Bölüm 342 : ***

avatar
2502 0

A Will Eternal - Bölüm 342 : ***


Çevirmen : Clumsy 

 

Bu tepkiyi veren tek kişi genç adam değildi. Yaşlı adam da gözleri garip ışıklar saçarak soluk soluğa kalmıştı. Aynı şekilde Gök Nehir Kortu karargahları dışındaki üç gözlemcinin suratlarına da tam bir şok yerleşmişti.

 

“O da kim!? Onun aurası… O…”

 

“Daha önce hiç bu kadar sarsılmamıştım, bir deva seviyesi başpapazının karşısında bile…”

 

“Kim Nehre Meydan Okuyan Tarikatın böyle bir saklı gücü olacağını hayal edebilirdi ki!?!?”

 

Nehre Meydan Okuyan Tarikatın diğer üç grubu bile tamamen ve bütünüyle şok olmuş haldeydi. Usta Tanrırüzgarının gözleri irileşmiş ve Ruh Akımı grubu gerçek güçlerini nasıl da gizlemiş diye etkilenmeden edememişti. Sonsuza dek yaşasa dahi onların böyle bir güçlerinin olacağını hayal edemezdi…

 

Bai Xiaochun’un irileşen gözleri de bebeğe çevrilmişti. Orada kız hakkında daha çok şey bilenler olabilirdi ama ona en aşina kişi kendisiydi.

 

Hatta gözleri ilk buluştuğunda onun sesini bile işitmişti…

 

Şimdi tabuttan çıkması sayesindeyse yaydığı tarifsiz korkunçlukta dalgalanmaları hissedebiliyor, soluğunun kesilmesinin önüne geçemiyordu.

 

Tüm bunları anlatmak vakit almış olsa da kızın gözlerini açışıyla havada belirişi arasında kısacık bir an geçmişti.

 

Ve henüz hiç kimse tepki verme fırsatı bulamamışken bebeğin bakışları böcek de dahil olmak üzere herkesi kuşatmıştı.

 

Ardından elini öylece kaldırarak böceği işaret etti!

 

O anda ölüm böceği titremeye başladı ve karşılık verme kabiliyetini tamamıyla yitirmiş göründü. Hiç kimse bir büyü tekniği dalgalanması göremiyor olsa da böcek delicesine sarsılıyordu…  

 

Bir an sonraysa bir kül öbeğine dönüşerek havaya karıştı. Bebeğin parmağının sallanışıyla bir doğa kanunu devreye girmiş, böceğin varlığı tamamıyla silinmişti!

 

Bu sahnenin karşılığı mutlak bir sessizlik oldu…

 

Nehre Meydan Okuyan Tarikat yetişimcilerinin gözleri irileşmiş, Gök Nehir Kortu yetişimcilerinin zihinleri bulanmıştı.

 

Bai Xiaochun ise şoktan kocaman kesilen gözlerle havada süzülmekteydi. Az önce Cennet-Daosu Altın Özü sayesinde hiç kimsenin fark etmediği bir şeyi fark etmişti. Bebeğin parmağının dalgalanışıyla ince bir sicimi andıran bir titreşim doğmuştu…

 

O minicik titreşim anlamadığı bir dönüşüme sebebiyet vermiş ve sonuç, böceğin ölümü olmuştu.

 

Az önce yaşanan şey büyü tekniklerine veya ilahi kabiliyetlere yönelik bir anlayışla açıklanamazdı.

 

Diğer üç tarikat üyelerinin de kafatasları uyuşmuştu, bedenleri görünür şekilde titremekteydi. Onlar bile ölüm böceği gibi orta-seviye bir ruh hazinesinin nasıl bir güçle öylece yok edilebileceğini anlayabilmiş değildi.

 

Fakat bu gücün kendilerine çevrildiği takdirde ne olacağını hayal edebiliyorlardı; anında küle dönüşmeleri işten bile sayılmazdı…

 

Bu sırada Gök Nehir Kortundaki genç adam iç çekerek mırıldandı: “Bir yabancı… Ruh Akımı grubunda bir yabancı olduğuna inanamıyorum…”

 

Bebeği gözlemlerken gözlerine yerleşen ifade daha ciddi olamazdı.

