Bölüm 317 : Küçük Kaplumbağa Benim!

avatar
2857 1

A Will Eternal - Bölüm 317 : Küçük Kaplumbağa Benim!


Çevirmen : Clumsy 

 

Yaşam gücü öylesine inanılmazdı ki Bai Xiaochun’un ayaklarının altında çimler ve bitkiler filizlenmeye başlamıştı. Bu alan hızlıca 300 metreyi kaplarken ortalık, açan çiçeklerle kuşatılıyordu.

 

Yaşam gücü patlak vermeye devam ediyordu fakat kurucu başpapaz çok vakit geçmeden kolunu sallayarak Nehre Meydan Okuyan Hapı yeniden ahşap kutusuna kaldırdı. Ve kapağın kapanışıyla yaşam gücü ortadan kayboldu.

 

Ardından bitkiler kurumaya başladı ve birkaç nefeslik sürenin sonunda her biri hiç var olmamışçasına yitip gitti.

 

Bai Xiaochun tüm bunları irileşen gözlerle izlemişti.

 

Daha önce böyle bir tıbbi hap görmemişti. Az önce hissettiği yaşam gücü inanılmaz ve olabildiğince korkutucuydu.

 

“Nehre Meydan Okuyan Hap çok uzun süre açıkta tutulamaz. Kutunun her açılışında tıbbi kuvvet bir miktar azalıyor…” Kurucu başpapazın haptan en ufak bir miktarı bile gerekmedikçe ziyan etmek istemediği barizdi ve Bai Xiaochun’a dönük gözlerinde bir acı görünmekteydi.

 

“Bu On Nefeslik Nehre Meydan Okuyan Hap. Efsanelere göre hap mükemmel şekilde yaratıldığı takdirde bir Ebedi Nehre Meydan Okuyan Hap olur ve o da gerçek ruhu kalıcı olarak uyandırır.

 

“Xiaochun, Nehre Meydan Okuyan Hapı üretmek için ne gerekliyse söylemen kafi. Tarikat sana mümkün olan her desteği verecektir!”

 

Bai Xiaochun başlangıçta ağzını açmadı. Gerçek ruha baktığı anı ve az önce tıbbi haptan yayılan korkunç gücü düşünüyordu. Başaracağından emin değildi ama kendisini kafasını sallamaya zorladı ve yavaşça uzaklaşmaya başladı.

 

Dao Tohumu Dağındaki ölümsüz mağarasına döndükten sonraysa bağdaş kurarak düşüncelere daldı. Nehre Meydan Okuyan Hap hem tarikat için çok önemliydi hem de korkunç gücünün verdiği ufacık izlenim bile son derece kışkırtıcıydı.

 

“Böyle korkunç miktarda yaşam gücü taşıyan bir hap nasıl yaratılır? Üstelik o hapta herhangi bir bitki olduğu hissine de kapılmadım. Gerçekten hiçbir bitki kullanılmamış gibi.” Zamanında Nehre Meydan Okuyan Hap yaratmaya kalkıştığı için Cennetkarışı Nehri suyu özümsemesi ve kendi bedenini bir fırın olarak kullanması gerektiğini biliyordu.

 

“Ama hiçbir bitki yoksa sadece Cennetkarışı Nehri suyuyla nasıl böylesine yoğun bir yaşam gücü üretebilirsin ki?” Bu düşünceyle kaşlarını çatarak meseleyi irdelemeye başladı.

 

Ertesi gün çok yorgun görünüyordu. Fakat yine de hap formülünü ve Frijit Okulu İlaç El Kitabını çıkartarak bir müddet daha çalıştı. Ardından dişlerini sıkıp iki nesneyi de kaldırdı ve Engin Akım Tarikatı şehrinden aldığı Kutsal Hap Duvarı Parçasını çıkarttı.

