Bölüm 318 : Tüm Sülalen İribaş

avatar
2821 0

A Will Eternal - Bölüm 318 : Tüm Sülalen İribaş


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun hüsranla çantasını tokatladı. Küçük kaplumbağa gerçekten başını ağrıtmaya başlamıştı ama bu konuda yapacak hiçbir şeyi de yoktu. İç çekerek Zhou Xinqi’nin vedasını izledikten sonraysa yavaşça başını salladı ve kuzey yakadaki Yaratık Köyü yönüne döndü.

 

Karayağızın tam olarak nerede olduğunu bilmek imkansızdı. Kuzey yakaya adımını atan Bai Xiaochun’u karşılayan tek şey uzaklardan gelen bağırışı olmuş, Karayağız tarafından bile yok sayılan Xiaochun hiç olmadığı kadar depresif bir hal almıştı.

 

“Çocuğum büyüdü,” dedi iç çekerek, “şimdi de babasını görmezden geliyor!” Bu sitemle Yaratık Köyüne yöneldi.

 

Yaratık Köyü Bai Xiaochun için ikinci bir yuva gibiydi. Oraya varır varmaz savaş yaratıklarının kafaları çevrilmiş, mutlu selamlamalar işitilmişti.

 

“Hadi ama, uslu bir çocuk ol Kömür. Zavallı Papatyaya zorbalık etme!”

 

“Ne yapıyorsun Bay Karaayı? Yine mi kavga dövüş? Geçen sefer sana ne demiştim? Tamamdır, iki saatliğine cezalısın!”

 

Bai Xiaochun savaş yaratıklarını selamlayarak ilerliyordu ve çok geçmeden etrafını kuşatan koca bir grupla birlikte Cennetboynuz Mürekkep Ejderhasının yaşadığı kanyona varmıştı. Başpapazlar ve miras kesimi yetişimcileri de oradaydı ve her birinin suratlarında son derece ciddi ifadeler bulunmaktaydı.

 

Yetişim basamağının grubun en altında olduğu hatırlatılan Bai Xiaochun savaş yaratıklarını uzaklaştırdı ve kanyonun kenarına gelerek içeri bakmaya başladı. Cennetboynuz Mürekkep Ejderhasının derinlerdeki gölgemsi şeklini çıkartabiliyordu.

 

Herkesin toplanışı sonrasında kurucu başpapaz gruba bakarak lafa girdi: “Uzun yıllar önce kanyonda deva seviyesinde bir yaratık iskeleti görmüştüm. Fakat tüm çabalarıma rağmen onu beraberimde getiremedim. Şu anda savaşın eşiğinde ve Cennetkarışı Savaş Gemilerini yapma işinin ortasındayız. O yaratığın omurgası da gemi omurgası olarak mükemmel iş görecektir!

 

“Biz beş başpapaz olarak yaratıktan kalanları toplamak konusunda elimizden geleni yapacağız. Size gelince, bize katılmak veya kanyonun derinliklerini keşfetmek konusunda serbestsiniz. Belki içeride şansınız yaver gidebilir!

 

“Kanyonun içerisindeki cep alemi hazinelerle ve antik çağdan kalma nesnelerle dolu. Benim bile ziyaret etmediğim pek çok alan bulunuyor. Kısmetli kısımlar da var, tehlikeli kısımlar da. Fazla uzaklaşmamaya dikkat etmelisiniz. Herhangi bir aksilik durumunda bu yeşim kâğıdı ezerek anında yanımıza dönebilirsiniz!” Bu sözlerle kolunu sallayarak herkese birer yeşim kâğıt gönderdi.

 

Aldığı kâğıdı inceleyen Bai Xiaochun dokuzuncu tepenin ışınlanma gücünü anında sezmiş ve biraz daha rahatlamıştı. Sonuçta cep alemi Ruh Akımı Tarikatının bir parçasıydı ve sayısız büyü formasyonuyla kuşatılmıştı. Yani nispeten güvenli bir alandı.

 

Tüm açıklamaların yapılışının ardından kurucu başpapaz ışıl ışıl parlayan gözlerini kanyona çevirdi.

 

“Cennetboynuz, cep alemini aç!”

 

Cennetboynuz Mürekkep Ejderhası kuvvetli bir kükreyişle karşılık vererek başını kaldırdı. Ve gizemli ışıklarla parlayan gözleri kanyona çevrildi.

 

Zeminden yoğun gümbürdemeler yayılırken Yaratık Köyünün tüm yaratıkları sessizleşmiş, kuzey yakanın diğer yaratıklarıysa titremeye başlamıştı. Dişi savaş yaratıklarını kovalamakla meşgul olan Karayağız ise ansızın ürpererek bakışlarını yukarı kaldırdı.

 

Aynı anda kanyonun en dip noktasında devasa bir anafor belirdi. İçerisinden fışkıran kuvvetli rüzgar herkesin kıyafetlerini delicesine kamçılamaya başladı. Siyah sisler yayılıyor, alanı antik bir hissiyat dolduruyordu.

