Bölüm 345 : Pis Şey...

avatar
2498 1

A Will Eternal - Bölüm 345 : Pis Şey...


Çevirmen : Clumsy 

 

Yer ve gök uçsuz bucaksız bir karanlığa mahkum olmuştu. Beliren beyaz cüppeli figürden meşum bir soğukluk yayılıyordu. Karanlık nedeniyle çıkarılabilen tek şey bir kadın olduğuydu.

 

Uzun saçları etrafında süzülerek gece karanlığında savaş alanında geziyordu.

 

Gittiği her nokta öylesine soğuyordu ki bir buz kütlesinin üzerinde süzülmesine ramak kalmıştı. Dokunduğu bitkilerin yaşam gücünü çekiyor, solmalarına yol açıyordu. Kendi yaşam gücüyse giderek kuvvetleniyordu.

 

Çok geçmeden Gök Nehir Kortuna ait bir grup cesedin yanına vardı. Onlara bakarken kıs kıs güldükten sonraysa bedenlerini çürütecek derin bir nefes çekti. Cesetler kısacık bir an içerisinde yıllardır ölüymüşçesine birer iskelete çevrilmişti.

 

Genç kadın bununla sınırlı kalmadı. Savaş alanında ilerleyerek sayısız cesedi iskelete dönüştürdü. Bu süreçte bedeni giderek daha belirginleşiyordu. En sonunda boynunu rahatlatarak bolca Gök Nehir Kortu cesedinin uzandığı yeni bir konuma yöneldi.

 

Bu konum Kan Akımı grubuna aitti ve oradaki cesetler ceset arıtımı adına kullanılmak üzere ayrılmıştı. Tüm alan büyü formasyonlarıyla sıkı sıkıya mühürlenmişti fakat bu, genç kadın için bir engel teşkil etmiyordu. Formasyonların arasından öylece süzülerek cesetlerin üzerine ulaştı. Ve gözlerinde beliren tuhaf ışıltıyla derin bir nefes daha çekti…

 

Ansızın cesetlerin büyük çoğunluğu çürümeye başladı. Göz açıp kapayıncaya dek 10,000i aşkın ceset kemik yığınına çevrildi. Hatta bazı kemikler küle dönüşmüştü…

 

Bu noktada kadının görünümü iyice netleşti. Bir an sonra hafif bir geğirti eşliğinde bakışlarını yavaşça göğe çevirdi. Karanlık bulutlar silinmeye, yüzüne ay ışığından kesitler değmeye başlamıştı.

 

Şok edici bir şekilde bu kadın Gongsun Wan’er’di!

 

“Ehh, artık açlıktan ölmüyorum ama hepsinin ölü olması çok kötüydü. Keşke canlı bir şeyler yiyebilseydim!” Bu sözlerin ardından ağzını örtüp kıs kıs gülerek havaya karıştı, ortadan kayboldu.

 

Onun vedasıyla karanlık bulutlar tamamıyla silindi ve ay ışığı soluk beyaz kemik yığınının üzerine düşmeye başladı…

 

O gece Ruhun Başlangıç Aşaması başpapazları bile Gongsun Wan’er’in varlığını fark etmemişti…

 

Bai Xiaochun ise içinde ani bir ürperti hissetti. Trans halinden çıkarak bir an etrafına bakıp sıra dışı bir şey göremeyince de gözlerini yeniden kapattı.

 

Ertesi sabah şafakta cesetlerden sorumlu çıraklar cesetlerden geriye yalnızca kuru kemiklerin kaldığını gördü. Ağızları açık kalmış ve alarm çığlıkları yükselmeye başlamıştı. Bu mesele Nehre Meydan Okuyan Tarikatta çabucak bir kaosa dönüştü.

 

“Ne... ne olmuş olabilir!?”

 

“Cennetler, tüm cesetler bir gecede nasıl bu hale gelebilir?”

 

“Üzerlerinde ne kan kalmış ne et. Yıllar önce ölmüş gibi görünüyorlar. Dün böyle görünmedikleri kesindi!”

 

Haberler yayıldıkça herkes tam bir şok haline girmişti. Tarikat kurallarını tartışmak adına buluşmuş olan başpapazlar bile bu kaosa dahil olmuştu.

 

En nihayetinde Bai Xiaochun da olup bitenleri işitti ve olanları görmek adına çabucak harekete geçti. Havada süzülürken çeşitli tartışmaları işitti ve ardından savaş alanındaki cesetleri fark etti.

