Bölüm 335 : ***

avatar
2434 1

A Will Eternal - Bölüm 335 : ***


Çevirmen : Clumsy 

 

Siyah cüppeli genç kadının bitkiler üzerindeki kontrolünün İlaçların Daosuyla bir alakası olmalıydı. Bunu yetişimini yaptığı tekniklerle birleştirince içsel ilahi kabiliyet benzeri bir şey yaratmış ve bitkilerle iletişim kurmayı, onları manipüle etmeyi başarmıştı.

 

Gök Nehir Kortu uzaysal manipülasyon büyülerinde uzman olsa da nihai saklı güçleri Uğursuz Gök İncir Ağacıydı. Haliyle o ağaçla yetişim yapanların bitkilerle bir bağlantı geliştirmesi çok doğaldı. Hatta tüm Gök Nehir Kortu çırakları eninde sonunda ufak bir gök incir ağacıyla bağ kurar ve onu savaşta silah olarak kullanmayı öğrenirdi!

 

Bu ayarlama dışsal bir bitki manipülasyonundan ziyade o bitkiyle yetişimci arasındaki bağla alakalıydı!

 

Bai Xiaochun’un kabiliyetiyse tamamıyla farklıydı. O İlaçların Daosundaki yeteneğini ve Büyülü Bitki Cephaneliğini kullanıyor, bitkilerden yardım almayı veya onlarla bağ kurmayı değil, onlar üzerinde mutlak hakimiyeti arıyordu!

 

O karşılıklı arttırım ve bastırım tekniklerinde uzman ve bitki türlerini kaynaştırma işine aşinaydı. Buna Cennet-Daosu ve dokuz kristalize denizi de eklenince diğer Kuruluş Kadrosu yetişimcilerinin çok ötesinde başarılar elde edebiliyordu!

 

Bu genç kadın bir Orta Saha tarikatı seçilmişiydi. Zaten öyle olmasa Bai Xiaochun tarafından çoktan öldürülmüş olurdu. Yine de çabaları nafile gibi görünüyordu!

 

“Düş yakamdan!” Bai Xiaochun’un gök gürültüsünü andıran sesi işitilirken gözleri garip ışıklarla parlıyordu. Bu sözler eşliğinde iki elini birden salladı.

 

Ve karşılığında bitki topluluğu olduğu yerde dönerek yönünü siyah cüppeli kadına çevirdi.

 

Kadının kalan tek gözüne tam bir inanamazlık yerleşmişti, böyle bir şeyin yaşanmasını kabullenemiyor gibiydi. Bu noktada siyah şemsiye yoluyla tuzağa düşürülmüş olduğunu da anlayabiliyordu.

 

Bai Xiaochun’un savaş taktikleri, bilhassa o şemsiye kadını zaten dehşete düşürmüştü. Ama en kötüsü Bai Xiaochun’un kendisine uzaysal manipülasyon büyüsünü kullanma şansı tanımayışıydı. Onun üçüncü gözü açıkken ne yaparsa yapsın ifşa olacağını biliyordu.

 

Ve uzaysal manipülasyon büyüsü olmadan herhangi bir suikast tekniği kullanmak zor, görünmez olmak ise imkansızdı. Savaştığı kolu sakat kalmış gibiydi. Kendisini hiç olmadığı kadar güçsüz hissediyordu.

 

Bunca aksilik tattıktan sonra son çare olarak bitkilerine başvurup Bai Xiaochun’u öldürmeyi planlamıştı. Ama beklediğinin aksine bir de bitkileri üzerindeki kontrolünü yitirmişti!

 

“Bunu kabul etmeyeceğim!!” diye çığlık atarken kalan gözü iyice kanlanmıştı. Delirmenin eşiğindeydi. Bir Gök Nehir Kortu Seçilmişi olarak kendini bildi bileli kibirli bir insandı, kendisiyle aynı yetişim seviyesinde olanları rahatlıkla ezip geçebilirdi. Ayrıca Altın Öze erişmesine ramak kalmıştı. Daha önce kendisiyle aynı aşamadaki biri tarafından böyle kolayca kontrol edildiği hiç olmamıştı!

 

Bitkileri kendisine yaklaşırken acınası bir çığlık kopardı. Ve ansızın yere çöküp iki elini önüne yerleştirerek bağırdı: “Ağaç Asker Büyüsü!!’

