Bölüm 341 : ***

avatar
2636 0

A Will Eternal - Bölüm 341 : ***


Çevirmen : Clumsy 

 

Savaş giderek daha da sertleşiyordu. Tabii ki Gök Nehir Kortu cephesindeki zayiat Nehre Meydan Okuyan Tarikatınkinden çok daha fazlaydı. Neredeyse her saniye bir ölü veya yaralı oluyor, bu da Gök Nehir Kortunda bir sessizlik doğuruyordu.

 

Bu sırada Gök Nehir Kortunun tam ortasındaki büyük ağacın içerisinde yeni bir ağaç beliriyordu. O ağacın üzerinde bir ahşap kulübe bulunuyordu, dışındaysa mücadeleyi izleyen beyaz cüppeli yaşlı bir adam... Bulunduğu noktadan savaşın patlama sesleri ve çığlıkları son derece net işitiliyordu.

 

Adam tamamıyla bitkin düşmüş görünüyordu ve ona yakından bakıldığında ölüm aurasını tespit etmek mümkündü. Son nefesini vermek üzere gibi bir hali vardı.

 

Yanındaysa kiraz dudaklı ve bembeyaz dişli yakışıklı bir genç duruyordu. Sevimli denilebilecek hoş bir aroma yayan bu genç tertemiz kıyafetleriyle bir nevi göksel varlık gibiydi. Ellerini arkasında kavuşturmuş bir şekilde savaş alanını inceliyordu ve odak noktası da Bai Xiaochun’du.

 

Uzun bir müddet sonunda yaşlı adam bitkinlikten boğuklaşan bir sesle ağzını açtı: “Yoldaş Daoist Li, işler yeterince uzamadı mı?”

 

Genç, gülümseyerek yaşlı adama döndü. “Oh yo, henüz değil.” diyerek iç çekti. “Yoldaş Daoist Chen, işlerin böyle olacağını bilseydin daha önce tövbe eder miydin?”

 

Yaşlı adam bir an için sessizde durdu. Ve gözlerinin feri biraz sönmüş şekilde yanıtladı: “Ne zaman yeterli olacak? Çoktan fazlasıyla kişi öldü bile.”

 

Genç adam bir müddet sonra gülümseyerek karşılık verdi: “Peki, peki. Şuna ne dersin: Gök Nehir Kortu saklı gücünüzü çağır. O yok edilince cezanızın sonuna gelebiliriz.”

 

Yaşlı adam daha da tükenmiş görünüyordu. Pek çok kişi onun çoktan öldüğünü sanıyordu. Fakat Gök Nehir Kortunun gerçek başpapazı olan bu yaşlı adam Deva Aleminde bulunuşu sayesinde ağır yaralarına rağmen ömrünü uzatacak pek çok yola sahipti. Yani sönmek üzere bir gaz lambasını andırsa da yaşamayı sürdürebilmişti.

 

Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatı, Gök Nehir Kortunun tamamen yok olması taraftarı değildi. Onun yerine bu yaşlı adama tarikatının mahvedilişini izletmek ve bunun onun cezası olduğunu anlamasını sağlamak istemişlerdi. Yalnızca yeterince yetişimci öldükten sonra kalan çırakların yaşamaya devam etme şansı olacaktı.

 

Yaşlı adam iç çekerek yanındaki ağacın gövdesine vurdu.

 

Ağacın titreyişiyle etkisi hızla yayılmaya başladı. Göz açıp kapayıncaya dek tüm Uğursuz Gök İncir Ağacı sarsılmış, içerisinden sayısız beyaz böcek çıkmıştı!

 

Böcekler sadece parmak ebadındaydı lakin delici bir çığlıkları ve güçlü bir auraları vardı. Ortaya çıkan tüm böcekler göğe doğru havalanıyordu.

 

Bu gelişme ani bir hareketlilik doğurmuştu. Ağaçtan uçan böcek sürüsü savaşı anlık olarak duraklatmış ve bir an sonra gökyüzünde tüyler ürpertici bir manzara oluşmuştu.

 

Gök Nehir Kortunun pek az üyesi bu böcekleri tanıyordu ve onların suratlarına dehşet ifadeleri yerleşmişti.

