Bölüm 192 : Kan Uçurumunda Zorlu Sınav

avatar
3382 0

A Will Eternal - Bölüm 192 : Kan Uçurumunda Zorlu Sınav


Çevirmen : Clumsy 

 

Aylar gelip geçti. Bai Xiaochun Kuruluş Kadrosu zorlu sınavına katılma hakkı kazanan tek kişi değildi. Ancak sınav tarihi henüz gelmemişti ve görevlerini tamamlayanlar vakit geçirmek mecburiyetindeydi.

 

Tabii Bai Xiaochun bu ayları boş boş oturarak geçirmemiş, heyecanla Ölmeyen Cennetsel Kral yetişimi yapmıştı. Yetişime başladığı günden bu yana hiç böyle hissetmemişti; hiçbir baskı altında değildi ve gönlünce yetişime odaklanabiliyordu.

 

Ölmeyen Cennetsel Kral yetişimi yaparken bedeni karıncalanma benzeri bir acı hissiyatıyla doluyordu. Başta son derece nahoş bulduğu bu hisse de zamanla alışmış, hatta onu bir şekilde sevilesi bulmuştu.

 

Her gün ölümsüz mağarasında gücünü test ediyor ve sonuç hep aynı oluyordu. “Hahaha! Giderek daha da güçleniyorum. Ne kadar acı varsa gönderin gelsin!”

 

Yerden yükselen kan qi’sini görmekse her defasında kalbinin heyecanla küt küt atmasına yol açıyordu.

 

“Burası benim şahsi Kutsal Arazim. Bir felaket yarattığımda ceza yerine ödül alıyorum! Hem yetişimim de hiç olmadığı kadar hızlı…” İç çekerken Kan Akımı Tarikatının gerçekten kendisine uygun olduğunu düşünmeden edememişti. Ancak biraz daha düşündükten sonra bu fikrin çarpıklığında karar kıldı ve düzeltme gereği duydu.

 

“Ben Ruh Akımı Tarikatına aitim!” diye hatırlattı kendisine. Ve sonra da yine acısına gömüldü.

 

En nihayetinde Ölmeyen Cennetsel Kralın 999 döngüsünü tamamlamış ve bu noktada içini gümbürdeme sesleri doldurmuş, ardında üç mamut imgesi belirmişti.

 

Kocaman açtığı gözleri ışıl ışıldı. Havaya bir yumruk savurdu ve işittiği patlama sesiyle soluğu kesildi.

 

“Şimdiden üç mamut gücüne eriştim. Bu yetişim hızı bir harika! Ayrıca daha yalnızca elin tersindeyim. Parmaklara, belki de kan şelalelerinin birine yaklaşabilirsem muhtemelen daha da hızlanırım!” Bu düşünceyle içten bir kahkaha attıktan sonra dolaşmak adına ayaklandı. Ancak o anda yüzü titreşti ve eli çantasındaki madalyona gitti.

 

Madalyon hafifçe ışıldıyordu ve biraz ruhsal güç aktardığında zihninde soğuk, meşum bir ses çınlamıştı.

 

“İç kesim çırağı Karamahzen, ikinci bir Kuruluş Kadrosu zorlu sınavına katılmaya hak kazandın. Sınava başlamak için üç gün sonra öğle vaktinde Sonlanmayan Kan Uçurumunda ol!”

 

Bai Xiaochun’un gözleri beklentiyle ışıldamaya başlamıştı. “Sonlanmayan Kan Uçurumunda mı? Yoksa Kuruluş Kadrosu zorlu sınavı Sonlanmayan Kan Çukurunun içinde mi yapılacak?”

 

Sonlanmayan Kan Uçurumu ve Sonlanmayan Kan Çukuru özünde aynı yerdi. Bai Xiaochun dört renkli alev için nereden kıvılcım temin edebileceğini sorduğunda sahtekâr Karamahzenden Sonlanmayan Kan Çukurundaki dört yapraklı yoncalara bakması cevabını almıştı.

 

Tabii ki Kuruluş Kadrosu sınavını bekleyen kişiler arasında bu sınavı en az umursayan kişi Bai Xiaochun’du.

 

Onu ilgilendiren tek şey, sonrasında kendisine bir Kan Akımı Tarikatı Kuruluş Kadrosu yetişimcisi deyip Orta Tepenin Dharma koruyucusu olabilmekti. Bu, ebedi dayanıklılık kalıntısını alma yolundaki ilk büyük adımı olacaktı.

 

Doğal olarak sınavı umursamama sebebi de özünde bir Cennet-Daosu Kuruluş Kadrosu uzmanı olmasıydı.

 

Tabii bir Ruh Akımı Tarikatı çırağı olarak adil ve sağduyulu olma sorumluluğunun bilincindeydi. Kollarını sıvayıp çenesini havaya kaldırdı ve son derece ağırbaşlı bir havayla şöyle dedi: “Bu defa hiçbirinin Kuruluş Kadrosuna erişmesine izin veremem. Ben bir casusum, şanslarına küssünler!”

