Bölüm 195 : ***

avatar
3444 0

A Will Eternal - Bölüm 195 : ***


Çevirmen : Clumsy 

 

Herkes dişlerini sıkıp başnı eğerek selam vermişti. Bai Xiaochun ise kendisiyle fazlasıyla gurur duymasına rağmen ifadesini ciddi tutuyor, soğuk bir gülüş eşliğinde gruba bakıyordu.  

 

Bu esnada Zhao Wuchang dişlerini sıkarak şöyle dedi: “Dharma Koruyucusu Karamahzen, bu çırak tek bir Kuruluş Kadrosu Hapı karşılığında sahip olduğu her şeyi vermeye razı...”

 

Çok geçmeden herkes aynı şeyleri sıralamaya başladı. Hiçbir dövüş patlak vermedi; dertleri yalnızca kendilerini Bai Xiaochun’a sevdirip bir hap kopartabilmekti.

 

Kuruluş Kadrosu Hapları onlar için tarifsiz enderlikteydi. Bu fırsatı kaçırırlarsa yeni bir fırsat elde etmek çok uzun sürebilirdi.

 

Tek ihtiyaçları olan bir haptı, bu sayede muazzam bir sıçrayış yapabilirlerdi. Düşüncesi bile gergince titremeleri için kafiydi.

 

Zhao Wuchang’ın kanlı gözlerinde ise kararlı bir ışıltı mevcuttu. Klanı zor durumdaydı ve düşman klanları yakın zamanda yeni Kuruluş Kadrosu yetişimcileri edinmişti.

 

Eğer Kuruluş Kadrosuna erişmezse klanının ve kendisinin tarihten silinmesi işten bile değildi!

 

Zihnindeki bu düşüncelerle dişlerini iyice sıkarak Bai Xiaochun’un önünde secde etti. Sonra da parmaklarını alnına bastırıp bir damla kan belirtti. Şok edici bir şekilde o kan, ruhunun bir kesitini içeriyordu!

 

Bu, uzun zaman önce edindiği bir gizli büyüydü. Şu anki yetişimiyle ciddi bir ters tepiş yaşayacaktı. Ruh kanı belirirken yüzü solgunlaşmış, ağız dolusu kan kusmuştu. Ardından Bai Xiaochun’a bakarak delilik dolu, boğuk bir sesle şöyle dedi: “Dharma Koruyucusu Karamahzen. Kuruluş Kadrosuna erişmemi sağlarsan altmış yıllık bir döngü boyunca kölen olurum!”

 

Diğer çırakların soluğu kesilmiş, Zhao Wuchang’a dönük bakışları karmaşık duygularla dolmuştu. Hepsi Kuruluş Kadrosu Hapını derinden arzuluyor olsa da hiçbiri onun kadar kararlı olamazdı.

 

Yüzleri çökmüştü. Onların ruh kanı üretecek gizli büyüleri yoktu ki olsa bile bu şekilde kullanmazlardı.

 

Kuruluş Kadrosu Hapları nadirdi ama başka bir şekilde elde edilemeyeceğini söyleyemezdik.

 

Sarsılan Bai Xiaochun önce Zhao Wuchang’a uzunca baktı, sonra da ruh kanına göz gezdirdi. Artık yetişim dünyasında yeni sayılmazdı, böyle şeyleri işitmişti. Kendi kendine bir müddet mırıldandıktan sonra elini salladı ve ruh kanının parmağının ucunda silinmesini sağladı.

 

Bedeni çok garip bir hissiyatla dolmuştu. Artık tek bir düşüncesiyle Zhao Wuchang’ın hayatına son verebilecek gibiydi. Bu İnsan Kontrolü Ulu Büyüsüne benzer, korkunç bir kontrol seviyesiydi.

 

Anlık bir sessizlikten sonra ciddi bir sesle şöyle dedi: “Zhao Wuchang!”

 

Sert ifadesi tüm çırakların titremesine yol açmıştı.

 

Zhao Wuchang’ın kalkan suratı saygı doluydu.

 

“Sana tek bir Kuruluş Kadrosu Hapı vereceğim, daha fazlasını değil!” Bai Xiaochun’un prensipleri vardı. Elini sallayarak tek bir Kuruluş Kadrosu Hapını Zhao Wuchang’a uçurmuş ve tüm çırakların kıskanç bakışlar atmasına yol açmıştı.

