Bölüm 356 : Yaratık Kral Menekşe Özü

avatar
2441 2

A Will Eternal - Bölüm 356 : Yaratık Kral Menekşe Özü


Çevirmen : Clumsy 

 

Uçan yılan aşağı yukarı 3,000 metre uzunluk ve 30 metre kalınlıktaydı. Bilhassa iki uzun, kıvrımlı boynuzu ve üç pençesi dikkate alındığında yılandan daha ziyade bir ejderi andırıyordu.

 

Derisi göz kamaştırıcı güneş ışıklarını yansıtıyordu ve yakından incelendiğinde üzerinde kutsal bir hava tespit etmek mümkündü.

 

Yaydığı yaratık kral aurası tüm yaratıklardan üstün görünmesini sağlıyor, bu da bütün Nehre Meydan Okuyan Tarikat savaş yaratıklarını titretiyordu. Kanlarına çöken baskı, yılanla çarpışmayı düşünmeye bile cüret edememelerine yol açıyordu.

 

Tek istisna pulları diken diken olarak meydan okurcasına kükreyen Cennetboynuz Mürekkep Ejderhasıydı.

 

Yer ve gök solgunlaşmış, kuvvetli bir rüzgâr oluşmuştu. Aşağıdaki Nehre Meydan Okuyan Tarikat yetişimcileriyse tamamen sersemlemiş bir şekilde şaşkınlık çığlıkları atmaya başlamıştı.

 

“O…”

 

“Başka bir yaratık kral!!”

 

Yetişim dünyasının Aşağı Sahalarında yaratık krallar nadir görülürdü, ömürleri süresince bir yaratık kral görme şansına erişen kişi sayısıysa çok azdı. Karayağızın doğumu beklenmedik ve bir hayli tesadüfi olmuştu.

 

Orta Sahalarda da yaratık krallar nadir görülürdü. Fakat kapladıkları alanın genişliğinden ötürü burada yaratık kralları bulmak imkânsız değildi. Hatta dağlarda ve ormanların derinliklerinde yaşayan yaratık sayısı bir hayli çoktu.

 

Uçan yılan yaratık kralın belirdiği saniyede Li Zimo’nun yüzü titreşmiş ve ayağa kalkan adamın gözlerine parlak ışıltılar yerleşmişti. Ruhun Başlangıç Aşaması aurasının patlak verişiyle kollarını sıvayan adamın ilk işi uçan yılana kuvvetli bir rüzgâr göndermek oldu.

 

O sırada arkasındaki Karayağız başını arkaya atarak kükredi ve kendi yaratık kral aurasını kabarttı, uçan yılanı gölgede bırakmak ister gibi bir hali vardı.

 

Fakat uçan yılanın hem aura hem de yetişim basamağı bağlamında Karayağızı fazlasıyla aştığı ortadaydı. Karayağız bir bebek, uçan yılansa bir yetişkin sayılırdı.

 

Li Zimo ve Karayağızın arkasında yeni bir aura daha patlak vermiş ve kan kırmızı bir qi huzmesi bulutlara atılmıştı. O… Bai Xiaochun’du!

 

Qi ve kanının gücünden şekillendirdiği sütunda Cennet-Daosu Altın Özü sayesinde altın bir ışık da yer almaktaydı.

 

“Bu ne cüret!!” diye bağıran Bai Xiaochun’un gözleri kan kırmızısıydı. Hemen havalanarak sağ eliyle bir büyü hareketi gerçekleştirdi ve çantasından siyah bir ışık çıkarttı. Bu ışığın ta kendisi olan Hain Ejder Boynuzu Xiaochun’un yetişim basamağının tüm gücünü arkasına alarak uçan yılana doğru hareketlenmişti.

 

Aynı anda üçüncü gözünün de açılışıyla yaratığa doğru menekşe ışıklar yayılmaya başladı.

 

Yer ve gök gümbürdeme sesleriyle dolarken Li Zimo’nun rüzgârı uçan yılanın üzerine çöktü. Bir an sonraysa Bai Xiaochun’un Cennet-Daosu aurasıyla dolup taşan Hain Ejder Boynuzu hedefine yaklaştı. Gözleri irileşen uçan yılan çabucak kıvrılarak karşılık verdi, belli ki kendisini savunmak için beden gücüne bel bağlayacaktı.