 

Yaşlı adam ansızın kıs kıs güldü. “Yabancılar uğursuzdur… Bunu herkes bilir. Ayrıca yabancılarla işi olan tarikatlar da aynı şekilde kirlenmiş ve uğursuzdur…”

 

Yaşlı adamın gözlerinin derinliklerine bir beklenti parıltısı yerleşmişti.

 

Sessizliğini koruyan genç adam Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatının beş devasından biriydi, etrafındaki dünyaya dair oldukça derin bir anlayışa sahipti. Yabancıların fazlasıyla uğursuz olabileceğini biliyordu. Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatı onlardan uzak durmak ve onları hiçe saymak şeklinde bir duruş sergiliyordu.

 

“Lanet olsun.” diye düşünüyordu genç adam. “Ruh Akımı grubunda çok güçlü biri olmalı… O yabancıyı sergileme amaçları yalnızca ölüm böceğini öldürmek değildi, aynı zamanda bana yönelik bir şovdu. Ehh, aynı şeyi ben de yapabilirim!” Bakışları savaş alanında titreşerek sağ eliyle ani bir büyü hareketi gerçekleştirdi ve elini yanındaki ağacın gövdesine doğru itti.

 

Yaşlı adamın yüzü genci durdurmak istermiş ama yapamazmış gibi asılmıştı. Ve genç adam ağaç gövdesine dokunur dokunmaz Gök Nehir Kortunun yuvası olan antik Uğursuz Gök İncir Ağacı yaşam gücüyle dolup taşarak kudretli bir mücadeleye girişti.

 

Güçlü bir kükreme eşliğinde sayısız dalı savaş alanına dalarak Ruhun Başlangıç Aşaması uzmanları da dahil olmak üzere tüm Gök Nehir Kortu yetişimcilerini sarmaladı ve yetişimciler o dallar aracılığıyla ağacın içine çekildi.

 

Yutulan yetişimciler ağaca besin oluyor, yaşam gücünün yükselmesini sağlıyordu.

 

İşte bu sayede Uğursuz Gök İncir Ağacının gövdesindeki devasa avuç izi iyileşti. Dalların yayılışı ve yaprakların açışıyla daha yoğun kükremeler işitildi ve ağaç Kan Atasının yere kilitlemiş olduğu iki daldan kurtuldu, tüm yüksekliğiyle ayaklandı.

 

Bu şekilde yeri göğü sarsacak bir kükreyişle gözlerini açtı ve o kıpkırmızı gözler havadaki bebeğe çevrildi.

 

Bebeğin uyanık kalabileceği süre on saniyeyle sınırlıydı. Ve her şey ağır çekimde yaşanmış gibi olsa da bu sürenin sadece sekiz dokuz saniye kadarı geride kalmıştı.

 

Bebek sararıp solmaya başlıyor, gözlerinin feri sönüyordu. Ancak son anlarında ağaca bakmaya tenezzül dahi etmiyordu. Başını çevirip baktığı kişi şaşkın haldeki Bai Xiaochun’du!

 

Ardından Bai Xiaochun’un zihni bulanmaya başladı ve tanıdık ama gizemli bir ses işitti.

 

“Sana qi ve kanımdan biraz vereceğim. Umarım… er ya da geç Nehre Meydan Okuyan Hapı üretebilirsin.”

 

Bebek bu sözlerle sağ işaret parmağını sallayarak ucundan bir damla kan uçurdu ve yıldırım hızıyla Bai Xiaochun’un alnına ulaştırdı. Kan göz açıp kapayıncaya dek içine işlemişti!

 

Bebek bu başarıyla birlikte gözden kayboldu.

 

Bir an sonraysa tekrar gemideki tabutunda belirdi. Yeniden gözleri kapalı bir cesede dönüşmüştü.

