Bölüm 322 : Değersiz Kurbağa Bozuntusu

avatar
2501 2

A Will Eternal - Bölüm 322 : Değersiz Kurbağa Bozuntusu


Çevirmen : Clumsy 

 

Kurbağa karşılık vermek istiyordu lakin yapabildiği tek şey hüsranla kükremekti. Yerçekimsel kuvvet yaşam gücünü çektikçe acınası çığlıklar koyuveriyor, giderek daha da güçsüzleşiyordu…

 

Bu sırada Bai Xiaochun’un dokuzuncu ruhsal denizi yüzde doksan oranda kristalleşmişti. Kalan yüzde on da tamamlandığında Kuruluş Kadrosunun büyük çemberine, yani çok daha güçlü bir noktaya ulaşacaktı. İşte o anda…  

 

Onuncu cennetsel şeytanı da tamamıyla şekillendi!

 

Ve on cennetsel şeytan göz açıp kapayıncaya dek birleşerek bulanık bir sis öbeği halini aldı.

 

Sis kaynayıp kabarıyor, korkunç dalgalanmalar yayıyordu; tamamıyla huşu uyandırıcı bir Dharma büyüsünün şekillendiği barizdi!

 

Ardından sisin içerisinde büyülü bir ateş halesi belirdi, ateşin içerisinde çığlık atan ruhlar var gibiydi.

 

O ateş halesinin altındaysa gözleri andıran iki kırmızı nokta bulunuyordu. Bir an sonraysa ilk ikisinin yanında iki kırmızı göz daha belirdi. Ve bunu üçüncü çift takip etti!

 

Sisin içerisinde üç kafalı bir figür var gibi görünüyordu!

 

Birkaç nefeslik kısa bir sürenin sonundaysa sisin içerisinden simsiyah ve devasa iki kol çıktı. Fakat işler bununla sona ermiş değildi. Bunu da ikinci ve üçüncü kol çiftleri takip etti. Ve sonra da siyah bir zırh!

 

Şekillenen imge yeri göğü sarsabilecek kapasitede, anlaşılamaz bir kuvvetteydi!

 

Üç kafası, altı kolu ve korkunç bir kuvveti olan bu şey Ölmeyen Asura Bedeninin ta kendisiydi!

 

Bai Xiaochun tavan yapan beden kuvveti karşısında sarsılmıştı. Artık eski halinden çok ama çok daha güçlüydü ve açtığı gözleri güneşle ayın ışıklarını aşacak parlaklıktaydı!

 

Gözlerini açtığı saniyede adeta ruhu da bedenine geri dönmüştü. Hemen Ebedi Şemsiyeyi kurbağanın etinden çıkarttı ve yaşam gücü çekişini sonlandırarak harekete geçti. Kükredi, ileri uzandı ve duvarda açtığı koca yarıktan dışarıya atıldı!

 

Havalanırken yetişim basamağını da kontrol etti ve büyük çembere ulaşmasına ramak kaldığını fark etti. Cennetsel Şeytan Bedeninden Asura Bedenine geçtiğini görmekse içini neşeyle doldurdu.

 

Bu sırada kurbağa bir deri bir kemik ve nefes nefese kalmıştı. Önceleri Bai Xiaochun’u rahatlıkla yenebilecekken yaşam gücünün bu boyutlarda çekilişi yüzünden yapabildiği tek şey Xiaochun’a merhamet dileyen bakışlar atmaktı.

 

Korku kalbini teslim almıştı. Daha önce Xiaochun’un önerisini hiçe saymış ve onu gafil avlayarak öldürmeyi, bu sayede kaderini değiştirebilmeyi ummuştu. Ama şu anda Bai Xiaochun’a dönük gözlerinde var olan duygular yakarış ve dehşetten ibaretti.

 

Bilhassa elindeki siyah şemsiyeye bakmak tir tir titremesine yol açıyordu.

 

Kurbağaya biraz acıyan Bai Xiaochun iç çekerek şöyle dedi: “En başta anlaşabileceğimizi söylemiştim ama sen bana zorbalık etmeye karar verdin. Dediğim gibi, saldırdığım zaman kendimi bile korkutuyorum. Şimdi bana inandın mı?”

 

Bu sözlerle başını sallayıp dobralığı ve dürüstlüğü karşısında daha da derin bir iç çekti. Ne zaman birine saldıracak olsa rakibini uyarıyor ama ne yazık ki hiç kimseyi inandıramıyordu.

