Bölüm 323 : Kan Akımı Tarikatında Toplanma

avatar
2714 0

A Will Eternal - Bölüm 323 : Kan Akımı Tarikatında Toplanma


Çevirmen : Clumsy 

 

Başpapazların ve miras kesimi yetişimcilerinin dönüşüyle Cennetkarışı Savaş Gemileri yapımının son aşaması başlatılmıştı. Tarikattaki herkes deva alemi yaratığının omurgasıyla gemi omurgası yapımına yardımcı olmuştu.

 

Yapılan üç gemi de farklı boyutlardaydı. Bilhassa 300,000 metre uzunlukta olanı tamamıyla huşu uyandırıcıydı. Henüz harekete geçmemiş olsa da gören tüm Ruh Akımı Tarikatı çıraklarında saygı uyandıran devasa bir dağ gibiydi!

 

Ve bu yalnızca dış görünümdü! Cennetkarışı Savaş Gemilerinin en büyüğünden yayılan şok edici aura Ruhun Başlangıç Aşamasındaki bir başpapazdan üstündü. Bütünüyle bambaşka bir seviyedeydi; bir deva aurasıydı!

 

Ruhun Başlangıç Aşamasından sonra Deva Alemi gelirdi. Bu gemi de bir deva yaratığının omurgasından yapıldığı için tam olarak Deva Alemi gücü salamasa da inanılmaz güçlüydü. Bu sayede Cennetkarışı Nehri üzerindeki yolculuk çok daha güvenli olacaktı. Buna bir de Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatının Dharmic kararı eklenince yol boyunca hemen hemen hiçbir tehlikeyle karşılaşmayacakları kesindi.

 

Tabii ki savaş gemilerinin en büyüğü savaşa gidecek olan tüm Ruh Akımı Tarikatı yetişimcilerinin sığacağı büyüklükteydi!

 

İkincisi biraz daha küçüktü, yalnızca 210,000 metre uzunluktaydı ve Engin Akım Tarikatına özel olarak hazırlanmıştı. Son ve en küçük gemi ise 90,000 metreden ibaretti. Fakat en büyüğüyle aynı şekilde üretildiği için Deva Alemi aurası yaymaktaydı.

 

Dört başpapaz geçici karargâhtan ayrılmadan önce Kan Akımı grubunun bir gemiye ihtiyacı olmadığında karar kılmıştı. Belli ki Cennetkarışı Nehri üzerinde seyahat etmek için farklı bir yöntemleri olacaktı.

 

Üçüncü geminin de tamamlanışıyla tüm Ruh Akımı grubu çırakları sarsılmıştı. Herkes savaşın en kritik kısmının yaklaştığının bilincindeydi!

 

Yakında Gök Nehir Kortunu yok edip yerlerini almak için nehirde seyahat edeceklerdi!

 

Bai Xiaochun hiç kimsenin ölmesini istemiyordu. Fakat bir aziz değildi ve tanımadığı insanlar için bu hisleri taşımıyordu. Onun umursadığı kişiler ailesi ve arkadaşlarıydı!

 

Yarım ay sonra tarikatta kurucu başpapazın sesi yankılanmaya ve çanlar çalınmaya başladı. “Gemiyle açılması planlanan tüm Nehre Meydan Okuyan Tarikat Ruh Akımı grubu üyeleri! İstikamet önce Kan Akımı grubu, sonra da Cennetkarışı Nehri!”

 

Ruh Akımı grubu anında harekete geçti. Kaos yoktu. Tarikat Lideri Zheng Yuandong’un ve tepe lorlarının yaptığı ayarlamalar sayesinde tüm çıraklar ve savaş yaratıkları düzenli bir şekilde gemiye yerleşiyordu.

 

Kıymetli hazineler ve saklı güçler de gemiye yüklenmişti. Hatta Bai Xiaochun üzeri örtülü tanıdık bir tabut da görmüştü. O tabut başpapazın koruması altında geminin gizi bir noktasına taşınmıştı!

 

Bai Xiaochun’un o tabutta gerçek ruhun yer aldığını anlaması için tek bakış yetmişti!

 

“Gerçek ruhu bile götürüyorlar…” diye mırıldandı kendi kendine. Ruh Akımı grubunun bu savaşa varını yoğunu kattığı ortadaydı!

