Bölüm 328 : Uğursuz Gök İncir Ağacı!

avatar
2660 0

A Will Eternal - Bölüm 328 : Uğursuz Gök İncir Ağacı!


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun Kan Atası ile Orta Sahalarda ilerlerken kendisini bütünüyle özgür ve kısıtsız hissediyordu. Artık Kan Atasının bedenini tam bir çeviklik ve maharetle kontrol edebiliyordu.

 

Nehir gittikçe derinleşmeye başlamış ve sular çok geçmeden Kan Atasının göğsüne dek yükselmişti.

 

Üç Cennetkarışı Savaş Gemisiyse ruhsal enerji bolluğu sayesinde daha da hızlı ilerliyor, deve rahatça ayak uyduruyordu.

 

Grup Cennetkarışı Nehrinde yükselen gümbürdemeler eşliğinde nehir boyunca yükselmeye devam ediyordu.

 

Bu noktada üç grubun başpapazlarının emriyle gemilerin devasa yelkenleri açıldı ve tüm yelkenlerin üzerinde dört ışıltılı, altın kelime gözler önüne serildi!

 

Nehre Meydan Okuyan Tarikat!!

 

Bu, Nehre Meydan Okuyan Tarikat isminin yetişim dünyasının Orta Sahalarında ilk görünüşüydü. Rüzgârın etkisiyle yelkenler savruldukça bu kelimeler iyice etkileyici bir hal almaktaydı!

 

Dört grubun başpapazları bu kararı daha önceleri almıştı. Nihai başpapaz Usta Tanrırüzgarı o zamanlar Kan Atası planının işleyeceğinden tamamen emin değildi. Bu yüzden üç Cennetkarışı Savaş Gemisinin kullanılma sebebi yalnızca tarikat üyelerini taşımak değildi, aynı zamanda görenleri etkileyip huşu içerisinde bırakmak da amaçlanmıştı.

 

Bu, an itibariyle Gök Nehir Kortu tarafından kontrol edilen alanlardaki bireylerin olası güç sergileme çabalarını engellemek adına bir girişimdi.

 

Ve işe yaradığı da ortadaydı!

 

Orta Sahalar Aşağı Sahalara oranla çok daha büyüktü. Zaten tüm Aşağı Sahaların tek bir Orta Saha tarikatı tarafından kontrol edildiği düşünülünce alanın ne kadar büyük olduğunu hayal etmek zor olmasa gerekti.

 

Ara ara nehir kıyısında ufak tarikat ve yetişim klanları görünmekteydi. Bu grupların Gök Nehir Kortuyla eşsiz bir ilişki içerisinde oldukları barizdi, aksi takdirde nehre bu kadar yakında kurulmalarına izin verilmezdi.

 

Bu gruplar eskiden gururlu ve kibirliydi, Orta Sahalardaki saygıdeğer pozisyonları gereği keyifleri de yerindeydi. Aşağı Sahalaraysa küçümseyerek bakarlardı.

 

Fakat Gök Nehir Kortunun cezalandırılışı bu grupları fazlasıyla germişti. Üstüne üç Cennetkarışı Savaş Gemisini görmekse gözlerini iyice irileştirdi. Korku ve huşu doluyor, gördüklerine inanmakta zorlanıyorlardı. En başı çeken devin yarattığı duygulardan bahsetmeyeyse gerek dahi yoktu.

 

“Onlar Nehre Meydan Okuyan Tarikat mıymış?”

 

“Aşağı Sahalardan geliyorlar…”

 

“Yerlerine geçme umuduyla Gök Nehir Kortuna saldıracaklar!!” Yetişim klanları ve ufak tarikatlar gerginlik içerisinde titremeye, gördükleri karşısında sarsılmaya başlamıştı!

 

Savaş gemileri ve devin gözden kayboluşuyla bu gruplar aceleyle Orta Sahalardaki tüm tanıdıklarına haber uçurdu. Ve çok geçmeden nehrin diğer kortlarının üyeleri bile olan bitenden haberdar hale geldi.

 

Gök Nehir Kortunun diğer klanlarıysa ya dehşete düşmüş ya da gerilmişti. İçlerinde kanlı gözlerini kısarak ne yapacaklarına karar vermeye çalışanlar da vardı.

