Bölüm 347 : ***

avatar
2557 1

A Will Eternal - Bölüm 347 : ***


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun Cennetkarışı Alemindeki yetişim sisteminin yüksek seviyelerinin nasıl işlediğini yeni yeni öğreniyordu. Qi Yoğunlaşma, Kuruluş Kadrosu, Öz Formasyon ve Ruhun Başlangıç Aşamasından sonra Deva Alemi geliyordu!

 

Deva Alemi tamamıyla ürperticiydi. Cennetle dünyanın tam bir karışımı sağlanıyor, yetişimci yalnızca kendi gücüyle sınırlı kalmayıp etrafındaki tüm yaratımların gücünü salabilir hale geliyordu. Cennet ve dünyanın enerjisini çekerek ezici bir baskıyla Ruhun Başlangıç Aşaması yetişimcilerinin dahi hayal gücünün ötesine geçen ilahi kabiliyetler gerçekleştirebiliyordu.

 

Yıllardır Cennetkarışı Nehrinin Orta Sahalarında sadece dört Deva Alemi yetişimcisi bulunmuştu. Fakat onlardan biri olan Gök Nehir Kortu devasının ölümüyle geriye yalnızca üç deva kalmıştı.

 

Deva Alemi uzmanları koca tarikatları yok edebilecek güçteydi, yani bir tanesinin bile tek başına Nehre Meydan Okuyan Tarikatın işini bitirebileceği kesindi.

 

Bai Xiaochun’un Kan Atasını kontrol edişi ve Uğursuz Gök İncir Ağacının desteği bile onları mağlubiyetten koruyamazdı. Yalnızca gerçek ruhun yardımı kurtulmalarını sağlayabilirdi ama ne yazık ki ellerindeki tek Nehre Meydan Okuyan Hap da kullanılmıştı.

 

Nehre Meydan Okuyan Tarikat çok güçlü görünüyor olsa da öne çıkan kuvvetli bir üye eksikliği çekiyorlardı. Başpapazların tarikat kurallarına yönelik kararlarının tetikleyicisi ve Orta Sahalara geçmek için birlikte savaşma kararı almalarının ana sebebi de oradaki ruhsal enerji ve kaynakların Deva Alemine ulaşma konusunda barındırdığı potansiyeldi.

 

An itibariyle Deva Alemine ulaşması en muhtemel kişiler Usta Tanrırüzgarı, Frijit Tarikat ve Kızılruhtu!

 

Törenlerin ardından Usta Tanrırüzgarı ve Kızılruh inzivaya çekilmeyi tercih etmiş, diğer başpapazlar da aynı yola gitmişti. Her Ruhun Başlangıç Aşaması yetişimcisi en nihayetinde bir deva olmayı umuyordu!

 

Doğu Cennetkarışı Nehri sınırlarındaki deva sayısı onu hiç aşmamıştı ki bunlara Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatındakiler de dahildi! Sırf bu bile devaların ne kadar güçlü ve nadir bulunur olduklarını anlatmaya yeterdi.

 

Ruh Akımı grubu kurucu başpapazı Frijit Tarikat, Bai Xiaochun’u Nehre Başkaldıran Dağın ana salonuna çağırmış ve ona tarikat ve devalar hakkındaki meseleleri açıklamaya başlamıştı. “Deva Alemindekilerin dünya ve cennet var oldukça yaşayacaklarını söyleyemesek de enerjin tükenmedikçe neredeyse ebediyete dek ölmemek mümkün. Savaş gücünle de tüm yetişim dünyasına hükmedebilirsin!

 

“Bu yüzden inzivaya çekilip Deva Alemine geçmek adına şansımı deneyeceğim!”

 

Bu Bai Xiaochun’un Deva Alemi hakkında ilk sohbetiydi ve şimdiden ona ulaşmayı ummaya başlamıştı.

 

“Peki Deva Aleminden sonra ne var?” diye sordu.

 

Frijit Tarikat bir anlığına sessizleşti. Ancak gözleri ışıl ışıldı. “Ondan sonra Yarı-Tanrı Alemi gelir!”

 

Beklenmedik bir şekilde ‘yarı-tanrı’ sözünün ağzından çıkışıyla bir gök gürültüsü işitildi.

 

Ani ses Bai Xiaochun’u afallatmıştı.

 

“İsimlerini söylemek bile gökte dalgalanmalar yaratabiliyor. Yarı-Tanrı Alemi tarif edilemez. Belki de o insanlar gerçekten de isimlerinin tarif ettiği gibidir, kısmen tanrı sayılırlar!” Gerçek şu ki Frijit Tarikat bile Yarı-Tanrı Alemi hakkında pek bilgi sahibi değildi.

 

“Doğu yetişim dünyasında sadece bir yarı-tanrı var, o da Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatının saklı gücü olarak yaşıyor. Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatının bir nehir kaynaklı tarikat olmasının tek sebebi o başpapaz!”

