Bölüm 364 : Sizi Zorbalar!

avatar
2199 0

A Will Eternal - Bölüm 364 : Sizi Zorbalar!


Çevirmen : Clumsy 

 

“Böyle olmayacak!” Bai Xiaochun kasvetli bir şekilde düşüncelere dalmıştı. Miras Mühürleri Dağına farklı bir yönden yaklaşmayı değerlendiriyordu ama kısa bir gözlemden sonra diğer alanların bundan da tehlikeli olduğunda karar kıldı.

 

Çıplak gözle bakıldığında Miras Mühürleri Dağını çevreleyen alanda farklı yaklaşımlar kullanmak mümkündü. Fakat Cennetkarışı Dharma Gözüyle baktığında kendisinin ve diğer tarikat üyelerinin bulunduğu noktanın başarı için tek uygun opsiyon olduğunu fark etmişti.

 

Diğer alanlardaki tehlike çok daha fazlaydı ve üç tarikatın üyeleri aşağı yukarı aynı alanda, birbirlerine nispeten yakın şekilde ilerliyordu.

 

Yalnızca güçlerini birleştirerek ilerlemeleri mümkün olabilirdi. En güçlüleri olan Dao Nehir Kortu yaklaşık 1,500 metre ilerlemişti. Biraz gerilerindeki Polarite Nehir Kortu ve Yıldızlı Nehir Kortuysa sırasıyla 1200 ve 900 metredeydi.

 

Dışarıda kalan tek kişi Bai Xiaochun’du.

 

“Tek başıma olduğuma göre içeride uzun süre kalmam imkânsız. Sadece birkaç fırsatım olacak…” Gözleri kan çanağına dönmüş şekilde kendisi ve Karayağızın üzerine yeni kâğıt tılsımlar serpiştirdi. Ayrıca birkaç defansif büyülü nesne de çıkardı.

 

En sonunda Karayağıza dönerek fısıldadı: “Birazdan, doğru fırsat doğduğunda hamlemi yapacak ve miras mühürlerinden birini kapmaya çalışacağım. Bir şeyler ters giderse beni kurtar!”

 

Karayağız hemen başıyla onay verdi. 15,000 metrelik alanın ne kadar tehlikeli olduğunu biliyordu ve sonunda Xiaochun’la birlikte göreve çıkmış olduğuna çok sevinse de gerginliğinin önüne geçemiyordu.

 

Bai Xiaochun öylece dikilerek sıradaki fırsatı beklemek adına Miras Mühürleri Dağına bakmaya başlamıştı. Yaklaşık on nefeslik sürenin ardından bir mühür daha ışıldayarak havalandı.

 

Birkaç daire çizerek 9,000 metreye ulaştıktan sonra biraz daha ilerledi, bu sırada üç tarikatın güçleri de uğrunda mücadele etmeye başlamıştı.

 

Ancak mühür çok hızlıydı ve yetişimcilerin kendisini kavrayan ellerinden kayıp gidiyordu. Bu sırada gözleri irileşen Bai Xiaochun avazı çıktığınca bağırarak Ölmeyen Cennetsel Kral Bedeninin patlayıcı gücünü saldı ve Dağ Sarsan Darbeyi kullandı. Yeterli hıza erişemeyeceğinden endişelenerek sol ayağının başparmağını da işin içine kattı. Göz açıp kapayıncaya dek ardında ardışık imgelerden başka bir şey bırakmayarak tehlike alanına atılmıştı.

 

Hemen hemen bir bulanıklıktan farksız olacak hızda ilerledikten sonraysa mührün önüne ulaşarak elini uzattı. Ancak neredeyse aynı saniyede Yıldızlı Nehir Kortu üyeleri öfkeyle kükreyerek yolunu kesmek adına güçlerini birleşirdi.

 

O gümbürdeme sesleri eşliğinde geriletilirken Yıldızlı Nehir Kortunun yıldız akımları mührü çekerek uzaklaştırdı.

 

Bai Xiaochun kabullenmek istemese de fırsatını yitirmişti ve güvenli alana geri dönmek zorundaydı. Dönüş yolunda yediği bir yıldırımsa neredeyse tüm aktif kâğıt tılsımlarını yok etmişti.

 

“Sizi koca zorbalar!!” diye hiddetlenerek pis pis arkasına baktı. Fakat henüz öfkesini dışa vurma fırsatı bulamamışken iki mühür ansızın titreşerek Miras Mühürleri Dağından havalandı. Polarite Nehir Kortu tüm güçleriyle ilkini kavradı fakat ikinci mühür üç tarikatı da aşmayı başardı. Gözleri irileşen Bai Xiaochun çabucak yeni bir teşebbüsle harekete geçti.

