Bölüm 273: Xue Yue Saldırır

avatar
1075 0

Xian Ni - Bölüm 273: Xue Yue Saldırır


Çevirmen: Zawoske

Editör: Lord Viole Grace


Wang Lin Da Niu ve karısının ayrılışını izlerken orada uzun süre durdu. 30 yılı aşkın zaman önce, Da Niu yalnızca bir çocuktu, lakin göz açıp kapayıncaya kadar, çoktan orta yaşlı bir adam olup çıkıvermişti.

 

Tıpkı hayat ve yaşam etki alanı gibi, bu dünyada yaşam ve ölüm gibi şeylerden kaçmak zordu.

 

Wang Lin tekrardan ışık perdesini işaret ettiği sırada gülümsedi. Bir parıltıyla, ışık perdesindeki tünel kapandı. Wang Lin kafasını kaldırdı ve etrafına bakındı. Dört Tarikat Birliği’nden ayrılmaya acelesi yoktu, zira hala başarmadığı bir hedefi vardı.

 

Bu Yağmur Kazan’ını elde etmek!

 

Bu Yağmur Kazanı Dört Tarikat Birliği için bir felaketti, lakin Ruh Değişimi aşamasına ulaşmak için Ruh Oluşturma yetişimcileri adına bir hazineydi de.

 

Wang Lin’e göre, bu Yağmur Kazanı gelecekte ihtiyaç duyacağı bir şeydi. Wang Lin etrafındaki enerjinin önceki kadar saf olmadığını hissedebiliyordu.

 

Sanki ruhsal enerji kirle kaplıydı. Son yıllarda ruhsal enerjide bir değişiklik olduğundan değildi, bunun yerine Wang Lin’in yetişimi arttığından, bu sorunu tespit edebiliyordu.

 

Bu ruhsal enerji Ruh Oluşturma aşamasının altındaki yetişimciler için zararsızdı, çünkü barındırdığı safsızlıkları tespit edemiyorlardı.

 

Lakin Ruh Oluşturma aşamasına ulaştıktan sonra ilerlemek için, bu ruhsal enerji ölümcüldü. Cennet’e Başkaldıran Boncuk’taki ruh sıvısına gelirsek, belki de beş element tamam olmadığındandır, saflığı hala biraz eksikti.

 

Ancak, beş element elde etmek basitçe aşırı zordu. Su elementi dışında, birini doldurmak için bile ateş elementinde olduğu gibi bir metruk yaratık bulmalıydı.

 

Diğer birkaç eksik elementle eşleşen metruk yaratıkların ruhları gerekiyordu, bu yüzden Wang Lin geçen dört yüz yılda bunu tamamlamayı başaramamıştı.

 

Wang Lin Kutsal Qi elde etmek adına Kutsal Kapı’ya girmek zorundaydı, bu yüzden bakışlarını Yağmur Kazan’ına dikti.

 

Şu anda besbelli Yağmur Kazanı’nı almaya çalışmak için doğru zaman değildi. Doğru zaman Xue Yue istilası başladığında gelecekti.

 

Bunu düşünerek, büyük bir kar dağı bulup içine gömülürken Wang Lin’in gözleri sakinlikle kaplandı.

 

Bedeni kara gömüldüğü sırada, kısıtlama bayrağını çıkardı ve kendisini çevreledi. Çok geçmeden Wang Lin kar dağının içinde kayboldu.

 

Wang Lin Xue Yue ne zaman gelir bilmiyordu, dolayısıyla acele etmeli ve Yağmur Kazanı’nı elde etme şansını arttırmak için Ruh Oluşturma aşamasına ulaşmaya kendisini hazırlamalıydı.

 

Göz açıp kapayıncaya kadar, bir yıl geçti. Ya gökyüzündeki formasyonların etki etmesi sayesinde ya da Xue Yue yetişimcileri yakında geleceğinden, kar yavaş yavaş azaldı.

 

Bütün Dört Tarikat Birliği karla kaplıydı. Bu geçen yılda, büyük miktarda ölümlü ölmüştü. Cesetler gözükmese de, her adım karla ve ölü bedenlerle kaplıydı. Dört Tarikat Birliği’nin ölümlü dünyası bir mezara dönmüştü.

 

Aslında, Dört Tarikat Briliği iki kısma ayrılmıştı. Bir taraf saklanmak ve her şey ortaya çıkana kadar beklemek isterken diğeri sonuna kadar savaşmak istiyordu. Ne de olsa, Xue yue de 4.derece bir yetişim ülkesiydi.

