Bölüm 333 : Ankanın Çığlığı

avatar
2537 0

A Will Eternal - Bölüm 333 : Ankanın Çığlığı


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun’un kendisine pusu kuran Kuruluş Kadrosu yetişimcisini katletmeyi tamamladığı anda Gök Nehir Kortunun uzak noktalarında garip bir ses işitildi.

 

“Hehehe. Hehehe…” Herkesin işittiği bu tuhaf kahkaha bedenlerde soğuk bir ürperme yaratmış, insanlarda donma hissi doğurmuştu.

 

Kahkaha yankılanırken Gök Nehir Kortu sınırlarından bir de ışık huzmesi yükselmiş ve havada duraklamıştı. Görünen şey bir bez bebekti!

 

Yalnızca yarım metre olan bebek, deliklerle dolu eski püskü kıyafetler içerisindeydi. Kafasında sadece birkaç tel saçı vardı ve suratına uğursuz bir gülümseme yerleşmişti!

 

Tamamıyla sıradan bir şeydi, her çocuğun elde edebileceği tipte bir oyuncaktı. Ama işte orada korkunç aurasıyla süzülüyor ve kıkır kıkır gülüyordu.

 

Kırmzı ışıltılar taşıyan gözleri ona bir kana susamışlık katıyordu. Ortaya çıkar çıkmaz titreşerek gözden kaybolmuş ve yeniden belirdiğinde Nehre Meydan Okuyan Tarikat yetişimcilerinden birinin önüne ulaşmıştı. Bir an sonraysa gözleri irileşen yetişimcinin kafası patladı ve dört bir yana yayılan kanlara delice bir kahkaha eşlik etti.

 

Bu sahneyi gören herkesin soluğu kesilmişti. Bai Xiaochun’un kafatasıysa patlayacak derecede uyuşmuş haldeydi.

 

“Bu Gök Nehir Kortunun kıymetli hazinelerinden mi?” diye düşünüyordu. Bu sırada ormanın başka bir noktasında olan Gongsun Wan’er ise oyuncağa gözlerinde titreşen bir küçümsemeyle bakıyordu.

 

O anda havada yeni bir ışık huzmesi belirdi ve bez bebeğe doğru hızlanmaya başladı. O huzmenin sahibi Kan Akımı grubunun saklı gücü olan korkuluktu!

 

Korkuluk da aynı tuhaflıkta bir gülümsemeye ve ellerinde de bir deri yığınına sahipti. Uçarken elindeki derileri birer kıyafetmişçesine fırlattı ve bebeğe doğru iyice hızlanmaya başladı.

 

İki tuhaf mahluk şok edici gümbürdemelerle birlikte çarpışmış ve mücadeleye başlamıştı. Çınlayan delicesine kahkahalarsa tuhaflığın da ötesindeydi!

 

Pek çok Nehre Meydan Okuyan Tarikat yetişimcisi rahat birer nefes almıştı. Fakat Bai Xiaochun, Altın Öz yetişimcileri ve hızlı düşünen bazı Kuruluş Kadrosu üyelerinin suratlarında gergin ifadeler belirmişti!

 

“Eğer o oyuncak Gök Nehir Kortunun saklı gücüyse sıkıntı yok. Ama ya saklı güç değil de düşük seviye bir kıymetli hazineden ibaretse? Eğer düşük seviye hazineleri bile Kan Akımı grubunun saklı gücüyle ancak halledilebiliyorsa gerçek saklı güçleri nasıl bir şey?!” Bai Xiaochun’a kalırsa bu oyuncak gerçekten bir saklı güçmüş gibi görünmüyordu. Uğursuz Gök İncir Ağacı bir saklı güçken Gök Nehir Kortunun başka ne gibi saklı güçlere sahip olabileceğiniyse hayal edemiyordu.

 

Kalbi şaşkınlıkla sıkışırken havada delici bir çığlık işitildi ve Gök Nehir Kortu karargahlarından yeni bir şey havalandı. Bu tamamen kahverengimsi kan lekelerine bulanmış ve tarifsiz, korkunç bir aura yayan bir kefendi.

 

Bu kefenin de bez bebekle aynı güçte olduğu barizdi!

 

Kefen çığlıklar eşliğinde ilerlerken aşağılardan bir duman yükseldi ve dumandan çıkan altın ışıklar orta yaşlı bir Daoist şekline büründü.

 

Anında kefenle kapışmaya başlayan bu yansıma da Engin Akım grubunun saklı gücüydü!