 

Akabinde ayaklarının altından kahverengi filizler çıkmaya başladı, bu filizler kökleri andırıyordu!

 

Aynı anda teninin her noktasında yeşil damarlar oluştu ve bu olay bir bitki gibi görünme noktasına dek süregeldi!

 

Teninin yeşile dönüşüyle yaşam aurası patlak vermiş ve bir yetişimciden ağaç askere dönmüştü!

 

Ağaç Asker Büyüsü Gök Nehir Kortu yetişimcilerinin ağaç askerlere dönmesini sağlayan efsanevi bir gizli büyüydü!

 

“Bitkiler üzerindeki kontrolümü çalabileceğine inanmayı reddediyorum!!” diye boğuk bir sesle bağıran kadın o noktada kocaman bir ağaç askere dönüşmeyi tamamlamıştı!

 

Ayaklarından zemine kökler uzanıyor, kendisine bitkilerin enerjisini çekiyordu.

 

Göz açıp kapayıncaya dek tam 300 metre uzunluğa erişmişti. Uzaktan gerçek bir gök incir ağacını andırıyordu!

 

Bitki topluluğu bedenine ulaşır ulaşmaz ona itaat etmeye başladı ve etrafında dönerek sağ eline kaynadı, sonra da bir savaş baltası şeklini aldı!

 

Bu sayısız bitkiden oluşan savaş baltası etraftaki ormanı titretecek bir güç yaymaktaydı. Bu noktada Bai Xiaochun ve kadın arasındaki mücadele bir hayli dikkat çekmeye başlamıştı.

 

“Ölme zamanı!!” Gür bir sesle kükreyen kadının öldürme güdüsü patlak veriyordu. Bu bağırışla birlikte ağacı andıran kolunu kaldırarak savaş baltasını Bai Xiaochun’a savurdu.

 

Balta alçaldıkça bitkilerin gücü artıyordu, tüm orman gücünün neredeyse yarısı ölümcül bir darbede toplanmaktaydı.

 

Bai Xiaochun’un içindeyse yoğun bir kriz hissi doğmuştu. Kanlı İmha Dünyası üzerindeki kontrolü dağılmanın eşiğine gelecek derecede güçsüzleşmişti. Bu dağılış da daha çok kişinin dikkatini çekti.

 

“O Tarikat Amcası Bai!!”

 

“Büyük Kız Kardeş Tong!!”

 

İki tarafın yetişimcileri de alarm çığlıkları atarken Bai Xiaochun derin bir nefes alarak gözlerini kapattı. Ardından sağ elini kaldırdı. Amaç bir büyü yapmak veya yetişim basamağını canlandırmak değildi. Zihninde bir diken imgesi canlandırmıştı!

 

Dikenin belirişiyle alandaki su buharı yükselmeye, kalınlaşıp yoğunlaşmaya başladı ve tam 50 kilometrelik bir alanı kapladı.

 

Bu alandaki tüm Nehre Meydan Okuyan Tarikat ve Gök Nehir Kortu yetişimcileri ezici bir baskının çöküşü hissiyatıyla titremekteydi.

 

Havadaki Altın Öz yetişimcileri bile şaşkındı!

 

Tabii ağaç formundaki kadın da sarsılmıştı. Ancak durup düşünecek vakit yoktu. Tüm dikkatini Bai Xiaochun’a savurduğu baltaya vermişti.

 

Gittikçe yaklaşıyordu…

 

Bai Xiaochun’un kıyafetleri ve saçı baltanın yaklaşan gücüyle yok ediliyordu…

 

Fakat balta dokuz metre mesafeye geldiğinde Xiaochun’un gözleri ansızın açıldı ve o saniyede korkunç bir rüzgârın patlak verişiyle 50 kilometrelik alan bir bataklığa çevrildi!

 

“Bataklık Krallığı!” diye mırıldanan Xiaochun birine veya bir şeye seslenir gibiydi. Sözleri ağzından hafifçe çıkmış olsa da Ruhun Başlangıç Aşaması yetişimcilerini dahi ürpertmek için yeterliydi… Ansızın bir kükreme işitildi. Bu antik zamanlara ait, derin bir mazi taşıyan bir kükremeydi!