 

Neticede Ruh Akımı Tarikatının sadık bir üyesiydi ve tarikatı için faydalı işler gerçekleştirmek adına her fırsatı kullanmalıydı.

 

Bu düşüncelerle kendisini hiç olmadığı kadar iyi hissederek bağdaş kurdu ve yetişime başladı.

 

Üç gün sonra son hazırlıklarını tamamlayarak mağarasından dışarı adımını attı, olabildiğince soğuk ve gaddar görünmek niyetindeydi. Bu görünüm üzerine pratik yapmış, daha öldürücü görünmek için çabalamış ve sonuçtan da memnun kalmıştı.

 

Sonlanmayan Kan Uçurumu da Kutsal Hap Duvarı gibi ünlü Kan Akımı Tarikatı mekânlarındandı.

 

Aslında burası, devin elinde açılan bir yaraydı ve en nihayetinde kendine has bir dünyaya dönüşmüştü.

 

Dört renkli alev doğurabilen dört yapraklı yoncalar da buradan geliyordu. Kan Akımı Tarikatındaki eşsizliklerinden ötürü çıraklar onları sık sık tarikat dışı kişilerle pahalı nesnelerin değiş tokuşunda kullanırdı.

 

Ancak onları elde etmek de şans işiydi. Büyüdükleri derin çukur, kan yaratıklarıyla doluydu. Bu yaratıklar düşük zekâlarına rağmen çılgın bir öldürme arzusuna sahipti. Kan Akımı Tarikatının yerleştiği devin hayat yok etmeye dair içsel bir arzu beslediği barizdi.

 

Sonuç olarak uçurumun derinliklerine giren her yaşam formu, kanlı yaratıkların saldırısına uğrardı.

 

Alana varan Bai Xiaochun yedi sekiz çırakla karşılaşmıştı. Birkaçı sessizce meditasyon yapmakta, diğerleriyse fısıldaşarak konuşmaktaydı.

 

Zhao Wuchang da oradaydı ve Bai Xiaochun’u görmek gözlerinde soğuk ışıklar titreştirmişti. Buradaki herkes rakip olsa da gülümseyerek Bai Xiaochun’u yanına çağırdı.

 

An itibarıyla oradaki grubun tüm üyeleri Düşmüş Kılıç Uçurumunun gazileriydi.

 

“Otuzdan fazla kişinin sınava katılmaya hak kazanamadığını işittim. Zaten sadece birkaç tanecik Kuruluş Kadrosu Hapı olacak. Çukurda sağlam bir mücadele olacağı kesin; yalnızca kan yaratıklarıyla değil, yoldaşlarımızla da.”

 

“Yeah ama anlaşmamıza sadık kalmamız lazım. Öncelikle bizim dışımızdakileri eleyecek ve sonra aramızdan kimlerin Kuruluş Kadrosu Hapı alacağına karar vereceğiz.”

 

Diğerleri sohbet ederken Bai Xiaochun Sonlanmayan Kan Çukuruna doğru bakmaktaydı. Giriş yalnızca 30 metre genişlikte dar bir açıklıktan ibaretti. Kan rengi ışıklar yayılıyordu ve yankılanan auraya bakılırsa derinlerde korkunç varlıkların bulunduğu kesindi. Giriş, yaklaşan herkesi yutmaya hazır bir ağzı andırıyordu.

 

Derinlerden gelen hafif kükremeler dahi işitilebiliyordu.

 

“Orda Kuruluş Kadrosu aşamasıyla kıyaslanabilecek bazı kan yaratıkları olduğunu duydum.” dedi Zhao Wuchang. “Burası diğer Kuruluş Kadrosu Kutsal Arazilerinden daha güvenli sayılmaz.”

 

Bai Xiaochun bu cümlelere başıyla onay verdi.

 

Bu sırada gelenlerin sayısı artıyor, herkes yoldaşlarına soğuk bakışlar atıyordu.

 

Çok geçmeden vakit öğleni bulmuş ve sınava katılmaya hak kazanarak gelenlerin sayısı 37 olmuştu.

 

Akabinde dört tepeden parlak ışık huzmeleri havalandı ve her biri zorlu sınav konumuna yöneldi.

 

Küçük Bataklık Tepesinden gelen uzun, orta yaşlı adam etrafındaki her şeyi çarpıklaştıran bir aura saçmaktaydı. Ardında silik bir el imgesi görünüyor ki bu imge Kan Akımı Tarikatının kurulduğu ele bir hayli benziyordu. En şok edici tarafsa adamın kendi sağ elindeki çatlak ve yarıklardı. Bu kişi Küçük Bataklık Tepesinin ulu kıdemlisinden başkası değildi.

 

İsimsiz Tepenin ulu kıdemlisi kısa saçlı ve yaralı suratlı bir cüceydi. Siyah bir bulutu andıran ve şok edici dalgalanmalar doğuran gaddar görünümlü bir gargoyle üzerinde duruyordu.