 

Ruh Akımı grubunun dokuzuncu tepesinin de gemiye katılması tam üç günü aldı. O noktada Ruh Akımı Tarikatı bir hayli boşalmış, geriye yalnızca ulu büyü formasyonunu aktif tutup karargahları koruyacak bazı Dış Kesim çırakları bırakılmıştı.

 

Kullanılmayan iki savaş gemisiyse dokuzuncu tepenin ışınlanma gücüyle birlikte ortadan kaybolmuştu.

 

Bai Xiaochun savaş gemisinin üzerinde durarak eski karargahlara anlamlı bakışlar atmaktaydı. Hou Xiaomei de yanında duruyordu. Biraz korkmuş görünmüş ve Xiaochun’a yaklaşmıştı.

 

O sırada yeri göğü sarsıcı gümbürdemelerle birlikte Ruh Akımı grubunun savaş gemisi ortadan kayboldu!

 

Yeniden belirdiğinde ışınlanma gücünün sınırı olan Luochen Dağlarına varılmıştı. Çok geçmeden Kan Akımı grubu topraklarına varıldı ve onları karşılamak adına görevlendirilen kişiler önce saygı dolu selamlar verdi, sonra da devasa gemi karşısında şoka uğradı.

 

Şaşıranlar onlardan ibaret değildi. Orada yaşayan kim varsa deva baskılı gemi karşısında şaşkına dönmüş, kimseden çıt çıkmaz olmuştu.

 

Ardından Kan Akımı grubu çırakları öne geçti ve tüm bariyerleri yıkabilecek gümbürdemeler eşliğinde gemi Kan Akımı grubu karargahlarına yöneldi.

 

Bu sırada gemide durup önünde uzanan arazilere bakan Bai Xiaochun büyük bir aşinalık hissediyordu. Gemi Ruhun Başlangıç Aşaması başpapazlarından bile üstün, inanılmaz bir hızdaydı. Haliyle yalnızca altı saat içerisinde Cennetkarışı Nehri görünür olmuş, sonra da Kan Atasının nehre uzanan eliyle oluşan Kan Akımı Tarikatı tepeleri kendisini göstermişti!

 

Çoğu Ruh Akımı grubu yetişimcisinin Kan Akımı grubu karargahlarını ilk görüşüydü. Hikayeler işitmiş olsalar da bizzat tanık olmak hayret vericiydi.

 

“O bir el!!”

 

“Cennetler! I Cennetkarışı Nehrinden kocaman bir el uzandığına inanamıyorum. Beş parmakla koskoca tepeler oluşuyorsa bu devin geri kalanı ne büyüklükte?”

 

“Demek Kan Akımı grubu böyle, ha?”

 

Herkesin şaşkınlığıyla birlikte gemi yavaşça karargahlara yaklaştı. Engin Akım ve Hap Akımı gruplarına bir gemi görevi verilmediği için onlar çoktan Kan Akımı grubu karargahlarına gelerek dışarıda kamp kurmuştu. Önceleri bir hayli hareketli olan kamp ve karargahların durumuysa geminin gelişiyle değişmişti. An itibariyle herkes kalakalmıştı.

 

Kan Akımı grubu yetişimcilerinin tepkileri bile aynıydı.

 

Ruh Akımı grubu devasa elin, Kan Akımı grubuysa geminin görünümüyle sarsılmıştı. Diğer grupların başpapazları bile afallamış, gözleri ışıldamaya başlamıştı.

 

“Omurga olarak bir deva yaratığının omurgası kullanılarak yaratılmış bir Cennetkarışı Savaş Gemisi!!”

 

“Ruh Akımı grubu sır tutmakta gerçekten iyiymiş. Dört grup arasında kaynaklarını en iyi gizleyen onlarmış!”

 

Herkes şaşkınlığını dile getirirken 300,000 metre uzunluktaki gemi Cennetkarışı Nehrine ulaştı. Devasa altın dalgaların kabarışı gözlemcilerin bir hayli gerilmesine yol açmıştı. Fakat en nihayetinde devasa gemi Cennetkarışı Nehrinin üzerine sakince yerleşebilmeyi başardı!

