Bölüm 344 : İşe Koyulmak

avatar
2473 0

A Will Eternal - Bölüm 344 : İşe Koyulmak


Çevirmen : Clumsy 

 

Nehre Meydan Okuyan Tarikat Orta Sahalarda kontrol sahibi olmuştu!

 

Tüm yetişim klanları, ufak tarikatlar ve diğer üç tarikatın temsilcileri sarsılmıştı.

 

Orta Sahaların yapısı değişecek, dört derebeyinden birinin yerine yenisi gelecekti. Nehre Meydan Okuyan Tarikatın Aşağı Sahalardan gelmesiyse bunu daha da anlamlı kılmış, diğer üç büyük tarikatın astları için yeni kapılar açılmıştı.

 

Nehre Meydan Okuyan Tarikat hiç olmadığı kadar meşguldü. Yetişim basamaklarından bağımsız olarak dört grubun çırakları da yeni karargahların inşasında görevlendirilmişti.

 

Yeni Nehre Meydan Okuyan Tarikat karargahları eski Gök Nehir Kortu karargahlarının üzerine yerleştirilmekteydi!

 

Dört grubun başpapazları bu konuyu uzun bir süre önce tartışmış, görünümleri ve konumları üzerinde bir anlaşmaya varılmıştı. Dört grubun da ihtiyaçları karşılanacak, tarikat hem defans hem saldırı için mükemmel bir pozisyona getirilecekti. Neticede yeni karargahların binlerce yıl direnmesi, tarikatın ihtişam ve onur kaynağı olması gerekliydi!

 

Karargahların temeli yarısı nehir yüzeyinin altında bulunan, yarısıysa göklere uzanan devasa bir dağ olacaktı.

 

Böyle bir dağın Cennetkarışı Nehri sularının akışını engelleyeceği düşünülebilecek olsa da çeşitli büyüler akışın daimi olmasını sağlayacaktı.

 

Dağ bulutlara öylesine uzanıyordu ki zirvesini görmek imkansızdı.

 

Dağın ismi ise Nehre Başkaldıran Dağ olmuştu! Bu dağ, tarikatın özü olarak tüm önemli kararlara gebe olacaktı. Başpapazlar burada yaşayacak, saklı güçler burada tutulacaktı.

 

Nehre Başkaldıran Dağ tarikatın merkezi olurken dört farklı yönde dört görkemli dağ sırası görünüyordu. Güçlü büyülerle alana taşınan dört dağ 500er kilometreye uzanıyor ve üzerlerinde etkileyici uzunluklarına rağmen Nehre Başkaldıran Dağa rakip olamayan sekiz zirve bulunuyordu.

 

Bu dört dağ Nehre Meydan Okuyan Tarikatın Ruh, Kan, Engin ve Hap Akımı gruplarına ayrılmıştı!

 

Nehre Meydan Okuyan Tarikatın ana kapısı Cennetkarışı Nehrine bakıyor ve iki muazzam figür tarafından korunuyordu. Solda bulunan ve güçlü kan qi’siyle uyuyor gibi görünen dev, Kan Atasından başkası değildi! Sağ tarafta ise Nehre Meydan Okuyan Tarikatı korumakta olan Uğursuz Gök İncir Ağacı bulunuyordu.

 

Ağacın ve devin görüntüsü Orta Sahaların ufak tarikatlarını dehşetle dolduruyordu.

 

Nehre Meydan Okuyan Tarikatın uyduğu plan basit görünüyor olsa da üzerine çok düşünülmüştü. Örneğin tarikatı savunmak adına kullanılan ulu büyü formasyonu Ruh Akımı Tarikatının yıllar önce Luochen Dağlarında oluşturduğunun en az on katı büyüklüğündeydi.

 

Artık Orta Sahalarda yer tutmayı hak eden büyük bir tarikatlardı, güçlü oldukları öyle barizdi ki alandaki diğer kuvvetler onlarla boy ölçüşmeye cesaret edemeyecekti.

 

Nehre Meydan Okuyan Tarikat, yokluklarında Aşağı Sahalarda yükselmiş olan dört tarikata elçiler göndermişti. Gelenekler devam ettirilecekti; zamanında Aşağı Sahaların dört büyük tarikatının nehrin yukarılarına her yıl gönderdiği haraçların devamlılığı sağlanacaktı.

 

Nehre Meydan Okuyan Tarikat Aşağı Sahaların sınırlarını da çekmişti, bu sayede yeni tarikatların tamamıyla yerleşmeye vakti olacak, dışarıdan gelebilecek işgaller engellenecekti.

