Bölüm 309 : ***

avatar
2739 1

A Will Eternal - Bölüm 309 : ***


Çevirmen : Clumsy 

 

“Engin Akım Tarikatı, teslim oluyor musunuz?!” Kan Akımı Tarikatı nihai başpapazının sözleri dört bir yanda yankılanmış, eşzamanlı olarak çıraklara emirler verilmişti. Ruh Akımı Tarikatı Dış Kesim çıraklarının güç sağladığı devler formasyona akın ediyor, Kan Akımı Tarikatı Dış Kesim çıraklarının küreleri de onlara katılıyordu.

 

İlk büyük saldırı ile birlikte büyük bir patlama sesi işitildi. Engin Akım Tarikatı şehrindekiler formasyona güç sağlamakta zorlanmaya başlamıştı ve her biri titriyordu. Ve bu yalnızca Dış Kesim çıraklarının saldırısının sonucuydu!

 

Bu esnada Dış Kesim çırakları hep bir ağızdan bağırmaktaydı: “Engin Akım Tarikatı, teslim oluyor musunuz?!”

 

Gök gürültüsü misali sesleri Engin Akım Tarikatı yetişimcilerinin zihinlerini bulandırmıştı. Hiçbiri nefeslenme fırsatı dahi bulamamışken arıtılmış cesetlerin, gargoyle’ların, savaş araçlarının ve savaş yaratıklarının hücumuyla ikinci saldırı başladı.

 

Bu saldırı öncekinden daha da yoğundu ve daha büyük bir baskı doğurmuştu. Engin Akım Tarikatı yetişimcileri yetişim basamaklarının dağılmak üzere olduğunu hissediyordu ve buna başpapazlar da dahildi. Herkes iki tarikatın saldırılarının giderek güçleneceğinin bilincindeydi!

 

Henüz tepki verme fırsatı bulunamamışken ikinci saldırının hemen ardından iki tarikatın İç Kesim çırakları tarafından üçüncü saldırı da gerçekleştirildi! Ruh Akımı Tarikatı cisimleşmiş devleri ve Kan Akımı Tarikatının çekirgeyi andıran büyüleri keskin bir kılıç misali formasyonu kesip biçmekteydi!

 

“Engin Akım Tarikatı, teslim oluyor musunuz?!”

 

Çığlıklar tüm şehri sarsıyordu. Formasyon çarpıklaşmıştı ve Engin Akım Tarikatı yetişimcileri şiddetle titremekteydi, yetişim basamakları daha fazlasını kaldıramayacaktı. Bu üçüncü saldırı ilk ikisini gölgede bırakmış, formasyon sınırlarındaki solgun suratlı yetişimcilerin pek çoğu tükenmeye başlamıştı.

 

Herhangi birinin bir an olsun dinlenip toparlanma fırsatı yoktu. İşler sona ermiş değildi. Sırada Ruh Akımı Tarikatı kuzey ve güney yakalarına ait yedi tepenin Seçilmişleri ve tepe lordları vardı. Onların devasa formasyon devlerineyse Kan Akımı Tarikatının dört tepesinin üyeleri eşlik etmekteydi. Dördüncü güçlü saldırı da gelmişti!

 

Bu saldırı ilk üçünden tamamen farklıydı. Yaşananlar ölmekte olan birinin kalbine hançer saplamak gibiydi. Formasyon titremiş ve onu destekleyen tüm yetişimciler kan kusmuştu. Tek seçenekleri formasyonu bir kez daha ufaltmaktı.  

 

Sırada Dao Tohumu dağının formasyon devleri vardı ve onlara Kan Akımı Tarikatının kan efendileriyle kıdemlileri eşlik etmekteydi. Korkunç kükreyişler eşliğinde beşinci büyük saldırı gerçekleşiyordu!

 

Salınan güç önceki dört saldırının toplamından bile büyüktü. Bai Xiaochun’un da katıldığı savaş çığlıkları formasyonu çarpıklaştırmış ve bir kez daha ufalması sağlanmıştı. Alandaki dağlar ufalanıyor, şehir yıkılıp kalmanın eşiğinde görünüyordu!

 

Tabii formasyonu destekleyen yetişimcilerin ağızlarından da daha çok kan dökülüyordu, Qi geçitleri çoktan hatırı sayılır ölçüde hasar görmüştü. Kimileri yerine başkalarının getirilmesinin gerekeceği kadar kötüleşmişti. Bu esnada Ruh ve Kan Akımı Tarikatının gök gürültüsünü andıran bağırışları yeniden yükselmekteydi.

