Bölüm 352 : İçeri Gel Büyük Kardeş Bai

avatar
2599 0

A Will Eternal - Bölüm 352 : İçeri Gel Büyük Kardeş Bai


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun Xu Baocai’nin biraz sinir olduğunu fark etmişti. Gözlerini birkaç kez kırpıştırdıktan sonraysa gözleri takdirle parlayan Büyük Şişman Zhang’a döndü. Büyük Şişman Zhang da uzanarak Bai Xiaochun’un sırtını sıvazladı.

 

“Hadi bakalım, Xiaochun. Sonrasında tam anlamıyla erkek olacaksın…”

 

Bai Xiaochun kuru bir şekilde öksürdükten sonra mendilini çantasına fırlattı ve kolunu sıvayarak bağırdı: “Sırf o istedi diye gideceğimi mi sanıyorsun? Hayatta olmaz!”

 

Bu etrafındakilerin kendisine iyice hayran olmasına yol açmıştı. Fakat hiç kimse fark etmese de mendili çantasına atarken gözlerinin derinliklerinde engin bir ışık parıldamıştı.

 

Xu Baocai günün kalanını kötü bir ruh haliyle geçirdi. Öğleden sonra, Bai Xiaochun’un mağaraya dönüşünden sonraysa Chen Manyao’nun Bai Xiaochun’a yaptığı ateşli davetin haberini yaymaya koyuldu.

 

Dedikodu çabucak dört gruba da ulaşmıştı. Aşk mektupları meselesi bir saatli bombayken Chen Manyao haberi, patlamayı başlatacak kıvılcım görevi görmüştü.

 

Dört grupta tam bir kargaşa patlak vermişti. Şaşkınlık ve hayret nidaları her yerde yankılanmaktaydı.

 

“Ne!?!? Chen Manyao’nun Bai Xiaochun’a kur yaptığına inanamıyorum!!”

 

“B-bu… bu resmen delilik! Diğer kızların aşk mektuplarını kim takar! Ama biricik Küçük Kardeş Chen’im nasıl gidip de aynı şeyi yapabilir!?”

 

“Bu doğru olamaz!”

 

“Ne!? Gece vakti kızın ölümsüz mağarasında ‘takılacaklar’, öyle mi? Birlikte tam olarak ne yapmayı planlıyorlar acaba?!?!”

 

Haberler tüm Nehre Meydan Okuyan Tarikatta yankılanmış, Tarikat Lideri ve Öz Formasyon kıdemlilerine bile ulaşmıştı. Hatta inzivada olmayan birkaç başpapaz bile olup bitenleri işitmişti.

 

Fakat hiçbiri ne aşk mektuplarını ne de bu yeni gelişmeyi ciddiye aldı. Hatta bir kısmı bu meseleyi şakaya vurmaya başladı. Li Qinghou da Xu Meixiang ile Chen Manyao’nun nasıl biri olduğuyla ilgili ciddi konuşmalar gerçekleştirdi…

 

İnzivadan çıkmış bulunan iki Hap Akımı Ruhun Başlangıç Aşaması başpapazıysa bu durumdan çok memnundu.

 

Engin Akımdaki uzmanlar da benzer şekilde heyecanlı ve memnundu. Onlar Bai Xiaochun’un tarikattaki öneminden haberdardı; çıraklarından birinin Bai Xiaochun’un Daoist partneri olması onlara inanılmaz fayda sağlardı.

 

Fakat Ruh Akımı başpapazları ve Tarikat Lideri Zheng Yuandong başlarının ağrıdığını hissediyordu. Bu bilhassa Bai Xiaochun’u herkesten iyi tanıyan Zheng Yuandong için geçerliydi. Bu yeni gelişme, Xiaochun’un son günlerde tarikatta adet edindiği yürüyüşler ve aşk mektuplarını kabul edişi uzun uzun iç çekmesine yol açmaktaydı.

 

“Xiaochun ne zaman olgunlaşacak?” diye düşünüyordu. “Çoktan Altın Öze ulaştı! Belki de Ruhun Başlangıcına ulaşınca biraz daha uslanır, ha?” En sonunda başını sallamakla yetindi. Artık Bai Xiaochun'un kişiliğinin değişebileceğine yönelik inancını yitirmişti.

