“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

A Will Eternal - Bölüm 275 : Luochen Ulu Büyü Formasyonu!


Çevirmen : Clumsy

 

Ruh Akımı Tarikatı ve Kan Akımı Tarikatı arasındaki sınırı çizen Luochen Dağları öyle uzaklara uzanıyordu ki iki ucunu da görmek imkansızdı. Dağlar arasına inşa edilen büyü formasyonuysa ilk aktive edildiğinde çıplak gözle görülemeyecek şekildeydi. Fakat artık tamamen göz kamaştırıcı bir şekilde ta göğe ulaşıyordu ve bu, herkesi sarsabilecek etkileyici bir manzaraydı.

 

Kalkan boyunca aralıklı güç dalgalanmaları gerçekleşiyor, kuvvetli çatlama sesleri işitiliyordu. Kalkanın yıkıcı gücünün alandaki her şeye kilitlendiği barizdi.

 

Bu, Ruh Akımı Tarikatının binlerce yıl önce oluşturmuş olduğu Luochen Ulu Büyü Formasyonuydu!

 

Dağların üzerinde süzülen sayısız figür görünüyor, Kuruluş Kadrosu üzerinde bir yetişim gücü yayılıyordu. Herkes ilahi hislerini yayarak Kan Akımı Tarikatı yönünü takip ediyordu.

 

İlk üç dalga çırak zeminde alabildiğince yayılan bir kamp kurmuştu. Sayıları en fazla olan Dış Kesim çırakları çeşitli büyü formasyonlarına atanmıştı. Aktiviteleri gereği arada bir dört bir yana güçlü dalgalanmalar ulaşıyordu.

 

İlk bakışta Dış Kesim çıraklarının yürüttüğü düzinelerce formasyonu görmek mümkündü. İlk üç dalgayla bir hayli insan gelmiş, bu da dördüncü dalganın gelişiyle daha kaç formasyon oluşacağını hayal etmeyi kolaylaştırmıştı.

 

İç Kesim çıraklarıysa geldikleri tepelere göre dağıtılmıştı. Onlar da Dış Kesim çıraklarınınkine nazaran çok daha güçlü formasyonları desteklemekle meşguldü. İç Kesimlerin formasyonları alandaki her şeyi çarpıklaştırmaktaydı.

 

Bunlara ek olarak sıra sıra savaş arabası dizilmişti. En dirençli metallerden yapılan bu arabaların önleriyse otuz metre uzunluk ve bir metre genişlikte kocaman mızraklarla süslenmişti!

 

Ayrıca içlerinde sayısız ruh taşı bulunmaktaydı; hem de düşük değil yüksek kalite ruh taşları! Tabii arabalar öyle iri ve güçlüydü ki onları kontrol etmek için birden çok yetişimci gerekmekteydi.

 

Böyle yüzlerce aracı görmenin en basit tabirle ürpertici olduğu söylenebilirdi.

 

Başka bir noktadaysa sayısız koca kaya büyüyle bir araya getirilmiş ve tam 300er metre uzunlukta devasa kuklalar oluşturulmuştu!

 

Şimdiden yüzün üzerinde kukla yapılmıştı ve her birinin her adımı Luochen Dağlarını titretmekteydi. Ayrıca kuzey yakanın muazzam savaş yaratıklarından da bolca getirilmiş, pek çoğu kükreyişlerini salmaya başlamıştı.

 

Uzun zaman önce Kan Akımı Tarikatı tarafına gönderilen gizli güçlerse Ruh Akımı Tarikatına yeni bilgiler verme çabasındaydı. Kan Akımı Tarikatındaki casuslar da harekete geçirilmişti, pek başarılı oldukları söylenemese de çabalarının meyvesi az çok yenilmekteydi.

 

Ayrıca dağlara kocaman taşlardan kuleler dikilmişti. Kulelerin dizilimi rastgele görünse de bağlantı kurdukları anda inanılmaz güçlü bir saldırıya karşı dahi direnebileceklerdi.

 

Herkes hazırlıklara kapılmıştı. Luochen Dağlarının farklı bir kısmında ise on binlerce bireyi sığdırmaya yetecek genişlikte bir bölge bulunmaktaydı. Orada zemine kazınan ve binin üzerinde yetişimci tarafından korunan bir büyü formasyonu mevcuttu. İşte o formasyon az önce ışıldamaya başlamıştı.

 

Bu noktada yer sarsılmaya başlayınca tüm Ruh Akımı Tarikatı çıraklarının bakışları yukarı çevrildi ve formasyon sınırları içerisindeki üç ışık sütunu göğe yükseldi.

 

Luochen Dağları ışık sütunlarının ortamı çarpıklaştırışı ile sallanmaktaydı. Bir an sonraysa ışık silindi ve on binlerce kişi formasyonun içerisinde görünür hale geldi!

 

Bai Xiaochun da bu topluluğun içerisindeydi!

 

Yani dördüncü dalga dağlara ışınlanmayı tamamlamıştı!