 

“Ne oldu?” diye düşünürken şoktaydı. Cesetlerdeki tüm kanın ve etin ortadan kaybolmuş olması içini çok kötü bir hisle doldurmuştu.

 

İşte o sırada Nehre Başkaldıran Dağdan onu aşkın ışık huzmesi havalandı. Bu huzmeler çok ciddi ifadelerle Kan Akımı grubunun ceset arıtım alanına ilerleyen başpapazlara aitti.

 

Arkalarındaysa çokça Öz Formasyon yetişimcisi vardı. Bunu gören Bai Xiaochun da çabucak onlara katıldı.

 

Alanda büyük bir yetişimci grubu toplanmıştı ve mesele tartışılmaktaydı. Başpapazları ve Öz Formasyon uzmanlarını gören grup çabucak sessizleşti. Fakat meraklı ifadeleri suratlarından silinmemişti; dün gece yaşananların ufak bir mesele olmadığı ortadaydı.

 

Cesetlerdeki et ve kanın çekilişinin ardında bir şey veya biri olmalıydı. Bu haber yayıldığı takdirde kesinlikle sorun çıkardı.

 

Ruhun Başlangıç Aşaması başpapazları hızlıca ceset arıtım alanına ulaşmış ve araştırmalara başlamıştı. İfadelerinin titreşmeye başlamasıysa çok sürmedi.

 

Bu bilhassa başpapazların en güçlüleri olan ve büyük çemberde bulunan Frijit Tarikat, Usta Tanrırüzgarı ve Kızılruh için geçerliydi. Onlar alana yerleşen aurayı hissedebilmiş ve ifadeleri son derece ciddi bir hal almıştı. Kan Akımından Usta Tanrırüzgarı bir bakışma sonrasında şöyle dedi: “Uğursuz Gök İncir Ağacı kök salarken toprak qi’sinin geçişi için çatlaklar doğurmuştu. Bu olaya o sebep oldu. Paniklemeye gerek yok. Toprak qi’sini mühürlemek için büyü formasyonları oluşturacağım.”

 

Hemen ardından Frijit Tarikat ve Kızılruh da benzer açıklamalar yaptı. Tabii tarikattaki saygınlıkları gereği bu kelimeler çoğu çırağın kalbinde çabucak yer bulabilmişti.

 

Fakat Bai Xiaochun Ruhun Başlangıç Aşamasına çok da uzak değildi ve alandaki soğuk aurayı tespit edebilmişti. Hatta bedenine giren bazı frijit qi akımları yaşam gücünün durgunlaşmasına yol açmıştı.

 

Başpapazların açıklamalarına pek inanamayıp tereddüt ettikten sonra bakışlarını Frijit Tarikata çevirdi. Frijit Tarikat da ona çenesini kapalı tutması gerektiğini anlatan anlamlı bir bakışla karşılık verdi.

 

Böylece mesele çabucak halının altına süpürüldü. Dört grup da kilit rol oynayan çırakların bu konuşmayı tarikata yaymasını sağladı. Buna bir de herkesin çok meşgul oluşu ve meseleden hiçbir canlının etkilenmeyişi eklenince tartışmaların kısa sürede sonlanması garantilenmiş oldu.

 

Kimileri şüphelenmiş olsa da hiç kimse daha fazla bilgi edinmeye teşebbüs etmedi.

 

Fakat o gece Nehre Başkaldıran Dağda başpapazlar ve Öz Formasyon yetişimcileri tarafından gizli bir toplantı düzenlendi. Bai Xiaochun da oradaydı.

 

Kan Akımı grubundan Usta Tanrırüzgarı, toplanan Öz Formasyon yetişimcilerine bakarak yavaşça açıklamaya başladı.

 

“En garip şey dün geceki tuhaf olaylar esnasında hiçbirimizin olağandışı bir şey fark etmemiş oluşuydu…

 

“O cesetler etten ve kandan tamamen arındırılmıştı ve gerçek bir yaşam gücü barındırmasalar da farklı garip güçleri mevcuttu. Daha tuhafıysa daha önce o cesetlere yerleşmiş olan güçlü ölüm aurasıydı. O auradan en ufak bir iz kalmamıştı!

 

“Alanda kalan tek auraysa son derece uğursuzdu, Dokuz Dinginliğin gücüne yakındı!

