine fırlatarak yiyecek bir şeyler bulmasını istedi.

 

Usta Tanrı-Kahin ise çantayı heyecanla yakalayıp koşturdu ve kısa bir süre sonra eşit olarak dağıtılacak bolca ruh besiniyle geri döndü. Artık yemekleri olan topluluk düşüncelere dalarak sessizce yemeğe koyuldu.

 

Bai Xiaochun ise Nehre Meydan Okuyan Tarikatı ne kadar özlediğini düşünmeden edemiyordu.

 

Gece sessizce ilerledi. Ertesi günün şafağındaysa… Bai Xiaochun karnının gurultu sesine uyandı. Etrafındakilere baktığında da şimdiden bir önceki güne nazaran daha zayıf olduklarını fark etti.  

 

“Lanet olsun! Ne biçim bir iş bu? Bununla nasıl baş etmemizi bekliyorlar?!” Korkunç bir durumdu; öylesine açtı ki doğru düzgün düşünemiyordu. Bu yüzden biraz daha ruh taşı çıkartarak ruh besini alması için yeniden Usta Tanrı-Kahini gönderdi.

 

İşte ilk gün böyle geçti. Ardından ikinci, üçüncü ve dördüncü günler geride kaldı…

 

Bu sırada gruptakiler şehri gezmeye çıkıyor ama kaşları çatık şekilde geri dönerek bağdaş kuruyor, hiç enerji harcamama niyetiyle oturup kalıyordu.

 

Fakat enerjilerini saklamamalarına rağmen Bai Xiaochun da dahil olmak üzere her biri incelmeye başlamıştı. Bu bilhassa şimdiden bir deri bir kemik hale gelen Xu Baocai için geçerliydi.

 

Ancak bunlar gerçekten korkutucu değildi. Esas korkutucu durum çantadaki ruh taşlarının tükenmek üzere oluşuydu, muhtemelen son iki gündü…  Bai Xiaochun’un şahsi çantasındaki taşlar bile hemen hemen yüzde doksan oranında tükenmişti.

 

“Bir plan yapmamız lazım!” Tutkulu bir şekilde bu cümleyi kuran Xiaochun ciddi bakışlarını tüm grubun üzerinde gezdirdi. “Böyle olmayacak. Siz benim Dao Koruyucularımsınız! Gidip biraz para kazanın!”

 

Bu sözler ağzından çıkar çıkmaz Song Que gözlerinde titreşen kararlılık ve bir nebze de delilikle ayağa kalktı. Ve tam Bai Xiaochun ne olduğunu soracakken bağırmaya başladı: “Yetti artık!!

 

“Yetti, beni duyuyor musun Bai Xiaochun? Dao Koruyucusuymuş? Unut gitsin, istifa ediyorum! Song Que kendi problemlerini kendisi çözebilir. Bundan böyle bir başınasın! Her şey erdem puanına bakıyor, değil mi? Belki Kan Akımında veya Nehre Meydan Okuyan Tarikatta sana denk olamadım ama burada, Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatında kendi erdem puanımla sarı cüppeli bir çırak olacak ve gökkuşağı alanına terfi edeceğim!”

 

Bai Xiaochun’un gözleri irileşmişti ve tam şikâyet etmeye başlarken Usta Tanrı-Kahin de ansızın ayaklandı…

 

#Açlık bizimki için büyük bir sıkıntı cidden, burada çalacak ruh kuyruklu tavuk da bulamaz  
Grubuysa yavaş yavaş erimeye başlıyor gibi görünüyor, kas gücü isyan etti bile. Ama 'şekerimin' keyfi yerinde, göbeği mutlu mesut ovuşturup gitti, acaba ne yiyecek 
O zaman bakalım isyanlar devam ediyor mu, kaplumbağamız koruyucuları tarafından terk edilecek mi ve bu açlık nasıl sonuçlanacak, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18132 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37400 Bölüm Sayısı


creator
manga tr