 

Tabii ki tüm tarikatın konuştuğu bu mesele Song Junwan ve Hou Xiaomei’nin de kulağına ulaşmıştı. İkisi de anında tedirgin olmuştu. Aşk mektupları olayı canlarını sıksa da onları ciddi bir tehdit olarak görmemişlerdi. Fakat bu farklıydı. Chen Manyao’nun hamlesi iki kadını da yoğun bir kriz hissiyatıyla doldurmuştu.

 

“Kaltak!!”

 

“Bu tam bir ahlaksızlık!!”

 

İkisi de öfkeden kudurmuş şekilde mağaralarında oturmaktaydı. Song Junwan patlayıcı bir öfkeye sahipti, Hou Xiaomei de bazen bir biber acılığına erişirdi. Haliyle ikisi de patlamanın eşiğindeydi.

 

İkili ilk defa farklılıklarını bir kenara bırakarak bu meseleyi tartışmak için buluştu. Ve neticede bir anlaşmaya varıldı; o gece çöktüğünde atağa geçeceklerdi!

 

An itibariyle Bai Xiaochun mağarasında oturuyor, gözlerinde garip bir ışıkla durumu değerlendirerek Chen Manyao’nun mendiline bakıyordu. Ansızın mağarasının dışında öldürücü bir aura tespit etti ve omzunun üzerinden bakarak dışarıda dikilmekte olan Song Junwan-Hou Xiaomei ikilisini fark etti.

 

Korkudan ürpererek çabucak mendili ortadan kaldırdı ve yüzünde tatlı bir gülümsemeyle kapıyı açtı.

 

“Büyük Kız Kardeş Song, Xiaomei, siz ikiniz burada ne arıyorsunuz? Ben de son zamanlarda sürekli sizi düşünüyordum. İkinizi de çok özledim…”

 

Song Junwan irileşen gözlerle ve soğuk bir homurdanmayla karşılık verdi. Sonra da Bai Xiaochun’u tamamen hiçe sayıp mağaranın her karışışını aradı ve son bir bakış atarak orayı terk etti.

 

Bai Xiaochun’un ağzı açık kalırken Hou Xiaomei bir adım öne çıkarak Xiaochun’u kolundan kavradı.

 

“Ben de seni özledim Büyük Kardeş Xiaochun. Bu gece seninle birlikte burada kalacağım!”

 

“Ha?” dedi Bai Xiaochun sersemlemiş bir şekilde.

 

“Ne oldu Büyük Kardeş Xiaochun?” diyen kızın gözlerinde yaşlar birikmişti. “Benimle vakit geçirmek istemiyor musun?”

 

Bai Xiaochun kafasını salladı ve göğsünü tokatlayarak karşılık verdi: “Tabii ki seninle vakit geçirmek isterim. Peki ya--”

 

Fakat o cümlesini bitiremeden önce gülümseyen Hou Xiaomei tarafından içeri sürüklendi. Ve Xiaomei o andan itibaren tüm gece boyunca konuşmayı kesmedi. Bai Xiaochun zamanın geçişini öylece izlemekle yetinebilmişti. Davet edildiği saat geldiğindeyse uzunca bir iç çekti.

 

Hou Xiaomei’nin gözleri kısılmıştı. “Ne oldu, Büyük Kardeş Xiaochun? Yoksa Büyük Kız Kardeş Chen Manyao’nun davetini mi düşünüyordun?”

 

Bai Xiaochun’un kalp atışları hızlanmıştı. Hemen tam bir dürüstlük resmi çizerek karşılık verdi: “Kim takar onun randevu davetini!? Sırf o istedi diye gidecek değilim. Ben, Bai Xiaochun, tarikatın ikincil başpapazıyım. Hayatta gitmem!”

 

Şafak vaktinin gelişiyle Hou Xiaomei mağarayı terk etti ve tam Bai Xiaochun bir oh çekecekken bu defa Song Junwan geldi. Ve bu durum ertesi gün ve gece aynı şekilde devam etti.