 

Aradaki mesafeye rağmen anaforun diğer tarafında farklı bir dünyanın var olduğu belli oluyordu. Bereketli yeşilliklerle çevrili dağlar ve havada uçan deri kanatlı ejderimsi bir yaratık zar zor görülebiliyordu. Anaforun belirişiyle o yaratık başını çevirerek topluluğa doğru uçmaya başlamıştı.

 

Fakat Cennetboynuz Mürekkep Ejderhası o kanatlı ejderden bile büyüktü ve yaratığın kafası anafordan çıkar çıkmaz önce bir çiğneme sesi, sonra da acılı bir çığlık işitildi. Kanatlı ejder yutulmuştu.

 

Ardından mürekkep ejderhasının muazzam bedeni anafordan kayarak cep alemine ulaştı ve yeri göğü sarsacak bir kükreyiş koyuverdi. Tüm dünya anında sessizleşmişti…

 

Cennetboynuz Mürekkep Ejderhasının sergilediği özgüven cep alemine aşina olduğunun göstergesiydi. Aslında oraya ait olduğunu düşününce bu özgüven son derece anlamlıydı!

 

Bai Xiaochun’un soluğu kesilmişken kurucu başpapaz bir kez daha konuşmaya başladı.

 

“Cennetboynuz korumalık yapacak ve giriş bir ay boyunca açık kalacak, bu sürenin sonunda dönmelisiniz!” Bu sözlerin ardından kurucu başpapaz ve diğer dört başpapaz beş ışık huzmesi şeklinde anafora atılarak ufukta kayboldu.

 

Miras kesimi yetişimcileriyse gururlu insanlardı ve Bai Xiaochun’a saygı duyuyor olsalar da kendileri Altın Öz aşamasındayken Xiaochun yalnızca Kuruluş Kadrosundaydı. Haliyle ona başlarıyla kısa bir onay verdikten sonra anafora atılmaya başladılar.

 

“Xiaochun, fazla uzaklaşma.” dedi Li Qinghou. “Kötü bir şey olursa da hemen yeşim kağıdını kullan!” Bu sözlerin ardından bir iki uyarı daha sıraladı ve diğer miras kesimi yetişimcilerinin sabırsızlanmaya başladığını görerek onlarla buluşmak adına anafora atıldı. O grup, Kuruluş Kadrosu yetişimcileri için çok tehlikeli olacak bir noktaya gitmeyi planlıyordu ve haliyle Bai Xiaochun’u peşlerinde sürüklemeleri uygun olmazdı.

 

Ayrıca böyle güzel fırsatlar da insanın başına pek sık gelmezdi.

 

Bai Xiaochun Li Qinghou’nun uzaklaşışını izledikten sonra kanyonun sınırına geldi ve girip girmeme konusunda tereddüt ederek düşünmeye başladı.

 

“Gel evladım, gel.” dedi Cennetboynuz Mürekkep Ejderhası gülümseyerek. “Burası gayet güvenli. Girişten 500 kilometre uzaklaşmadığın sürece seni bizzat ben koruyabilirim!”

 

Bai Xiaochun kuru bir şekilde öksürdükten sonra meseleyi tekrar düşündü ve en sonunda cep aleminin tarikata ait oluşunu ve elindeki yeşim ışınlanma kağıdını düşünerek çok da tehlikeli olamayacağında karar kıldı. Ayrıca alemin neye benzediğini de merak ediyordu. Nihayetinde havalandı ve anafora katıldı, bir an sonra farklı bir dünyadaydı.

 

Fark ettiği ilk şey tüm dünyayı saran gürültülü rüzgarlardı. Buranın rüzgârı dışarıya kıyasla daha güçlüydü, dokunduğu her şeyi dondurmaya niyetli gibiydi.

 

Derin bir nefes alıp göğe baktığında anaforu ve ardındaki Ruh Akımı Tarikatını gördü. Cennetboynuz Mürekkep Ejderhası da anaforun yakınlarında süzülüyor, kendisine bakarak gülümsüyordu.

 

“Endişelenme. Burayı iyi bilirim. Kışkırtmaman gereken bir iki korkunç varlık dışında her şey güvenli. Hem o korkunç varlıklar da uykuda. Korkma! Gel, auramdan biraz al da seni korusun!” diyen Cennetboynuz Mürekkep Ejderhası bir kahkaha atarak siyah bir sis öbeği tükürdü, o öbek de bir ejder pulu şekli alarak Bai Xiaochun’a ulaştı.

 

Sevinçten dört köşe olarak pulu yakalayan Bai Xiaochun kollarını kavuşturarak ejderhanın karşısında eğildi. “Çok teşekkürler, Kıdemlim!”