 

Hiç kimse bir Kuruluş Kadrosu yetişimcisi önünde savaşmaya cüret edemezdi. Tir tir titreyen Zhao Wuchang hapı kapıp kollarını kavuşturarak Bai Xiaochun’a doğru eğildi. Sonra da ona yaklaşıp yanında bağdaş kurarak hapı tüketti.

 

Hap ağzına girdiği anda bariz şekilde titremeye başladı, içinde volkanik bir şeyler patlak veriyor gibiydi.

 

Bai Xiaochun anlık bir bakıştan sonra başını çevirdi ve iç çekti. Kuruluş Kadrosu Hapları Ruh Akımı Tarikatında bile zor elde edilirdi, burada ise kıymetleri çok daha yüksekti.

 

Ansızın yetişim dünyasının pek çok açıdan böyle olduğunu fark etti.

 

Kan Akımı Tarikatının gücünün bir sebebi vardı. Bu tarz bir çevrede büyüyen çıraklar diğer tarikatlarınkine nazaran çok daha güçlü oluyordu.

 

Kimileri çırakların aitlik hissinden ötürü endişeye kapılabilirdi. Lakin tarikat yeterince güçlü olduğu ve bütün olarak faydalı işler sürdürdüğü sürece kuralları ihlal edenler rahatlıkla ezilirdi.

 

Yapılacak en iyi şey karşı çıkmak değildi; ayak uydurmak ve kuralları lehine çevirmekti!

 

Zaman akmaya devam etti ve tam bir aylık süre sonlanmak üzereyken Zhao Wuchang’tan yükselen sesleri bir Kuruluş Kadrosu aurası takip etti. Açılan gözleri ışıl ışıldı. Artık yetişim basamağı bir ruhsal denizdi ve Dünya Sicimi Kuruluş Kadrosu ile kıyaslanamayacak olsa da güçlü bir Ölümlü-Dao kuruluşu oluşturmuştu.

 

Çevredeki çıraklar karmaşık surat ifadelerine bürünürken Zhao Wuchang ayaklandı, ellerini kavuşturdu ve Bai Xiaochun’a saygıyla eğilerek şöyle dedi: “Çok teşekkürler, Efendim!”

 

Bai Xiaochun başıyla onay verdi. Bu noktada üstlerinde sayısız ışık huzmesi belirdi ve güçlü bir kuvvet herkesi havalandırdı.

 

GÜM!

 

Havalanan topluluk dışarıdaki kanlı sisi aştı ve ışıkların yok oluşuyla birlikte Sonlanmayan Kan Uçurumundaki dört ulu kıdemli gözler önüne serildi. Bakışları kalabalığı taramış ve en nihayetinde Bai Xiaochun ile Zhao Wuchang’ın üzerinde durmuştu.

 

Zhao Wuchang Bai Xiaochun’un yanında durup ona saygıyla bakmaktaydı. Dört ulu kıdemlinin ilgi odağı da Bai Xiaochun olmuştu.

 

Surat ifadeleri son derece ciddiydi. Neticede onlar da Kuruluş Kadrosuna aitti ve attıkları tek bir bakış, yaşanan garipliği sezmelerine yetmişti.

 

“Karamahzen başka bir Kuruluş Kadrosu yetişimcisini mi köleleştirmiş?” Attıkları bakışta bu soru gizliydi. Geçen ayki etkilenişleriyse iyice büyümüştü.

 

Karamahzenin Kuruluş Kadrosuna tek başına erişmiş olması çok da takdire şayan sayılmazdı lakin bu süreçte bir başka Kuruluş Kadrosu yetişimcisini köleleştirmişti. Bu da hapları bencilce araklamış olmasına rağmen bu bencilliğin baki olmadığının göstergesiydi. En faydalı sonucu almak adına esnek davranabiliyordu.

 

Bu tavır ve eylemler de Kan Akımı Tarikatı prensiplerine birebir uyuyordu.

 

İsimsiz Tepenin cüce ulu kıdemlisi hemen lafa girdi: “Dharma Koruyucusu Karamahzen, kaç Kuruluş Kadrosu Hapı tükettin?”

 

“İki!” diye yanıtladı Bai Xiaochun hiç tereddüt etmeden.

 

İriyarı Küçük Bataklık Tepesi ulu kıdemlisi ise övgüyle ışıldayan gözlerle şöyle dedi: “Kalan Kuruluş Kadrosu Haplarıyla ne yapmayı planlıyorsun?”

