Bölüm 363 : Bir Tane Yeterli Olmalı

avatar
2344 1

A Will Eternal - Bölüm 363 : Bir Tane Yeterli Olmalı


Çevirmen : Clumsy 

 

An itibariyle miras alanının yeri de göğü de karanlıkla örtülmüştü!

 

Kurşuni gökyüzü aşağıda uzanan simsiyah arazileri mükemmel bir şekilde tamamlıyordu. Fakat boyutun farklı alanlarından karanlığı bölen parlak ışık huzmeleri sızmaktaydı.

 

Bu huzmeler yetişimcileri taşıyor ve parlaklıkları etraflarındaki kasvetli dünyayı aydınlatıyordu.

 

Bu yeni ışıklar sayesinde boyutun çok da büyük olmadığını görmek mümkün olmuştu. Ayrıca tam ortada zirvesi bulutları delecek uzunlukta bir dağ mevcuttu. Öylesine büyüktü ki insan ona baktıkça kendisini minik bir böcek gibi hissediyordu.

 

Dağın yüzü az önce dağla aynı rengi taşıyan pek çok mühür işaretiyle kaplıydı. Fakat yetişimcilerin gelişiyle onlar da ışıldamaya başlamıştı.

 

Yakından bakıldığında görülüyordu ki dağdaki mühür işaretleri… sınırlıydı! Sayıları tam olarak yüzdü!

 

İşte yükselen bu zirve… Miras Mühürleri Dağının ta kendisiydi!

 

Ayrıca tüm miras alanının en parlak konumuydu. Yetişimci kalabalığı ortaya çıkarken ışık huzmelerinin birinde de Bai Xiaochun görünür olmuştu.

 

Yanında da Karayağız vardı. Bai Xiaochun kağıt tılsımları aktive edişiyle göz kamaştırıcı, rengarenk ışıklar saçmaya başlamıştı. Oldukça etkileyici bir manzaraydı.

 

Ardından Karayağızın da tüm tılsımlarını aktive etmesine yardımcı oldu ve o da rengarenk bir görünüm kazandı.

 

Bu da onları miras boyutunda bir hayli belirgin kıldı. Bakışların pek çoğu onlara çevrilmişti, hepsi de küçümseme ve alay doluydu.

 

Halihazırda gergin olan Bai Xiaochun insanların kendisine baktığını fark eder etmez nefessiz kaldı ve kalbi buz gibi bir korkuyla dolmaya başladı.

 

“Burası çok tehlikeli! Ne çok öldürme güdüsü var!” diye düşünen Bai Xiaochun bir elini kısıtlayıcı bir şekilde Karayağızın sırtına koyarak etrafı incelemeye koyuldu. İnsanların kendisine baktığını ama yaklaşmadığını fark ettiğindeyse rahat bir nefes aldı. Ardından o da insanlara bakışlarıyla karşılık vermeye başladı.  

 

“Daha önce böyle müsabakalarda kimseye kaybetmedim. Haksız mıyım, Karayağız? Tamamdır, hadi bakalım. Biz de onlara dik dik bakalım. Onlara ne belalı bir ikili olduğumuzu gösterelim!” O andan sonra Bai Xiaochun da Karayağız da kendilerine bakan herkese öldürücü bakışlarla karşılık vermeye başladı.

 

Yıldızlı Nehir Kortunun ikiliye nispeten yakın olan genç bir üyesi alaylı bir gülümsemeyle şöyle dedi: “Nehre Meydan Okuyan Tarikatın ikincil başpapazı mı? Tarikattaki tüm kâğıt tılsımları peşine mi taktın? Yetecek mi? Yoksa benimkilerden de biraz vereyim mi?”

 

Bai Xiaochun gence dönerek hararetli bir bakış attı. “Tabii. Birazını ver bakalım!”

 

Genç adamın küçümseyişi iyice yoğunlaşmıştı. Soğuk bir kahkaha attıktan sonraysa Bai Xiaochun’u hiçe sayarak Miras Mühürleri Dağına yöneldi.