 

Tüm tarikat beyaz böceklerle dolmuş ve monoton bir uçma sesi etrafı kaplamıştı. Herkes oluşan böcek denizine şaşkınlık içerisinde bakmaktaydı.

 

Bu böcek denizi etrafa yayılmış haldeyken büyük bir problem olmayabilirdi. Ama böcekler giderek kümelendi ve çok geçmeden sevimsiz, devasa bir böcek şekli alındı!

 

Böcek, aldığı şekille beyaz olmaktan çıkmış ve parlak kırmızıya dönmüştü. Tam 3,000 metre uzunluktaydı ve ölümcül bir zehrin siyah ışıltılarını yayan sayısız dikene sahipti.

 

Şekillenmeyi tamamlayan böcek korkunç tizlikte bir sesle pek çok yetişimcinin ağız dolusu kan kusmasına yol açtı. O yetişimcilere Gök Nehir Kortu da Nehre Meydan Okuyan Tarikat da dahildi.

 

Böceğin inanılmaz gaddar doğası tüm kalplere şok salmıştı.

 

Bai Xiaochun bile bu manzara karşısında ürpermiş haldeydi. Öz Formasyona geçmiş olmasına rağmen yaratığın aurası yüzünden dehşetle sarsılmaktaydı!

 

“Bir ölüm böceği!!”

 

“Gök Nehir Kortunun iki saklı gücünden biri! Bir ölüm böceği!!” Nehre Meydan Okuyan Tarikatın Ruhun Başlangıç Aşaması üyeleri bariz şekilde afallamıştı. Birbirlerine bakan Frijit Tarikat ve Usta Tanrırüzgarının suratlarındaki ciddi ifadeleri görmek mümkündü.

 

Bu sırada böcek güçlü bir kükreyiş sonrasında ileriye atılarak yağmur misali yeşil bir sıvı tükürmeye başladı. Toprak da dahil olmak üzere dokunduğu ne var ne yoksa dağılıyordu!

 

Ansızın acınası çığlıklar yükselmişti; Gök Nehir Kortu yetişimcileri bile bu etkiden nasibini alıyordu.

 

Asit yağmurunun yıpratıcı etkisi Bai Xiaochun’un hap üretimi sürecinde yarattığının çok ötesindeydi. Xiaochun dehşete düşmüş bir şekilde gerilemeye başlamıştı.

 

“Bu çılgın şey de neyin nesi!?!?”

 

Herkes şaşkınlığa boğulmuşken böcek yeniden hareketlendi ve her yöne bir diken yağmuru yağdırdı. Ardından ağzını açışıyla birlikte bir Öz Formasyon yetişimcisini kaparak öylece yutuverdi.

 

Bir an sonraysa sertçe yere indi, bir top şekli aldı ve yuvarlanarak yoluna çıkan her şeyi kanlı bir püreye çevirmeye başladı…

 

Ruhun Başlangıç Aşaması yetişimcilerinin saldırıları bile onu rotasından döndüremiyordu. Bazı güçlü saldırılar başarıya erişiyor ama koca böceğin üzerinden dökülen beyaz böcekler bir an sonra yeniden toparlanıp şekilleniyordu.

 

Bu sırada ahşap kulübedeki genç adam ellerini yavaşça çırptı ve gülümseyerek şöyle dedi. “Ah, bir ölüm böceği. Harika bir orta-seviye ruh hazinesi!”

 

Yaşlı adam karşılık vermedi.

 

“Bu Nehre Meydan Okuyan Tarikatın bir sürü saklı gücü var ama onların her biri ölümlü-seviyesinde ruh hazineleri. Gerçi sıra dışı bir Kan Ataları var. Başpapazların ona dokunmama emri vermesi pek yazık oldu.” diyen genç, başını üzgün bir şekilde salladı.

 

“Ruh Akımı grubunun da çok gizemli bir kökeni olduğunu duydum. Belki onların ufuklarımızı genişletecek bir ruh hazinesi vardır, ha?” Genç adam olanlar karşısında giderek daha da ilgili bir hal alıyordu.

 

İzlediği savaş alanındaysa ölüm böceği sağa sola ilerliyor, Nehre Meydan Okuyan Tarikat üzerinde ciddi hasarlar doğuruyordu.