 

Ardından girişten 500 kilometreden fazla uzaklaşmaması gerektiğini kendine anımsatarak uzaklaşmaya başladı.

 

Soğuk rüzgâr uçtukça kendisini tokatlıyordu. Aşağıdaki arazilerse yemyeşil bitkiler ve gizemlerle dolu sonu gelmeyen dağlarla doluydu. Bai Xiaochun’a kalırsa burası tamamıyla vahşi ve yaban bir araziydi.

 

Gök karanlıktı. Ne bulut vardı ne de güneş. Ancak tamamen siyah renk de hakim değildi. Bai Xiaochun bir müddet uçtuktan sonra ufku, güneşin hafif bir ışık saçtığı noktayı görebilmişti.

 

Burnuna hayvanlara ve dışkılarına ait garip bir koku geliyordu. Bu koku belli belirsiz olsa da biraz gerilmesine yol açıyordu.

 

İnsanlığa ait bir işaret olmasa da sayısız vahşi yaratığın aurası kendini belli ediyordu. Yaklaşık 50 kilometre kadar ilerlemiş olan Xiaochun ormandan kendisini seyreden korkunç yaratıkların bakışlarını hissedebiliyordu.

 

Fakat Cennetboynuz Mürekkep Ejderhasının pulu bu yaratıkların kalplerine korku salıyor, Altın Öz aşamasıyla kıyaslanabilecek olan yaratıklar bile kendisine yaklaşmaya cesaret edemiyordu.

 

Bai Xiaochun bir noktada leoparı andıran bir yaratığın ansızın 300 metre yüksekliğe erişerek otuz kırk metrelik öküzümsü bir yaratığı yuttuğunu gördü. Yaratığın kemiklerini bile yiyip yutmuştu! Ardından orijinal boyutuna döndü ve Xiaochun’a attığı soğuk bakışlardan sonra ormanın içerisinde kayboldu.

 

“Burası çok tehlikeli…” diye düşünen Xiaocun ürpermişti. Hemen omzunun üzerinden gerideki anafora baktı ve rahat bir nefes aldı. Ardından yaklaşık 50 kilometre daha ilerledi ve en nihayetinde zirvelerden birindeki bir kayaya oturarak görkemli manzarayı izlemeye koyuldu.

 

“Çok sıkıcı.” dedi eline bir çakıl taşı alarak. “Burası hiç de eğlenceli değil…” Bu sözlerin ardından taşı ormana fırlattı ve bir an sonra bitkilerin kıpırdanışıyla iki kafalı kuşumsu yaratıklar ortaya çıktı. Ortalama bir insanın yarısı ebadındaki kuşlar sağır edici çığlıklar atarak Xiaochun’a dönmüş ve onun ürpermesine yol açmıştı. Bir müddet havada süzüldükten sonraysa yeniden ormana döndüler.

 

“Boş versene! Geri dönüyorum. Buradaki hiçbir yaratık arkadaş canlısı değil.” diyen Xiaochun yutkundu ve kafasını Cennetboynuz Mürekkep Ejderhasının bulunduğu noktaya çevirdi.

 

Fakat tam havalanmışken uzaktaki zirvelerden öfkeli bir kükreyiş işitildi.

 

Tek bir kükreyiş tüm dünyayı sarsmaya yetmiş, sayısız zirve titremiş ve pek çok yaratık başını dahi kaldıramadan acı içerisinde karşılık vermişti.

 

Bai Xiaochun ise kafatasının patlamak üzere olduğunu hissediyordu. Zihni bulanır ve kulakları acıyla seğirirken belli bir mesafeden kendisine doğru uçmakta olan tanıdık figürü fark etti.

 

“Minik bir iribaş değilsin de nesin acaba? Neyin bu kadar özel ki? Beni ne cüretle tehdit edersin! Lord Kaplumbağa son uyanışında senin babanı gördü! Senin gibi o da bir iribaş! Tüm sülalen iribaş!”

 

#Bilmeyenler varsa iribaş kurbağa yavrusu oluyor, hani şu koca kafalı ve kuyruklu, balığı andıran halleri var ya o...
Bu arada ejderhanın pulunu baş kahramana verdiği kısım 'heavenly jewel change' serisini hatırlattı, okuyanlar anımsar. O seri de evladım gibiydi, hatırlayınca gözlerim doldu diyerek hemen devam ediyorum 
Bizimki büyükleriyle birlikte cep alemine girdi ve tek başına yolculuğuna başlamış durumda. Ama hemen korkup geri dönmeye karar verdi. Son andaysa başımızın tatlı belası küçük kaplumbağa tekrar ortaya çıkmış gibi görünüyor. Bir zamanlar bizimkinin peşine kocaman bir yaratık takan kaplumbağa bu yeni ve korkutucu alemde başımıza ne belalar açar acaba diyor ve sıradaki bölüme geçiyorum, orada görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18144 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37420 Bölüm Sayısı


creator
manga tr