Bölüm 350 : Yalan Söylüyorsun!

avatar
2606 0

A Will Eternal - Bölüm 350 : Yalan Söylüyorsun!


Çevirmen : Clumsy 

 

Alandaki tüm çıraklar yürümeyi kesmiş ve Bai Xiaochun’a dönmüştü.

 

Elinde tuttuğu zarf kesinlikle bir aşk mektubuydu!

 

Tabii ki Bai Xiaochun’un aşk mektubu alma konusunda pek tecrübesi yoktu. Çevredeki çıraklarsa ona iyilik diliyor gibi görünüyordu, tabii bazı erkek çıraklar biraz kıskanmıştı.

 

Bai Xiaochun’un mektubu tutan elleri titriyor, kalbi yoğun duygularla dolup taşıyordu. Ardından gözleri irileşti ve heyecan doldu.

 

“Bu ömrümde aldığım ilk aşk mektubu! Ben bir aşk mektubu aldım! Şu ana dek aldığım tek mektup bir dövüş davetiydi!” Öylesine etkilenmişti ki gözlerinin kenarlarında yaşlar birikmeye başlamıştı. Derin bir nefes alarak kendisine mektup verip ürkek bir tavşan gibi kaçmaya başlayan kadının arkasından baktı.

 

“İsmini bilmesem de,” diye mırıldandı, “bu mektubu, ömrüm boyunca aldığım ilk aşk mektubunu kesinlikle el üstünde tutacağım. Bundan yıllar sonra alt nesillere göstereceğim ki başpapazlarının gençliğinde ne kadar çekici olduğunu bilsinler!” Derince bir iç çekerken etrafındaki Nehre Meydan Okuyan Tarikat çıraklarının kendisine baktığını fark etti ve kendisini iyice harika hissetmeye başladı.

 

“Nehre Meydan Okuyan Tarikatı seviyorum,” diye düşündü, “tüm yoldaş çıraklarımı da…” Ardından güçlükle kendisini toparlayıp aşk mektubunu dikkatlice çantasına yerleştirdi. Sonra da çenesini kaldırdı, kolunu sıvadı ve küçük bir konuşma yapmaya hazırlandı. Fakat…

 

Engin Akım grubundan başka bir kadın çırak büyük bir karar verircesine dudaklarını ısırdı ve tereddüt etmeyi keserek aceleyle Bai Xiaochun’a yaklaştı, başını eğdi, kırmızı yanaklarla eline bir zarf sıkıştırarak uzaklaştı.

 

Bai Xiaochun elindeki ikinci aşk mektubuna ağzı açık bir şekilde bakakalmıştı. Bu defa zarfın üzerinde bir kalp değil, el ele iki avuç görünüyordu.

 

Şaşıran tek kişi Bai Xiaochun değildi. Olup bitenleri görmek adına toplanan diğer çıraklar da şaşkınlık nidalarına başlamıştı.

 

“İkincil başpapazın bir aşk mektubu almasında gariplik yok. Ama ikincisini de almış olduğuna inanamıyorum!”

 

“Aggghhhh! Herkes Benim, Xu Xiaoshan’ın, tarikattaki en yakışıklı kişi olduğumu biliyor! Nasıl olur da bana hiç aşk mektubu verilmez!?”

 

Bu tarz tartışmalar süregelirken Bai Xiaochun’un elleri titriyordu ve başını arkaya atarak uzunca bir sevinç çığlığı attı. Gözleri ışıl ışıldı, bariz şekilde sarsılmıştı. Aynı zamanda iliklerine dek etkilenmiş haldeydi.

 

“Bu ömrümde aldığım ikinci aşk mektubu! İki mektup alabileceğimi asla hayal edemezdim!” Bai Xiaochun daha fazla heyecanlanamaz gibiydi ve az önce mektubu verip kaçan genç kadının ardından bakarken soluğu kesilmişti. O mektubu da dikkatlice yerleştirdikten sonra gözlerine tarifsiz bir kararlılığın ışıltıları oturdu.

 

“Yalnızca kendi meselelerimle ilgilenecek kadar bencil olmamalıyım. İkincil başpapaz oldum olalı ilgi odağı haline geldim. Tüm çıraklar beni izliyor, tabii buna kadınlar da dahil!” Tam bir hakkaniyet örneği olarak gözleri ışıldamış, Song Junwan’ı ziyaret etmek için çok iyi bir zaman olmadığında karar kılmıştı. Bunun yerine Engin Akım dağlarında dolaşmaya başladı.

 

Pek uzaklaşamamışken üçüncü bir kadın çırak da aceleyle yaklaşarak utangaç bir şekilde zarfını uzattı.

 

Ardından dördüncü, beşinci ve altıncı zarflar geldi…

 

Bai Xiaochun ilerleyen saatlerde iyice etkilenmeye başlamıştı. Artık hepsi el yazısı olan düzinelerce mektubu olmuştu. Derin duygularla dolup taşmaktaydı.