 

Bai Xiaochun’un içini bir titreme teslim aldı, kanı ve qi’si kabarmaya başladı. Az önce özümsediği kan damlasında uçsuz bucaksız bir güç mevcuttu. Gücün yayılışıyla uzun, delici bir çığlık attı ve ardında dokuz asura belirdi. Sonra da kan damlası sayesinde onuncu asura kendisini gösterdi.

 

Onuncu asuranın belirişiyle Bai Xiaochun’un gözleri kıpkırmızı kesildi ve başını arkaya atarak yeri göğü sarsacak bir şekilde bağırdı. Nehre Meydan Okuyan Tarikattaki herkes şoktaydı.

 

Beden gücü tavan yapmaya başlamıştı ve ikinci prangayı zorlamaya başladığını hissediyordu. Birazcık daha güçle onu aşmayı başarabilirmiş gibi görünüyordu!

 

“Ölmeyen Cennetsel Kral Bedeni!!” Suratında ve boynunda mavi damarlar patlak vermiş, bedeninden bir şok dalgası çıkmıştı. İşte o anda arkasındaki on asura kaynaşmaya başladı!!

 

Bir bütün halini aldıklarındaysa Bai Xiaochun’un içerisinde dehşet verici bir güç patlak verdi.

 

Altın ışık huzmelerinin yayılışıyla asura birleşiminin üzerine altın bir zırh yerleşti. Fiziki görünümü durmaksızın değişiyordu!

 

Artık üç başlı ve altı kollu değildi. Tam 300 metre uzunlukta öfkeli bir cennetsel kraldı. Bir Ölmeyen Cennetsel Kral!

 

Ölmeyen Cennetsel Kralın belirişi Bai Xiaochun’un sonunda ikinci prangayı da aştığının ifadesiydi.

 

Bunu yapışıyla başını arkaya atarak kükredi. Kendisini daha özgür hissediyordu. Beden gücü iyice yükselmiş, aynı zamanda Ölmeyen Cennetsel Kralın içerisinde bir yansıma görünür olmuştu. Altın bir öz!

 

Bu şey bir Ölmeyen Cennetsel Kral Özünün ta kendisiydi!!

 

Bai Xiaochun derin bir nefes alarak Ölmeyen Cennetsel Kral ve özün kendisine doğru uçmasını sağladı. Göz açıp kapayıncaya dek onunla kaynaştıktan sonraysa daha da korkunç bir enerji patlak verdi!

 

Bu iki özün gücüydü!

 

Bebekten gelen kan damlasının bir katkısı da Bai Xiaochun’un Nehre Meydan Okuyan Hapla ilgili edindiği derin kavrayıştı. Artık yeni fikirleri vardı ve hapı üretmek konusunda biraz daha özgüvenliydi!

 

Bu esnada Uğursuz Gök İncir Ağacı yükselmeyi sürdürmekte ve Nehre Meydan Okuyan Tarikat yetişimcileri tam hızla kaçmaktaydı. Kan Akımı grubu ise Usta Tanrırüzgarının talimatları doğrultusunda Kan Atasına yönelmişti.

 

Herkes Bai Xiaochun’un yaşadıkları karşısında sarsılmış olsa da durup düşünecek vakit yoktu. Ve Usta Tanrırüzgarı anında kükremişti: “Karamahzen, evladım, Kan Atasının kontrolünü ele geçir! O Uğursuz Gök İncir Ağacının işini bitir!!”

 

Bölüm 342 : Ölmeyen Cennetsel Kral Özü

#Bizimki ikinci prangayı da aşarak asuraları geride bıraktı, cennetsel kralına kavuştu. Bu seviyeyi bayağı hızlı atladık gibi geliyor, bu ara bizimki yine şansta tavan yapmış durumda.
Ayrıca bölüm arasında minicik bir paragrafta saygısızca yaşanıp bitse de tüm Gök Nehir Kortu yetişimcileri ağaca besin oldu. Yani artık geriye kalan tek düşman Uğursuz Gök İncir Ağacı.
Onun işini bitirmesi gereken kişi de yeni güçlerini edinen Bai Xiaochun. O zaman son bir mücadele vakti, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18182 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37506 Bölüm Sayısı


creator
manga tr