 

Bu hususta yalnız değildi. Üç tarikatın çırakları da ışık huzmeleri şeklinde aynı yöne yönelmişti. Dağın yakınlığından ötürü hiçbiri uçmuyor, hepsi yürümeyi tercih ediyordu.

 

Bai Xiaochun körü körüne, düşünmeden hareket etmemeyi seçmişti. Bu yüzden durumu değerlendirmeye biraz vakit harcadı. Miras Mühürleri Dağına yönelen tüm çıraklar yürüyordu, hiçbiri uçmuyordu. Üstelik hepsi dağa aşağı yukarı 15,000 metre kala durmuştu.

 

Öylece dağılmış da değillerdi. Temkinli bir şekilde tarikatlarının rütbelerine göre sıralanıyorlardı. Ardından havayı gümbürdeme sesleri doldurdu ve yetişimcilerle dağlar arasında sayısız yıldırımla kuvvetli bir rüzgâr oluştu.

 

Yıldırımlar kova kalınlığındaydı, yoğun rüzgarsa simsiyahtı ve inanılmaz bir güç barındırıyordu. 15,000 metrelik alanda ileri geri savrulan siyah ejderleri andırıyorlardı.

 

Gözü gören herkes o yıldırımların ve rüzgârın taşıdığı inanılmaz gücü idrak edebilirdi.

 

Farklı türlerde büyüler de yayılmaya başlamıştı. Devasa eller, buz bıçakları, alevden diller… Çığlıklar atan hayaletlere benzeyen sahte yansımalar…

 

Yerden dikenler uzuyor ve sağda solda rastgele yarıklar açılıyordu.

 

15,000 metrelik alanın tehlike dolu olduğu barizdi. Bırakın Öz Formasyonu, Ruhun Başlangıç Aşaması uzmanları bile böyle bir alanda tedirgin olurdu.

 

Bai Xiaochun Polarite Nehir Kortu yetişimcilerinden birinin bir kukla çağırarak 15,000 metrelik alana gönderdiğini fark etti. Kukla pek uzaklaşamadan bir yıldırım tarafından vuruldu ve küle döndü. Bai Xiaochun’un soluğu kesilmiş, yüzündeki kan çekilmişti.

 

“Yeşim kâğıt Miras Mühürleri Dağının tehlikeli olduğunu söylemişti ama bu kadar tehlikeli olduğunu söylememişti! O kukla… Öz Formasyon seviyesindeydi ve tek bir yıldırım tarafından yok edildi!” Bai Xiaochun tereddütlü bir şekilde kalakalmıştı ve tir tir titremekteydi.

 

Böylesine şok olan tek kişi o değildi. Üç tarikatın başka çırakları da 15,000 metrelik alana girmek adına farklı büyüler denemiş ama sonuç hayal kırıklığı olmuştu.

 

“Miras alanına girmenin geleneksel zamanı gelmediği için olsa gerek. Miras Mühürleri Dağını çevreleyen formasyonlar normalden çok daha güçlü…”

 

“Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatının elçisi genelde gücü sınırlardı ama bu defa yapmamış…”

 

Üç grup meseleyi tartıştıktan sonra safları sıklaştırarak gruplar halinde ağır ağır ilerlemeye başladı. Ne zaman tehlikeli bir durum olsa güçlerini birleştirerek kendilerini savunuyorlardı.

 

Çok geçmeden havayı patlama sesleri doldurdu ve araziler sarsılmaya başladı.

 

Bai Xiaochun ise bir tütsülük süre boyunca tereddüt içerisinde kalmayı sürdürdü. O noktada Miras Mühürleri Dağındaki yüz mühürden biri ansızın ışıldadı ve havalanarak 15,000 metrelik alana doğru kıvrılarak ilerlemeye başladı.

