Bölüm 285: Dönüşüm Noktası

avatar
1095 0

Xian Ni - Bölüm 285: Dönüşüm Noktası


Çevirmen: Zawoske

Editör: Lord Viole Grace

 

Asıl bedeninde bir dizi değişiklik meydana geliyordu. Aslında, asıl bedeni zaten bir yıldızlı antik tanrı olma gereksinimlerini karşılıyordu. Sonuç olarak, uzun zaman önce antik tanrı yoluna adımını atmıştı, lakin Wang Lin’in önceki kararsızlığından dolayı, bu yolun inanılmaz zorlaşmasına sebebiyet vermişti.

 

Lakin eski tapınaktaki aydınlanmanın ardından, yaşam ve ölüm etki alanının gizemlerini anlayabilmişti. Sonucunda, Wang Lin asıl bedeninin antik tanrı yolunda yürümesine karar verdi.

 

Wang Lin şu anda yetişim yapan asıl bedenine baktı. Boyutsal çantasını açtı ve öldürme arzusuyla dolu birkaç kan küresi çıkardı ve asıl bedenini kaşlarının arasını işaret etti. Kan küreleri asıl bedenine birer birer uçtu.

 

Asıl bedeninin beyaz saçı anında kırmızıya döndü ve öldürme arzusu zirveye ulaştı.

 

O anda, asıl bedeni biraz Antik Tanrı Bölgesi’denki Ta Sen’e benziyordu.

 

Uzun bir süre sonra, asıl bedeni bütün ruhsal enerjiyi özümsemeyi bitirdi ve gözlerini açtı. Gözbebekleri yoktu, sadece iki kırmızı yuvarlaktan oluşuyordu. Kırmızı saçıyla birlikte, insana benzemiyordu. Aksine, antik bir iblis vari durumdaydı.

 

Wang Lin de asıl bedeni de hafifçe gülümsedi. Ancak, gülümsemeleri görenleri şoke ederdi. Asıl bedeninin gülümsemesi diğerlerinin çok üzerinde olma hissiyatıyla kaplıyken, klonunun gülümsemesi kana susamışlığını sergiliyordu.

 

Wang Lin boyutsal çantasına vurdu ve birkaç yüz şişe çıkardı. Bunların büyük çoğunluğu Li Muwan’ın geçmişte ona verdiği haplardı. Bu haplar belirdiğinde, asıl bedeni ağzını açtı. Bütün şişeler kırıdığı esnada haplar ağzına uçarak, ruhsal enerjiye dönüştü ve bedeni boyunca aktı.

 

Antik Tanrı Taktiği haplardan bütün ruhsal enerjiyi özümsemek için delice bedeninde çalıştı. Yavaşça, asıl bedeni daha da sertleşti ve hafifçe metalik bir parıltıya sahip oldu.

 

Sonunda, asıl bedeninin deliklerinden altın iplikler çıktı ve bütün kıyafetleri de kayboldu.

 

Daha da çok hap ağzına girerken ve Antik Tanrı Taktiği çalışırken altın iplik sayısı arttı. Nihayetinde, altın iplikler birleşti ve altından bir koza oluşturdu.

 

Altın kozadan baskı dalgaları yayıldı. Güçlü bir kalbin atış sesleri kozadan yükseliyordu.

 

Ne var ki, klonu dışında kimse bu sesi duyamazdı.

 

Klonu asıl bedenini olduğu altın kozaya baktı ve korumak için oturdu.

 

13 gün sonra, altın kozanın içindeki kalp atışı sesi daha da yüksledi. Adeta bir davul çalınıyor gibiydi. Sonunda, ses en yüksek haline ulaştığında, altın kozada bir çatlak belirdi.

 

Gittikçe daha çok çatlak belridi ve çatlaklar büyüdü de büyüdü. Velhasıl, koza çatlaklarla kaplandı ve son derece göz alıcı mor bir ışık dışarı sızdı.

 

Keskin çatlama sesleri altın kozadan yayıldı, ardından kozanın kabuğundan büyük parçalar düştü. Takiben bronz renkli bir kol altın kozanın içinden dışarı uzandı.

 

Peşi sıra, asıl bedeni altın kozadan çıktı. Kırmızı saçı omuzlarının arkasında akan kan gibiydi ve alnındaki iki mor yıldız yavaşça bir döngüde dönüyordu.

 

Gözleri artık kırmızı değildi, epey koyulaşmıştı, lakin yakından bakılırsa, sanki gözleri kan denizleri barındırıyordu.