 

“Tek umudum biz başpapazların vardığı kararın yanlış olmaması… Bize kalırsa dün gece Nehre Meydan Okuyan Tarikatı canlıların dünyasında var olmaması gereken, ölü bir varlığın güçlü hayaleti ziyaret etti!

 

“Yalnızca ölülerin hayaletleri ölüm aurasıyla beslenebilir. Üstelik belli bir güç seviyesinden sonra bu hayaletler canlılardan yaşam gücü de çekebilir!”

 

Usta Tanrırüzgarının bir Ruhun Başlangıç Aşaması Daoist efendisi oluşu nedeniyle sözleri herkes tarafından dinleniyor ve sindiriliyordu.

 

Öz Formasyon yetişimcileri tamamen şoktaydı. Bai Xiaochun’un da yüzündeki kan çekilmişti.

 

“Bir hayalet…” diye düşünürken ürperiyor, tüyleri diken diken oluyordu.

 

Ardından konuşan kişi boğuk sesi ve gözlerindeki garip ışıltıyla Başpapaz Kızılruh oldu. “Gerginliğe gerek yok. Size bu bilgiyi tetikte olasınız diye veriyoruz. Diğer başpapazlarla birlikte hava geçirmez bir büyü formasyonu oluşturacağız! Hayalet bir daha ortaya çıkacak olursa tamamen yok edileceğinden emin olacağız!”

 

Bu sözlerden sonra bakışları Öz Formasyon yetişimcileri üzerinde gezdi ve ağlamanın eşiğine gelerek tir tir titreyen Bai Xiaochun’un üzerinde duraksadı.

 

Bai Xiaochun Nehre Başkaldıran Dağdan tam bir dehşet içerisinde ayrıldı. Düşünceleri kaos halindeydi ve dün geceki meditasyonundan aniden çıkışını düşünmeyi kesemiyordu. Bir noktada kafatası karıncalanmaya başlamıştı.

 

“Sakın dün gece o pis şeyin beni aradığını söylemeyin!?!?” Düşüncelerinde bu noktaya vardığında neredeyse çığlık atacaktı. Bu yüzden dün gece hap yaptığı noktaya dönmeye cesaret edemedi, Nehre Başkaldıran Dağda kalmaya karar verdi. Ona kalırsa açık ara en güvenli seçenek başpapazların yakınında olmaktı.

 

Tarikatın ikincil başpapazı olarak Nehre Başkaldıran Dağda kendine ufak bir alan ayırmıştı, orada basit bir ölümsüz mağarası oluşturdu. Dün geceki pis şeyi bir kez daha düşündüğündeyse kafatası yeniden karıncalandı. Ardından dişlerini sıktı ve defansif büyü formasyonları oluşturma konusunda yardım almak adına Engin Akım grubundan çıraklar bulmaya çıktı.

 

Tarikattaki çoğu yetişimci tek formasyonla yetinirdi ama Bai Xiaochun dehşete düşmüş olduğu için Engin Akım grubundan düzinelerce uzmanla görüştü. Ve yardımlarıyla pek çoğu kötü ruhları defetmeye yönelik olan düzinelerce formasyon oluşturdu.

 

Yanından ayrılan Engin Akım uzmanlarının suratlarına son derece garip ifadeler yerleşmişti. Ama Bai Xiaochun hala kendisini güvende hissedemiyordu. Dişlerini sıktıktan sonra erdem puanlarını harcayarak yine kötü ruhları defetmeye yönelik sayısız kâğıt tılsım satın aldı. Onca tılsımı yerleştirip dolmaya döndükten sonra en sonunda rahata erebilmişti.

 

“Hummmphh! O pis şey bana sorun yaratmaya cesaret edemeyecek. Başpapazlara yakınım, bir ton büyü formasyonu oluşturdum ve her türden kâğıt tılsımım hazırda bekliyor. O hayaletin buraya adım atabileceğine inanmayı reddediyorum!” Bu sözlerden sonra rahat bir nefes alarak mağarasının kapısından dışarı adımını attı.

 

#O hayalet seni birazcık fazla seviyor ama şekerim 
Bir de onu tılsımlarla durdurabileceğini düşünmesi pek tatlı... Bakalım 'pis şey' kendisini yeniden gösterecek mi, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18208 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37530 Bölüm Sayısı


creator
manga tr