 

Üzerine yeni yıldırımlar düşüyor ve alev denizlerinden kaçması gerekiyordu. Tüm kâğıt tılsımları yok edilmiş, siyah tavası bile parçalanmıştı. Fakat tüm bunlar onu mührün önüne ulaştırmıştı.

 

“Defol!” Havada dalgalanan soğuk bir homurdanmayla birlikte Bai Xiaochun’un zihnine ezici bir baskı ulaştı. Aynı anda gümbürdeme sesleri dolarken Dao Nehir Kortunun illüzyon devi yaklaşmaktaydı.

 

Dev elini sallayarak dünyadaki büyülerden güçsüz olmayan bir büyü tekniğiyle korkunç bir güç saldı. Bai Xiaochun hiçbir şey yapamadan dev üzerine çökmüştü.

 

Bu noktada fiziksel bedeninin tüm gücünü ve Cennet-Daosu Altın Özünü kullanarak karşılık verdi. Ve sadece dokuz metre uzağında bulunan mühre doğru uzanmayı sürdürdü.

 

Ancak o saniyede devin yumruğuyla buluştu ve menekşe bir rüzgâr öbeğiyle birlikte tepetaklak halde uzaklaştırıldı.

 

Ağzının kenarından kanlar sızmış ve yeni kâğıt tılsım serisinin yanı sıra bolca defansif nesnesi de yok edilmişti. Ayrıca darbenin gücü yüzünden geçici olarak hareketi kısıtlanmıştı.

 

Sonuçta o dev, koca bir grup insanın gücünü arkasına almıştı, Bai Xiaochun ise bir başınaydı. Biraz duraksadıktan sonra rahat bir şekilde mührü almakta olan deve döndü. O saniyede etrafındaki dünya tarafından pek çok büyü salındı.

 

Dev omzunun üzerinden küçümseme dolu bir ifadeyle Xiaochun’a bakmaktaydı. “Kendini fazla büyük görüyorsun!”

 

Sonra da yeniden Dao Nehir Kortu grubuna doğru ilerlemeye koyuldu.

 

Büyü tekniklerinin Bai Xiaochun’a yüklendiği o kriz anında Karayağız öfkeli bir kükreme koyuvererek Xiaochun’u cüppesinden kavradı ve geri çekmeye başladı.

 

Fakat o sırada Yıldızlı Nehir Kortunun yıldız huzmeleri yollarını keserek kaçmalarını imkânsız kıldı. Çarpan bir yıldırım Karayağızın ağzından kanlar fışkırmasına yol açtı. Neyse ki Bai Xiaochun bu sırada toparlanabilmişti, bu sayede çabucak Karayağızı kavrayarak güvenli alana yöneldi.

 

Polarite Nehir Kortu üyeleri Bai Xiaochun ve Karayağızın kaçışını küçümseme dolu bir şekilde izlemekteydi. Soğuk bir homurdanma yankılanırken içlerinden biri şöyle dedi: “Nehre Meydan Okuyan Tarikat tek bir mühür alacak güçte bile değil. Uslu bir çocuk olup dışarda kal. Burada belanı arama!”

 

Yıldızlı Nehir Kortu da aynı oranda küçümseyiciydi. Chen Yunshan şunu söyleme raddesine bile gelmişti: “Bize bulaşmaya çalışırsan biz kurallar gereği seni öldüremesek de defansif büyüler tarafından yok edilebilirsin. Bu yaşanırsa hiç kimsenin umurunda olmaz.”

 

Bu sözlerin ardındaki kötü niyet daha net olamazdı!

 

Bai Xiaochun geri çekilmeyi sürdürürken arkasından gelen siyah bir rüzgâr kan kusmasına yol açtı. En sonunda güvenli alana vardığındaysa diğer tarikatların defansif büyü alanında 1,500 metre kadar ilerlemiş olduğunu fark etti.

 

“Tamamen ve olabildiğince zorbalar!!” diye düşünürken öfkesi alev alevdi. Başını eğip Karayağızın canının ne kadar acıdığını gördüğündeyse iyice hiddetlendi. Ve üç tarikatın yetişimcilerine bakarak gürledi: “Mühürlerimi çalmanız, hatta benim canımı acıtmanız bile umurumda değil. Ama Karayağıza zarar verdiniz!

