Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

A Will Eternal - Bölüm 147 : Garip Bir Hap Beliriyor


Çevirmen : Clumsy 

 

“Kendisini öldürtecek!”

 

“Ruh Akımı Tarikatı üyeleri çok kibirli! Bu orta seviye bir azılı yaratık, düşük seviye değil. Canına mı susamış?!” Kan Akımı Tarikatı çırakları, Ruh Akımı Tarikatı çırağının yaratık tarafından parçalara ayrılacağı düşüncesiyle kıs kıs gülmekteydi.

 

Ancak suratları soğuk gülümsemelerle kaplanırken bedenleri ansızın titremiş, gözleri şaşkınlık ve kuşkuyla irileşmişti.

 

Gördükleri şey, ürpertici bir kükreme koyuveren ayıyı yakalayan darmadağın saçlı Bai Xiaochun’du. Ayı dişlerini sıkmış, Bai Xiaochun’un kolunu bedeninden ayırıp parçalamaya niyetlenmişti.

 

Ancak Bai Xiaochun’un eli üzerine değdiği anda üzerinde bir dağın baskısını hissetmiş, gümbürdeme sesleri yankılanırken yere bastırılmıştı.

 

Akabinde yer titredi ve Kan Akımı Tarikatı çırakları gözlerine inanamayarak soluksuz kaldı.

 

“Bu...”

 

“Bu nasıl mümkün olabilir?!?!”

 

“Ne inanılmaz bir kuvvet!”

 

Dörtlü sert bir şekilde yutkundu ancak oradan öylece ayrılmaya gönülleri yoktu. Onlar Bai Xiaochun’u izlemekle meşgulken Bai Xiaochun da bir kez daha titremelerine yol açacak bir şey yapmaya başladı.

 

Araştırmasına odaklanmış bir şekilde çırakları tamamen hiçe saymıştı. Sol elinde uçan bir kılıç belirtti ve Kan Akımı Tarikatı çıraklarının gözleri önünde yaratığın kolunu kesip açma işine girişti.

 

Her yere kan ve dünya sicimi enerjisi sıçramaktaydı. Yaratık kükredi ve bu sesten rahatsız olduğu belli olan Bai Xiaochun, yaratığın boğazını kesti. Kan Akımı Tarikatı çıraklarıysa irice açılan gözlerinde beliren hürmet ve titreyen uzuvlarıyla gerilemeye başlamıştı.

 

Bai Xiaochun bunu fark etmiş değildi. Yarım tütsülük süre sonunda yaratığı inceleme işini tamamlamıştı. Parçalar çoktan silinmeye başlamış olsa da kesik ayının görüntüsü Kan Akımı Tarikatı çıraklarında kafalarının patlamak üzere olduğu hissiyatı yaratmaktaydı.

 

“Onun... onun bu yaratığa dair bir kini falan mı varmış? Yoksa hepsine böyle mi yapıyor? Cennetler! Bu şu ana dek gördüğüm en korkutucu şey, Kan Akımı Tarikatında bile daha fenasını görmedim!”

 

“Çarpık bir hobi falan olsa gerek...”

 

Bu sırada çıraklardan biri yeşim kâğıdını çıkarıp teyit etti ve şöyle dedi: “Bu... bu Bai Xiaochun!!”

 

Bahsi geçen isim diğer üç çırağın nefesinin kesilmesine yol açmıştı. Ve hepsi de en ufak bir tereddüt olmadan gerilemeye, uzaklaşmak için ellerinden geleni yapmaya başladı.

 

Bir süre sonra Bai Xiaochun’un gözleri heyecanla ışıldadı. Derin bir nefes alıp ayaklandı ve el kol hareketleri yaparak ileri geri yürüdü.

 

“Şimdi anlıyorum. Bu azılı yaratıklar sıradan yaratıklara benziyor ama bir farklılıkları var. Nasıl dünya sicimi enerjisi biz yetişimciler için Kuruluş Kadrosuna erişme yolunda faydalıysa ruhsal enerji de onlar için faydalı! Bu yüzden onlar tarafından yenilen çıraklar hiçliğe karışıyor. Tamamen özümseniyorlar…  

 

“Hahaha! Kesinlikle ihtiyacım olan hapı yapabilirim!” Başını arkaya atıp kükrercesine bir kahkaha koyuverdi ve etrafına baktığında herkesin gitmiş olduğunu fark ederek şaşırdı.

 

Başını sallayıp bulanık bir şekilde hareketlendi ve bir mağara bulma işine girişti. Uygun konuma eriştiğindeyse toprak alevi kristali yaratıp ilaç yapımına başladı. Hap formülü aklındaydı, yaratıklara yönelik anlayışına dayanarak hareket edecekti.

 

Tıbbi hapların yanı sıra kendi kanını da karışıma katmıştı. Bunun da yetmeyebileceğini düşünerek işleri mükemmelleştirmek adına karşılıklı artırım ve bastırım prensiplerinden de faydalandı.