 

Hemen hemen aynı saniyede üç tarikatın tüm çırakları dağdan giderek uzaklaşan mühre tedirgin bakışlar attı. 13,500 metre mesafeye yaklaştığındaysa çırakların mührü yakalama teşebbüsleri başladı.

 

Yıldızlı Nehir Kortu yetişimcileri tüm yetişim basamağı güçlerini salarak tam 3,000 metre uzunlukta bir yıldız ışığı doğurdu. Işık bir saniye içerisinde kuşatıp çekecekmişçesine mühre uzandı. O noktada Polarite Nehir Kortu üyeleri kükreyerek şeytani qi’lerine patlak verdirdi ve mühre doğru ilerleyen kocaman bir uçan kafa çağırarak Yıldızlı Nehir Kortuyla çekişmeye başladı.

 

Miras alanındaki en kalabalık grup Dao Nehir Kortuna aitti. Olanları görenlerin pek çoğu derin nefesler almış ve doğa kanunu gibi görünen garip bir güç yaymaya koyulmuştu. Hemen ardından onları kuşatan hava çarpıklaşmaya başladı. 

 

Akabinde yükselen bir dev formuyla gümbürdeme sesleri işitildi ve dev hiç tereddüt etmeden mührü kapmak adına uzandı!

 

Devin eli mührü çevrelerken mühür ortadan kalktı ve bir Dao Nehir Kortu yetişimcisinin elinde yeniden belirdi.

 

“O benim!!” diye heyecanla bağıran yetişimci başını arkaya yatırıp bir kahkaha atarak mühür işaretini özümsedi. Diğer Dao Nehir Kortu çırakları biraz kıskanmış, Yıldızlı ve Polarite Nehir Kortu üyeleriyse uğradıkları hayal kırıklığını suratlarına yansıtmamaya çalışmıştı. Hatta bazıları tebriklerini sunarak gülümsemişti.

 

Bai Xiaochun ise yaşanan sahne karşısında nefessiz kalmıştı. Ayrıca buranın kurallarını da biraz daha iyi anlamaya başlamıştı. Mühürler Miras Mühürleri Dağından havalandıkça dağa yakın olan kişiler onları yakalama konusunda avantaj elde ediyordu.

 

“Benim için bir tane yeterli olmalı!” diye düşünerek dişlerini sıktı. Beklentilerini yüksek tutmuyordu. Bir tanecik aldığı sürece kendisini başarılı olmuş sayacaktı. Daha fazlasını almaya çalışmanın çok tehlikeli olacağı kesindi…

 

Bu düşünceyle dağa yöneldi. O sınıra ulaşıp girmeye hazırlanana dek diğer tarikatların üyeleri çoktan iki-üç yüz metre kadar ilerlemişti.

 

İçeri adımını atar atmaz siyah bir rüzgar öbeği kendisine yöneldi ve içi patlayıcı bir kriz hissiyatıyla doldu. Ve tiz bir çığlık atarak anında geriledi. Ardından bir yıldırım yaklaştı ve ağlamanın eşiğine gelerek bir kez daha geriledi. Kısacık bir süre içerisinde 15,000 metrelik alanın dışına çıkmıştı. Defansif büyüler o noktada onu hiçe saymaya başladı.

 

“Ne yapacağım?” diye düşündü. Ve içeri bir kez daha girmeye cesaret edemezken kendisine boş boş bakmakta olan Karayağıza döndü…

 

#Bizimki pek hoş bir başlangıç yapamadı. Genelde gittiği yerlerde  inanılmaz şanslarla karşılaşırdı ama şimdilik bu arazi tarafından pek de sevilmiş gibi görünmüyor. Ayrıca diğer tarikatlar gruplaşıp güçlerini birleştirme şansına sahipken bizimkinin elinde sadece Karayağız var. İkisinin gücünün bu alanı aşmaya ve rakiplerine karşı çıkmaya yetmeyeceği de kesin gibi... 
Peki o zaman ne yapılacak? Bunu öğrenmek için okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18354 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37573 Bölüm Sayısı


creator
manga tr