 

Işınlanma nahoş bir şeydi ve beliren grubun suratlarına çeşitli tepkiler yayılmıştı. Bai Xiaochun ise biraz solgunlaşan yüzü dışında etkilenmişe benzemiyordu. Bunun yerine boşluğu taramış ve kalabalıktaki Hou Xiaomei’yi bularak çabucak kızın yanına koşturmuştu.

 

Statüsü gereği insanların arasında ilerlemesi kolaydı, hiç kimse önüne çıkmıyordu. Çok geçmeden küle dönen suratıyla sağa sola sallanmakta olan Hou Xiaomei’ye yaklaşmıştı. Zhou Xinqi kızın yanındaydı ve onu desteklemekteydi. Bai Xiaochun da oraya varır varmaz ruhsal kuvvetiyle yardıma koyuldu.

 

“İyi olacaksın.” dedi. “Işınlamak genelde böyledir.” Kızın solgun suratını görmek kalbini acıtmıştı. Nedense Kan Akımı Tarikatında harcadığı vakit onu duygusal anlamda daha hassas kılmıştı…  

 

Bu sırada Zhou Xinqi kontrolü Bai Xiaochun’a bırakarak geriledi. Yakınlardaki Shangguan Tianyou ise Bai Xiaochun’a soğuk bakışlar atarak homurdandı.

 

Birkaç nefes alıp veren Hou Xiaomei çok geçmeden toparlanmıştı. Fakat Bai Xiaochun’a bakarken içini ani bir tedirginlik kaplamıştı. Yetişimine çok sıkı çalışıyor olmasına rağmen ona ayak uyduramamaktan çekiniyor, aralarındaki mesafeyse giderek açılıyordu. Kendisini azıcık bile saldığı takdirde Xiaochun’un sonsuza dek uzaklaşacağından korkuyordu.

 

Bu düşüncelerle elini uzatarak Xiaochun’un elini kavramış ve sertçe sıkmıştı.

 

Hou Xiaomei’nin iyileşişiyle Bai Xiaochun Luochen Dağlarını incelemeye başladı. Dağların değiştiği barizdi. Tarikata dönerken de değişiklikleri fark etmiş lakin detaylı bir inceleme yapamamıştı. Artık çok belirgindi.

 

Her şey farklı görünmekteydi!

 

Havada süzülen güçlü figürleri görüyordu. Işıldayan kalkanı görüyordu. Tarikatın çıraklarının desteklediği tüm büyü formasyonlarını görüyordu. Savaş arabalarını, taş kuklaları, kuleleri görüyordu. Büyük Şişman Zhang ve diğer dostları da aralarında olmak üzere her noktada tanıdık yüzler görüyordu.

 

Bu sırada dördüncü dalganın üyeleri diğer çıraklar tarafından çeşitli formasyonlara dağıtılmaya başlanmıştı. Herkese bir görev düşecekti.

 

Tabii ki dördüncü dalga on binlerce çırağı içerdiği için ayarlamalar vakit alacaktı. Gelenlerin çoğu ne yapacağının söylenmesi adına sabırla beklemekteydi. Aynı şey etrafına sarsılmış bir şekilde bakakalan Bai Xiaochun için de geçerliydi.

 

Savaş hazırlıklarının henüz tamamlanmadığı belliydi, tamamlandığında ne kadar büyüleyici olacağını ise ancak hayal edebilirdi!

 

Ortalığın görünümü kalbini ürpertiyordu, bilhassa Ruh Akımı Tarikatının normalde sır olarak tuttuğu şeylerin gözler önüne serilmesi çok etkileyici gelmişti.

 

Formasyonlarına odaklanan Dış Kesim çıraklarına bakan Bai Xiaochun Menekşe Qi Kazanı Kontrol Sanatı ve Cennetkarışı Fil Kontrol Sanatı formasyonları arasındaki benzerlikleri de görebiliyordu. Bu iki teknikten birinin yetişimini yapanların formasyona katılmakta sorun yaşamayacağı belliydi.

 

Çırakların üzerinde çalışması gereken tek şey aynı formasyonun parçası olan çıraklarla işbirliği sağlayabilmekti. Bai Xiaochun’un görebildiği kadarıyla Dış Kesim formasyonları da öyle basit değildi, sayısız dönüşüm ve varyasyon potansiyeli taşıyorlardı.

 

İç Kesim çırakları için de durum benzerdi. Ruh Akımı Tarikatı dışarıdan ılıman gözüküyor olsa da savaş için doğmuş bir tarikattı!

 

Zaten yalnızca savaş için doğan bir tarikat daha güçsüz taraf olmasına rağmen Kan Akımı Tarikatına meydan okuyabilirdi. Teslim olmaktansa bu kanlı savaşı seçmişlerdi!