 

Arazilerin savaş sesleriyle doluşu Bai Xiaochun’un soluk soluğa kalmasına yol açmıştı. Şu anda kendisini hiç ama hiç güvende hissetmiyordu ve hemen yeni tılsımlar çıkartmaya başladı. Düşmanlarından dört çanta topladıktan sonraysa temkinli bir şekilde savaş alanında ilerlemeye koyuldu.

 

Yukarıdaki çarpışmalardan kaçınmak için elinden geleni yapıyor, olabildiğince hızlı davranmaya çalışıp çevresine odaklanıyordu. Bir noktada gözleri ansızın titreşti ve sağ eliyle bir büyü hareketi gerçekleştirdi. Parmağını sallayarak çağırdığı menekşe kazanı doğruca yere çarptırmıştı.

 

Bu hareketiyle büyük bir krater açıldı. Soğuk bir şekilde homurdandıktan sonraysa üçüncü gözünü açarak kazanın yanında duran ve yalnızca Cennetkarışı Dharma Gözüyle görebileceği bir şeyin varlığını keşfetti.

 

Ardından bir an olsun duraksamadan yumruğunu sıkarak Asura Bedeninin kuvvetiyle saldırıya geçti.

 

Karşısındaki figür şaşkın bir şekilde son hızla gerilemeye başlamıştı. Fakat darbeyi yemekten kurtulamayarak ağzından kanlar fışkırttı. Katılaşarak orta yaşlı bir adama dönüştükten sonraysa şok içerisindeki bakışlarını Bai Xiaochun’a dikti.

 

“Beni görebiliyor musun!?!?” Bu sözler ağzından çıkarken kaçmak adına arkasını döndü. Fakat ardında bir çift kanat açılan Bai Xiaochun tek seferde ileri atılmış ve sağ bacağıyla güçlü bir tekme savurmuştu.

 

Yetişimci kendini savunmaya çalışarak bolca defansif büyülü nesne çıkarttı. Lakin çıkan patlamayla birlikte tüm nesneleri tekme karşısında rahatlıkla yok edildi. Ve bunu da canı takip etti.

 

Bai Xiaochun ise bu saldırıyla hareketini sonlandırmadı. Düşmanının çantasını kaparak Dharma gözü açık şekilde ilerlemeyi sürdürdü. Yoluna çıkan tüm gizli düşmanları kaçamaz hale getiriyordu. Çok geçmeden rotasını değiştirdi ve görüşünün avantajından faydalanarak başı belada olan yoldaşlarını kurtarmaya başladı.

 

Yol boyunca pek çok cesetle karşılaşmıştı. Kimi Gök Nehir Kortuna kimiyse Nehre Meydan Okuyan Tarikata aitti. Bir kısmını tanıyor olmaksa derin bir sessizliğe boğulmasına yol açmıştı.

 

Hislerini nasıl ifade edeceğinden emin değildi. Ama emin olduğu bir şey vardı: öldürücü aurası an geçtikçe yoğunlaşıyordu…

 

“Demek yetişim buna yol açıyor, ha?” diye mırıldandı. Meselenin özünü anlıyordu. Luochen Klanı, Düşmüş Kılıç Uçurumu ve Engin Akım savaşı tecrübeleri ona bunu öğretmişti. Ama ne zaman gerçeklikle yüzleşme vakti gelse içi karmaşık duygularla doluyordu.

 

O kendi sessizliğiyle boğulurken uzaklardan ani bir çığlık işitildi. Stres ve kederle dolu bu çığlığı işitmek kalbini acıtmıştı.

 

Diğer insanlar bu çığlığı işitecek hassaslıkta olmayabilirdi ama Bai Xiaochun’a bir gök gürültüsü gibi net gelmişti. O çığlığı tanıyordu!

 

“Bir anka kuşu mu?” Bai Xiaochun çığlıkları takip ederek olabildiğince hızlandı. Ve yaklaştığında yıllar önce Afrodizyak Hapını vermiş olduğu anka kuşuyla karşı karşıya olduğunu gördü. Kuş tamamıyla çıldırmış görünüyordu; yaralanmasına ve kandan sırılsıklam olmasına rağmen Gök Nehir Kortunun siyah cüppeli genç bir kadınına karşı varını yoğunu ortaya koyuyordu.

 

Genç kadının yüzünde gaddar bir ifade vardı ve güzelliğini gölgeleyen uzun, çirkin bir yara izi taşıyordu. Gözleri öldürücü ışıltılarla titreşiyor ve yoğun bir tehlike hissiyatı yayıyordu.

 

Elindeyse yaşlı bir adamın kesik başı vardı ve cesedin gözlerinde ölümden önce yerleşen inanamaz bir ifade donup kalmıştı.