 

Onu takip etmeye başlayan çıraklarsa tantana çıkartmaktaydı.

 

“Cennetler, bir tane daha geldi!”

 

“Bu nasıl yaşanabilir? Bir sürü aşk mektubu aldı. B-b-bu…”

 

“Bu kızlar kör falan mı? Tamam, o ikincil başpapaz olabilir ama ben de bir Seçilmişim sonuçta!!”

 

Bai Xiaochun sersemlemiş gibiydi. İlk aşk mektubuyla etkilenmişti ama eline düzinelercesi geçince yaşadıklarına inanamamaya başlamıştı. Bir sürü utangaç kız görüntüsü kalbinde dalga dalga duygular doğurmaktaydı.

 

Sersem sersem, “Ben… gerçekten bu kadar harika mıyım?” diye düşünüyordu.

 

En nihayetinde Engin Akım grubu dağlarından ayrılarak Hap Akımına yöneldi. Beklenmedik bir şekilde yaşadığı ilk şey, kendisine yaklaşan bir kadının bir aşk mektubu uzatışı olmuştu.  

 

Hatta yaratıcı çıraklardan biri üzerine metinler döşediği bir hap üretmişti…

 

Bai Xiaochun’un Nehre Başkaldıran Dağa dönebilmesi geceyi buldu. Böyle bir güne hiç hazırlıklı değildi ve kendisini hiç olmadığı kadar kutsanmış hissediyordu.

 

“Sanırım gerçekten de fazla harikayım. Hahaha! İnsan benim gibi çarpıcı olunca böyle şeyler oluyor demek ki. Ehh, her zaman söylediğim gibi yalnızca çarpıcı olanlar bu tarz özel muameleler görebilir.” diyen Bai Xiaochun’un kıkır kıkır gülüşleri mağarayı doldurmuştu. Ardından bağdaş kurarak mektuplarını çıkarttı ve önüne yaydı. Sanki tüm o çekici kadınlar karşısına dizilmiş de ona aşkını itiraf ediyormuş gibiydi…  

 

Zarfların üzerlerindeki çizimleri inceledikten sonra mektupları tek tek okumaya koyuldu.

 

Bai Xiaochun tir tir titriyordu ve yüzü birazcık kızarmıştı. O geceyi duygu dolu bir kalple geçirdi. Tüm mektupları okumayı tamamladığında şafağın ışıkları ufuktaki yerini almıştı.

 

Güneşin doğuşuyla ayaklandı, üstünü başını düzeltti ve kocaman bir sırıtışla çabucak mağarasını terk etti. Ancak daha açığa çıkar çıkmaz duraksadı ve geri dönerek resmi ikincil başpapaz cüppesini giydi.

 

Bu dalgalanmalarla dolu, okyanus mavisi ve son derece gösterişli bir Daoist cüppesiydi. Üzerinde beş altın ejder işliydi, her biri canlı gibiydi. Attığı her adımda etrafında gizemli ışıklar titreşiyor, daha da etkileyici ve kahramanca görünüyordu.

 

Bu cüppe ona özel olarak tören öncesi hazırlanmıştı ve cüppeyi yalnızca yedi günlük tören süresince giymiş, biraz fazla rahatsız bulmuştu. Fakat şimdi üzerine yeniden geçirmişti ve kendisini aynada uzun uzun inceledi. Ne kadar da inanılmaz bir yakışıklılık diye düşünüp hoşnut kaldıktan sonraysa başını arkaya attı, kükrercesine bir kahkaha patlattı ve kapıdan çıktı.

 

Gününü dört grup sınırlarında dolaşmaya ayırmıştı, çenesi hiç olmadığı kadar kalkıktı. Tabii ki kılığıyla tüm Nehre Meydan Okuyan Tarikat çıraklarının dikkatini çekiyordu. Aşk mektupları haberi dün gece yayılmış ve pek çok tartışmaya konu olmuştu. Haliyle bugün kendisine çevrilen suratlarda tuhaf ifadeler mevcuttu.

 

Tabii ki bu tuhaf ifadelerin çoğu erkek çıraklara aitti. Onu ikincil başpapaz cüppesiyle gören kadın çırakların gözleriyse daha da yoğun ışıldıyordu.

 

Bai Xiaochun yalnızca bir saat içerisinde aldığı mektup sayısının arttığını fark ederek mest oldu. Mektuplar Engin Akım, Hap Akımı ve hatta Kan Akımı grubundan gelmişti!

 

Gözlemciler yine afallıyor, erkek çıraklar sıkıntılı çığlıklar atıyordu.

 

“N-ne... tam olarak neler dönüyor burada!?”

 

“Cennetler, ikincil başpapaz dünden bugüne yüzü aşkın mektup almış olmalı!!”