 

“Beni zorluyorsunuz!” İyice kanlanan gözlerle dişlerini sıkarak Karayağıza birkaç tıbbi hap uzattı. Tekrar durumu değerlendirdiğindeyse Dao Nehir Kortunun 3,000 metre kadar ilerlemiş olduğunu fark etti. Ardından harekete geçti ve Karayağızı daha önce Cennetkarışı Dharma Gözüyle gördüğü, aşılması imkânsız görünen bir noktaya götürdü.

 

Bu sırada miras alanı dışındaki taş büyü formasyonunun sınırında bekleyen Ruhun Başlangıç Aşaması yetişimcileri parlak ekrana ve çırakların başarılarını temsil eden dört ışık halkasına bakıyordu.

 

En parlak halka Dao Nehir Kortuna aitti, Yıldızlı ve Polarite Nehir Kortları da daha silik şekilde parlıyordu. Tüm süreç boyunca karartısını koruyan tek halkaysa Nehre Meydan Okuyan Tarikata aitti.

 

Parlaklık seviyesi kaç mühür elde edildiğini gösteriyor, bu da Dao Nehir Kortu uzmanlarını gülümsetiyordu. Tabii ki bu beklemedik bir durum değildi. Onlara kalırsa birinci daima Dao Nehir Kortu olmalıydı.

 

Yıldızlı Nehir Kortunun kırmızı saçlı yaşlı adamı içten bir kahkahayla şöyle dedi: “Tebrikler Yoldaş Daoistler. Görünen o ki Dao Nehir Kortu gerçekten de yeniden birinciliği alacak.

 

“Ne yazık ki Nehre Meydan Okuyan Tarikatın Yoldaş Daoistleri için durum pek iyi görünmüyor. Kesinlikle Gök Nehir Kortunun geçen seferki başarısı gibi değil. Onlar ikinci olmuştu, neredeyse Dao Nehir Kortuyla başa baştı.”

 

Kızılruh, Frijit Tarikat ve Usta Tanrırüzgarının suratları kasvetliydi. En nihayetinde iç çekmekten başka çareleri yoktu. Bu yenilgiye en baştan hazırlardı fakat yine de Bai Xiaochun’un hiç değilse bir mühür almasını ummuşlardı.

 

“Yoldaş Daoist Frijit Tarikat,” dedi kırmızı saçlı yetişimci, “ufak bir bahse girmeye ne dersin? Bana kalırsa Nehre Meydan Okuyan Tarikat iki mühürden fazlasını alamayacak!”

 

Frijit Tarikat ve diğer iki başpapazın ifadeleri iyice kararmıştı. Dao Nehir Kortu ve Polarite Nehir Kortuysa yaşananlar karşısında son derece eğleniyor gibiydi.

 

Ansızın Usta Tanrırüzgarı kırmızı saçlı adama döndü ve yavaşça şöyle dedi: “Bir bahis mi? Neyine?!”

 

Kırmızı saçlı yaşlı adam soğuk bir gülümsemeyle karşılık verdi: “Yıldızlı Nehir Kortundan elde ettiğim, Deva Alemine yakın güçte saldırabilen bir Yıldızlı Meteorum var. Nehre Meydan Okuyan Tarikatın Cennetkarışı Savaş Gemilerinden birine karşı onu koyuyorum!”

 

Frijit Tarikatın ifadesi titreşmiş, Usta Tanrırüzgarının gözlerineyse delici bir ışık yerleşmişti. Yıldızlı Meteorlar Cennetkarışı Savaş Gemileriyle benzer değerde ruh hazineleriydi.

 

Fakat Cennetkarışı Savaş Gemilerinin Nehre Meydan Okuyan Tarikat nazarındaki değeri Yıldızlı Meteorların Yıldızlı Nehir Kortu nazarındaki değerinden çok daha fazlaydı. Ve belli ki kırmızı saçlı yaşlı adam en başından beri bunun peşindeydi!

 

#Bu kırmızı saçlı adamı hiç içim almıyor arkadaşlar, inşallah başına bir şeyler gelir diyerek sinsice bu konuyu kapatıyorum.
Bizimkinin durumuna ne demeli? Herkes tarafından geride bırakıldı, üstüne biricik Karayağızının canı acıtıldı. Bizimkilerin ölmesini istedikleri de apaçık ortada. Peki en tehlikeli alanlardan birine giderek ne planlıyor olabilir? Ve başpapazlar bu bahse girecek mi, girerse sonuç ne olacak? Tüm cevaplar için okumaya devam!

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18149 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37424 Bölüm Sayısı


creator
manga tr