 

Günlerden birinde, gökyüzündeki yarıklardan büyük miktarda soğuk aura sızdı ve Dört Tarikat Birliği’nin merkezindeki yarıklardan birinden bir kız çıktı.

 

Bu kız tıpkı bir buz kraliçesi gibi beyaz bir elbise giyiyordu. Güzel değildi, lakin yüzündeki soğukluk bütün kardan dahi saha soğuk gözüküyordu.

 

Yarıktan çıktı, ardından sağ elini kaldırmadan önce yere baktı ve rastgele gökyüzünü işaret etti. Birdenbire, gökte sayısız yarık belirdi ve çabucak genişledi.

 

Tıpkı aynalar kırılıyormuş gibi, çatlama sesleri, hızlıca Dört Tarikat Birliği boyunca yayıldı. Aynı zamanda, karı engelleyen formasyonlar parçalara ayrıldı ve Dört Tarikat Birliği’nin dört bucağına düştüler.

 

Kısa süre sonra, yarıktan beyaz cübbeler giyen sayısız yetişimci çıktı. Aralarında ortak bir şey vardı: yüzlerindeki soğukluk. Bu soğukluk Dört Tarikat Birliği’nin her köşesine yayıldı.

 

Bir öldürme arzusu dalgası Dört Tarikat Birliği’ni kapladı.

 

Aynı zamanda, Dört Tarikat Birliği’nin sayısız yetişimcilerinden hiçbiri belirmeyerek, Xue Yue’nin bütün yetişimcilerinin birer birer ortaya çıkmasına izin verdiler.

 

Yavaşça, daha da çok Xue Yue gelişmcisi belirdi. Kimse tek kelime etmedi. Herkesin bakışları beyaz giyimli kızdaydı.

 

Uzaktakiler bile kıza bakıyordu.

 

Kız aşağıyı işaret ettiği sırada gözleri soğukluğunu sonuna kadar etrafa saçıyordu. Bu basit hareket Xue Yue’den bütün yetişimcilerinin bir beyaz ışık huzmesi halinde gökyüzünden inişe geçmesine sebebiyet verdi.

 

Birkaçı harekete geçince, zincirleme bir reaksiyona neden oldu. Bütün Xue Yue yetişimcileri iniyordu.

 

Lakin gökyüzünden inerlerken, batı, doğu, kuzey ve güneyden dört ışık huzmesi atıldı.

 

Göğü taşıyabilecek gibi gözüken, camgöbeği, kırmızı, mor ve beyaz ışık sütunları belirdi. Sütunların tepesinde, yavaşça devasa figürler oluştu. Figürler nihayetinde oluştuklarında, deri zırh giyen antik barbarlar açığa çıktı.

 

Devasa barbarlara yakından bakılsa, her birinin göğsünün içinde bir yetişimci olduğu görülürdü. Bu kişinin yetişim seviyesini görmek mümkün olmasa da, düşük olamazdı.

 

Devasa antik barbarlar birer birer sütunlardan ayrıldı ve Xue Yue yetişimcilerine doğru atıldılar.

 

Bu barbarlardan büyük miktarda vardı. Attıkları her adım yeryüzü ve gökyüzünün titremesine neden oluyordu.

 

Antik barbarlar atılırken, doğudaki Beyaz Bulut Tarikatı’ndan hiddetli bir kükreme duyuldu. Devasa, siyah bir kaya havaya süzüldü. Bu kayanın üzerinde dokuz zincirle bağlı yaşlı bir adam vardı.

 

Bu yaşlı admaın yüzü sarıydı ve bir deri bir kemikti. Bedeni bir ölüm aurasıyla kaplıydı ve birkaç kumaş parçası dışında üzerinde neredeyse hiç kıyafet yoktu.

 

Saçları her yana dağılmıştı, Xue Yue yetişimcilerine bakarken dudaklarını yaladı.

 

Dili epey uzundu. Ortaya çıktığında, bir iblis gibi gözükmesine neden oldu. Bu görüntü kim olursa olsun o kişiyi şoke ederdi.

 

Kısa süre sonra, güneydeki Su Mürekkep Tarikatı’ndan bir kükreme yükseldi. Devasa, bronz bir kazan Su Mürekkep Tarikatı’nın arka dağından yavaşça göğe yükseldi. Bu bronz kazanın üzerine kazınmış sayısız büyü vardı. Ayrıca kadim bir aura da yayıyordu.

 

Kırmızı bir cübbe giyen yaşlı bir adam bronz kazanın üzerinde oturuyor ve sakince gökyüzüne bakıyordu.

