Bölüm 548: Sessizliğin Dehşeti

avatar
373 3

Xian Ni - Bölüm 548: Sessizliğin Dehşeti


Çevirmen: Hollywood Hootsman

Editör: Lord Viole Grace


Aktarım dizisinden dışarı çıktığında bu 10.000 şeytan askeri ona öldürme niyetiyle dolu bir kükreme verdi. Bu şeytani ruhsal enerjiyle dolu toplu kükremenin bir Ruh Dönüşümü yetişimcisinin kükremesinden aşağı kalır yanı yoktu.

 

Ordu görevlisi küçük bir parça alay sergilerken öksürüp konuştu, "Kumandan Sima nerede?"

 

Hemen sonra at sesleri uzaktan geldi. Bir boynuzlu dev bir canavar hızla koştu. Bu canavar çok hızlıydı ve ezici bir dalga gibi ilerledi.

 

Canavarın sırtında duran biri vardı. Mor işaretli siyah bir zırhla siyah bir miğfer giyiyordu ve yoğun öldürme niyeti miğferindeki tek açıklığın arkasındaki gözlerinden geldi.

 

Öncesinde Wang Lin'in ortaya çıkışını ilk gördüğünde biraz şok olmuştu ancak bu şokun yerini hemen öldürme niyeti almıştı.

 

Bu kişi direkt bölgeye doğru gelirken tüm askerler kenara çekilip onun doğrudan Wang Lin'e ilerlemesi için yol açtı.

 

Ordu görevlisi kollarını kaldırıp tozu uçurmak için bir rüzgar yarattı, sonra siyah zırhlı kişiye dönüp konuştu, "Bu yeni atanan kumandan. Yardımcı Kumandan Sima, onu selamlamayacak mısın?" Bilerek "yardımcı kumandan" sözlerini vurguladı.

 

Siyah zırhlı adam kasvetli bir ifadeyle Wang Lin'e bakıp soğukça konuştu, "Sima Yan Kumandan'ı selamlıyor!"

 

Wang Lin sakin ifadesiyle bu kişiye bakıp konuştu, "Çoktan tanıştık!"

 

Sima Yan soğukça homurdanıp miğferini çıkardı. O restorandaki kasvetli yüzlü adamdı!

 

Ordu görevlisi gözlerinde anlaşılamaz bir bakışla Wang Lin'e ellerini kavuşturdu ve konuştu, "Kumandan Wang, seni buraya getirdiğime göre geri dönmeliyim. Generale rapor vereceğim!"

 

Wang Lin hafifçe gülümsedi. "Teşekkürler, Efendi Görevli!"

 

Görevli gülümseyip başını salladı, sonra bir adım daha atıp diziye girdi. O gittikten sonra tüm kışla sessizleşti, yalnızca nefes alış veriş sesi duyuluyordu.

 

Sima Yan soğukça Wang Lin'e bakıp konuştu, "Bilinçsiz ve ayağa kalkamayacak durumda olan altısı hariç 10.000 Siyah Zırhlı Askeri'n hepsi burada!"

 

Wang Lin sakin bir ifadeyle şeytan askerlerine baktı. Gördüğü şey düşmanlık ve küçümsemeydi. Soğuklaşan gözleriyle konuştu, "Hepiniz gidebilirsiniz!"

 

Şeytan askerlerinden biri bile bir santim kıpırdamadı. Hepsinin bakışları Sima Yan'daydı.

 

Sima Yan bir şey demediği sürece hiç kimseyi dinlemezlerdi, o kişi yeni atanan kumandan olsa bile!

 

Wang Lin etraftaki şeytan askerlerine bakmadı bile ve direkt on alayın yanından geçti. On Üç'le Hu Pao çabucak takip etti. İfadeleri kasvetliydi ve sessiz kaldılar.

 

Üçü gittiğinde 10.000 askerin hepsinden bir kahkaha patlaması geldi. Bu kahkaha aşağılama ve küçümsemeyle doluydu. Yalnızca Sima Yan gülmedi. Hafifçe kaşlarını çattı. Yeni kumandan hakkında pek bir şey bilmiyordu ancak kendisi bu durumda olsaydı kesinlikle bir şey yapmadan sakince yürüyüp gidemeyeceğini çok iyi biliyordu!

 

Sima Yan kaşlarını çatıp konuştu, "Hepiniz gidip antrenmanlarınıza devam edebilirsiniz!" Sesi alçak olsa da şeytan askerlerinin kulaklarında gök gürültüsü gibiydi. On alay hızla ayrılıp idmanlarına başladı.

 

Ordu kapmında kışla sıralarının yanı sıra çok sıradan bir ev vardı ancak kendisini bir formasyon koruyordu. Evin yanında büyük bir siyah bayrak vardı ve bayrağın üzerine altın ipliklerle "Sima" adı işliydi!