 

Asıl bedeni yetişimini ve sayısız hapı özümsedikten sonra ikinci Antık Tanrı dönüşümüne ulaşmayı başarmıştı.

 

Bir Antik Tanrı dönüşümü geçirmesi için gereken ruhsal enerji miktarı şimdi öncesinden katlarca fazlaydı ki bu neredeyse sayılamayacak kadar yüksek bir miktardı.

 

Asıl bedeni belirdikten sonra, sessizce düşündü ve klonuna baktı. Klonu boyutsal çantasına vurdu ve bir uçan kılıç çıkardı. Asıl bedenini işaret etti ve uçan kılıç atıldı.

 

Asıl bedeni engellemedi; uçan kılıcın saldırmasına izin verdi. Darbe anında, iki metal nesnenin çarpışma sesi duyuldu. İki metal nesnenin çarpışma sesleri devam etti ve hatta kıvılcımlar çıktı.

 

Asıl bedeni kaygısızca uzandı ve uçan kılıcı kavradı. Kavrayışını sıkılaştırdı ve, bir çatlakla, uçan kılıç parçalara ayrılarak işe yaramaz hale geldi.

 

Asıl bedeni de klonu da tatmin olmuş gülümsemeler takındı. Biraz düşündükten sonra, asıl bedeni yere gömüldü ve kayboldu.

 

Antik Tanrı anılarına göre, eğer bir bebek antik tanrı gezegenin merkezinde tes edilmemişse, o vakit asla gerçek bir Antik Tanrı olamazdı. Wang Lin bu yolda yürümeye koyulduğunda, zaten buna karar vermişti.

 

Asıl bedeni yetişimciler için bile baskının aşırı güçlü olacağı bir noktaya ulaşana kadar toprakta gömülmeye devam etti. Ne var ki, Antik Tanrı Taktiği’nin yardımıyla, asıl bedeni bir şey hissetmedi ve inmeye devam etti.

 

Wang Lin bile ne kadar indiğinden emin değildi, lakin asıl bedeni halen Suzaku’nun merkezine ulaşmamıştı. Kaba bir tahminle oraya olan yolun 1/6’sını aldığını düşündü.

 

Ancak, bu çoktan asıl bedeninin sınırıydı. İnmeye devam ederse, bedeni çökerdi.

 

Sonuçta, antik zamanlarda, yetişkin Antik Tanrılar bebek antik tanrıyı gezegenin merkezindeki güçlü baskıdan korumak ve yardım etmek için bir damla kendi kanını kullanırdı.

 

Asıl bedeni bağdaş kurarak oturdu ve sessizce yetişim yapmaya başladı... Klonu ölüm-kalım durumuyla karşılaşmadığı sürece, harekete geçmez; yetişime devam ederdi.

 

Bunun dışında, Antik Tanrı yolunu tamamlamak için Suzaku’nun merkezine doğru asıl bedeninin yalnızca hareket etmesi gerekiyordu, lakin gerçek bir antik tanrı olma yolu basitçe söylenirse aşırı zordu.

 

Antik Tanrılar üç yenilgi ve yedi deneme geçirirdi. Her biri bir ölüm kalım testiydi. Çok uzun zaman zarfı harcamadan tamamlamak imkansızdı.

 

Bütün bunlara kıyasla daha da dayanılmaz olanı yalnızlıktı...

 

Kişi yalnızlık içinde yetişim yapmalı, yalnızlığa dayanmalı ve nihayetinde, yalnızlığın keyfini çıkarmalıydı.

 

Ayrıca, Antik Tanrıların kayboluşu Wang Lin’in yüreğinde devasa bir kaya varmışçasına baskı yaratıyordu. Antik zamanlarda, Tu Si öldükten sonra, Kutsal Alem’in yok olmasına neden olan akılalmaz şeyler yaşanmış, antik semaviler tükenmiş, antik tanrılar tükenmiş ve bu hatta antik yetişim dünyasını etkileyerek, yetişim birliğinin belirmesine neden olmuştu.

 

Bütün bu şeyler Wang Lin’den çok uzakta olsa da, birisi Wang Lin’in antik tanrı yolunda ilerlediğini öğrenince, bu şeyler o kadar da uzakta olmaya devam etmeyebilirdi.

 

Bu yüzden, Wang Lin asıl bedeninin Antik Tanrı yolunda ilerlediğini kimsenin öğrenmesine izin veremezdi.