 

Batıdaki Yeşil Odun Tarikatı da geleneği bozmaya cüret edemedi. Doğu ve kuzeyden kükremeler duyulurken, Yeşil Odun Tarikatı’ndan havaya devasa bir siyah balçık birikintisi yükseldi. Balçık fokurduyordu ve ara sıra, tamamen acı çeken bir çehre yüzeyinde beliriyordu.

 

Bu siyah balçık belirdiğinde, çevredeki kar bile titriyormuş gibi gözüktü.

 

Ardından, kuzeydeki Kara Ruh Tarikatı’ndan düzenli ve ahenkli genç adam bağırışlarıyla zayıf gözüken bir genç adam belirdi. Genç adam epey solgun gözüküyordu, adeta henüz ciddi bir hastalığı atlatmıştı.

 

Bedeni havada süzülürken, sağ elini bir şeyi çağırmak için salladı. Aniden, Kara Ruh Tarikatı’ndan büyük miktarda kara gaz süzüldü.

 

Kara gaz siyah bir mürekkep fırçası oluşturmak adına bir araya toplandı. Fırça belirdiği anda, gökyüzünün rengi değişti. Kazanın üzerindeki yaşlı adam ve kayaya zincirli yaşlı adam bile fark etti ve şoke oldu.

 

Bu son derece sıradan gözüken mürekkep fırçası yavaşça genç adamın eline uçtu. Fırça eline indiği anda, sağlıklı ve kırmızı bir renk yüzünde belirdi.

 

Dört Tarikat birliği geçen birkaç yılda nasıl hiç hazırlık yapmamış olabilirdi ki? Aslında, hepsi bekliyordu. Bu ülkelerini yok edecek felakette, tarikatlarının son seçeneklerini açığa çıkartıyor ve misilleme yapıyorlardı.

 

Sonuçta, Dört Tarikat Birliği’nin yetişimcilerinin çoğunluğu burada büyümüştü. Xue Yue’nin istilası haberiyle düşünceleri birbirlerinden farklı farklı olsa da, nihayetinde, istilacılarla savaşmak için bir araya geldiler.

 

Çünkü evsiz köpekler olmak istemiyorlardı! Çünkü kendi evlerini bile koruyamayan birisi olmak istemiyorlardı!

 

İnsanların eve ihtiyacı ve yetişimciler de insandı.

 

Bu ölümüne bir savaştı.

 

Bir taraf kolayca diğer tarafı yok edemezse, o zaman sonuna kadar ölümüne bir savaş olacaktı.

 

Beyazlar içindeki kız havada süzülüyordu. Fısıldadığı esnada bakışları soğukluğunu sonuna kadar koruyordu, ‘’Yok edin onları! Burası biz Xue Yue yetişimcileri için yeni ülkemiz olacak!’’

 

Bu sözler ağzından çıktığı anda, bütün Xue Yue yetişimcileri birleşerek bir kükreme kopardı. İnsanlar katıldığı esnada kükreme büyüdü ve sonunda, kız bir mühür oluşturdu ve beş renkli bir ışık belirdi.

 

Beş renkli ışık belirdiğinde, tam olarak onunla aynı gözüken beş kız oluşturdu, lakin bunlar klonları değildi.

 

O anda, Wang Lin Dört Tarikat Birliği’nde kar dağının altında saklanıyordu. İlahi hissi çoktan bölgeyi kaplamıştı. Beş kızın belirdiğini fark ettiğinde, ilahi hissindeki Cennet’e Başkaldıran Boncuk aniden titredi.

 

O anda, gökyüzünde bir sürü ilahi his vardı, dolayısıyla kimse onunkine dikkat etmedi.

 

Wang Lin birdenbire kar dağının altında gözlerini açtı. Gözlerinden garip bir ışık yayılıyordu. Kendi kendine mırıldandı, ‘’Beş Element Ruhları.’’

 

Geçmişte, Cennet’e Başkaldıran Boncuk tek bir ateş ruhu yuttuktan sonra, beş element tamamen dolmuştu. O anda, Wang Lin beş element ruhlarını gördüğünde, kalbi hızlandı. Lakin bu kızın Zhou Wutai’nin bahsettiği kız olup olmadığını bilmediğinden zihninden bu fikri çabucak çıkardı.

 

Ancak bu kız o kız olmasa bile, yine de orta aşama Ruh Oluşturma’daydı. Şu anda halledebileceği birisinden çok yukarıdaydı.

 

 







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18164 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37440 Bölüm Sayısı


creator
manga tr