 

Gök Nehir Kortunun şok edici yıkımı hala akıllarda tazeyken Nehre Meydan Okuyan Tarikatın ilk Dharmic Kararlarına diğer üç Orta Saha tarikatı da dahil olmak üzere karşı çıkabilen olmamıştı. Hiç kimse Nehre Meydan Okuyan Tarikatı kendine düşman etmek istemezdi.

 

Nehre Meydan Okuyan Tarikat diğer üç büyük tarikattan güçsüz olsa da nehrin üstün tarikatının onayını almıştı. Haliyle diğer tarikatlar henüz yerleşme fırsatı bulamadan onları gücendirmese iyi ederdi.

 

Bu sayede Nehre Meydan Okuyan Tarikat toprakları, halkın heyecan ve gerginliğine rağmen barışçıl ve sakindi.

 

Tarikatın ilgilenmesi gereken pek çok önemli mesele vardı. Karargahların yapımı, Aşağı sahaların uzlaştırılması, yeni toprakların kontrol altına alınması derken özen gösterilmesi gereken bolca iş söz konusuydu.

 

Öncelikli mesele dört dağı dört gruba tahsis etmekti. Her grubun bir dağa yerleşişi sonrasında gruplar kendi tarzlarınca ayarlamalarını yapabilirdi.

 

Bai Xiaochun yüzünden Ruh Akımı grubu doğudaki dağı seçmişti. Grupta birkaç değişiklik mevcuttu. Bir zamanlar kuzey ve güney yakayı dolduran yedi tepe baki kalmıştı, tek fark Öz Formasyon yetişimcilerine ayrılan sekizinci bir tepenin oluşuydu.

 

Kan Akımı grubunun seçtiği dağ Kan Atasına en yakın olandı, tabii ki sebep mümkün olduğunca az müdahaleyle tekniklerinin pratiğini yapabileceklerini garanti altına almaktı. Ayrıca yeni bir kural getirilmişti; sekiz tepeden birinin kan efendisi olmak için ilk önce Öz Formasyona ulaşmak gerekliydi!

 

Engin ve Hap Akımı grupları benzer kurallarla devam etmeyi seçmişti. Engin Akım grubu büyü formasyonları ve klon yetişiminde uzmanlaşmıştı, Hap Akımı ise ilaçların Daosunda… Hepsinin birleşimiyle Nehre Meydan Okuyan Tarikat hemen hemen her açıdan güçlü bir temele sahip olmuştu; büyük bir tarikatın gereklilikleri gerçek anlamda karşılanıyordu!

 

Yapım çalışmaları büyük bir tantanayla başlamıştı.

 

Bir zamanlar Gök Nehir Kortunu çevreleyen savaş alanıyla ilgili de yapılacak pek çok iş mevcuttu. Savaşta kaybedilen Nehre Meydan Okuyan Tarikat yetişimcilerinin cesetleri ortadan kaldırılmalıydı.

 

O yetişimcilere düzgün cenazeler düzenleniyor, isimleri hafızalara kazınıyordu. Her biri nesillerce söylenecek şarkılara konu olan cesur Nehre Meydan Okuyan Tarikat kahramanlarıydı.

 

Yapılacak çok ama çok iş vardı. Artık mücadeleler sonlandığına göre önemli bir mesele de yeni tarikat efendisini seçmekti. Neyse ki bu mesele başpapazların sorumluluğundaydı; Bai Xiaochun’un endişelenmesine gerek yoktu.

 

Günler geride kalıyordu ve Bai Xiaochun etrafındaki herkesin bir şekilde meşgul olduğunu fark etmekteydi. Ne zaman yürüyüşe çıksa Nehre Meydan Okuyan Tarikat çıraklarının saygı dolu bakışları ve resmi selamlamalarıyla karşılaşıyordu. Bu durum ilk başta kendisini harika hissetmesini sağlamış ama çok geçmeden heyecanı dinmişti.

 

“Çok sıkıcı,” diye mırıldandı, “sanırım gidip Xiaomei’yle sohbet edeceğim.” Bu sözler sonrasında biraz uğraşması gerekse de Xiaomei’yi buldu. Kız, yoldaş yetişimcilerinden bir grupla birlikte bir büyü formasyonu devini kontrol ederek enkazları temizlemekteydi.

 

Onu görür görmez seslendi: “Xiaomei--”

 

“Şu anda bana bulaşma Büyük Kardeş Xiaochun,” dedi Xiaomei kaşlarının arasındaki teri silerek. “Meşgulüm.” Sonra da yeniden işine döndü.

 

Bai Xiaochun orada tuhaf bir şekilde bir süre dikildikten sonra gözüne Büyük Şişman Zhang’ı kestirdi.