 

Luochen Dağlarında Xiaochun’un fark ettiği mucizevi şeylerden daha bolca bulunmaktaydı. Ruh Akımı Tarikatı artan savaş gücünün yanı sıra içlerinde şok edici bir şey de uyandırmıştı. Bai Xiaochun Cennetkarışı Dharma Gözünü açarak bu keşifle ansızın afalladı.

 

Dağların içerisinde kafatasının karıncalanmasına yol açacak bir büyü formasyonu bulunmaktaydı. Bu kendi kendini yok etmeye yönelik bir formasyondu!

 

Yani Kan Akımı Tarikatına kazandıkları takdirde verilecek bir mesajdı: Bizi yenmiş olabilirsiniz ama kemiklerinize saplanacak bir acıyı ve asla unutamayacağınız bir ıstırabı tadacaksınız!

 

Bai Xiaochun derin bir nefes aldı. Yanındaki Hou Xiaomei de gördükleri karşısında sarsılmış haldeydi. Kan Akımı Tarikatı yönüne doğru bakıyor fakat açısı gereği göz alabildiğince uzanan kan kırmızı araziler dışında bir şey fark edemiyordu.

 

“Büyük Kardeş Xiaochun,” dedi yumuşak bir ses tonuyla, “Kan Akımı Tarikatındaki herkesin Orta Tepe Kan Efendisi Karamahzen gibi olduğunu duydum. Gaddarlarmış ve insanları buğday gibi hasat ederlermiş! Genelde vakitlerini birbirlerini öldürerek ve savaşarak geçirirlermiş. Dikkatli olmazsan seni de anında yenebilirler, onlara karşı gerçekten tetikte olmalısın.” Ona kalırsa Kan Akımı Tarikatı ölüm aurasının hüküm sürdüğü bir yerdi. Bilhassa Karamahzene yönelik şok edici hikayeleri işitmek onu bu inanca yöneltmişti. Tarikatı bir bütün olarak öyle değerlendirmesi de son derece normaldi.

 

Bai Xiaochun’un az önceki hayreti negatif hislere dönüşmekteydi. Hemen göğsünü tokatlayıp çenesini kaldırarak şöyle dedi: “Endişelenme, Xiaomei. Bai Xiaochun varken Karamahzen yüzünü göstermeye cüret edemez!”

 

Ona kalırsa bu cümlede abartı yoktu. Sahiden de gerçek bunun ta kendisiydi.

 

Hou Xiaomei pek inanmasa da inanmış gibi yaparak gülümsedi. Gözleri her zamanki gibi Bai Xiaochun’u memnun eden bir hayranlıkla doluydu.

 

Bu tatlı hissiyatı yaşayan Xiaochun ise Zhou Xinqi’ye doğru bakarak şöyle dedi: “Tarikat Yeğeni Xinqi, korkma. Seni de koruyacağım.”

 

Zhou Xinqi neredeyse bu Bai Xiaochun ile Cennetkarışı Nehri kıyısındakinin aynı kişi olduğuna inanamayacaktı. İç çekerek cevap verdi: “Burada bile böbürlenmek zorundasın, değil mi? Ne anlamı var ki?”

 

Shangguan Tianyou ise soğuk bir şekilde homurdandı ve yavaşça şöyle dedi: “Bai Xiaochun, Karamahzen bana ait! Onun başını omuzlarından ayıran ben olacağım!”

 

Bu cümleler Bai Xiaochun’un modunu anında değiştirmişti. Fakat tam cevap vermek üzereyken bedeni tepeden tırnağa buz gibi bir hisle kaplandı. Arkasını döndüğündeyse kalabalıktan kendisini izlemekte olan genç bir kadını fark etti.

 

Uzun, siyah saçları olan bu dünya güzeli kız Gongsun Wan’er’den başkası değildi.

 

Kız, Bai Xiaochun’un kendisine baktığını fark ederek ona döndü ve gözleri buluştuğunda kahkahasını elleriyle gizledi. Aralarında mesafe olsa da bu kahkaha Bai Xiaochun’un içini inanılmaz bir tehlike hissiyle doldurmuştu. İçerisinde bir şeyler, o genç kadının ölümcül olduğu konusunda çığlıklar atmaktaydı!

 

#Bu bölümü Ruh Akımı Tarikatının yaptığı hazırlıkları sıralayarak tükettik, bir de 'şekerime' küçük bir selam verdik. 
Dördüncü dalganın gelişi ve hazırlıkların sayılışıyla savaşa iyice yaklaşmış bulunuyoruz. Ben dayanamayarak sonraki bölüm başlıklarına şöyle bir göz gezdirdim, azıcık spoiler aldım. Ama tabii ki size hiçbir şey çıtlatmadan devam edeceğim, sıradaki bölümde görüşmek üzere!

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1280

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1092

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 908

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 830

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 714

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 675

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 651

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 611

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 555

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 529

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 395

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 206

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 189

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 104

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

White
White
Beğeni Sayısı: 55

Site İstatistikleri

  • 16015 Üye Sayısı
  • 426 Seri Sayısı
  • 20967 Bölüm Sayısı


creator
manga tr