 

Bu evin Sima Yan'ın yaşadığı yer olduğu belliydi.

 

O evin yanında bir binanın enkazı vardı. Açıkça önceden burada başka bir bina vardı.

 

Hu Pao önündeki şeye baktı ve arkasından gelen kahkahayı duyduktan sonra sinirli bir şekilde konuştu, "Ata, bu şeytan askerleri çok ileriye gittiler!"

 

Wang Lin hala sakin olan ifadesiyle konuştu, "Onlarla uğraşmayın. Kalacak yerimiz olmadığına göre biz de dışarıda yetişim yaparız!" Sonra boş bir alan buldu ve oturup yetişim yapmaya başladı.

 

Hu Pao, dağılan şeytan askerlerine soğukça bakarken zorla öfkesini bastırdı. Soğukça homurdanıp Wang Lin'in soluna yürüdü ve onu korumak için oturdu.

 

On Üç'ün ifadesi kasvetli olsa da gözleri çok sakindi. Şeytan askerlerinin gösterdiği küçümsemeyi düşünmeye zahmet bile etmezdi. Tek bildiği Wang Lin dediği sürece hayatına mal olacak olsa bile hiç tereddüt etmeden saldıracağıydı.

 

On Üç Wang Lin'in sağına oturdu, sonra gözlerini kapatıp Dev Şeytan Klanı'nın beden arıtma yöntemini yetiştirmeye başladı.

 

Zaman yavaşça geçti ve göz açıp kapayıncaya kadar gece oldu. Tüm gün boyunca ordu kampındaki şeytan askerlerin bağırışları hiç durmadı. İdmanları aralarında gerçek dövüşe dayanıyordu ve savaşta formasyonlar kullanmaya odaklanıyordu. Ara sıra Wang Lin'in yanından geçen şeytan askerleri ona güçlü bir küçümseme duygusuyla baktı.

 

Wang Lin'in ifadesi tüm bunlar boyunca hiç değişmedi. Hiçbir dalganın başlayamayacağı kuyudaki su gibiydi.

 

On Üç Wang Lin'i taklit etmeye devam etti ve yetişimine odaklandı. Kalbinde birkaç kez dalgalanmalar ortaya çıksa da bu dalgalar zorla onun tarafından bastırıldı.

 

Hu Pao sakin kalamayan tek kişiydi. Geçen her şeytan askerine soğukça baktı.

 

Wang Lin'in yalnızca ifadesi değil kalbi de sakindi. Buraya hükmetmek için acele etmedi ve bunun yerine hepsini gözlemledi. Gözleri kapalı olsa da ilahi hissi yayılmış haldeydi ve buradaki 10.000 askerin her birini dikkatlice gözlemliyordu.

 

Her 1.000 kişilik alayın bir lideri vardı ve hepsi Sima Yan'ın yandaşlarıydı. Restorandaki altı askerse yetişim seviyeleri yüksek olmasa da hepsi burada önemli insanlardı.

 

Hemen harekete geçmemesinin nedeni, bu ülkelerdeki orduların kurallarını çok iyi anlıyor olmasıydı. Anlayışını Lou Yun'un anılarından kazanmıştı.

 

Buradaki dokuz ülkenin hepsi askeri yasaları takip ederdi ve yetişim dünyasındakinden çok farklıydı. Yetişimin şeytan imparatoruna karşı savaşacak kadar güçlü değilse onların güçlerini ödünç almak istiyorsan ülkenin yasalarını takip etmeliydin!

 

Şeytan Ruh Diyarı'na gelen tüm yabancılar ilk önce dokuz ülkeden birine katılmalı ve birliklerin komutasını kazanmalıydı. Burada bir dayanak elde etmenin tek yolu buydu. Tek başınayken emri altında on binlerce şeytan askeri olan biriyle karşılaşırsan savaş gerçekleşmesine bile gerek olmazdı. Bu şeytani askerlerin yetişim seviyeleri yüksek olmasa da grup halinde çok güçlüydüler. Ayrıca şeytan askerleri oluşumlarda uzmandı, insanları hazırlıksız yakalamalarını sağlayan birçok gizemli ve garip formasyona sahiptiler.

 

Daha önemlisi çok fazla şeytan askeri öldürülürse baş kumandan, neredeyse şeytan generali kadar güçlü biri, ortaya çıkardı. O an tek başına bir yetişimci o ülkede bir dayanak elde edemezdi! O noktada yapılabilecek tek şey çabucak sonraki ülkeye kaçmak olurdu. Böyle davranmaya devam edilirse bir ülkeden diğerine kaçmak zorunda kalınırdı ve nihayetinde Şeytan Ruh Diyarı'nda gidecek yer bulmak zorlaşırdı. Yetişim yapılacak ıssız bir yer bulunabilirdi ancak askeri faydalar elde etmek imkansız olurdu ve daha da önemlisi bir antik şeytanla birleşme şansı sıfıra inerdi!