 

“İlaçların Daosuna yönelik şu anki yeteneğimin bir Nehre Meydan Okuyan Hap üretecek yükseklikte olduğunu sanmıyorum…” diye düşünerek iç çekti ve Kutsal Hap Duvarı Parçasına odaklanıp aydınlanma kazanmak adına elinden geleni yapmaya başladı. Çok geçmeden bakışları boşlaştı ve aydınlanma alemlerine daldı.

 

Yarım ay geride kalmış ve Bai Xiaochun bu süreci bir aydınlanma içerisinde geçirmişti. Bu sırada miras kesimi yetişimcileri ve başpapazlar da Cennetkarışı Savaş Gemilerini üretmekle meşgul olmuştu.  Ordunun yetişimcileriyse yavaş ama emin adımlarla karargahlarına dönmekteydi. Başpapaz Demirodun ve Hou Xiaomei de dönenler arasındaydı.

 

Ruh Akımı grubu aktivitelere dalmış, herkes Orta Sahalar ve Gök Nehir Kortu mücadelesi için yapılan hazırlıklara dahil olmuştu.

 

Bir gün bedenini bir titreme alan Bai Xiaochun’un gözlerindeki boşluk silindi, o gözler artık ışıl ışıl parlıyordu. Eline çabucak Frijit Okulu İlaç El Kitabını aldığında içeriğin farklı göründüğü kesindi.

 

Eskiden anlayamadığı, bir bulanıklık gibi görünen pek çok kısım mevcutken şimdi derin anlamları çözebiliyordu. Gözlerinin ışıltısı iyice artmıştı. Birkaç günün sonunda Frijit Okulu İlaç El Kitabını kaldırdı ve gözlerini uzun süreliğine kapatıp tekrar açtı.

 

“Cennetkarışı Nehri suyuna ihtiyacım var!” diye mırıldandıktan sonraysa yeşim kâğıt aracılığıyla tarikat liderliğine bir mesaj gönderdi.

 

Kendilerini Cennetkarışı Savaş Gemileri yapımına kaptırmış olan başpapazlar bu süreçte gizliden gizliye Bai Xiaochun’u gözlemlemeyi de ihmal etmemişti. Ve onun Cennetkarışı Nehri suyu istediği işitilir işitilmez Başpapaz Demirodun bir kova dolusu suyu bizzat teslim etti.

 

Bai Xiaochun Cennetkarışı Nehri suyuna yükselen bir beklentiyle baktıktan sonra sağ elinin parmağını sallayarak bir damlayı önüne havalandırdı ve ağzını açarak içine çekti. Suyun bedenine girişiyle içerisinde yoğun gümbürdemeler yükselmeye başlamıştı.

 

“Bedenimi fırın olarak kullanacak, Cennetkarışı Nehri suyuyla yaşam gücünü kaynaştıracak, yaşam gücünü geliştirecek ve bir ruh ilacına dönüştüreceğim!” Gözleri kapalı şekilde içerisindeki Cennetkarışı Nehri suyunu manipüle etmeye, kendi yaşam gücüyle kaynaştırmaya çalışıyordu.

 

Ertesi gün tüm mağarayı gümbürdeme sesleri doldurdu. Bai Xiaochun’un saçları karman çorman olmuş ve mağarasını fazlasıyla iğrenç bir koku doldurmuştu. Fakat henüz vazgeçmeye hazır değildi. Cennetkarışı Nehri suyundan bir damla daha alarak yeni bir deneme yapmaya karar verdi.

 

Çok geçmeden yarım ay daha geride kaldı. Bu süreçte mağaradaki gümbürdemelerin ardı arkası kesilmemiş ve o iğrenç koku tüm Dao Tohumu Dağını doldurmuştu. Lakin şikâyet eden yoktu. Kurucu başpapaz Bai Xiaochun’un tarikat adına çok önemli bir hap yapmaya çalıştığı haberini bizzat yayalı çok olmuştu!