 

Dört saatlik ilaç yapımı sonucunda hap fırını gümbürdemeye başlamıştı. Ses sona erdiğindeyse bir tıbbi hap kendisini gösterdi. Kapı kavrayan Bai Xiaochun azılı yaratıkları aramaya koyuldu. Bulduğu ilk yaratığa hapı fırlattı ancak herhangi bir etki etmediğini görerek hayal kırıklığına uğradı.

 

“Bu doğru olamaz! Ne ters gitti ki!?” Sıradaki birkaç gününü yaratıklar üzerinde yeni araştırmalar yaparak geçirdi. Bu sırada Düşmüş Kılıç Uçurumunun açılışının üzerinden yirmi gün geçmişti.

 

Dört tarikat çıraklarının çoğu dünyanın derinliklerine erişmiş ve farklı alanlarda dövüşüp yaratık öldürme işine dalmıştı.

 

Kan Akımı Tarikatı gerçekten güçlü ve fazlasıyla gaddardı. Engin Akım Tarikatı ve Ruh Akımı Tarikatı hemen hemen aynı ayardaydı, en güçsüzleriyse Hap Akımı Tarikatıydı.

 

Farklı tarikatların en üstün Seçilmişleri arasında bazı mücadeleler de patlak vermişti. En kayda değer olansa Hayalet Dişin Engin Akım Tarikatından Dokuz Adayla gerçekleştirdiği mücadeleydi. Koca bir günü alan bu çarpışma her yeri sarsmış, nihayetinde ciddi şekilde yaralanan Dokuz Ada kaçmak zorunda kalmıştı. Galip gelen Hayalet Diş ise Song Que ile çarpışma kabiliyetine sahip tek kişi olarak ünlenmişti.

 

Gongsun Wan’er ve Zhao Rou da birkaç kez karşılaşmış ve daima bariz bir kazançlı taraf olsa da iki taraf da birbirini öldürme noktasına gelememişti.

 

Tabii Shangguan Tianyou da sağlam bir şov sergilemişti. Bir azılı yaratığı öldürmekle meşgulken Hap Akımı Tarikatının bir numaralı Seçilmişi olan Fang Lin’i görmüş, onunla sert bir mücadele gerçekleştirmişti. Ancak kimin üstün geldiğini söylemek zordu.

 

Kan Akımı Tarikatının Song Que’si ise gölgemsi bir havadaydı. Asla başka birine saldırmıyor, çok az kişi tarafından görülüyordu.

 

Kan Akımı Tarikatı içerisinde bilgileri listelenen bir diğer kişi olan Xu Xiaoshan da isim yapmaya başlamıştı. Sahip olduğu büyülü nesne sayısıyla herkesi öfkelendirmek, tüm rakiplerini şok etmekle meşguldü.

 

Bir isim daha müsabakanın beklenmedik başarı sergileyenlerinden olmuştu… Bu, Ruh Akımı Tarikatının Beihan Lie’siydi. Diğer üç tarikat onun hakkında işe yarar bir bilgi sahibi değildi, haliyle insanlar onu sıradan bir Seçilmiş olarak görmekteydi. Kim karşılaştığı Engin Akım Tarikatı üyesi Lei Shan’la muazzam bir mücadele gerçekleştireceğini tahmin edebilirdi ki?

 

Nihayetinde Beihan Lie de Dokuz Ada dışında Engin Akım Tarikatının en iyi Seçilmişi sayılabilecek Lei Shan’la aynı seviyede olduğunu göstermişti. Ona karşı direnebilecek çok az kişi mevcuttu.

 

Bugüne dek Ruh Akımı Tarikatının sıradan bir Seçilmişi olmaktan öteye gitmemişti. Böyle bir başarı elde etmesiyse pek çokları için şok ediciydi.

 

Tabii ünlü Seçilmişler arasındaki mücadele ve sürtüşmelerin yanı sıra diğer çıraklar arasında da bolca çarpışma gerçekleşmişti. Her gün yeni insanlar ölüyor, bazı şanssızlar ise azılı yaratıklar tarafından yeniliyordu.

 

Mücadelelerden sağ çıkanların dünya sicimi enerjisi koleksiyonlarıysa giderek genişliyordu. Gün geçtikçe yeni yaratık bulmak iyice zorlaşır olmuştu ki bu da çıraklar arasındaki mücadelenin sertleşeceği anlamına geliyordu!

 

İnsanlar başkalarına karşı çeteleşiyordu, tuzak kuruyordu. Kimileri de doğrudan kuvvetle baskı uyguluyordu. Özetle her türlü taktik deneniyor ve Düşmüş Kılıç Uçurumu giderek kaosa sürükleniyordu.

