Bölüm 326 : İstikamet Orta Sahalar!

avatar
2575 0

A Will Eternal - Bölüm 326 : İstikamet Orta Sahalar!


Çevirmen : Clumsy 

 

Nehre Meydan Okuyan Tarikatın dört grubu da şahit oldukları bu inanılmaz olayı asla unutamayacaktı. Zihinlerine ve ruhlarına kazınmıştı, ebediyete dek orada kalacaktı!

 

El zemine yerleşirken kolun kalanı da suyun yüzeyine çıkmaktaydı!

 

Nehirdeki güçlü dalgalar Engin Akım grubunun 210,000 metrelik Cennetkarışı Savaş Gemisini bile sallayacak düzeydeydi. Hap Akımı grubunun savaş gemisinin sabit tutulabilmesi içinse başpapazların müdahalesi gerekiyordu.

 

Tüm gözlemcilerin zihinleri Cennetkarışı Nehrinden çıkan devasa kol karşısında boşlaşmıştı.

 

Hüküm süren sessizlik sırasında iki ışık huzmesi göğe yükselmeye devam ederken yoğun gümbürdemelere rengarenk ışıklar ve güçlü bir rüzgâr eklendi. Ardından herkes tarifsiz güçte bir enerjinin yayıldığını hissetti.

 

Cennetkarışı Nehrinin ortasında beliren ve bir adayı andıran şey sulardan yavaşça yükselen bir eldi!

 

Artık 300,000 metre uzunluktaki Cennetkarışı Savaş Gemisi dahi kabaran dalgalardan etkilenmeye başlamıştı. Üç gemi de nehir boyunca itiliyor, gözlemcilerin soluğu kesiliyordu.

 

Gongsun Wan’er’in bile gözleri irileşmiş, suratına çok nadir görülen bir şok yerleşmişti.

 

Kafanın yavaşça yükselişiyle gören herkesi iliklerine dek sarsacak iki göz ortaya çıktı. Ardından burun ve dudaklar geldi. Son olarak işitilen kükreyiş ise cennetleri sarsacak düzeydeydi.

 

Gök gürültüsünü andıran ses yeri göğü inletirken Kan Atasının eli inmeye devam ediyordu ve görünme sırası boyundaydı!

 

Henüz hiç kimse tepki verme fırsatı bulamamışken Cennetkarışı Nehrinde bir patlama gerçekleşti ve 300 metre uzunlukta dalgalar eşliğinde yeni bir el daha sudan çıkarak karşı tarafa yerleşti.

 

Yer sarsılıyor, çatlaklar açılıyor, arazilerin bir kısmı tamamıyla çöküyordu. Kan Atasının elinin altında kaskatı görünen toprak adeta macun kıvamına geliyordu.

 

İki elin de sıkıca yerleşmesiyle unutulamayacak büyüklükte bir figür nehrin içerisinden ağır ağır ayaklanmaya başlamıştı.

 

Baş, boyun, omuzlar ve göğüs inanılmaz bir yüksekliğe çıkmaktaydı. 300 metre. 3,000 metre. 30,000 metre. Çok geçmeden Kan Atasının nehirden yükselen kısmı on binlerce metreye erişmişti.

 

Geniş omuzları neredeyse Cennetkarışı Nehrinin genişliğindeydi. Her kasından korkunç bir baskı yayılıyordu ve beli öylesine inceydi ki omuzlarıyla bir üçgen oluşturuyor gibiydi…

 

Belinin altı nehir yüzeyinin altında kalmış olsa da fırsatını bulan kişi Kan Atasının ayaklarının çoktan nehrin dibine yerleşmiş olduğunu görebilirdi!

 

Cennetkarışı Nehri yetişimciler için fazlasıyla derin olsa da Kan Atası için öyle değildi!

 

Ayaklanan kişi Kan Atası olabilirdi lakin onun ruhunu ve bedenini kontrolü altına alan kişi Bai Xiaochun’du. Kan Atasının gözlerinden bakılınca yer ve gök çok daha küçük geliyordu. Dağlar oyuncaktan farksız, kudretli nehir ise küçük bir akıntı gibiydi.