 

“Delilik! Bu tam anlamıyla delilik…”

 

Bai Xiaochun ise kendisini kontrol altında tutmaya çalışıyordu. Yumuşak ve tatlı bir ifadeyle mektupları kabul ediyor, mektup sahiplerine hafif gülümsemeler sunuyordu.

 

Erkeklerin şaşkınlık ve kıskançlık nidalarını işittikçe de iyice keyifleniyordu. Artık günlerini böyle geçirmeye başlamıştı. Geceleriniyse mektuplarını okumaya ayırıyordu. Bu mesele çok geçmeden tüm tarikatın diline düşmüştü.

 

Bai Xiaochun’un hemen hemen tüm kadınlardan gördüğü ilgi herkesin bakış açısından farklı yorumlanıyordu.

 

Neredeyse tüm tarikat dedikodularının odağı Bai Xiaochun’du; herkes onu konuşuyordu. Xu Baocai ve Büyük Şişman Zhang gibiler kıskanmıştı. Hou Xiaomei ve Song Junwan ise işittikleri haberler karşısında sert ifadeler takınmış, öfkeleri alevlenmeye başlamıştı.

 

“371 mektup!! Hahaha! Sadece birkaç günlük hasılat! Tam 371 aşk mektubu aldığıma inanamıyorum!!” Tarikatta bir yaygara kopmuşken Bai Xiaochun da mağarasında oturmuş halde mektup yığınına bakmakla meşguldü.

 

“Ben… gerçekten bu kadar harika mıyım?” Bai Xiaochun neredeyse gurur sarhoşuydu. Sağ elini sallayarak küçük aynasını çıkarttı ve kendisini incelemeye başladı. Sonra da duygusal bir şekilde iç çekti ve bu anı biriyle paylaşması gerektiğinde karar kıldı.

 

“Bakır ayna, söyle bana, en harika delikanlı kim bu Nehre Meydan Okuyan Tarikatta?!”

 

Tabii ki aynanın içerisinde Sahtekâr Karamahzen vardı. Bai Xiaochun’un söylediklerini işitince bilinçsizmiş numarası yapmaya başlamıştı. Daha önce de bu tarz şeyleri defalarca işitmişti. Fakat Bai Xiaochun’a duyduğu dehşet yüzünden cevap vermeye cüret edememişti, yanıtı beğenilmezse cezalandırılabilirdi.

 

Bu sırada Bai Xiaochun’un bakışları sertleşmişti. “Uyandığını bilmediğimi mi sanıyorsun bakır ayna!?” diye bağırdı. “Soruma cevap ver!!”

 

Dehşete düşen Sahtekâr Karamahzen çabucak gözlerini açarak cevap verdi: “Efendim, tüm Nehre Meydan Okuyan Tarikatın en harika kişisi kesinlikle sensin!!”

 

“Yalan söylüyorsun!!” dedi Bai Xiaochun öfkeyle.

 

Sahtekâr Karamahzen bu karşılıktan öylesine korkmuştu ki neredeyse bayılıp kalacaktı. Bilhassa Xiaochun’un kanlı gözleri ödünü kopartmıştı. O gözler öfkeyle dolup taşıyor gibiydi. Hemen acınası bir çığlık atarak karşılık verdi: “Yalan söylemiyorum! Ben… Ben yemin edebilirim! Yalan söylemediğime yemin ederim! Sen Cennetkarışı arazilerinin en harika insanlarından değilsin, en ama en ama en harika insanısın!!”

 

“Gerçekten mi?” dedi Bai Xiaochun şüpheli bir şekilde.

 

Sahtekâr Karamahzen Bai Xiaochun’un neyin peşinde olduğunu biliyordu. Bu yüzden demiri kesebilecek bir sertlik ve netlikle çabucak karşılığını verdi: “Kesinlikle. Tabii ki! Pek çok açıdan öyle!!”

 

Bai Xiaochun iç çekti. Ve kendinden çok memnun şekilde aynayı kaldırarak aşk mektuplarını organize etmeye başladı.

 

“Ehh, madem öyle diyorsun, o zaman anlayabilirim galiba. Bunca Küçük Kardeşimin beni sevmesine şaşmamalı. Bu işler böyleymiş!”

 

#Ahahahha, bu çocuk beni öldürecek ya  Zaten yeterince şımarmıştı, bir aşk mektuplarımız eksikti onlar da geldi tam oldu yani... 
Bu sahtekara da çok üzülüyorum valla tamamen ölüp gitse daha mı iyiydi acaba onun için 
Peki bu mektup meselesi bir noktada sonlanacak mı yoksa bizi daha abartılı şeyler mi bekliyor acaba? Ben büyük bir merakla sıradaki bölüme geçtim, orada görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18136 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37403 Bölüm Sayısı


creator
manga tr