 

Tüm bunlar, buraya giren tüm yetişimcilerin ülkelerde bir pozisyon almaya çalışmasına neden oluyordu!

 

Bunlardan dolayı Wang Lin askeri yasaya uymak zorundaydı. Askeri yasayı çiğnerse her şeyi kaybederdi!

 

Wang Lin bu konuda çok netti. Düşünmeden hareket ederse birliklerin kontrolünü ele geçirmeye çalışırken öldürmekten kaçınmak zor olurdu. Ayrıca bu şeytan askerleri birini tanırsa o kişi öldürülse bile onların kontrolünü ele geçirmek mümkün olmayabilirdi. Nihayetinde askeri yasayı çiğnemiş ve birliklerin kontrolünü ele geçirememiş olurdu ve tek yapabileceği pes etmek olurdu!

 

Birçok güçlü yetişimci bu noktada başarısız olmuştu. İçeri giren on binlerce insanı arasından bazı elemelerden sonra yalnızca az sayıda kişi bir dayanak kazanabilirdi!

 

Bazı yetişimcilerin çok kötü huyları vardı. İtaatsizlik eden şeytan askerliyle karşılaştıklarında direkt onlara saldırırlardı. Ancak şeytan askerlerine göre yetişimciler yabancılardı, bu yüzden şeytan imparatoru onlara iyilik etmezdi. Bu yüzden yabancıların bir mevki aldığı durumlarda ek bir askeri yasa vardı!

 

Bir kişi itaatsizlik ederse bu o kişinin hatasıydı ancak on kişi itaatsizlik ederse bu komutanın hatasıydı!

 

On kişi farklı yorumlanabilirdi, on birlik veya on tane kişi anlamına gelebilirdi!

 

Bu yüzden Wang Lin acele etmiyordu. Bekleyen bir avcı gibiydi!

 

Bir şans bekliyordu!

 

Ona tüm durumu çözmesi için harekete geçmesine olanak sağlayacak bir şansı!

 

Zaman hızla geçti. Wang Lin bu açık alanda üç gündür yetişim yapıyordu. On Üç hala sakindi. İki gün önce Wang Lin ona bir yeşim verip içindekileri ezberlemesini söylemişti. Şu anda hala yeşimin içindekileri ezberliyordu.

 

Ancak bu üç günde Hu Pao'nun öfkesi artmaya devam etti. Git gide daha fazla şeytan askeri onlara bir hiçmiş gibi davrandı. Onlara göre yeni kumandanları gerçekten kötüydü.

 

Ancak Sima Yan daha da tetikte hale geldi. Hala bir şeyler yanlışmış gibi hissediyordu, çünkü yeni komutan tamamen beklentilerinin dışındaydı. Bu üç günde hem kampla ilgili bir konuya müdahale etmemiş hem de tek bir kelime bile söylememişti. Çoktan ölmüş gibi orada oturup yetişim yapmıştı sadece.

 

İçlerinden biri sürekli öfkeyle dolu ve günden güne daha da sinirleniyor oluşu olmasaydı Sima Yan daha da tetikte olurdu. Wang Lin'in harekete geçmesinden, öfkelenmesinden ya da kamp meselelerine müdahale etmesinden korkmuyordu. Tüm bu durumlar için hazırlıklıydı. Wang Lin'i kötü göstertir ya da onu buradan kovdurturdu. Korktuğu şey, çözemediği bu sessizlikti.

 

"Yeni kumandan ne düşünüyor..." Sima Yan şu anda evindeydi ve altında sekiz kişi oturuyordu. Bu sekiz kişinin hepsi alay liderleriydi!

 

Çok iriyarı ve kel bir adam konuştu, "Efendi Komutan, Xu You'nun ve Zhou Kai'nin bizimle çok az etkileşimi var. Efendi Kumandan herkesi toplantıya çağırdığı halde gelmediler. Efendi ne düşünüyor?"

 

Bu kişi siyah zırh giyiyordu ve bir ihtişam hissi yayıyordu. Kel kafasında bir akrep dövmesi vardı. Bu akrep çok garipti, canlı gibiydi ve insanlara bir rahatsızlık hissi veriyordu.

 

Sima Yan şakaklarını ovuşturdu. Geçen bu üç günün her biri ona bir yıl gibi gelmişti. Wang Lin daha çok sessiz kaldıkça daha güçlü bir şekilde bir felaketin geldiğini hissediyordu.

 

Sima Yan ciddi bir tonda konuştu, "O ikisini sonra konuşuruz. Sizi buraya çağırmamın nedeni yeni atanan kumandan hakkındaki düşüncelerinizi duymak istemem. Hepimiz aynı taraftayız, fikirlerinizi söyleyin!"

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18328 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37556 Bölüm Sayısı


creator
manga tr