 

Dünya sicimi enerjisi toplamak adına verilen mücadeleler herkesin gözlerini kanlandırıyordu. Kimse gereken enerjiyi son toplayan kişi olmaya niyetli değildi, herkesin gözü ilk olmaktaydı!

 

Bai Xiaochun da etraftaki öldürücü atmosferin bilincindeydi. Ancak pek ortalığa çıkmıyor, vaktinin çoğunu araştırma veya ilaç yapımıyla geçiriyordu. Buna rağmen on yedi Ruh Akımı Tarikatı çırağı cesedine denk gelmişti.

 

Rastladığı her cesedi de dikkatli bir şekilde çantasına yerleştirmişti, hepsini tarikata geri götürme niyetindeydi.

 

Yaratık avına çıktığında işini olabildiğince hızlı bir şekilde gerçekleştiriyor, yıldırım hızıyla atılıp yaratığı kavrıyor ve çalışmaya başlıyordu. Sonra da ilaç yapımına geçiyordu.

 

Bu süreçte Dao şişesindeki gri sıvı üçte bir civarına erişmişti. Ancak buna pek özen gösterdiği yoktu, neredeyse tüm ilgisi ilaç yapımındaydı.

 

Şu ana dek düzinelerce başarısızlık tatmıştı. Tek günde beş altı kez başarısız olduğu dahi olmuştu. Ancak vazgeçmiş değildi. Yaratıkların anatomisine olan aşinalığı arttıkça bir delilik haline ilerlemekteydi. Bir noktada bir yaratığın bir yetişimciyi nasıl öldürdüğünü gözlemleme noktasına bile gelmişti.

 

O noktada saldırıların fiziksel olmadığını, daha ziyade yaşam gücü çekimine dayandığını fark etmişti. Ansızın şu ana kadarki tüm tecrübe ve araştırmaları bir aydınlanmaya çevrildi. Ve çabucak mağarasına yönelerek tamamen kanlanan gözleriyle ilaç yapımına başladı.

 

Bu defa dışarı adımını dahi atmadığı beş günlük bir seans gerçekleştirmiş, düzinelerce kez başarısız olmuştu. Ancak beşinci günün akşam saatlerinde, gökyüzü kararır ve etrafı mücadeleler sararken Bai Xiaochun’un hap fırınından da yoğun gümbürdemeler yükselmeye başladı ve Düşmüş Kılıç Dünyasının yarısı bu sesin yankılarıyla sarıldı.

 

BOOOOOOOOOM!

 

Cennetleri parçalayıcı, dünyayı sarsıcı bir gök gürültüsü dört bir yana yayılmış ve şok edici bir şekilde, mağaranın üzerinde beliren siyah bulutlarda beyaz enerji çizgileri titreşmeye başlamıştı!

 

Düşmüş Kılıç Uçurumundaki dört tarikat çıraklarının her birinin bakışları Bai Xiaochun’n ilaç yaptığı noktaya çevrilmişti. Herkes şoktaydı.

 

Bir iş uğruna hızlanmakta olan Hayalet Dişin gözleri gümbürdeme seslerini işittiğinde parıldamıştı.

 

Başka bir konumda, alelade bir taş duvarın önünde dikkatlice çalışmakta olan Song Que bu ses karşısında irileşen gözleriyle şöyle demişti: “Bu ses de neyin nesi?”

 

Kan Akımı Tarikatının Xu Xiaoshan’ı kalp atışlarının hızlandığını hissetmişti. “Dünyada kıymetli bir hazine mi beliriyor ki?!?!”

 

Bu düşünceyle gözleri irileşmiş, çabucak sesin kaynağına yönelmişti.

 

Engin Akım Tarikatının Lei Shan’ı ise sesin kaynağına nispeten yakındı ve tam Xu Xiaoshan’a bir entrika çevirecekken heyecan ve merakla ışıldayan gözleriyle sese ilerlemeye başlamıştı.

 

Tabii bu acayip ve yoğun gümbürdeme sadece yetişimcilerin dikkatini çekmekle kalmamıştı. Aynı zamanda… azılı yaratıkları da etkilemişti!

 

Son olarak... Düşmüş Kılıç Uçurumunun gizemli bir konumunda beklerken dikkati çekilen birileri daha vardı… azılı ruhlar!!

 

#Eveeet, bizimki yine 'garip' bir hap belirtti. Sonuçlarının ne olacağını merak ediyor muyuz? 
Bir de bu yetişimcilerin çanta ebatlarını çok merak ediyorum doğrusu. İçine bir sürü cesedi sığdırdı geziyor bizimki, acaba nasıl bir büyüklük söz konusu. Hermione'nin çantası gibi herhalde laughing
Okumaya devam!




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1149

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1028

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 623

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 618

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 531

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 310

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13263 Üye Sayısı
  • 394 Seri Sayısı
  • 18119 Bölüm Sayısı


creator
manga tr