 

Daha önce iyi muamele görmemiş olan ve bilhassa Gök Nehir Kortu sınırlarında bulunanlarsa çabucak kararını vermişti.

 

“Bu Nehre Meydan Okuyan Tarikat için bir fırsat olduğu gibi Zhoushi Klanımız için de bir fırsat!”

 

“Nehre Meydan Okuyan Tarikatın en çok ihtiyacı olduğu anda müdahale ederiz. Eğer Gök Nehir Kortuna saldırırken onlara katılırsak savaştaki erdemimizle klanımız adına koruma kazanırız. Bu da bize en az 1,000 yıl boyunca istikrar sağlar!!”

 

“Hadi bu riski alalım! Eğer şimdi saldırmazsak cennetler bize başka bir şansı bir daha ne zaman verir kim bilir!”

 

Çok geçmeden tüm Gök Nehir Kortu arazilerinde bir kargaşa patlak vermiş ve çokça grup Gök Nehir Kortu karargahlarına yönelmişti.

 

Bu esnada Bai Xiaochun'un nehirdeki ilerleyişi biraz yavaşlamıştı. Bu başpapazların ortak kararıydı. Onlara kalırsa Gök Nehir Kortuna bir gün erken veya bir gün geç varmaları bir şey değiştirmeyecekti.

 

Ayrıca Nehre Meydan Okuyan Tarikat haberlerinin her yere yayılmasını istiyorlardı. Bu sayede onlara katılmayı arzulayan tarikat veya klanların karar verme zamanı olacaktı. Aynı şekilde kararsız olanlara da Gök Nehir Kortuna yaklaşıp olup bitenleri izleme fırsatı doğacaktı.

 

Gök Nehir Kortuna doğru zamanda saldırarak kazanma şansları maksimize edilecekti!

 

Bu planı işiten Bai Xiaochun iç çekmeden edememişti. Başpapazların bir kumar oynadığı ortadaydı. Ama bildiği kadarıyla her biri planlama ve kumpaslarda uzman yaşlı kurnaz tilkilerdi.

 

Hepsi bir araya gelmişken işler en ince detaylarına kadar düşünülmüş olmalıydı.

 

Bir noktada üç grubun başpapazları Kan Atasının omuzlarındaki yerlerini aldı ve onlar bağdaş kurarken Usta Tanrırüzgarı illüzyon bir formda Kan Atasının kulağında şekillenerek konuşmaya başladı: “Gök Nehir Kortuna saldırımız üç ana kuşatma içerecek!”

 

Kısıtlayıcı büyüler sayesinde hiç kimsenin kulak misafiri olmaması garantilenmişti.

 

Bai Xiaochun ise göz ucuyla omuzlarına yerleşen karıncamsı formlara bakıyor, canı sıkılmadan edemiyordu.

 

“İlk saldırı su yoluyla olacak! Bunun yıldırım hızıyla olması ve bir an önce galibiyet elde etmemiz gerek! Yalnızca bu şekilde yetişim klanlarını ve diğer tarikatları etkileyip bizlere katılmaları yönünde güven verebiliriz!”

 

“Haklısın. İkinci saldırı ormandan olacak! Gök Nehir Kortu devasa bir alan ve iki tarafı da ormanla çevrili. Acı bir mücadele olacak, ana hedefimizse Gök Nehir Kortu karargahlarına ulaşmak!”

 

“Heh heh. Yani üçüncü saldırı da bizzat karargahlara olacak diyorsun!”

 

“Evet. Ama son saldırının en zor kısmı Gök Nehir Kortu yetişimcileriyle baş etmek olmayacak. Her yüz yılda bir 1,000,000 yetişimcinin eti ve kanıyla beslenen Uğursuz Gök İncir Ağacı olacak! Gök Nehir Kortunun deva başpapazı ölmüş olsa da aldığımız bilgiler bize Uğursuz Gök İncir Ağacının hala hayatta olduğunu gösteriyor. Üstelik gücü de bir devanınkine benziyormuş…”

 

Başpapazların planlamasını işiten Bai Xiaochun’un kalbi şaşkınlıkla atmaya başlamış, Uğursuz Gök İncir Ağacını duyduğundaysa merakının kabarmasına engel olamamıştı.