 

Kadının ayaklarının altındaysa Ruh Akımı grubu cüppeli başsız bir beden yatıyordu…

 

Bai Xiaochun kafayı görür görmez titremeye başlamış, gözleri irileşmişti. “Yaşlı Zhou!!”

 

Kesik kafa, Li Qinghou’dan tepe lordluğunu devralan Ruh Akımı Kokulu Bulut Tepesinin Yaşlı Zhou’sundan başkası değildi!  

 

Bai Xiaochun bariz bir şekilde titremeye başlamıştı, dudakları kıpırdanırken aklına sayısız anı doluşuyordu…

 

Büyük Şişman Zhang ile birlikte Yaşlı Zhou’nun kıymetli mallarını yağmalayışları…

 

Yaşlı Zhou’nun kendisini İlaç Yapım Tesisinden kovalamasına yol açan anka kuşu vakası…

 

Onun Kokulu Bulut Tepesinde ardından öfkeli bağırışlarla koşuşu, kendisinin attığı acınası çığlıklar…

 

Kuzey ve güney yakanın Seçilmiş mücadelesinde sonuncu olmaya niyetlenmişken onun tahrik edişiyle kaçmaya başlayıp birinci oluşu…

 

Tüm bu anılar zihnine dolmuş ve tarifsiz bir kedere dönüşmüştü. Kalbi o kederle dolarken göklerden inen bir yıldırım misali patlamaya hazırdı.

 

Gözlerini karşısındaki genç kadına dikerken ellerini yavaşça yumruğa çevirdi.

 

Bai Xiaochun’u gören anka kuşu ıstırap dolu tiz bir çığlıkla ona doğru uçmaya başladı. İşte o anda genç kadın elini yavaşça kaldırarak kuşa yönlendirdi.

 

Çıkan siyah ışık huzmesi kocaman bir ağza dönüşerek tüketmek adına anka kuşuna atıldı.

 

“Canına mı susadın!?!?” diye kükredi Bai Xiaochun. Bir adım öne çıktığında çelik damarları atmaya başlamıştı. Ardından bir adım daha attı, anka kuşunu geçti ve yaklaşan ağza doğru yumruğunu savurdu.

 

Bir patlama sesiyle birlikte ağız parçalara ayrılırken dört bir yana siyah bir sis yayıldı. Fakat sis ortadan kaybolmak yerine genç bir kadın şekli aldı!

 

Artık uzaktaki versiyonu bir ardışık imgeden ibaretti. Gerçek bedeni ise Bai Xiaochun’un tam önünde küçümseme dolu bir sesle işaret parmağını alnına saplamaya çalışmakla meşguldü!

 

Yakınlığından ötürü kaçınmak gibi bir seçenek yoktu. Zaten Bai Xiaochun da böyle bir şeyi yapmayı değerlendirmeye dahi almamıştı. Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniğinin gücünün patlak vermesini sağlayarak ardında bir Asura Bedeni belirtti. Ve geri çekilmek yerine kafa atmaya karar verdi!

 

Genç kadının suratı düşmüştü. Böyle sert bir şey beklemiyordu. Tepki veremeden önce parmağı Xiaochun’un kafasıyla buluştu ve bir çatlama sesi yayıldı. Anında gerilerken parmağı ezilmiş, gözlerine son derece ciddi bir ifade yerleşmişti.

 

Boğuk bir sesle, “Seninle dalaşmaya harcayacak vaktim yok!” diyen kadın uzaklaşmak adına arkasını döndü.

 

“Ama benim canım tam da seninle dalaşmayı istiyor!” Bai Xiaochun alnı yaralanmış olsa da farkındaymış gibi görünmüyordu. Sağ eliyle bir büyü hareketi gerçekleştirerek avcunu uzattı ve bağırdı: “Kanlı İmha Dünyası!”

 

O anda uçsuz bucaksız bir kan qi’si patlak verdi ve şekillenen mühür işaretleri koca bir dünya şekli alarak genç kadının önünü kesti.

 

#Bu bölümü okurken çok üzüldüm yaa. Bu seride pek etkisi olmasa da Yaşlı Zhou'yu çok seviyordum... Zaten genel olarak mağdur karakterleri severim ve izlediğim hemen hemen tüm dizilerde önce benim sevdiğim karakterleri öldürürler 
Zavallı anka kuşu da başına gelen onca çileden sonra bir de sahibini kaybetti. İnşallah hiç değilse o bu işten sağ kurtulur ve katil kadın da bizimkinden belasını bulur. Bu arzularla bir sonraki bölüme geçiyorum, orada görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18100 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37369 Bölüm Sayısı


creator
manga tr