 

Yoksa, ona doğru gelen bir felaket olurdu!

 

Asıl bedeni ayrıldıktan sonra, Wang Lin’in klonu mağaradayken gökyüzüne baktı. Bakışları mağara duvarlarının ardını ve üzerindeki gökyüzünü görebiliyor gibi gözüküyordu.

 

Wang Lin yumuşakça iki kelime söyledi, ‘’Ruh Oluşturma!’’

 

Yaşam ve ölüm etki alanı yavaşça yayılmaya başladığı esnada kollarını uzattı. Etki alanı bütün arka dağı kapladı, Xuan Dao Tarikatı’nı kapladı ve yayılmaya devam etti.

 

Yavaşça, yaşam ve ölüm etki alanı tüm Zhao’yu kaplayana dek yayılmayı sürdürdü.

 

Yaşam ve ölüm etki alanı göklerin yasalarını kavrarken gözlerini yavaş yavaş kapattı.

 

O anda, ister ölümlüler olsun ister yetişimciler, herkes içlerinde bir şey hissetti. Ölümlüler yalnızca gizemli bir hissiyat deneyimleyebildi, lakin bütün yetişimciler paniklemeye başladı.

 

Zhao’daki birkaç Kadim Ruh yetişimcisinin ifadesi büyük oranda değişti ve neler döndüğünü kontrol etmek için çeşitli tarikatlardan ortaya çıktılar. Ancak, yetişim seviyeleriyle, sadece hissedebiliyorlardı, nereden geldiğini bulamıyorlardı.

 

Onları geç, Xuan Dao Tarikatı’nda kalan birkaç Kadim Ruh yetişimcisi bile arka dağdaki bu hissiyatın kaynağını bilmiyordu.

 

O vakit, Wang Lin herkesin hissiyatını hissetti. Panik ve şaşkınlığı, kafa karışıklığı ve şoku ve bütün böyle çeşitli hisler önünde uzanıyordu.

 

Yavaş yavaş, Zhao ülkesinin tamamında bulutlar, havada hiç bulut ve rüzgar kalmayana değin kayboldu. Sadece bir huzur hissi kaldı. Bu huzurda, yaşam ve ölüm etki alanından etkilenen bütün ölümlüler ve yetişimciler sakinleşti.

 

Ölümlü dünyada, kraldan hizmetçilere, herkes bir yöne doğru boyun eğiyordu.

 

Bu yetişimciler için dahi doğruydu, ulaştıkları yetişim seviyesi ne olursa olsun farksızdı.

 

Sakinlik hissi yayılırken, birkaç Kadim Ruh yetişimcisi bu göksel değişimin Xuan Dao Tarikatı’ndan geldiğini fark etti.

 

Xuan Dao Tarikatı birkaç Kadim Ruh yetişimcisi herkese ayrılmasını emrettikten sonra şimdi boştu. Xuan Dao Tariaktı’nın tüm öğrencileri tarikatın dışında diz çöküyordu.

 

Bu Kadim Ruh yetişimcileri neler döndüğü hakkında bir varsayımları varken hepsi epey endişeliydi. Bu varsayım burada Ruh Oluşturma aşamasına ulaşan bir misafirin olduğuydu, lakin bu varsayım aşırı inanılmazdı ve epey endişelenmelerine neden oldu.

 

Gökyüzünde bu tür değişimleri hiç deneyimlemeseler de, antik kayıtlarda okumuşlardı. Kayıtlardakinden biraz farklıydı, lakin bu tür bir değişim ancak birisi Ruh Oluşturma aşamasına ulaşırken yaşanırdı.

 

O anda, kalan Kadim Ruh yetişimcilerinin zihninde bir soru belirdi.

 

Burada Ruh Oluşturma aşamasına ulaşan da kimdi? Neden bu kişi burayı seçmişti... Acaba Zhou’dan olabilir miydi?

 

Az çok neler olduğunu anlayanların bu düşüncesi son derece heyecanlanmalarına neden oldu. Bu tür bir heyecan daha önce hiç hissetmedikleri bir şeydi.

 

Wang Lin mağarada bağdaş kurarak oturuyordu ve o anda bedeni rengarenk bir ışık yayıyordu. Bu ışıkta, Wang Lin bir ölümsüzün havasına sahipti.

 

Yavaş yavaş, alnından tam olarak Wang Lin’e benzeyen küçük bir figür çıktı. Bu Kadim Ruh’u idi.

 

 







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18179 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37504 Bölüm Sayısı


creator
manga tr