 

Biraz daha iç çekmeye hazırlanırken uzaklardan gelen ışık huzmelerini fark etti. Kalbi küt küt atmaya başlamıştı, sıradaki eylemini düşünecek vakti yoktu ve çabucak bir büyü gerçekleştirerek parmağını kurbağaya uzattı. Olabildiğince tehdit edici görünmeye çalışıp çenesini kaldırdıktan sonraysa soğukkanlılıkla şöyle dedi: “Bu ne cüret seni yenilmez kurbağa canavarı beyefendi! Benimle, Bai Xiaochun’la dövüşebileceğini mi sandın? Hmmmphhh! Teslim oluyor musun, olmuyor musun!?”

 

Hemen hemen aynı saniyede başpapazlar ve miras kesimi yetişimcileri sahneye dahil olarak kuruyup kalmış haldeki kaplumbağanın şok edici manzarasıyla karşılaştı.

 

Kurbağa eskisi kadar iri ve etkileyici görünmüyordu. Bir deri yığınından farkı kalmamıştı, zar zor nefes alıyor ve karşısındaki insana huşu içerisinde bakıyordu…

 

Bakışları tam bir dehşet örneğiydi.

 

Tabii ki karşısındaki kişi Bai Xiaochun’dan başkası değildi.

 

Bu sözleri işiten grup, birbirlerine korkmuş ve kafası karışık bakışlar atmaktaydı. Buraya Bai Xiaochun’u kurtarma niyetiyle çok uzaklardan gelmişlerdi. Onları böyle bir manzaranın karşılayacağını nereden bileceklerdi ki?

 

Li Qinghou şaşkına dönmüş ve miras kesimi yetişimcilerinin soluğu kesilmişti. Başpapazların bile ağzı açık kalmıştı.

 

Cennetboynuz Mürekkep Ejderhasının suratındaysa inanılmaz bir şüphe mevcuttu. Bir deri bir kemik kalmış kurbağa inanılmazdı, öyle ki ejderha en başta onu yanlış mı yargıladım diye düşünmeye başlamıştı.

 

Anlık bir sessizlikten sonra kurucu başpapaz bakışlarını Cennetboynuza çevirdi. “Cennetboynuz, umm... bahsettiğin kurbağanın bu olduğundan emin misin?”

 

“Ben…” diye geveledi Cennetboynuz Mürekkep Ejderhası. Anlık bir düşünceden sonraysa aynı kurbağa olduğuna emin oldu. Fakat gözlerinin önündeki sahne inanılacak gibi değildi. Bai Xiaochun’a dönen ejderha kalbinde yükselen saygıya engel olamamıştı.

 

Bu sırada Bai Xiaochun gelenleri yeni fark etmiş gibi yaparak kafasını çevirdi. Çelik damarları atıyor, öldürücü aurası kabarıyordu. Kollarını kavuşturup eğilerek havalı bir şekilde lafa girdi: “Selamlar, Başpapazlar. İyi niyetinizi fazlasıyla takdir ediyorum. Fakat Ben, Bai Xiaochun, bu yenilmez kurbağanın icabına çoktan baktım!”

 

Herkesin suratlarına garip ifadeler yerleşmişti. Xiaochun’un gösteriş yaptığının farkında oldukları belliydi ama yine de söyleyebilecekleri bir şey yoktu. Her biri buruk gülümsemeler takınarak fark etti ki Bai Xiaochun asla tam anlamıyla olgunlaşmayacaktı.

 

“Bunu nasıl yaptın?” diye sordu kurucu başpapaz. Kurbağanın yetişiminin gerçekten de Ruhun Başlangıç Aşamasının sonlarında, hatta belki de büyük çemberinde olduğunu görebiliyordu. Deva Alemine bir hayli yakındı.

 

“Ben tanrıların gücüyle doğmuşum.” diye yanıtlayan Bai Xiaochun ellerini ardında kavuşturup çenesini kaldırdı. “Cennet sicimine ulaşan biri olarak cennetleri sarsabilirim. Bu yaratığın üzerine sayısız Cennet-Daosu yıldırımı saldım ve onu ağır şekilde yaraladım. En sonunda merhamet göstermemin tek sebebiyse ona acımış olmam.” Rahat ses tonuyla sarf ettiği bu cümleler herkeste suratına güzel bir tokat geçirme isteği uyandırmıştı.