 

“Yeterli yaşam gücü yok. Yetmiyor!!” Yarım ayı hiç uyuyup dinlenmeden geçiren Bai Xiaochun biraz sıskalaşmış, saçı başı dağılmış, gözleri kıpkırmızı olmuştu. Delirecek gibi görünüyordu. Cennetkarışı Nehri suyunun bulunduğu kovanın yarıdan fazlasını kullanmış ama her defasında başarısız olmuştu.

 

Bu başarısızlığın ana sebebi yaşam gücü eksikliğiydi. Xiaochun birtakım hesaplamalar sonucunda kendi yaşam gücünün tek bir Nehre Meydan Okuyan Hap için gerekli miktarın yüz binde biri bile etmediğini fark etmişti.

 

“Sanırım tarikattaki diğer yetişimciler kendi yaşam güçlerini feda edecek olsa bile tek bir On Nefeslik Nehre Meydan Okuyan Hap için yüz bin Kuruluş Kadrosu yetişimcisi gerekir.

 

“Yüz bin Kuruluş Kadrosu veya on bin Altın Öz yetişimcisi. Belki de bin başpapaz. Bu hap nasıl üretilebilir ki sahiden?!” Başını sallıyordu. Bu hapı üretmek teorik olarak mümkün olsa da hiç gerçekçi görünmüyordu. Bırakın Nehre Meydan Okuyan Tarikatın Ruh Akımı grubunu, Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatı bile muhtemelen bu konuda başarılı olamazdı.

 

“Belki de yanlış yolu seçiyorumdur…” diye düşünerek kaşlarını çattı. Fakat farklı bir fikir de üretemiyordu. En sonunda kurucu başpapazı bulup üzülerek pes ettiğini ilan etmekten başka çaresi olmadığında karar kıldı.

 

Kurucu başpapaz içten içe hayal kırıklığına uğrasa da Bai Xiaochun’un bitkin görünümü karşısında üzülmüştü. Ayrıca Nehre Meydan Okuyan Hapın öyle rahatlıkla üretilecek bir şey olmadığının da bilincindeydi; sonuçta Ruh Akımı Tarikatı nesillerdir bu konuda başarısız oluyordu.

 

“Sorun değil.” dedi teselli edercesine. “Bu meselede zorla başarı elde edemezsin, Xiaochun. Üç gün içerisinde diğer başpapazlarla birlikte miras kesimi yetişimcilerini kuzey yakadaki kanyona götüreceğim. Neden sen de bize katılmıyorsun? Kanyonda geçmişte keşfettiğimiz bir cep alemi bulunuyor. Yıllar önce orada bir deva yaratığının iskeletini görmüş ama o zaman ele geçirememiştim.

 

“İçeride kimsenin keşfetmediği pek çok alan var. Tehlikeli olacağı kesin fakat birtakım fırsatlar da doğacaktır. Kim bilir, belki savaş başlamadan önce şansın yaver gider.”

 

Bai Xiaochun yorgun bir şekilde başını salladı. Başarısız olmak ağır bir darbe olmuştu, bu yüzden büyük bir hayal kırıklığıyla birlikte kendisini mağarasına sürükledi. Gider gitmez de meditasyon yaparak Nehre Meydan Okuyan Hap hakkındaki tüm bilgilerini irdelemeye başladı.

 

Bu sırada Hou Xiaomei dönmüş ama Xiaochun’u rahatsız etmek için iyi bir vakit olmadığını bilerek uzak durmuştu. Aynı şekilde Büyük Şişman Zhang ve diğerleri de...

 

Üç günün çabucak sonlanışıyla Bai Xiaochun yavaşça toparlandı. Çok geçmeden yetişim basamağı yeniden tavan yaptı ve hapı üretme konusundaki hayal kırıklığı geçici olarak silindi.

 

Bu noktada çantasındaki yeşim kâğıdın titreyişiyle gözleri açıldı. Kâğıdı çıkartışıyla kulaklarında kurucu başpapazın sözleri yankılandı; kendisini Yaratık Köyündeki toplanma alanına çağırıyordu.