 

Bai Xiaochun’un tanışmış olduğu Ceset Tepesi ulu kıdemlisi kırışık suratlı yaşlı adam görünümüne rağmen genç bir yaşam gücü sunuyordu.

 

Orta Tepenin ulu kıdemlisi ise Bai Xiaochun için en göz alıcı üye olmuştu. İnanılmaz olgun görünen çekici bir genç kadınla karşı karşıyaydı.

 

Onu anlatmanın tek bir yolu olabilirdi: Seksi ve sıra dışı şekilde kışkırtıcı. Uzun, pürüzsüz bacakları ve gören herkese bir daha baktıracak kıvrımlı, dolgun kalçaları vardı. Daoist cüppesi öylesine dardı ki baştan çıkarıcı figürü her an ortaya serilebilecek gibiydi. Uzun ve kıpkırmızı saçlarıysa alevlerle çevrelenmiş gibi görünmesini sağlıyordu.

 

Yuvarlak yüzü güzel olarak tarif edilemese de cezbediciydi ve gözleri herkesi baştan çıkarma niyetinde gibiydi. Bai Xiaochun istemsizce derin bir nefes almış, kalp atışlarının hızlandığını fark etmişti. Çabucak bakışlarını çevirdi ve gözlerini daha fazla dikmeye cesaret edemedi.

 

“Orta Tepenin ulu kıdemlisi o mu? Yani Song Que’nin teyzesi Song Junwan?” Ne yazık ki ona bir daha bakmadan edememiş ve şaşırtıcı bir şekilde kadını da baştan çıkarıcı bir edayla kendisine bakarken yakalamıştı.

 

Gülümseyen kadın, Bai Xiaochun’un kafatasının patlarcasına uyuşmasına yol açtı. Nedense o bakışlardan derin bir tehlike hissi almıştı, bu yüzden çabucak başını eğdi.

 

Onun başını eğdiği an Song Junwan’ın da gözleri parıldadı. İçten içe bir hayli şaşırmıştı. Sonlanmayan Kan Uçurumundaki onca insan arasında kendisine ikinci kez bakma cüreti gösteren tek kişi Bai Xiaochun olmuştu. Ve tam bunun cezasını alacakken gözlerindeki bakışı fark edip başını eğmişti.

 

Bu sırada ulu kıdemlilerin varışı nedeniyle çırakların resmi selamları başladı.

 

“Selamlar ulu kıdemliler!”

 

Bai Xiaochun da içten içe ah vah etmeyi sürdürerek onlara ayak uydurdu. Kim Orta Tepenin ulu kıdemlisinin böyle bir kadın olmasını beklerdi ki? Bir de onun ölümsüz mağarasına girip ebedi dayanıklılık kalıntısını almak zorundaydı. Bu görevi imkânsız bulmaya başlıyordu…

 

“Planlarıma göre,” diye düşündü, “eninde sonunda onun Orta Tepe ulu kıdemli pozisyonunu devralmam gerekecek.”

 

O iç çekmekle meşgulken Song Junwan lafa girdi: “Hepiniz Kuruluş Kadrosu Kutsal Arazilerinde başarısız oldunuz. Tarikat kuralları gereğince cezalandırılmanız gerekirdi ancak tarikat lideri ile yaptığımız birtakım tartışmalar neticesinde ulu kıdemliler olarak sizlerin farklı bir sınava katılmasına izin vermekte karar kıldık.

 

“Kuruluş Kadrosu Hapları ile Ölümlü-Dao Kuruluş Kadrosuna erişmek mümkün. Başarı oranı ise değişken. Kimine tek hap yeter, kimineyse iki üç hap gerekir. Zamanında altı hap tüketmesi gereken bir çırak bile olmuştu!” Bu sözlerin ardından bir tıbbi hap şişesi çıkarıp fazlasıyla kışkırtıcı bir gülümseme sundu. Bir nebze çarpık olan bu gülümseme güzelliğini eksiltmemişti, hatta onu daha çekici kıldığı söylenebilirdi. Neticede güllerin de dikeni olurdu. “Bu şişede on Kuruluş Kadrosu Hapı var.”

 

Bu sözleri sarf ettikten sonra hap şişesini Sonlanmayan Kan Çukuruna fırlattı.

 

“Mücadele başlasın. Bir ayınız var, sonrasında çukurdan çıkartılacaksınız. Kuruluş Kadrosuna erişmeyi başaranlar arzuladığı tepenin Dharma koruyucusu olabilecek!”

 

#Orta Tepenin ulu kıdemlisi bayağı ulu bir kıdemliymiş sahiden... Bizimkinin bu ebedi dayanıklılık kalıntısı için neler yapmak zorunda kalacağını çok merak ediyorum. 
Ve yeni bir zorlu sınav da başlıyor. Kan Akımı Tarikatı üyelerinin ne kadar gaddar olduğunu az çok biliyoruz, bakalım bu sınavda neler göreceğiz, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18116 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37381 Bölüm Sayısı


creator
manga tr