 

“Engin Akım Tarikatı, teslim oluyor musunuz?!”

 

Engin Akım Tarikatı yetişimcilerinin kalpleri göğüslerinden çıkacak gibi atıyordu fakat hiçbiri kendisini toparlayamamışken altıncı saldırı da gerçekleşmeye başlamıştı!

 

Bu saldırı 100ün üzerinde baş kıdemliye aitti. Hiçbir şeyini esirgemeyen üyeler en güçlü saldırılarıyla formasyona yüklenmişti!

 

Formasyon, üzerinde yayılan çatlaklar eşliğinde gümbürdüyordu. Bir kez daha ufalmış ve bu defa şehrin dış hatları açığa çıkmıştı. Kan kusan yetişimcilerin sayısı artıyor ve pek çok kişi bilincini yitiriyordu.

 

Yetişimcilerin çoğunun tattığı ana duygu çaresizlikti! Ama yeni bir saldırı daha yaklaşmaktaydı. Kan kazıyıcıların ve miras kesimi yetişimcilerinin yetişim basamakları patlak veriyor, kozlar hiç tereddütsüz salınıyordu. Yedinci saldırı kayan yıldızlar misali kalkana ilerliyordu.

 

BOOOOOOOOOMMM!

 

Formasyonun aldığı hasar iyice artmıştı. Şehir duvarları çöküyor, bitkin Engin Akım Tarikatı yetişimcileri ortaya çıkıyordu. Kimileriyse anında bedenen ve ruhen yok oluyordu.

 

Formasyonun kapladığı alanın bir kez daha ufalışıyla pek çok yetişimci koruma dışı kalmıştı.

 

Bu kişilerin bir kısmı Hap Akımı Tarikatı üyesiydi ve yapabildikleri tek şey dişlerini sıkıp sessizce oturmaktı; artık Engin Akım Tarikatının bir parçası olarak anılmak gibi bir niyetleri yoktu.

 

Ve işte sekizinci saldırı geliyordu!

 

Kan Akımı Tarikatının altı ve Ruh Akımı Tarikatının dört başpapazı güçlerini sekizinci saldırı adına birleştirmişti! On tanrı gibiydiler ve güçlerini salışlarının sesleri bile gök gürültüsünden farksızdı.

 

“Engin Akım Tarikatı, teslim oluyor musunuz?!” Yer gök şiddetle sarsılıyordu. On başpapazın formasyona saldıkları saldırılar karşısında Engin Akım Tarikatı başpapazları da kükrüyor ve direnmek adına ellerinden geleni artlarına koymuyordu.

 

Mütemadiyen patlamalar gerçekleşiyordu. Şehrin yarıdan fazlası yok edilmişti ve tüm Engin Akım Tarikatı başpapazları kan kusmaktaydı. Betleri benizleri atan başpapazların bedenleri kurulaşmıştı. Eskisinden de yaşlı görünüyorlardı ve Başpapaz Kızılruh bile ağzından kanlar saçarak sendeliyordu.

 

İşte o anda Hap Akımı Tarikatının kalan üyeleri de kendi saldırılarını saldı ve devasa bir hap fırını ile arkasındaki on binlerce yetişimci canlarını hiçe sayarak atağa geçti. Bunu yeni bir bağırış takip etti.

 

“Engin Akım Tarikatı, teslim oluyor musunuz?!”

 

Tiril tiril beyaz bir peçe takan genç bir Hap Akımı Tarikatı üyesi söz konusuydu. Yüzü gizli olsa da gözleri görünen kadın sıra dışı bir güzellikteydi ve hemen hemen tüm Hap Akımı Tarikatı yetişimcileri ona takıntılıydı. Kadın o insan denizinin içerisinde sahildeki bir inci misali güzel ve göz alıcı bir şekilde parlıyordu!

 

Bu esnada büyü formasyonu yankılanan patlamalarla sarsılıyordu. Hap fırınının çarpışı kocaman bir delik açmıştı. Başpapaz Kızılruh ise kollarını iki yana açıp Ruhun Başlangıç Aşamasının büyük çemberindeki gücünü salarak formasyonu desteklemek adına kalan Engin Akım Tarikatı yetişimcilerine destek olmaya başlamıştı.

 

Fakat bu noktada Bai Xiaochun formasyonun üzerindeki gökte var olan bir şeyi fark etti. Ve o son derece tanıdık maymunu görmek gözlerini irileştirdi.

 

Yaşlı maymun başının üzerinde devasa bir asa tutmaktaydı. Ardından gözlerinde kadim bir ışığın yanı sıra yeri göğü sarsacak bir asalet titreşerek asasını indirdi.