 

“Ben elimden geleni yaptım,” diye mırıldandı, “ama Nehre Meydan Okuyan Hapı şu anda üretemem.” Derin bir nefes alarak çok iyi tanıdığı tarikatı izledi ve bir ışık huzmesi şeklinde kuzey yakaya yöneldi.

 

Yol boyunca denk geldiği Ruh Akımı grubu yetişimcileri ona son derece saygılı bakışlar atıyor ve karşısında saygıyla eğiliyordu. Bu karşılama Bai Xiaochun’u anında canlandırmış ve istemsizce kollarını arkaya atıp kıdemli neslin bir ferdi pozu vermeye başlamıştı. Gülümsüyor ve kendisine selam verenlere başını sallayarak karşılık veriyordu.

 

Özellikle de pek çok genç ve hayat dolu kızın göz ucuyla kendisine bakıp kızardığını gördükçe iyice seviniyordu. Çok geçmeden keyfi tamamen yerine gelmişti. Boğazını temizlerken kıdemli nesil üyesi pozu vermeyi bıraktı ve daha çarpıcı, daha enerjik bir poz denedi. Koca bir gülümseme ve dramatik bir havayla uçuyor, ardında yankılanan keyifli çığlıklar bırakıyordu.

 

“Hahaha! Anlaşılan gerçekten bayağı çarpıcı biriymişim! Ai. Sanırım hepsi benim hatam. Haddinden fazla çekiciyim!” Kendisini hiç olmadığı kadar harika hissederken gözüne Zhou Xinqi takılmıştı. Fakat gözleri buluştuğunda Xiaochun gülümserken kız kaşlarını çattı ve öylece geçmesine müsaade etti.

 

Bai Xiaochun’un gözleri kısılmıştı. Ona kalırsa aralarında bir yanlış anlaşılma olmalıydı. Bu yüzden büyük bir ciddiyetle şöyle dedi: “Tarikat Yeğeni Xinqi, lütfen bekle bir dakika.”

 

Zhou Xinqi yerinde durarak sakin bakışlarla karşılık verdi.

 

“Bana bir emriniz mi olacak İkincil Başpapaz?”

 

Kollarını arkasında kavuşturup olabildiğince melankolik görünmeye çalışan Xiaochun çenesini havaya kaldırdı. “Sana çoktandır söylemek istediğim bir şey vardı ama bir türlü doğru fırsatı bulamadım. Bugün tüm cesaretimle gerçeği açıklayacağım. Ve o gerçek şu ki… küçük kaplumbağa benim!”

 

Bunları söyler söylemez Zhou Xinqi’nin şaşkınlığını nasıl ifade edeceğini düşünmeye başladı.

 

Fakat Zhou Xinqi her zamanki ifadesiyle, “Oh, biliyorum.” dedi ve uçarak oradan uzaklaştı.

 

“Ha?” diyen Bai Xiaochun ise ağzı açık bir şekilde kızın gidişini izledi. O tamamen sakin tepki hiç de Xiaochun’un beklediği gibi olmamıştı.

 

Ancak tepki veremeden önce çantasından yükselen kaba bir kahkahayı işitti.

 

“Sen küçük kaplumbağa mısın? Hahaha! Ohhhhhh, anlıyorum. Ehh, madem Lord Kaplumbağayı bu kadar çok seviyorsun, bundan böyle seni daha az aşağılarım.”

 

#Hapın üretilememesi biraz hayal kırıklığı yaratsa da daha mantıklı olmuş. Cep alemi olayıysa merak uyandırıcı, bizimki ordan da çılgın bir kazanç elde eder mi diye düşündürüyor. 
Peki Zhou Xinqi'ye ne demeli? Resmen hayaller hayatlar yaşadı bizimki 
Ben kaplumbağamıza kendi kaba kaplumbağası karşısında bol şans dileyip sıradaki bölüme geçiyorum, orada görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18207 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37530 Bölüm Sayısı


creator
manga tr