Bölüm 279: Cennet’e Başkaldıran Boncuk’taki Değişiklikler

avatar
1031 0

Xian Ni - Bölüm 279: Cennet’e Başkaldıran Boncuk’taki Değişiklikler


Çevirmen: Zawoske

Editör: Lord Viole Grace


Bu Wang Lin’di!

 

Cennet’e Başkaldıran Boncuk Toprak Ruhu’nu özümsedikten sonra gizemli bir değişim geçirmişti. Öncesinde, içinde beş yıl kalması imkansızdı.

 

Lakin toprak elementi tamamlandıktan sonra, Wang Lin’in içeride harcayabileceği zaman öncesinden çok daha uzundu.

 

Cennet’e Başkaldıran Boncuk’un boyutundaki büyük değişiklik artık içeride biraz ruhsal enerjinin olmasıydı. Öncesinde hiç yoktu.

 

Bu ruhsal enerji dışarıya göre çok daha saftı. Wang Lin hiç kutsal ruhsal enerjiyi hissetmese de, boncuktaki ruhsal enerjinin kutsal ruhsal enerjiden biraz daha az saf olduğunu düşünüyordu.

 

Bütün bunlara ek olarak, en önemli değişiklik Cennet’e Başkaldıran Boncuk’un içindeki bütün küçük ışık kaynaklarının toplanıp gökte beş büyük ışık yığını oluşturmasıydı.

 

Beş ışık yığını arasında, üçü parlakça ışıldıyor, birisi hafifçe ışıldıyor ve sonuncusu hiç renk olmadan, son derece donuktu. Kavrama yeteneğiyle, bu beş ışık yığınının elementlerle alakalı olduğunu fark etti.

 

Wang Lin Cennet’e Başkaldıran Boncuk’un içinde ışık yığınlarını gözlemleyerek yıllarını harcamıştı. Kavrama yeteneğiyle, bu beş ışık yığınının elementlerle alakalı olduğunu fark etti.

 

Büyük ihtimalle bu beş ışık yığını Cennet’e Başkaldıran Boncuk’un topladığı element enerjisinden oluşmuştu. Parlakça ışıldayan üçlü su, toprak ve ateş elementleriydi.

 

Yarı parlayan ağaç elementiydi.

 

Tamamen sönük olan ışıksa, metal elementiydi.

 

Wang Lin’in Cennet’e Başkaldıran Boncuk’u gözlemlediği yıllarda, ışıklardan epeyi gizemli bir hissiyat aldı. Adeta hayattaydılar.

 

Yetişimi Wang Lin’den yüksek birisi boncuğun içinde olsaydı dahi, bunu fark etmede zor zaman geçirirdi. Wang Lin yaşam ve ölüm etki alanını çalışırken bunu fark edebilmişti. Bir aydınlanma anında, ışık yığınlarının içindeki yaşamı tespit edebildi.

 

Bu keşif birdenbire ışık yığınlarına olan ilgisini arttırdı.

 

Si Tu Nan bir keresinde Cennet’e Başkaldıran Boncuk’un belirmesinin Suzaku’daki bütün zirve yetişimcileri ve hatta diğer gezegenlerden bile yetişimcilerin gelmesine ve uğruna savaşmasına neden olduğunu söylemişti. Bedenini kaybettikten sonra, Kadim Ruh’u Cennet’e Başkaldıran Boncuk’a kaçmış ve zar zor hayatta kalmıştı.

 

Bir dizi olayın ardından, bu yetişimcilerden kaçabilmişti. Bir sürü yıl sonra, boncuk bir kuşun karnına girmiş ve ardından Wang Lin tarafından bulunmuştu.

 

Wang Lin bu Cennet’e Başkaldıran Boncuk’a 400 yılı aşkın zamandır sahipti, ama hala asıl özelliğini bulmayı başaramamıştı. Ona göre, bu boncuk sadece zamanı belli bir derecede yavaşlatabiliyor ve normal suyu ruhsal sıvıya çevirebiliyordu.

 

Bu özellikler Ruh Oluşturma aşamasının altındaki yetişimciler için son derece işe yararlıydı, ama Ruh Oluşturma ve üzerindeki yetişimciler için işe yaramazdı.

 

Sonuçta, Ruh Oluşturma aşamasına geçen yetişimciler için, ölümlü dünyadaki ruhsal enerji yetişim yapmak için yeterince saf değildi. Sadece kutsal ruhsal enerji kullanılabilirdi, dolayısıyla bu ölümlü dünya ruhsal enerjisi gerçekten onlar için ilgi çekici değildi.