 

“Oh, o mesele...” diyen Bai Xiaochun’un kalp atışları hızlandı ve kısa bir duraksamadan sonra gururlu bir şekilde devam etti: “Benim hayalim harika bir simyacı olmak. Bu yüzden kalan Kuruluş Kadrosu Hapları üzerine çalışıp onları taklit edip edemeyeceğime bakacağım. Bir gün kesinlikle kendi Kuruluş Kadrosu Hapımı üretebileceğim. Şimdilik yalnızca 2. kademe ruh ilaçları üretebiliyorum.”

 

Diğer çıraklar acı ifadelere bürünmüş, dört ulu kıdemli ise şok olmuştu. Aslında basit bir soruydu ancak cevap, Karamahzene yönelik fikirlerini netleştirecek şekilde anlamlıydı. Dört ulu kıdemlinin kalbi de beklentiyle atmaya başlamıştı.

 

İlaç üretebilen bir Dharma Koruyucusu, Dünya Sicimi Kuruluş Kadrosu kıdemlilerinin bile aşamayacağı önemde bir figüre dönüşebilirdi. Dünya Sicimi Kuruluş Kadrosu kıdemlileri her daim bulunurdu ama ilaç üretebilen Kuruluş Kadrosu uzmanı bulmak çok zordu.

 

Ceset Tepesinin ulu kıdemlisi, övgüleri konusunda çok açık oluşundan pişmanlık duymuştu. Bu esnada Song Junwan da küt küt atan kalbiyle Bai Xiaochun’a gülümsemekteydi.

 

“Harika.” diyen Ceset Tepesi ulu kıdemlisinin gözleri alev alevdi. “Karamahzen, zümrüt zombi çalışman ilaçların Daosunda yetenekli olduğunu göstermişti. Neden Ceset Tepesine gelmiyorsun!? Kader seni bizimle bağladı bile!” Bai Xiaochun kendisini çoktan sarsmış ve şimdi Kuruluş Kadrosuna erişmiş olması onu daha da etkileyici kılmıştı.

 

“Ah, saçmalığı kes!” dedi Küçük Bataklık Tepesinin iriyarı ulu kıdemlisi. “Karamahzen sadece Qi Yoğunlaşmada olmasına rağmen koca bir grup rakibi defetti. Vücut geliştirmede yetenekli olduğu bariz. Karamahzen, Küçük Bataklık Tepesine gel, biz şeytan kanı vücut geliştirmede ünlüyüz! Bizimle güçlü bir uzman olma yolunda gerçek bir adım atabilirsin!”

 

Bu noktada İsimsiz Tepe cücesi tiz bir sesle lafa girdi: “Hey, onu benden çalmayı aklınızdan bile geçirmeyin. Daha en başta Karamahzenin İsimsiz Tepeye geleceğini söylememiş miydim!?”

 

Orta Tepenin Song Junwan’ı ise bir tutam saçı kulaklarının arkasına attı ve gözleri ışıldayarak şöyle dedi: “Küçük Kardeş Karamahzen, Orta Tepeye gelmeye ne dersin?”

 

Ulu kıdemlilerin Bai Xiaochun uğruna mücadele edişi diğer çırakların iç çekip hiddetlenmesine yol açmıştı.

 

Bai Xiaochun ise ne kadar harikayım diye düşünmeden edemiyordu. Ruh Akımı Tarikatında da Kan Akımı Tarikatında da dikkat çekmemeye çalışıyor ama daima insanları peşinde koşturuyordu.

 

Kendi başarılarına hayretler ederken gözleri ansızın bulutlandı ve sevdalanmış gibi bir tavır takınıp hafifçe kızararak Song Junwan’a döndü: “Ben... Büyük Kız Kardeş Song’un Orta Tepesini seçiyorum!”

 

Bölüm 195 : Büyük Kız Kardeş Song'un Orta Tepesini Seçiyorum!

# Aah ah, ne kadar da harika bir Bai Xiaochun  
Ama seçimini bu cümleyle ifade etmese de olurmuş bence, birazcık farklı bir izlenim doğurmuş sanki 
Şaka maka bu etkinlikle birlikte Kan Akımı Tarikatındaki ilk önemli adımını attı. Artık daha güçlü görünebilecek, orta tepeye yerleşecek ve yetişimi daha da rahatlayacak. Hadi bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18140 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37405 Bölüm Sayısı


creator
manga tr