 

Bai Xiaochun bu tarz haberleri ilk defa işitiyordu ve gözleri çay tabağına dönmüştü. Hiç düşünmeden şöyle dedi: “Peki yarı-tanrıdan sonra ne var?”

 

“Bilmiyorum!” diyen Frijit Tarikat başını salladı. Yetişime dair açıklamalarını bitirmiş olarak sağ elini uzattı ve üç parlak ışık zerresi doğurdu.

 

O zerrelerde bir çizim parşömeni, bir sürüngen derisi, bir de hançer mevcuttu!

 

Parşömen yıllara dayanan bir şeyin havasını taşıyor ve antik bir aura saçıyordu. Deri ise ilk bakışta çürümeye başlamış gibi bir izlenim veriyordu; Bai Xiaochun onun ne çeşit bir yaratığa ait olduğunu bile anlayamamıştı.

 

Bir de daha ziyade siyah bir boynuzu andıran hançer vardı!

 

“Dokuz Eyalet Manzarası dünya-kademesi bir kıymetli hazine, çok fazla nesneyi depolama yeteneğine sahip. İçine çekilen her şey arıtılır ve bir esaret mührüyle mühürlenir. İnanılmaz bir hızlandırma sağlar, hatta kısa menzilli ışınlanma bile gerçekleştirebilir!

 

“Antik İblis Derisi de dünya-kademesi bir kıymetli hazine. Bir Ruhun Başlangıç Aşaması uzmanı bile onu aşıp geçemez. Ne yazık ki sadece bu parçaya sahibim. Daha fazlası olsaydı tam bir zırh yapılabilirdi, bu sayede Ruhun Başlangıç Aşaması yetişimcilerinin seninle baş etmesi iyice zorlaşırdı!

 

“Son olarak bu hançer geliyor, o da dünya-kademesi bir kıymetli hazine. Ve inanılmaz güçlü bir asi ejder çağırabiliyor!”

 

“Tüm bunları bana mı veriyorsun?” diyen Bai Xiaochun’un kalbi küt küt atmaya başlamıştı. Karşısındaki objelerin tek bir tanesi bile heyecanlanması için yeterliydi. Sertçe yutkundu.

 

“Nehre Meydan Okuyan Tarikatın ikincil başpapazı olarak dünyaya açıldığında tarikatımızı temsil edeceksin. Bu üç kıymetli hazinenin senin olması çok doğal. Gelecekte Nehre Meydan Okuyan Tarikatın ismini duyurmak senin elinde olacak!” diyen Frijit Tarikat gülümsedi. Bai Xiaochun Nehre Meydan Okuyan Tarikat için inanılmaz önemliydi ve tüm başpapazlar inzivaya çekilmekte karar kıldığı için bu üç kıymetli hazine kendini koruması adına Bai Xiaochun’a verilmeliydi.

 

Bai Xiaochun bariz bir şekilde heyecanlanmıştı ve çabucak teşekkürlerini sundu. Sonra da üç kıymetli hazineyi alarak sevgiyle okşamaya başladı. Frijit Tarikat ise boğazını temizledi.

 

“Ben artık inzivaya çekiliyorum. Az sonra Kıdemli nesilden biri seni ziyarete gelecek, o yüzden lütfen onun gelmesini bekle. Son olarak bu yeşim kâğıdı da al. İçerisinde Öz Formasyona ulaştığın için kullanabileceğin esrarlı bir yetişim tekniği var, eski Frijit Okulundan gizli bir büyü!” Frijit Tarikatın suratına garip bir ifade yerleşmişti fakat Bai Xiaochun tarafından fark edilmeden önce kağıdı fırlatıp arkasını dönerek ortadan kayboldu.

 

“Kıdemli nesilden biri mi?” diyen Bai Xiaochun yeşim kâğıdı yakaladı. “Ama kim?” Ancak Frijit Tarikat gitmişti. Ve vakit ilerledikçe Bai Xiaochun'un beklentisi büyüyordu.

 

“Belki de bana başka ödüller de vereceklerdir…” diye düşünerek iyice heyecanlanmıştı. Nehre Meydan Okuyan Tarikat ikincil başpapazı olarak çok iyi muamele gördüğü düşüncesi her an kuvvetleniyordu. Ona hediye vermek için Kıdemli nesilden biri bile gelecekti! Derin bir nefes alarak ayağa kalktı ve olabildiğince uzun, dimdik, ciddi görünmeye çalıştı.

 

İçten içe kendinden son derece memnundu; bu pozla üst nesli memnun edeceği kesindi.

 

Biraz daha bekledikten sonra sabrını yitirmeye başlamıştı. Fakat o anda birinin kendisini izlediği şeklinde çok garip bir hisse kapıldı. Hiç düşünmeden arkasını döndüğünde ve karşısındaki kişiyi gördüğündeyse gözleri irileşti.

 

Bir noktada tam arkasında bir tavşan belirmişti!