 

Suyu ruhsal enerji yapmak ve zamanı durdurmak oldukça işe yarar olsa da, sadece bu özelliklerle, Suzaku’nun ve diğer gezegenlerin zirve yetişimcilerinin gelip boncuk uğruna savaşması doğru gözükmüyordu.

 

Wang Lin bu Cennet’e Başkaldıran Boncuk’un kesinlikle başka özellikleri olduğuna inanıyordu. Başka türlü neden bütün o güçlü yetişimciler uğruna savaşırdı ki?

 

Si Tu Nan daha öncesinde, yıllarca çalışmanın ardından, Cennet’e Başkaldıran Boncuk’un sadece beş element tamamlanınca gerçek doğasını göstereceğini düşündüğünü söylemişti. Belki o noktada, gücünün birazını nihayet açığa çıkaracaktı.

 

Wang Lin’in Cennet’e Başkaldıran Boncuk’un gerçek gücüne olan ilgisi zamanla sadece sönmemekle kalmamış, aksine genç adam daha da ilgili bir hal almıştı.

 

Hatta beş ışık yığının beyaz cübbeli kadının sahip olduğu beş element ruhu gibi olacağına dair bir umudu bile vardı.

 

Tabii ki, bütün bunlar yalnızca varsayımdı.

 

Wang Lin yeni Xue Yue’de durdu ve derin bir nefes verdi. Beş ışık yığınını incelemenin yanı sıra,, zamanının geri kalanını yaşam ve ölüm etki alanına çalışarak harcamıştı.

 

Cennet’e Başkaldıran Boncuk’un boyutunda on yılı aşkın zaman harcamıştı, lakin bir nedenden dolayı, yaşam ve ölüm etki alanını çalıştığında, Cennet’e Başkaldıran Boncuk’un boyutunun zamanı durdurma gücü etkisini kaybediyordu.

 

Dışarıda beş yıl geçmişti. Boncukta ne kadar geçse de, etki alanı için hala beş yıldı.

 

Bu durum Wang Lin’i büyük ölçüde afallatı. O anda, Wang Lin kendi yetişim seviyesini hissetti. Nihayetinde Ruh Oluşturma aşamasına ulaşmadan önce etki alanına sadece dört yılcık daha çalışması gerekiyordu.

 

Wang Lin Ruh Oluşturma aşamasına ulaşınca, o orta aşama Ruh Oluşturma’daki yaşlı kadınla karşılaşırsa, ilahi ceza olmadan dahi savaşabileceğini düşünüyordu.

 

Wang Lin Cennet’e Başkaldıran Boncuk’un boyutundan ayrılmaya zorlandı. Bütün değişikliklerle bile, beş yıl sınırıydı. Bir süreliğine, Wang Lin içinde bu kadar uzun kalamayacaktı.

 

Wang Lin derin bir iç çekti. Uçmak yerine, yavaşça yürüyerek ilerledi. Hasır şapkayı kaldırdı ve yavaşça buz bölgesinde yürüdü.

 

Kar hiddetliydi ve ne zaman derin bir nefes alsa soğuk hava bedenini işgal etmeye çalışıyordu. Uzun bir süre sonra, mesafede buzdan bir şehir gördü.

 

Şehrin merkezinde gizemli bir ışık yayan bir boncukla birlikte otuz küsür kata sahip bir buz kulesi vardı.

 

Ayaklarının altındaki toprak şimdi yeni Xue Yue’ye aitti, dolayısıyla gerçekten bu konuya karışma hakkı yoktu. Sadece, sonraki dört yılını Ruh Oluşturma aşamasına ulaşmak adına harcayacağı sessiz bir yer bulmak istiyordu.

 

Wang Lin buz şehre vardığında, bir ölümlüden farklı gözükmüyordu.

 

Xue Yue de ölümlülere sahipti. Yeni bölgeye göç ettikten sonra, yetişimcilerin yardımıyla yeni şehirler inşa etmiştiler.

 

Wang Lin sessizce şehirde belirdi. Bütün o buz evlere bakarken, yabancı bir yerde gibi hissetmeden edemedi.

 

Dışarıda yürüyen çok insan yoktu ve pek restoran veya han da yoktu. Şehirde en sık görülen manzara buz heykel dükkanlarıydı.

 

Neredeyse her evin dışında bir keskiyle birlikte devasa bir buz bloğunu oyarak, oldukça kaba buz heykeller yapan birisi vardı. Bu insanlarda garip bir şey vardı.

 

Yol boyunca, kimse konuşmadı. Ya hepsi bir yere yetişmek için acele ediyordu ya da buzu oymaya odaklanmışlardı.

 

Ayrıca, ne zaman bir buz heykel tamamlansa, yakındaki bütün ölümler buz kulesine göndermek için yardım ediyordu.

 

Buz heykelleri oraya bıraktıktan sonra, kuleden birisi kabul etmek için dışarı çıkardı.