 

“En Büyük Abi--”

 

Büyük Şişman Zhang ciddi bir ifade sonrasında karşılık verdi: “Daha sonraya saklasan olmaz mı, Xiaochun? Bir sürü ruh güçlendirme yapmam lazım…” Bu sözlerle tekrar Xu Meixiang ve diğer ruh güçlendiricilerle yaptığı işe koyuldu.

 

Bai Xiaochun gülümsedi. Fakat içten içe utanmış, hatta kırılmıştı. Tam oradan ayrılmak üzereyken bu sefer de uçmakta olan Hou Yunfei’yi fark etti.

 

“Büyük Kardeş Hou--”

 

“Sohbete vaktim yok, Xiaochun. Ustam beni Büyü Tesisine gönderdi…” diyen Hou Yunfei hiç duraksamadan uçmaya devam etmişti.

 

Buruk bir şekilde gülümseyen Bai Xiaochun etraftaki karmaşaya baktıktan sonra Kan Akımı grubuna yönelmeye karar verdi. Dağa adım atar atmaz da yeni Orta Tepenin yapımıyla ilgilenen grubu komuta eden Song Junwan’ı buldu.

 

“Büyük Kız Kardeş Song--”

 

“Git başka bir yerde takıl Karamahzen!” diye bağıran kadın kollarını sıvadı ve Orta Tepe çıraklarına yeni emirler sıralamaya koyuldu.

 

Bai Xiaochun’un ağzı açık kalmıştı. Tam ne yanıt vereceği üzerine kafa yorarken arkasından titrek bir ses işitti.

 

“İkincil başpapaz, buradan ayrılmanız mümkün mü acaba? Beni geriyorsunuz da…”

 

Bai Xiaochun kafayı yiyecek gibiydi. En sonunda iç çekerek arkasını döndü ve oradan da uzaklaştı.

 

Tanıdığı herkes kendilerine atanan görevler yüzünden onu yok sayıyordu. Karayağız bile bazı savaş yaratıklarıyla ilgilenmekle sorumluydu.

 

Bai Xiaochun koca Nehre Meydan Okuyan Tarikatın tek boş üyesi olduğunu hissetmeye başlamıştı. Ona emir verebilecek kişiler Ruhun Başlangıç Aşaması başpapazlarıyla sınırlıydı ve onların da önemli işleri vardı. Zaten arada bir Nehre Başkaldıran Dağdan gelen tartışmaların seslerini işitebiliyordu.

 

“Genelde çoğu işi elitler yapar ama görünen o ki benim gibi harika bir ikincil başpapaza yapacak hiçbir şey düşmüyormuş…” Uğraşacak en ufak bir önemli iş bulamayan Xiaochun’un elinden gelen tek şey iç çekmekti.

 

“Ah neyse. Sanırım gidip biraz ilaç yapacağım…” Bu düşünceyle Cennetkarışı Nehri kıyısına ulaştı, güzel bir konum buldu, bağdaş kurdu ve gerçek ruhtan edindiği Nehre Meydan Okuyan Tarikat bilgilerini düşünmeye başladı.

 

“Bana sağlam bir yardımda bulundu, o yüzden mutlaka hapı üretmeyi denemeliyim!” Yavaş yavaş sakinleşip bir aydınlanma arayarak hap formülünü analiz etmeye koyuldu.

 

Zaman gelip geçerken gece çöktü. Nehre Meydan Okuyan Tarikat yetişimcileri çok meşgul olsa da gece dinlenme adeti olduğu için ortalık tamamen sessizleşmişti.

 

Savaş alanındaki cesetlerin çoğu kaldırılmış, geriye yalnızca sağda solda küçük öbekler kalmıştı.

 

An itibariyle ay gökteki yerini almıştı ve tüm arazileri aydınlatmaktaydı. Ancak ansızın karanlık bir bulut oluştu ve yavaşça yayılarak her yere karanlığını yaymaya başladı. Sonra da havada beyaz cüppeli bir figür belirdi.

 

#Ben bu tarz sakin bölümleri de seviyorum. Nedense kendimi age of oynarmış gibi hissettim, yavaş yavaş şehrimizi oluşturuyoruz, sınırları çekiyoruz, tüm vatandaşların bir görevi var falan 
Tabii bizimki halinden pek memnun değil. Ehh, onun gibi harika insanlar bazen boş kalabiliyor 
Hadi tarikattaki işler nasıl ilerleyecekmiş ve son anda bulutlarla gelen gizemli beyaz figür kimmiş bir bakalım, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18156 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37432 Bölüm Sayısı


creator
manga tr