 

Kükremenin yoğunluğunun artışıyla yer gök titriyordu ve göz açıp kapayıncaya dek her yanı yeri göğü sarsıcı gümbürdemeler doldurmuştu.  Alandaki tüm yetişimciler tir tir titriyordu, ağaç formundaki genç kadının suratına ise tam bir kuşku yerleşmişti.

 

O surat ifadesinin gelişi ile aynı saniyede savaş baltası alçaldı ve Bai Xiaochun’un önünde bir diken belirdi!

 

30 metre. 300 metre. 3,000 metre. 30,000 metre!

 

Diken bu gümbürdeme sesleri eşliğinde büyüdükçe büyüyordu. 30,000 metreyi bulduktan sonraysa altında yeni dikenler görünmeye başladı. Tüm ışıklar sönmüş, tüm arazileri yoğun bir rüzgârın çığlıkları teslim almıştı!

 

Artık genç kadının Bai Xiaochun’a bir darbe indirme şansı kalmamıştı. Ve dikenin kendisine saplanışıyla çığlıklar eşliğinde göğe taşınıp yükselmeye başladı!!

 

Yüzü çaresizlikle yıkanırken ağaç formundan çıkarak insan formuna döndü. Ağzından kanlar akıyor, gözünün feri sönüyordu. Ölümün eşiğindeydi ve zar zor nefes alıyordu!

 

Etraftaysa güçlü dalgalanmalar hüküm sürüyordu. O yoğun su buharının içerisinde zar zor görünen dikenlerin yanı sıra muazzam bir beden de dikkat çekiyordu!

 

Fakat 50 kilometrelik bataklık bile o koca bedeni sığdırmak için yetersizdi, haliyle hiç kimse içeride nasıl bir yaratık olduğunu çözemiyordu!

 

Her halükarda o muazzam yaratığa kıyasla dikenlerin üzerindeki kadının neredeyse görülemeyecek kadar küçük olduğu ortadaydı…

 

Alandaki tüm yetişimciler tam bir şok etkisindeydi. Süreç pek sürmemişti, yalnızca birkaç nefes kadardı. O noktada Bataklık Krallığı yaratığı son bir bağırış sonrasında yavaşça silinmeye başladı. Ardından su buharlarının da yok oluşuyla her şey normale döndü. Baskı kalktığındaysa genç kadının bedeni gökten düşerek bir pat sesi eşliğinde Bai Xiaochun’un önüne yığıldı.

 

Tüm bedenini kaplayan yaralardan kanlar sızıyordu. Ölümün kıyısına gelmişti ve hem acı hem de öfke içeren gözü Bai Xiaochun’a çevriliydi. Enerjisinin son kırıntısıyla lanetler savurmak için ağzını açtı.

 

Fakat tam dudakları kımıldarken Xiaochun kolunu sıvayarak Yaşlı Zhou’nun kanından şekillendirdiği kılıcı indirdi ve kadının başını gövdesinden ayırdı!

 

Baş yana devrilirken kalan gözün de feri söndü. Kadın bedenen ve ruhen ölmüştü!

 

Kan kılıcı da yavaşça ortadan kayboldu…

 

Tam da Bai Xiaochun’un söylediği gibi kadının canını alan şey o kılıç olmuştu. Kana kan!

 

Hiçbir şey söylemeyen Xiaochun kadının çantasını alıp iç çekerek uzaklaşmak adına arkasını döndü. Fakat tam da o anda uzaklardan acılı bir bağırış yankılandı.

 

“Küçük Kız Kardeş Tong!”

 

 Bölüm 335 : Ölüm!

#Bu bölümü bayağı sevdim, cidden kaliteli bir çarpışmaydı. Hele Yaşlı Zhou'nun intikamını onun kanından yaptığı kılıçla ve aynı şekilde kafasını keserek alması çok iyi olmuş. Ben de bayağı hırslanmışım yalnız onu fark ettim 
Son anda bağıran kişinin 'küçük kız kardeş' diye bağırmasıysa bu kadından daha güçlü bir düşman mı geliyor acaba diye düşündürdü. O zaman bu sorunun cevabı için okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18354 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37573 Bölüm Sayısı


creator
manga tr