 

Li Qinghou bile aynı durumdaydı. Bai Xiaochun’un gösteriş yapışını izlerken içten içe acı acı gülüyordu.

 

“Başpapazlar ve diğer yoldaş Daoistlerim, beni kurtarmaya geldiğiniz için teşekkürler. Bu süreçte yaralansam da bu aşılamaz yaratığı tek başıma halletmeyi başardım. Yine de dostluğunuzu ifade edişiniz ilelebet kalbimde kazılı kalacak. Müsaade edin de bu iyiliğinizin karşılığı olarak bu yaratığı tarikata hediye olarak sunayım!” diyerek kollarını sıvadı.

 

“Sonuçta parmağımı tek şaklatışımla Ben, Bai Xiaochun, her türlü yaratığı küle çevirebilirim…”

 

Kurucu başpapazın yanakları seğiriyordu. Gerçekten daha fazla katlanamayacaktı. Bai Xiaochun’a attığı son bir bakıştan sonra kafasını kurbağaya çevirdi. İçten içe pek keyiflenmişti. Elini sallayarak kurbağayı çantasına attı. Şimdilik yaşam gücü ağır bir zarar görmüş olsa da zaman ve istirahat sayesinde Ruh Akımı Tarikatı için güçlü bir ruh yaratığı gardiyanına çevrilebilirdi.

 

Hatta içerisinde biraz da yaratık kralı aurası vardı ki bu başpapazları çok mutlu etmişti. Yaşam gücünün çekilmiş olmasını da hissedebilmiş fakat bir şey söylememişlerdi.

 

Onlar şüphelerini kendilerine saklarken miras kesimi yetişimcileri bu durumu onayladı. Bir çırak iyi bir talih elde ederse o şey ona ait olurdu. Başkalarının bu şeyi çalma çabasıysa tarikatta ihtilaf doğururdu.

 

Ayrıca Bai Xiaochun ikincil başpapazdı. Yani Ruhun Başlangıç Aşaması uzmanları bile onun gibi biriyle anlaşmazlık yaşamak istemezdi.

 

Çok geçmeden grup yeniden yola koyuldu, ortalarındaki Bai Xiaochun tam bir yalnız kahraman havasındaydı. Ve tabii ki içten içe keyiften dört köşeydi!

 

“Yani,” diye düşünüyordu, “burası gerçekten de sağlam bir kısmet doğurdu. Harika. Sanırım o küçük kaplumbağadan kurtulmayacağım. Belki gelecekte beni başka kısmetlere de yönlendirir.” Bu düşüncelerle tamamen tatmin olsa da Cennetboynuz Mürekkep Ejderhasının yaptıklarını anımsayınca dik bakışlarını ona çevirdi.

 

Cennetboynuzun içi ürperdi. Kurbağanın yaşam gücünün yüzde doksan kadarının çekildiğini görünce korku içerisinde titremeye başlamıştı. Bai Xiaochun’un bunu nasıl bir yöntemle başardığını bilemiyordu ama ne olursa olsun korkunç bir şeydi. Ona dönük suratına sokulgan bir ifade yerleştirmişti. Doğrusu tavrı Bai Xiaochun’un oyunculuğuna bir hayli benziyordu…

 

Bai Xiaochun ise ejderhaya cömert bir baş sallayışıyla karşılık verdi. Ve grup bu şekilde önce girişe, oradan da anafor aracılığıyla Ruh Akımı Tarikatına döndü.

 

Herkesin geçişiyle anafor ortadan kalktığındaysa Cennetboynuz Mürekkep Ejderhası korumalık görevi için yeniden kanyondaki yerini aldı.

 

#Bu çocuğun pozları beni öldürüyor ya, gerçekten asla olgunlaşmayacak herhalde! Bu arada siz bu bölümlere ulaştığınızda muhtemelen haberini almış olursunuz, seri 1300 küsürlü bölümlerde sonlanıyor. Yani daha önümüzde bin bölüm var, bakalım bizimki bu bin bölümde olgunlaşmayı başarabilecek mi yoksa son bölümde bile böyle bir Xiaochun mu göreceğiz. Hadi okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18388 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37596 Bölüm Sayısı


creator
manga tr