 

İnanılmaz bir gümbürdemenin yankılanışıyla birlikte rüzgâr dağıldı ve boynuz dönerek uzaklaştırıldı. Uçan yılan ise tam 300 metre gerilemişti.

 

Bu sırada Karayağız öfkeli bir kükreyiş daha koyuvererek hiddet dolu bakışlarını uçan yılana dikti. Fakat onun da şüpheleri vardı; an itibariyle Menekşe Özü şekillenme konusunda kritik bir aşamadaydı.

 

Uçan yılan büyük bir tehditti ve Karayağızı çok ama çok tedirgin etmişti. O anda minicik bir figür yanında belirerek Karayağıza uzandı ve elini ona yerleştirdi.

 

Karayağız 300 metre uzunluktaydı, haliyle yanındaki figür onunla kıyaslanamayacak ufaklıktaydı. Ama uzattığı el dağları sarsabilecek güçte görünüyordu ve ona dokunduğu saniyede tüm gerginliği ve stresi ortadan kalkmıştı.

 

O figür Bai Xiaochun’dan başkası değildi!

 

“Sen Öz Formasyonuna odaklan.” dedi Xiaochun. “Geri kalan her şeyin icabına ben bakacağım!” Bu sözlerle birlikte bakışlarını biraz uzağında duran açgözlü uçan yılana çevirdi.

 

Bir an sonra Li Zimo ve diğer Öz Formasyon Dharma koruyucuları da Bai Xiaochun’un yanındaki yerlerini almıştı.

 

Aynı anda Engin Akım grubunun büyü formasyonu da yaptığı güç patlamasıyla maddeleştirdiği dokuz kılıcı uçan yılana odakladı.

 

Uçan yılanın soğuk gözleri irileşti. O Ruhun Başlangıç Aşamasında bir yaratık kraldı. Fakat… burası da Orta Sahaların dört büyük tarikatından olan Nehre Meydan Okuyan Tarikattı ve kesinlikle gerekmedikçe onları kasten kışkırtmak istemezdi.

 

Karayağızın Öz Formasyonu çok kışkırtıcı olduğu için hislerine kapılmış ve Menekşe Özü çalmak istemişti. Onun yaratık kral özüyle Ruhun Başlangıcından Deva Alemine geçme olasılığı çok artabilirdi.

 

Tabii Nehre Meydan Okuyan Tarikat yetişimcileri de yılan karşısında aynı oranda temkinliydi. Li Zimo bile bir zorunluluk olmadıkça tamamen gelişmiş bir yaratık krala bulaşmak istemezdi.

 

Yaratık krallar kendileri adına savaşacak daha güçsüz yaratıkları çağırabilirdi ve bunun yaşanması durumunda Nehre Meydan Okuyan Tarikat çok nahoş bir duruma düşerdi.

 

Sonuç olarak iki taraf da bir çıkmaza girmiş, birbirlerine bakarak kalakalmıştı. Bir yandan da havalanarak uçan yılana odaklanan Ruhun Başlangıç Aşaması sayısı yükselmekteydi.

 

Nehre Meydan Okuyan Tarikat yaratık krala bulaşmak istemese de yılan tarikata saldırmaya teşebbüs ettiği takdirde ellerinden geleni artlarına koymazlardı. Yaratık ne pahasına olursa olsun öldürülürdü.

 

Gözleri kısılan Li Zimo buz soğukluğunda bir sesle konuşmaya başladı: “Mevcut seviyene ulaşana dek yetişim yaptığın dikkate alınırsa, ekselansları, sana bir Yoldaş Daoist demem uygun kaçacaktır. Bugün Nehre Meydan Okuyan Tarikatın şampiyon savaş yaratığı Öz Formasyona adım atacak. Herhangi bir yanlış anlaşılmayı engellemek adına nazikçe ayrılman mümkün mü Yoldaş Daoist?!”

 

Bu sözler karşısında gözleri meydan okurcasına ışıldayan yılan Karayağıza döndü. Karayağızın üzerindeki Menekşe Öz ışıl ışıl parlamaya başlamıştı.