 

Takip eden ay boyunca Song Junwan ve Hou Xiaomei Bai Xiaochun’u nöbetleşe ziyaret ederek ona herhangi bir mektup kabul etme veya randevuya gitme şansı tanımadı…  

 

Neyse ki tarikat yeni kurulmuştu ve yapılacak pek çok iş vardı. En nihayetinde Hou Xiaomei ve Song Junwan farklı görevlere çağrıldı ve Bai Xiaochun rahat bir nefes alabildi.

 

Fakat bir ayın geride kalışıyla hem aşk mektupları hem de Chen Manyao durumu mazi olmuştu. Ayrıca Song Junwan ve Hou Xiaomei’nin eylemleri de diğer kadınların önünü kesmişti.

 

Bu yüzden en sonunda tarikatta özgürce dolaşabilme fırsatı bulan Bai Xiaochun tek bir mektup bile almadığını fark etmek durumunda kaldı.

 

“Böyle olacağını bilmeliydim…” diye düşündü mahzun bir şekilde. Ve durumu kabullenmeye razı olmayıp koca tarikatta birkaç tur attıktan sonra başka bir aşk mektubu almayacağına ikna olabildi.

 

Pes etmiş bir şekilde iç çekip mağarasına dönerek sersemlemiş bir halde yere yığıldı. Gece geç saatlere ulaştığındaysa karanlığa bakarak gözlerini kısmış haldeydi.

 

“Tarikatın ikincil başpapazı olarak Chen Manyao’nun davetini öylece reddetmem yakışık almaz. Sanırım gidip tam olarak ne planladığını bir görmem lazım!” Bilhassa tarikattaki statüsünü göz önüne alarak kararını vermişti. Ardından boğazını temizledi, tarikat yollarında dikkat çekmemeye çalışarak temkinli bir şekilde ilerledi ve kendisini çok geçmeden Chen Manyao’nun mağarasının önünde buldu.

 

Hap Akımı dağları bu gece bir hayli sessizdi. Bai Xiaochun pusuda herhangi birinin olmadığından emin olmak adına etrafı kolaçan ettikten sonra mağaranın etrafını inceledi. Hatta Cennetkarışı Dharma Gözünü kullanma derecesine geldi ve içeride meditasyon yapmakta olan genç kadın figürünü gördü.

 

Herhangi bir tuzak olmadığını fark ettiğinde bir nebze rahatlamıştı.

 

Son derece sessiz ve barışçıl bir ortamdı. Mağaraya dar bir yol uzanıyordu, yanındaysa nilüferlerle kaplı küçük bir sarnıç mevcuttu. Ay ışıkları menekşe rengi nilüferlerin üzerine düşüyor ve geceye hoş bir koku yayılıyordu.

 

Bai Xiaochun kollarını arkasında kavuşturup aya bakarak boğazını temizledi.

 

“Küçük Kız Kardeş Chen, uyuyor musun? Benim, ikincil başpapaz. Randevumuz için geldim.”

 

Hemen hemen aynı saniyede içeriden şaşkın bir ses yükseldi.

 

“Sen misin Büyük Kardeş Bai?” Chen Manyao’nun tatlı sesi işitilirken mağaranın kapısı alabildiğince açılmış ve kız ortaya çıkmıştı. Üzerinde kıvrımlı hatlarını ortaya çıkartan dar bir bluz vardı ve ay ışığı bedenini iyice çekici kılmaktaydı.

 

“Büyük Kardeş Bai, lütfen içeri gel.” diyen kız çiçekleri sönük gösterecek bir gülümseme sundu. Ve Xiaochun’a içeri girmesini işaret etti.

 

Bai Xiaochun ise kızı baştan aşağı süzdü lakin ilerlemedi. Yüzüne muammalı bir gülümseme yerleşmişti, aynı zamanda sert ve biraz da dominant bir hava!

 

#Ya ben bu kızlara hastayım, resmen muhteşem ikili  Bizimkinin başına bela olmayı çok iyi biliyorlar. Ne yaptılar, ettiler, mektupların önünü kestiler. Ama ne yazık ki 'randevunun' önüne geçemediler. Peki bakalım gizemli ve güzel kızımızın randevu talebinin altında ne yatıyormuş, bizleri neler bekliyor... Okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18180 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37506 Bölüm Sayısı


creator
manga tr