 

Tavşan normal biri gibi dört uzvunun üzerinde zıplamıyor, aksine ayaklarının üzerinde duruyordu. Hatta iki elini bir insan gibi arkasında kavuşturmuş ve kırmızı gözlerini Bai Xiaochun’a çevirmişti. Kulaklarının başının üzerinde dimdik uzanışı biraz komik olsa da gözlerindeki antik hava onu tamamen sıra dışı kılıyordu.

 

“Sen…” dedi Bai Xiaochun. Ardından iç çekerek geriledi ve hemen elini ağzına götürdü. Başkaları bu tavşanı tanımıyor olabilirdi ama o gayet iyi tanıyordu. Muhtemelen bir kül yığınına dönüşse bile tanırdı. Çünkü o, lanet olasıca konuşan tavşanın ta kendisiydi!

 

Doğrusu Engin Akım Tarikatı şehri dışında tavşanı ve maymunu birlikte gördüğünde bir gariplik olduğundan şüphelenmişti. Şimdi tavşanı karşısında bulmaksa soluğunu kesmişti. Ancak suratına çabucak bir gülümseme yerleştirdi ve kollarını kavuşturarak selamını verdi.

 

“Umm... çırak selamlarını sunar Kıdemlim!”

 

Tavşan soğuk bir homurdanma eşliğinde Bai Xiaochun’u baştan aşağı süzdü. Nedense tavşan az önceki kelimelerini tekrar etmemişti. Aslında bu durum Bai Xiaochun'u mutlu etmeliydi ama aksine içini kötü bir his doldurdu.

 

İyice tedirgin olarak birkaç adım geriledi ve ağzını açtı: “Kıdemlim, ben--”

 

“Geçen sefer beni kovalarken halinden bayağı memnun görünüyordun.” dedi tavşan çatallaşan antik bir sesle. “Fakat ben senin seviyene inmeyeceğim.”

 

Bai Xiaochun’un tedirginliği anında artmıştı.

 

“Bugün buraya ufak bir test yapmaya geldim. Bakalım o kıymetli hazinelerin gerçekten işe yarayacak mı…” Bu sözlerle Bai Xiaochun’a bakarken ağzı bir gülümsemeyle irileşmiş ve Xiaochun’un kalbini dehşetle doldurmuştu. Karşılığında tiz bir çığlık atan Bai Xiaochun hiç tereddüt etmeden arkasını dönerek kaçmaya başladı.

 

Ama o harekete geçer geçmez bir bulanıklık şeklinde harekete geçen tavşan sağ bacağını kaldırarak Xiaochun’u sırtından sertçe tekmeledi.

 

Yankılanan gümbürdeme sesiyle birlikte Bai Xiaochun da çığlıklar ata ata havalandı. Ve havalanır havalanmaz kendisini doğrultarak daha sağlam bir hızla yeniden harekete geçti.

 

“Yardım edin! Beni öldürmeye çalışıyor!! Katil tavşan!! Başpapazlar, kurtarın beni! Kurtarın beni!!” Bai Xiaochun delice bir hızla hareket ediyor, tiz çığlıkları dört bir yanda yankılanıyordu. Çoğu çırak onu işitmiş ve neler olduğunu görmek için yollara dökülmüştü.

 

Tavşanın havada uçarak Bai Xiaochun’u dövüşünü görmekse başlarını döndürmüştü. Ardından tavşanın pis kahkahaları işitildi.

 

“Çığlık at! Ne kadar kuvvetli olursa o kadar iyi! Geçen sefer beni patlatmaya çalıştığını hatırlıyor musun? Lanet olsun! Gidip 10,000 Yılan Vadisinde saklandım ama her nasılsa orada da karşımda bitiverdin!!

 

“Senden saklanmak için ta Kan Akımı Tarikatına gittim. S-s-seni… seni küçük piç! Beni Kan Akımı Tarikatına dek takip ettiğine inanamıyorum!!” Tavşan kıpkırmızı gözlerle Bai Xiaochun’u kovalamayı sürdürüyordu.

 

Bai Xiaochun'un çığlıklarıysa gökte yankılanıyordu. Çok geçmeden Kan ve Ruh Akımı gruplarının yetişimcileri de tavşanı tanımış ve alarm çığlıkları yükselmeye başlamıştı.

 

“O…”

 

“Cennetler, o konuşan tavşan!!”

 

“Tavşan burada ne yapıyor ki? Ve neden söylediklerimizi tekrarlamıyor!?”

 

Bölüm 347 : Konuşan Tavşan Cümleleri Tekrar Etmeyi Kestiğinde...

#Resmen geçen bölümde açtığım şom ağzımla tavşanı çağırmışım  Şu anda tavşanla ilgili bir şeyler öğrendiğimiz için çok mutluyum! 
Bu arada biz hep tavşanın bizimkini takip ettiğini sanıyorduk ama tavşan da bizimkinin kendisini her yerde bulduğundan şikayetçiymiş  Vallahi ben birazdan neler olacağını öğrenmeyi iple çekiyorum, siz de öyleyseniz okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18205 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37529 Bölüm Sayısı


creator
manga tr