 

Bu durum çözüme kavuşturulmazsa ölümler çok ciddi bir safhaya ulaşacaktı. Nehre Meydan Okuyan Tarikat başpapazlarının gözleri Frijit Tarikata çevrilmişti.

 

Usta Tanrırüzgarı oldukça tedirgin bir şekilde şöyle dedi: “Kardeş Frijit Tarikat, ölüm böceğinin icabına bakabileceğini söylememiş miydin?!”

 

Frijit Tarikat bir anlığına tereddüt ettikten sonra iri böceğe bakarak dişlerini sıktı ve ağzını açmadan Ruh Akımı grubunun nehirdeki gemisine yöneldi.

 

On nefeslik süre sonrasında ölüm böceği yeni bir asit yağmuru ve yeni bir diken dalgası savurdu. Nehre Meydan Okuyan Tarikat Ruhun Başlangıç Aşaması yetişimcilerinin tüm çabalarına rağmen bunu yeni çığlıklar takip etti. İşte o noktada nehirden, Ruh Akımı Cennetkarışı Savaş Gemisinden şok edici bir aura yükseldi!

 

Ölüm böceği bu aura karşısında ürperdi, bu konuda yalnız da değildi. Savaş alanında Qi Yoğunlaşmadan Ruhun Başlangıç Aşamasına dek kim varsa kontrolsüzce titremeye başlamıştı. Suratlar düşüyor, yetişim basamakları kontrolden çıkıyordu.

 

Hatta ahşap kulübedeki genç bile bariz şekilde şok olmuştu. Ardından gemiye çevrilen suratına tarifsiz bir ciddiyet yerleşti.

 

“O…”

 

Yaşlı adamınsa yüzü asılmış ve gözlerine inanamayan bir ifade takınmıştı.

 

“Yüksek-seviye bir ruh hazinesi mi?!”

 

Bu sırada az önce umursamaz bir ifade takınan Gongsun Wan’er yerinde duraksamış, onun gizemli bir ışıltı taşıyan gözleri de gemiye çevrilmişti.

 

Savaş alanına bir sükûnet çökmüştü. Şu ana dek kendisini Kan Atasından kurtarmak için çırpınıp duran Uğursuz Gök İncir Ağacı bile bir anlığına hareketi kesmişti.

 

O esnada Frijit Tarikat Cennetkarışı Savaş Gemisinin dikkatle korunan gizli odasındaki tabutun önünde diz çökmüş haldeydi, önündeki tabutta yer alan bebeğinse gözleri açılmıştı!

 

O korkunç auranın ortaya çıkışı kızın gözlerini açışıyla aynı ana denk gelmişti.

 

Tir tir titreyen Frijit Tarikat sesini yükselterek şöyle dedi: “Gerçek ruh, lütfen bu ölüm böceğini imha et!”

 

Sözlerin ağzından çıkışıyla birlikte tabuttaki bebeğin cesedi ortadan kayboldu.

 

Tekrar belirdiğinde geminin üzerindeki gökteydi ve genç bir kadına dönüşmüştü!

 

Genç bir kadın gibi görünen bebek havada süzülerek sessizce göğe bakıyordu ve gözlerine, geçmişini düşünürmüş gibi karmaşık bir merak yerleşmişti. Tabii o sessizce süzülürken diğer tüm gözler de ona çevrilmişti.

 

Herkesin kalbi ve zihni ürpermiş, içleri diz çökerek tapınma dürtüsüyle dolup taşmıştı. Ahşap kulübedeki genç ise fark edilir derecede titremekteydi.

 

“O… O…” derken suratı mutlak bir kuşkuyla dolmuş haldeydi.

 

Bölüm 341 : Gerçek Ruh Uyanıyor

#Bu genç adam hangi seviyede acaba? Deva alemindeki adamı bu şekilde süründürebildiğine göre bayağı güçlü biri olmalı... 
Ve tam savaşın sonuna geldik diye düşünürken başımıza ölüm böceği çıktı. Gerçi biricik gerçek ruhumuz onun icabına bakar diye düşünüyorum. Geçen sefer gözlerini açtığında bizim kaplumbağaya bir şeyler söylemişti, şimdi de bir şeyler söyler mi acaba diye de merak etmiyor değilim. O zaman bu merakı dindirmek için ben çevirmeye siz de okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18179 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37505 Bölüm Sayısı


creator
manga tr