 

Su gemiyi aşındırmıyor veya herhangi bir zarar vermiyordu. Deva Aleminin aurası sudaki meşum ruhların bile gemiden kaçınmasını sağlıyordu…

 

Önce sessizlik hüküm sürürken bir anda çılgın tezahüratlar başlamıştı. Hemen hemen tüm bakışlar ışıldıyordu. Fakat Engin Akım Tarikatının Başpapaz Kızılruhu pek memnun görünmeyerek soğuk bir şekilde homurdandı.

 

“Başpapaz Frijit Tarikat, size en az beş Cennetkarışı Savaş Gemisi yapacak materyal vermiştik!”

 

“Bu kadar sabırsız olma Kızılruh. Engin Akım ve Hap Akımı Tarikatı için gerekli hazırlıkları yaptım.” Ruh Akımı Tarikatı kurucu başpapazı içten bir kahkaha eşliğinde elini salladı ve önce ikinci, sonra da üçüncü gemi Cennetkarışı Nehrine alçaldı.

 

En sonunda Başpapaz Kızılruhun yüzüne bir gülümseme yerleşmiş ve beklentiyle yanıp tutuşan gözleri 210,000 metre uzunluktaki gemiye çevrilmişti. Artık verdiği materyallerin bir önemi kalmamıştı. Deva Alemi yaratığının kudretini taşıyan bir gemi fazlasıyla kafiydi.

 

Hap Akımı grubu başpapazlarıysa biraz dışlanmış gibiydi. Fakat en güçsüz grup olduklarını biliyorlardı ve onların 90,000 metrelik gemisi de fena sayılmazdı.

 

Olup bitenlere, dört tarikatın toplanışına ve tanıdık Kan Akımı karargahlarına bakan Bai Xiaochun hiç olmadığı kadar memnundu.

 

“Benim yardımımla dört tarikat birleşerek Nehre Meydan Okuyan Tarikata dönüştü. Belki isim o kadar harika değil ama olsun, benim fikrimdi!” Etrafına gururla bakarken gözleri Orta Tepedeki Song Junwan’a takıldı.

 

Fakat kendisine gülümseyen kadına el sallamak üzereyken kolunu kımıldatamadığını fark etti. Çünkü Hou Xiaomei rahat bir tavırla kolunu tutmuştu. Song Junwan’a dik dik bakan kız bir an sonra elini göğe kaldırarak heyecanlı bir tavırla şöyle dedi: “Bak, Büyük Kardeş Xiaochun, bir süsen yaprağı ibisi!”

 

Bai Xiaochun ise hiç düşünmeden başını kaldırarak uçan kuşu gördü. Ve ürperdi…

 

Bu sırada Chen Manyao Hap Akımı grubu kampında başpapazların arkasında durarak savaş gemilerine bakmaktaydı. Bai Xiaochun’a değen gözlerinde bir anlığına belli belirsiz bir ifade titreşti. Bir an sonraysa tüyleri ürperdi, Ruh Akımı grubu gemisinden birinin gözleri kendisine çevrilmişti.

 

Ona bakan kişi Bai Xiaochun değildi, Ruh Akımı grubundan zarif ve güzel bir genç kadındı!

 

Uzun, yeşil cüppesi kızın kıvrımlı bedenini pek gizleyemiyordu. Yüzündeyse okunması zor bir ifade ve muammalı bir gülümseme mevcuttu.

 

Chen Manyao ansızın içinin de dışının da buz kestiğini hissetti. Bedeninde içgüdüsel bir dehşet uyanmıştı. Kalbi küt küt atarken çabucak bakışlarını kaçırdı.

 

“O kız da kim? Neden bakışları bu kadar ürpertici!?!?”

 

#Hou Xiaomei'ye bayılıyorum yaa! Savaş olmuş bitmiş, üzerinden aylar geçmiş ama hala 'süsen yaprağı ibisi' muhabbetini unutmamış, Song Junwan'a nispet yapıyor  Bazı kızlar gerçekten çok fena 
Bu arada son anda Hap Akımının güzel kızının tüylerini ürperten başka bir güzel kızın bahsi geçti. 'Şekerim' de gemideki yerini almış belli ki.
Şahane gemilerle geldiğimiz Kan Akımı topraklarında bizi nasıl maceralar bekliyor ve bir an önce savaşa gidebilecek miyiz sorularının cevabı için okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18100 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37369 Bölüm Sayısı


creator
manga tr