 

“Engin Akım Tarikatı, teslim oluyor musunuz?!” diye kükredi antik bir sesle. Ve şiddetle titreyen formasyon en sonunda patladı!

 

Çıkan şok dalgaları her yöne dağılırken Başpapaz Kızılruh koca bir ağız dolusu kan kustu. Diğer Engin Akım Tarikatı yetişimcileriyse çeşitli yaralardan mustarip şekilde kan revan içerisindeydi. Bu sırada havaya bir şey atıldı, öylesine hızlıydı ki herhangi biri tarafından net olarak görülmesi imkansızdı. Fakat şehrin ortasındaki sunağa indiğinde bir tavşan olduğunu görmek mümkün olmuştu!

 

Gözlerinde gizemli ışıklar titreşen tavşan sunağa iner inmez tütsüyü kaparak söndürmüştü!

 

Bunu yapışıyla korkulukla dövüşmekte olan orta yaşlı adam ansızın ortadan kayboldu. Bakışlarını aşağı çeviren korkuluk ise yalnızca bir tarikatın en derin saklı güçlerinden çıkabilecek korkunç bir enerji yaydı. Bu enerjinin hedefi yaralı Engin Akım Tarikatı başpapazlarıydı ve kıpırdamaları bile imkânsız kılınmıştı.

 

Her şey sindirilmesi zor bir hızda gerçekleşmişti. Maymunun belirişi, formasyonun dağılışı, tavşanın tütsüyü söndürüşü ve son olarak korkuluğun gönderdiği ezici enerji… Hepsi yalnızca birkaç nefeslik sürede olup bitmişti.

 

Bai Xiaochun’un gözleri sunaktaki tavşanı görür görmez irileşmişti. Ve ansızın çok kötü bir hisse kapıldı…

 

O noktada iki tarikattan sayısız yetişimcinin şehre ulaşmak adına rekabete girdiğini fark etti. Diğer taraftaki Hap Akımı Tarikatı üyeleri de beyaz peçeli kızın öncülüğünde aynı şeyi yapmaktaydı. Bai Xiaochun anında kendisini tokatladı.

 

“Erdem puanı! Şehre ilk giren büyük bir ödül alacak!” Hemen kükreyerek tam hızla koşmaya başladı ve onun ne düşündüğünü anlayan Karayağızın da desteğiyle kanatlarını çırparak meteor misali ilerlemeye koyuldu. Herkesi anında aştı ve çabucak yıkık duvarların üzerine adımını attı.

 

“Engin Akım Tarikatı, teslim oluyor musunuz?!” Bağırışının yankılanışı Başpapaz Kızılruhun kalbini acıtmıştı. Adam önce Engin Akım Tarikatı yetişimcilerine, sonra da Bai Xiaochun’a baktı. Teslim olduktan sonra iki taraf arasındaki farklılıkları çözüme kavuşturmanın bir yolunu bulabileceğini biliyordu. Onun gözleri titreşirken diğer başpapazlar ellerini kavuşturarak Bai Xiaochun’un önünde eğilmeye başlamıştı.

 

“Teslim oluyoruz!”

 

Anlık bir sessizliği takiben Ruh ve Kan Akımı Tarikatı cephesinde kuvvetli tezahüratlar yükseldi. Engin Akım Tarikatı yetişimcileri iç çekerken Bai Xiaochun’un kaşları heyecanla oynadı ve çenesini kaldırıp kolunu sıvayan Xiaochun gururla şöyle dedi: “Parmağımı tek şaklatışımla Ben, Bai Xiaochun Engin Akım--”

 

Fakat konuşmasını bitiremeden önce çantasından küçük bir kaplumbağa kafası fırladı ve kaplumbağa iç çekerek şöyle dedi: “Ah, birinin kendi kendine bu kadar böbürlendiğini işitmeyeli çok olmuştu.”

 

Bölüm 309 : Engin Akım Tarikatı Teslim Oluyor!

#Hahahha, sonunda biri bizimkinin böbürlenişini bölebildi 
Bu bölümde hem tavşanı hem maymunu hem de kaplumbağayı görmek enteresandı. Maymunun olayını az çok biliyoruz ama tavşanın neyin ya da kimin nesi olduğunu gerçekten çok merak ediyorum.
Ve Engin Akım Tarikatının teslim oluşuyla savaş sonlandı. Sırada Orta Sahalar mı var yoksa bir ara verecek miyiz sorusunun cevabı için okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18354 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37573 Bölüm Sayısı


creator
manga tr