 

Wang Lin biraz düşündü. Görünüşü uygun değil gibi gözüküyordu, dolayısıyla diğerleri çoktan ona dikkat etmeye başlamıştı. Derin bir nefes verdi ve ayrılmak için döndü. Issız bir bölgeye ulaşınca, kayboldu.

 

Göz açıp kapayana kadar, bir yıl geçti. Bu yıl sırasında, Wang Lin Xue Yue’nin her yerine gitti ve neredeyse her şehre girdi. İlk şehre gittikten sonra diğer Xue Yue ölümlüleri gibi giyinmeye başladığından insanlar artık ona pek dikkat etmiyordu. Artık hayvan kürkünden yapılma kiyafetler giyiyor ve hayvan postunu şapka gibi takıyordu.

 

Wang Lin buradaki bir yılı sırasında Xue Yue hakkında bir sürü şey öğrenmişti. Xue Yue’nin ölümlüleri yalnızca yetişimciler için buz heykel oluşturmak amacıyla varlığını sürdürüyordu.

 

Yaşamak adına gereken şeylerle takas etmek için buz heykeller yapıyorlardı.

 

Xue Yue’de kraliyet aileleri veya benzer şeyler yoktu. Aksine, her şehir güçlü bir yetişimciye aitti.

 

Wang Lin bu geçen yılda buz heykellerin ne işe yaradığını bulmuştu. Yetişimciler onları alıyor, üzerlerine bir formasyon yerleştiriyor ve ardından hayata getirmek için özel bir teknik kullanarak, kukla benzeri bir şey yapıyordu.

 

Bu yöntem oldukça gizemliydi. Xue Yue yetişimcilerinin merkez özünü kullanmalarını gerektiriyordu. Wang Lin uzun bir süre incelemişti ve hala bir şey öğrenememişti.

 

Buz heykellere sonra ne olduğuna gelirsek, büyük bir miktarı diğer yetişim ülkelerine satılıyordu. Fiyatları buz heykelin sergilediği yetişim seviyesine dayanıyordu.

 

En pahalı buz heykeller Kadim Ruh seviyesindeydi. Wang Lin ziyaret ettiği bütün şehirlerden sadece birkaçında yapıldığını görmüştü. Bir tane yapmanın başarısızlık oranı olağanüstü derecede yüksekti.

 

Ruh Oluşturma buz heykellerine gelirsek, Wang Lin birini yapabilen bir şehir hala bulamamıştı. Bu tür kuklaların yapılması muhtemelen aşırı zordu, hatta imkansızdı. Kolayca yapılabilseydiler, o vakit Xue Yue yetişimcilerinin gücü akılalmaz bir seviyeye ulaşırdı.

 

Bu yılda, Wang Lin üç kere büyük miktarda buz heykellerin başka dördüncü derece ülkeler tarafından alındığına tanıklık etmişti.

 

Bu buz heykellerin yapılması için büyük miktarda malzeme lazımdı, lakin bunlar Xue Yue’nin temel taşlarıydı, dolayısıyla hiçbir harcamadan kaçınılmıyordu.

 

Bütün bunlara ek olarak, bu bölgede ruh damarlarını kazmaya başlayan büyük miktarda ölümlü vardı.

 

Yaptıkları her şey yetişimcilere hizmet etmek için olduğundan ölümlülerin köleler oldukları söylenebilirdi. Wang Lin’i en çok afallatan şey ölümlülerin bunu yapmaktan gurur duymasıydı; bu tür bir tutumu reddetmiyorlardı.

 

Aşırı çalışsalar bile, şikayet eden yoktu.

 

Burada bir yıl geçirdikten sonra Wang Lin bir sonuca ulaşmıştı: Xue Yue epeyi garip bir ülkeydi.

 

Wang Lin’i şoke eden bir şey daha vardı. Bütün ölümlüler yanlarında küçük bir buz heykel taşıyordu. Bu heykeller kendi şehirlerindeki en güçlü yetişimciye bağlıydı. Ne kadar yorgun olsalar da, hatta ölüyor olsalar dahi, her sabah ve akşam küçük buz heykeli dua etmek için çıkartırlardı. Tamamen teslimiyetle yere diz çökerlerdi.

 

Bütün bu inanılmaz şeyler Wang Lin’in Xue Yue hakkında son derece garip bir hisse sahip olmasına neden oldu. Bu ülke, tıpkı kendisini kaplayan kar ve buz gibi, canlılık veya yaşam belirtisine sahip değildi.

 

Gökyüzü de aynıydı. Nereye gitse bu donuk hissiyat vardı.

 

 







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18326 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37554 Bölüm Sayısı


creator
manga tr