 

Vakit gelip geçmiş ve yarım ay geride kalmışken ilk yetişimci klanı kendisini Nehre Meydan Okuyan Tarikata takdim ederek müttefikliğini ilan etti!

 

Gök Nehir Kortu saldırısında Nehre Meydan Okuyan Tarikata katılacaklardı!

 

Bekleme gereği duymadan dahil olan bu grup Nehre Meydan Okuyan Tarikat tarafından bir hayli ciddiye alındı ve gemilere davet edilmemiş olsalar da onlara ileriye yönelik bolca fayda vaat edildi.

 

Takip eden günlerde müttefiklik teklif eden yeni gruplar da oldu. On beş günün daha geride kalışıyla Nehre Meydan Okuyan Tarikata katılanların sayısı 30 klan ve beş ufak çaplı tarikatı bulmuştu.

 

Gök Nehir Kortuna yaklaşıldıkça bu durum diğer grupları da etkilemeye ve kararlarında büyük bir etmen olmaya başlamıştı.

 

Nehre Meydan Okuyan Tarikat artık hazır oldukları kanaatindeydi. Bu düşünceyle ve gümbürdeme sesleri eşliğinde önde Kan Atası, arkada üç Cennetkarışı Savaş Gemisi nehri yara yara tam hızla ilerliyordu.

 

Birkaç günün sonunda Nehre Meydan Okuyan Tarikat üyelerinin gözlerine nehrin yukarılarında göz kamaştırıcı bir manzara takılmıştı. Bu göğe uzanan ve nehrin iki yakasını bağlayan devasa bir ağaçtı!

 

Bu devasa ağaca bir gök incir ağacı deniyordu!

 

Ağaç yıllaaar yıllar boyunca yaşamış ve on binlerce metre uzunluğa erişmişti. Kökleri nehrin iki yakasına da yayılmış ve su yüzeyine aşağıdan sarılmıştı. Ufak köklerin birleşimi ise insanlara yürüyüş yolu oluşturmuştu. Manzara bütünüyle şok ediciydi!

 

Nehir yakalarına saplı kökler de sayısız ufak gök incir ağacı şekli almıştı, o muazzam büyüklükteki ağacın çocukları gibi görünüyorlardı. Hepsi birbirine bağlı olduğu içinse kocaman bir orman manzarası sağlanıyordu!

 

O ormanda kan aurası hakimdi. Adeta et ve kandan güç bulan koca bir mezarlıktı.

 

Sebepse gök incir ağaçlarının et ve deri ziyafetinden çok hoşlanıyor olmasıydı!

 

Nehre Meydan Okuyan Tarikat başpapazları bu ağaçlar hakkında bilgi edinmiş olsa da buna bizzat şahit olan tarikat üyeleri zihnen sarsılmadan edememişti.

 

Ana ağaç bir ölüm aurası yayıyordu ve pek çok dalıyla uzvu kurumuş, ormandaki ufak ağaçlar tarafından kuşatılmıştı.

 

Daha da hayret uyandırıcı olansa ana ağacın gövdesinin ortasında yer alan kocaman el iziydi, sanki biri onu yok etme niyetiyle bir avuç darbesi gerçekleştirmiş de izini bırakmış gibiydi!

 

Uğursuz Gök İncir Ağacının ölmese de ölümün eşiğine geldiği ortadaydı. Buna rağmen gücünün son kalıntısıyla alandaki her şeyi tehdit etmekten geri kalmıyordu!

 

Gök Nehir Kortu uğursuz bir havayla dolup taşıyordu. An itibariyle ortalıkta hiçbir yetişimci görünmese de incir ağaçlarından gelen nefret dolu bakışlarını tespit etmek mümkündü. O bakışların çoğunun hedefiyse Bai Xiaochun ve Kan Atasıydı.

 

#Yeni katılan klan ve tarikatçıklarla birlikte savaşa çok yaklaştık. Kurnaz başpapazlarımızın planları işe yarıyor gibi görünüyor, saldırıya dair planlamaların nasıl ilerleyeceğiniyse birlikte göreceğiz.
O zaman bir orta saha tarikatı ve onların gök incir ağacıyla çarpışmak için okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18149 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37428 Bölüm Sayısı


creator
manga tr