 

Aynı şekilde en görkemli ağaçlar birer çim parçası, yetişimcilerse minicik karıncalardı…

 

Bu hissiyatı tarif etmek imkansızdı. Bakışlarını kaldırdığında uzanıp gökteki cennetsel bedenleri çekip alabilecek gibi hissediyordu. Kalbi küt küt atıyordu ve bir an sonra başını arkaya atıp uzunca bir bağırış koyuvermekten kendisini alamadı!

 

O bağırış gökleri ve tüm kıtayı sarsmaya yetmiş, kuş ve yaratıklar dehşet içerisinde titremiş, Cennetkarışı Nehri suları kabarmıştı. Hatta yüzeyden kafasını kaldıran devasa altın timsah bile sarsılmış görünmekteydi.

 

Benzer şekilde dehşete düşen ve sarsılan pek çok koca yaratık söz konusuydu.

 

“Kan Atası!” diye mırıldandı kurucu başpapaz Frijit Tarikat. Kafatası karıncalanmıştı ve bariz şekilde titremekteydi. Yanındaki Li Zimo, Başpapaz Demirodun ve diğer başpapazların da betleri benizleri atmıştı.

 

“Gerçekten hareket etmiş olduğuna inanamıyorum…”

 

“İşte izlenim dediğin böyle bırakılır. Kan Akımı grubu nehirde ilerlemek için Kan Atasının bedenini kullanacak!!” Başpapaz Kızılruhun nutku tutulmuş, Engin Akım grubunun diğer Ruhun Başlangıç Aşaması Daoist ustalarıysa tamamen sersemlemişti.

 

Hap Akımı grubu için durum daha da vahimdi. Tüm gözler güneşi bile gölgede bırakarak yükselen figürün üzerindeydi!

 

Başpapazlar bile böyle tepki verirken Altın Öz ve Kuruluş Kadrosu uzmanlarından bahsetmeye gerek yoktu. Dört grubun yetişimcileri de sarsılmış ve heyecana kapılmıştı. Tabii ki en heyecanlı olanlar Kan Akımı grubuydu. Hepsi diz çökerek Kan Atasına secde etmeye, avazları çıktığınca bağırmaya başlamıştı.

 

“Selamlar, Kan Atası!!”

 

“Selamlar, Kan Atası!!” Bu kelimeler arazilerde şok edici bir şekilde yankılanmaktaydı!

 

Bu esnada Ruh Akımı grubunun Cennetkarışı Savaş Gemisindeki Gongsun Wan’er Kan Atasına bakarken garip bir surat ifadesi takınmıştı. Kafası karışık ve kaşları çatıktı; bir şey anımsamaya çalışıyor ama bunda zorlanıyor gibiydi.

 

Ardından Kan Atasının gözlerini gördü ve Bai Xiaochun’un gözlerine baktığı hissine kapıldı. Bu noktada bakışlarına gizemli ışıltılar yerleşti.

 

Yüzüne hem saygı hem korku hem de herkesinkini aşan bir kuşku yayılan bir kadın daha mevcuttu.

 

Bu genç kadın Hap Akımı grubundaydı. Ve öylesine güzeldi ki hemen hemen tüm erkekler onun… yani Chen Manyao’nun yanında kontrolü kaybedebilirdi.

 

Yine hiç kimsenin, hatta Bai Xiaochun’un bile fark etmediği gölgemsi bir figür söz konusuydu. Xiaochun Kan Atasının kontrolünü tamamen ele geçirirken o figür de gökte yükselmişti.

 

Uzun siyah cüppeli adamın yüz hatlarını çıkartmak imkansızdı. Fakat çok yaşlı olduğu barizdi, üzerine bir ölüm aurası yerleşmişti.

 

Kan Atasına eski günleri yad edermiş gibi görünerek, karmaşık duygularla bakmaktaydı.

 

Bai Xiaochun bu kişiyi görebilseydi anında tanırdı. Çünkü o yaşlı adam, zamanında isimsiz dağlarda hayatını kurtaran kişinin ta kendisiydi. Yani mezar bekçisi!!