 

Ve dört bir yana yayılan garip aromayla birlikte Menekşe Öz… şekillendi!

 

Karayağız yoğun bir heyecanla ışıldayan gözlerini açık ağzına doğru yaklaşan Menekşe Öze dikmişti. Fakat tam özü yutacakken yanındaki hava çarpıklaştı ve… Menekşe Özü kavramak için bir el uzandı!

 

Bu ani gelişme herkesi şok etmişti. Bai Xiaochun ise tamamen kanlı gözlerle ve dudaklarından kaçan öfke dolu bir çığlıkla tereddütsüz şekilde o ele yumruğunu savurdu.

 

Aynı anda Nehre Başkaldıran Dağdan üç soğuk homurtu yankılandı ve Usta Tanrırüzgarı, Frijit Tarikat ve Başpapaz Kızılruh ışınlandı. Şaşırtıcı bir şekilde üçünde de inzivadan yeni çıktıklarına dair bir belirti yoktu; belli ki sürecin başından beri oradaydılar. Ve ortaya çıktıkları anda eli kuşatarak güçlü ilahi kabiliyetlerini saldılar.

 

Konuşan ilk kişi boğuk sesi öldürme niyetiyle yankılanan Usta Tanrırüzgarı oldu: “Bir süredir Nehre Meydan Okuyan Tarikatı gözlemliyorsun, değil mi ekselansları!? Gerçekten seninle baş edemeyeceğimizi mi sanıyorsun!?”

 

Üç başpapazın saldırıları göğü sağır edici kükremelerle doldurmuştu. Ardından el parçalara ayrıldı ve Menekşe Öz Karayağıza doğru alçalmayı sürdürdü. Fakat aynı saniyede bulutlarda bir kahkaha çınladı ve üç ışık huzmesi ansızın aşağıya atıldı.

 

O huzmelerin içerisinde her biri yıldırım hızıyla Menekşe Öze atılan belli belirsiz figürler mevcuttu.

 

“Aslında eşsiz bir hazinenin ortaya çıktığını düşünmüştüm. Bir yaratık kralın Menekşe Özüyle karşılaşmayı hiç beklemiyordum!” Bu sözler eşliğinde ışık huzmelerinden esrarengiz kahkahalar yankılandı. Fakat tam da o anda büyü formasyonu gümbürdedi ve devasa bir kılıç yaklaşan huzmelere atıldı.

 

Ardından yeni Nehre Meydan Okuyan Tarikat başpapazları kendisini gösterdi. İnzivada olduğu varsayılan herkes Usta Tanrırüzgarı ve diğerleri gibi ortaya çıkmıştı, belli ki gerçekler bu şekilde değildi!

 

Uçan yılan ışıldayan gözlerle bir kez daha Karayağıza atılmıştı.

 

O anda Bai Xiaochun olup bitenlerin farkına vardı. Geride kalan aylarda tarikatta her şey barışçıl görünmüş olsa da kendilerini izleyen sayısız gizli varlık söz konusuydu. Karayağızın Öz Formasyon teşebbüsüyse hepsini saklandıkları yerden çıkartmıştı.

 

Ve bunun yaşanmasını uman başpapazların hiçbiri inzivada değildi.

 

Başpapazlar bu emel uğruna Karayağızı kullanmaya razı olsa da Karayağız Bai Xiaochun için fazla önemliydi. Tarikat bu olanlara ne kadar hazır olursa olsun Xiaochun risk alamayacak kadar tedirgindi. Ve kan çanağı gözlerle öfke dolu bir kükreyiş koyuvererek ileriye atıldı… Kan Atasına!

 

#Başpapazların hiçbiri inzivaya çekilmemiş, hepsi casusların varlığını bilerek gizlenmiş ve ortaya çıkmaları için bir fırsat kollamış. O fırsatsa Karayağızın ilerleyişi! Tabii bizimki evladının bu şekilde riske atılmasına razı gelemedi. Bakalım uçan yılan ve gelen casuslar ne yapacak, mücadeleye devam mı yoksa tamam mı?
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18396 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37608 Bölüm Sayısı


creator
manga tr