 

Mezar bekçisi bir an sonra iç çekerek, en ufak bir iz bırakmadan ortadan kayboldu…

 

Kan Atası ayaklanırken inanılmaz miktarda Cennetkarışı Nehri suyunu da beraberinde kaldırmış ve toprağın yüzeyine yağmur misali dökmüştü. Başpapazlar o suyu tüm grupların yetişimcilerinden çekebilmek adına anında harekete geçti. Sonuçta su, güçsüz yetişimcileri anında eritebilecek kapasitedeydi.

 

Bai Xiaochun ise etrafını izlemekle meşguldü. Henüz tattığı yeni hislere tamamıyla alışmış değildi. Fakat Cennetkarışı Nehrindeki karmaşanın herhangi birine zarar vermediğini görünce rahat bir nefes aldı. Hemen ardından bedeninin Kan Atasını kontrol etme işinden faydalandığını ve yavaşça güçlenmekte olduğunu fark etti.

 

Asura Bedeni gelişiyordu!

 

“Kan Atasının ölü olması ne kötü. Onun bedenini kontrol edebiliyorum ama hayattayken sahip olduğu gerçek gücü salamıyorum. Salabildiğim fiziksel beden gücü gerçek potansiyelinin yalnızca ufak bir kısmı.” Kan Atasıyla olan bağlantısı üzerine bir müddet kafa yorduktan sonra durumla ilgili daha iyi bir fikir edinmişti.

 

Kontrol ettiği ufak güç bile tek yumrukla bir Ruhun Başlangıç Aşaması başpapazının katlanabileceğinden fazlasını sunardı!

 

Bai Xiaochun Kan Atasının içerisindeki diğer Kan Akımı grubu yetişimcilerinin düşünce ve dalgalanmalarını hissedebildiğini de fark etmişti. Hatta nihai başpapaz Usta Tanrırüzgarın ilahi hislerini bile duyumsayabiliyordu. Bu farkındalıkla elini yeniden bir zamanlar bir Kan Akımı Tarikatı karargâhı olan noktaya koydu.

 

Ve tüm arazileri sarsacak bir sesle ağzını açtı: “Kan Akımı grubu, bana gelin!”

 

Heyecanlı Kan Akımı grubu çırakları aceleyle eldeki açıklığa uçmaya başladı. Ve her biri güvenle Kan Atasının içerisindeki yerini aldıktan sonra Bai Xiaochun eli yeniden kaldırarak nehri işaret etti.

 

“Nehre Meydan Okuyan Tarikat ordusu, ileri marş!!”

 

Sesi yankılanırken Kan Atasının bacaklarından biri öne geçti ve nehir boyunca yürümeye başladı!

 

Ardından Ruh Akımı grubu kurucu başpapazı Frijit Tarikat derin bir nefes alarak elini salladı, Ruh Akımı grubunu harekete geçirdi. 300,000 metrelik Cennetkarışı Savaş Gemisi şok edici bir güç patlamasıyla birlikte Kan Atasının ardından suları yarıp geçmeye koyuldu.

 

Engin Akım ve Hap Akımı grupları da benzer şekillerde harekete geçti. Çok geçmeden her biri Cennetkarışı Nehrinde Orta Sahalara doğru ilerlemeye başlamıştı.

 

Güneş batıyor, kocaman bir dev önderliğinde üç savaş gemisi ilerliyordu. Onlar nehirde ilerledikçe yer ve gök sarsılıyordu. Büyüleyici bir manzaraydı!

 

Cennetkarışı Nehri yaratıklarıysa yollarına girdikleri bu ordudan kaçmaktan başka bir şey yapamıyordu…

 

#Bu bölümle birlikte 'Karamahzen Efsanesi' isimli ikinci kitabı bitirip 'Nehre Meydan Okuyan Tarikatın Yükselişi' isimli üçüncü kitaba geçiyoruz.
Bolca güldüğümüz, heyecanlandığımız ve güçlendiğimiz bir kitaptan sonra sırada tarikat olarak güçlenilecek yeni bir kitap var. O zaman yaklaşık 50 bölümlük üçüncü kitaba ve yepyeni maceralara başlamak için bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18099 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37357 Bölüm Sayısı


creator
manga tr